Erbain yürüyüşünde İmam Hüseyin –s– aşkı en doruk noktasında hissedilen bir durumdur.

Irak’ın ilk sınır kentinden Kerbela’ya kadar olan mesafe hatta araçla katedildiği takdirde çok uzun bir mesafedir ve eğer bu yol yaya olarak katedilecekse, inanılmaz derecede zorlaşır. Bu yol ziyaretçiler için yaya olarak iki hafta sürer. İnsanlar hangi yaşta olursa olsun, bu yolculuğa gündüzleri yakıcı güneş ve geceleri kemikleri sızlatan çöl soğuğunda katlanmak zorundadır.

Ziyaretçilerin arasında tekerlekli sandalye üzerinde oturan yaşlı nine, emzirdiği bebeğini kucağında taşıyan anne, spor kıyafeti ve sağlam fiziği ile genç çocuk, büyük şevkle çarşafını başında tutmaya çalışan ve ellerinde küçük bayrakları taşıyan kız çocukları, yolculuk için hiç bir ciddi teçhizatı veya içinde yatacak çadırı olmaksızın engebeli ve tehlikeli yolu katediyor ve beraberinde İmam Hüseyin –s– aşkından başka pek fazla bir şey taşımıyor. Ellerinde taşıdıkları bayraklar veya dövizler, amaçlarını hem kendilerine ve hem tüm dünyaya hatırlatıyor.

Bu büyük yürüyüşte farklı dilleri konuşan ama hepsi de İmam ve önderlerine aynı derecede aşk ve sevgi besleyen ve hepsi kutsal bir mekana doğru ilerleyen insanlara rastlamak mümkün. Bu insanlar büyük bir şevk ve heyecanla bir an önce hedeflerine ulaşmak ve Hüseyni Erbain’in marifet denizine varmak istiyor.

Pek de yaşlı sayılmıyor, ama beyaz saçları ve ağaran gözleri uzun bir ömrü geride bıraktığını gösteriyor. Kendisini Kemali olarak tanıtıyor. Elindeki asası ile yolunu açıyor ve şöyle diyor: İmam Hüseyin –s– aşkı, kadın erkek, genç yaşlı, sağlıklı hasta tanımıyor. Ehli beyt –s– aşkı mucize yaratıyor. Ben ikinci kez bu ziyaretin niyeti ile bu yürüyüşe katılıyorum. Gözlerimi kutsal savunma yıllarında kaybettim, fakat Erbain’in güzelliklerini gönlümün göz nuru ile görüyorum.

Yol uzak, 80 veya 90 kilometre, katedilmesi zor, fakat Erbain’de yaşananlar ve İmam Hüseyin’in –s– ehli beyti ve hanedanının katlandığı zorluklar, Kerbela’ya kadar yürümenin zorluğundan bin kat fazladır. Çekilen bu zorluklar o büyük insanların katlandığı sıkıntıların karşısında bir hiç denecek kadar azdır.

Kemali şöyle devam ediyor: fakat bu yolda çok güzel anlar yaşanıyor. Yolculuk sırasında İmam Ali –s– ve İmam Hüseyin’in –s– inayetleri göze çarpıyor, öyle ki bu inayetleri fark ettiğinde, güzelliklerin doruğunu idrak edebiliyorum. Bunu ben söylemiyorum, bu büyük yürüyüşe katılan herkes söylüyor ve büyük bir inançla, yüce Allah’ın yardımı bu yürüyüş sırasında çok etkili olduğunu ve Allah teala Erbain’in ardında bunca güzelliği yerleştirdiğini belirtiyor.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin tabiriyle tüm bunlar İmam Hüseyin’in –s– cazibesidir. Ayetullah Hamanei şöyle diyor:

Hüseyni cazibenin başlangıç noktası Erbain günündedir ki Cabir bin Abdullah Ensari’yi Medine’den alıp Kerbela’ya kadar getiriyor. Bu, üzerinden asırlar geçtiği halde benim senin kalbinde hala yaşayan cazibedir.

Evet, bu muazzam hareket, ehli beytin –s– seçkin özelliklerindendir ve içinde hem iman ve hem kalbi inanç ve hem hakiki değerler yatmaktadır. Bu hareket aşk ve sevgidir. Gerçekte aşk ve iman, akıl ve duygu, İmam Hüseyin –s– mektebinin eşsiz özellikleridir ve dünyanın dört bir yanından gelen insanların aşk ve iman dolu hareketi ilahi şiarlardan sayılır.

Nov 17, 2017 19:20 Europe/Istanbul
Görüşler