İmam Humeyni -s- Muhammedi -s- risaletin ayakta kalması için hatta en aziz yakınlarını bu yolda kurban etti. Risalet Hüseyin’in -s- bu fedakarlığı ile yeniden canlandı ve süreklilik kazandı. Hüseyin -s- ilahi vahiy yoluyla İslam Peygamberi’ne -s- nazil olan ve yaygınlaşan İslam’ı sapmaktan kurtardı.

Selam olsun çölün yanan yıldızlarına,

Selam olsun doğranan bedenlere,

Selam olsun mızrakların ucundaki güneşlere,

Selam olsun yerde kalan mazlumiyete,

Selam olun Erbain’e,

Selam olsun vuslatın garip anına,

Selam olsun seni cennetlik kokunla tanıdığım ana,

Selam olsun ana gurbeti kokan o gömleğine,

Selam olsun garibanca yerde bırakılan mutahhar naaşlara,

Selam olsun Ali Asger’in kurumuş ve susamış gırtlağına,

Selam olsun yanan çadırlara kesilen başlara, kül olmuş masumiyete,

Selam olsun sana kardeşim.

İmam Hüseyin’in -s- şehadetinden sonra ilk Erbain’de İslam Peygamberi’nin -s- sevgili sahabesi Cabir bin Abdullah Ensari görme yeteneğini kaybettiği ve çok yaşlandığı bir sırada Kerbela çölüne gelerek İmam Hüseyin -s- ve şehit arkadaşlarının mezarını ziyaret etti. Kerbela faciasında esir düşen Ehl-i Beyt -s- kafilesi de o gün Kerbela’daydı ve bazı Haşimoğulları fertleri ile birlikte ağıt yaktılar.

İslam aleminin büyük alimlerinden Seyyid bin Tavus bu macerayı şöyle anlatıyor: Hüseyin bin Ali’nin -s- Ehl-i Beyt fertleri Şam’dan Irak’a geldiklerinde kafile başına onları Kerbela çölünden geçirmesini söylediler. Kafile Kerbela mezbahına geldiklerinde, orada Cabir bin Abdullah Ensari ve bazı Haşimoğulları fertleri ve Resulullah’ın -s- hanedanından bazıları ile karşılaştılar. Bunlar İmam Hüseyin’in -s- mezarını ziyarete gelmişti. Hepsi birlikte ağıt yakmaya ve yas tutmaya başladılar, öyle ki yürekleri parçaladılar. O yörede yaşayan kadınlar da Ehl-i Beyt fertlerinin yanına geldiler ve bir kaç gün yas tuttular.

Geldi Zeyneb, ama yüreğinde yüz gam vardı,

Toprakta yatan bir Kerbela laleleri vardı Zeyneb’in,

Yüreğinde yüz eski yara, lalelerin acısından,

Mızrağa geçirilen yarası vardı Zeyneb’in

İmam Hüseyin -s- ve vefakar arkadaşlarının yiğitlik, hürriyet, marifet ve ihlasını hatırlatan Erbain’e selam olsun.

Bu günde parlayan bir güneş misali tüm iyilikleri simgeleyen Hüseyin’e -s- biat ediyoruz ve o hazretten bizi de aşıkları arasında kabul etmesini ve bizi de gözetlemesini niyaz ediyoruz.

Aslında Erbain esirler kafilesinin şaşkınlığının sonu değil, Aşura kıyamının boyutlarını genişletmek için bir başlangıçtı. İmam Hüseyin’in -s- Aşura hamasetini yaratmaktan maksadı, insanları aydınlatmak ve bilinçlendirmek ve ayrıca beşeriyeti karanlıktan kurtulmaktı. Bu yüzden bu hedeflerin hakkında tüm insanlığın bilinçlendirilmesi gerekirdi. Şimdi artık herkesin neden İmam Hüseyin’in -s- Muaviye öldükten sonra Yezid’e biat etmediğini bilme zamanı gelmişti. Gerçekten İmam’ın -s- amacı neydi ve neden canı pahasına hedefini savundu?

İslam Peygamberi’nin -s- pak torunu İmam Hüseyin -s- kameri 60 yılında Yezid’e biat etmeyi reddederek gece yarısında Ehl-i Beyt’ni de yanına alarak Mekke’ye ve ardından da Kerbela’ya doğru yola çıktı. İmam Hüseyin -s- o günden ta Aşura gününe kadar ve Mekke’den Kerbela’ya giden yol boyunca her fırsatta ve her menzilde ve karşılaştığı herkesle ve yine Aşura gününde savaş meydanına çıktığında neden Yezid’e biat etmediğini beyan etti.

İmam Hüseyin’in -s- hedefleri arasında en önemli hedefi nehyi münkerdi. O günlerde Yezid çağın en büyük münkeriydi, zira İslam öğretilerine karşı hiç bir sorumluluk taşımıyordu. Gerçekte Yezid İslam dinini ters yüz göstermek ve getirdiği bidatleri ve reva gördüğü zulümleri ile hoşgörüye bile mahal bırakmamıştı ve İmam Hüseyin -s- de bu yüzden aleni bir şekilde Yezid’e karşı çıkmaya başladı.

İmam Hüseyin -s- açıkça şöyle buyuruyordu: Eğer İslamî toplumun hükümdarı Yezid gibi biri olacaksa, o zaman İslam’ın işi bitmiş demektir.

Bu yüzden o hazret bir hutbesinde İslam Peygamberi’nden -s- şu genel emri naklederek şöyle buyuruyor: Eğer bir gün gelir de zalim bir hakim İslam adına topluma hükmederse ve Allah’ın haramını helal ve helalini haram yaparsa ve Allah’ın emirlerine uymaz ve insanlara zulmederse ve eğer kimse onun bu davranışlarına itiraz etmezse, Allah teala kıyamet gününde susan kimse ile zalim hükümdarın konumunu bir tutar, zira o kişi susmakla zalim hükümdarı onaylamış olur. Ey insanlar, bilin ki Yezid toplumda zulmediyor ve Allah’ın emirlerini yerine getirmiyor ve ben onun bu davranışına itiraz etmesi gereken en haklı kişiyim.

Uyuyan bir ümmeti uyandırmak üzere açılan bu nurani ve aydın yolda İmam Hüseyin -s- tüm varlığını Allah yolunda feda etti ve öz İslam’ın nurunu kara bulutların ardından ortaya çıkmasını sağladı.

İmam Cafer Sadık -s- şöyle buyuruyor: Ey yüce Rabbim, İmam Hüseyin -s- her şeyini senin kullarını cahillikten, şaşkınlıktan ve karanlıktan kurtarmak için verdi. Oysa insaniyetini alçak dünyaya satan bir avuç kandırılmış insan ona karşı isyan ettiler ve o hazreti şehit düşürdüler.

İmam Humeyni -s- Muhammedi -s- risaletin ayakta kalması için hatta en aziz yakınlarını bu yolda kurban etti. Risalet Hüseyin’in -s- bu fedakarlığı ile yeniden canlandı ve süreklilik kazandı. Hüseyin -s- ilahi vahiy yoluyla İslam Peygamberi’ne -s- nazil olan ve yaygınlaşan İslam’ı sapmaktan kurtardı. Eğer o hazret tüm varlığını ve Ehl-i Beyt fertlerini feda etmeseydi, bugün öz Muhammedi -s- İslam’dan hiç bir iz geride kalmamış olurdu. Erbain, Aşura’nın ve İmam Hüseyin’in muazzam fedakarlığının tecellisidir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Hüseyni Erbain hakkında şöyle buyuruyor: Kerbela hadisesinde Erbain bir başlangıçtı, yeni bir çıkışın başıydı. Kerbela macerası, o büyük facia yaşandığında ve İmam Hüseyin -s- ve arkadaşları ve sahabesi ve hanedanının emsalsiz fedakarlığı o ortamda gerçekleştiğinde, esirler kafilesi mesajları yaygınlaştırması gerekirdi. Nitekim Hz. Zeyneb -s- ve İmam Seccad’ın -s- hutbeleri ve ifşaatları ve hakikati beyan etmeleri güçlü bir medya gibi bu hadisenin düşüncesini ve hedefini ve yönünü geniş bir alana yayması gerekirdi ve bunu yaptı da... bir çok insan Hz. Zeyneb’in -s- ve İmam Seccad’ın -s- dilinden veya esirlerin durumundan bir çok şeyi anladı. Fakat kim o günkü zulüm ve istibdat ve baskı düzenine karşı durmaya cesaret edebilir di ki? Bu bi ukde gibi müminlerin boğazında kalmıştı. Bu ukde ilk kez Erbain gününde açılmaya başladı ve ilk galeyan Erbain günü Kerbela’da yaşandı.

Evet, şimdi her yıl Erbain geliyor ve bizi İmam Hüseyin’i -s- ziyarete ve o hazreti daha iyi tanımaya ve büyük kıyamının mesajlarını ve eksenlerini gözden geçirmeye ve tüm beşeriyetin kulağına ulaştırmaya davet ediyor.

Evet, Erbain’i ihya etmek ve Kerbela’ya doğru yürümekle Hüseyin bin Ali’nin -s- uğruna kıyam ettiği hedefleri yeniden canlanır ve tüm dünyaya yayılır. İslam tarihi araştırmacısı Dr. Recebi Devani şöyle diyor: Erbain yürüyüşünde büyük bir kitle İmam Hüseyin’e -s- saygı için hareket etmeye başladıklarında o hazretten yardım alır ve istibdatla mücadele yolunu tutar ve sonuçta Hak yolundan şaşmaz. Düşmanlar da asıl bundan korkuyor, zira tüm bunların kökleri İmam Hüseyin -s- kıyamına uzanır.

Erbain ve bu günde düzenlenen merasimler aslında İslam dünyasının dertlerine deva olmakla beraber hakiki İslam’ı tüm dünyaya tanıtmak için en iyi ve en etkili yol olabilecek İslamî şevk ve şuurun eşsiz gösterisidir. Sefer ayının yirminci gününde Irak’ın Kerbela kentinde yaşananların medya aracılığı ile geniş çapta yankılandığında, dünya genelinde tüm insanların dikkatini İslam’a yöneltecektir. Bu insanlar bu muazzam kalabalığın neden Kerbela’da bir araya geldiğini merak edecektir. Onlar kendilerine Hüseyin bin Ali -s- kim ki bunca insan onun mezarını ziyaret etmek için büyük bir şevkle Kerbela’ya akın ediyor? diye soracaktır.

İmam Hüseyin’in -s- mukaddes kıyamında bazı değerler saklıdır. Eğer Erbain ve İmam Hüseyin -s- kıyamı hiç sansüre uğramadan dünya halkına anlatılırsa, o zaman herkes o hazretin yolunu tanıyacaktır. Dünya halkı İmam Hüseyin -s- en düşük imkanlar ve en az sayıda arkadaşı ile zulme karşı durduğunu ve değerleri savunduğunu öğrenince hiç kuşkusuz o hazretin gerçekleştiği kıyamın karşısında eğilecektir.

Hüseyni Erbain önemini ve saygınlığını Aşura hakikatine canlı tutmak ve Seyyidi şüheda’nın -s- hedeflerini beyan etme bakımından bir fırsat olmaktan kazanır. Erbain’e bu bakış ona asalet kazandırır ve Erbain’i, Hz. Zeyneb -s- ve İmam Seccad’ın -s- Yezid meclisinde ifşaatı kadar önemli hale getirir. Erbain’i anmak, Hz. Zeyneb’in -s- ameli ve Aşura faciasından sonra hayatta kalanların görev ve sorumluluğunun aynısıdır. Bir başka ifade ile, Erbain bu şekilde coşkulu bir şekilde devam ettiği sürece Aşura kıyamı da aynı şekilde devam edecek ve bu sayede İslam da ayakta kalarak yayılacaktır.

Oct 29, 2018 19:30 Europe/Istanbul
Görüşler