Son yıllarda her yıl 15 ila 20 milyon kadar İmam Hüseyin -s- hayranı “Hüseyin’i -s- seveni Allah da sever” şiarı ile İslam Peygamberi’nin -s- sevgili torununun şehadetinin kırkıncı gününün yıldönümü Erbain’de Irak’ın Kerbela kentinin yolunu tutuyor. Bu milyonluk kalabalığın en önemli şiarı ise barış ve sıhhat şiarından ibarettir.

Kuşkusuz bu şiarın gerçekleşmesi yüce Allah’ı hoşnut eden ve rızasına vesile olan bir şiardır. Allah teala tüm milletlerden ve toplumlardan barış ve huzur içinde bir arada yaşamalarını ve insani ve ahlaki değerlerin çerçevesinde birbirine karşılıklı saygı duymalarını ve birbirinin haklarını korumalarını ve bunu yaparken de akıl ve tedbirlerini kullanmalarını ve böylece başka hiç bir devlet veya milletin kendine başka milletlere yönelik zorbalık yapmalarına ve onların servetlerini yağmalamaya izin vermemelerini buyurmuştur.

Kuşkusuz milletler ve toplumlar da insanlar gibi çeşitli yetenekleri ve kapasiteleri vardır ve her millet veya toplum yetenekli olduğu zeminlerde faaliyet yürüterek gelişmesi gerekir. bu yüzden Kur'an'ı Kerim evrensel bir şiarı gündeme getirerek şöyle buyurur:

Ey iman edenler! Hep birden barışa girin.

Şimdi dünyanın bu köşesinde, Kerbela’da muazzam barış ve sıhhat kongresi düzenlenmektedir. Bu kongrenin katılımcıları ülkelerin resmi yetkilileri değil, çeşitli ülkelerden çeşitli halk kesimlerinden insanlardır. Bu insanlar aralarında hiç bir sıkıntı ve soru olmaksızın hepsi birbirine samimi bir şekilde kucak açıyor ve birbirini kucaklıyor. Burada tüm evlerin kapıları Kerbela’da toplanan insanlara açıktır. Burada halk sofralarını büyük bir ihlasla ve hiç bir karşılık beklemeksizin ziyaretçilere, kim olursa olsun, nereden gelmişse gelsin, açıyor.

Bu muazzam kongrenin zamanı Hüseyni Erbain’e denk geliyor. Bu insanlar Kerbela tarihinde en büyük Hüseyni kongreyi kayda geçiriyor, hem de yalın ayak ve teröristlerden gelen tüm muhtemel tehditlere rağmen bunu yapıyorlar. İmam Hüseyin -s- için yas tutan bir insanlar Necef’ten ve diğer bölgelerden yalın ayak Kerbela’ya doğru ilerliyor ve büyük bir hareketi ve dini ve kültürel muazzam bir kapasiteyi gözler önüne seriyor.

Erbain yürüyüşüne katılan insan hangi mezhepten olursa olsun, her türlü dinî ve mezhebî sınırlardan bağımsız olarak bu etkinliğe katılıyor ve İmam Hüseyin’e -s- yönelik aşk ve sevgisini gözler önüne seriyor,... ister Şii ister Sünni Müslüman olsun, ister boynunda haç asılı bir Hristiyan olsun, hatta ister bir budist olsun, fark etmez. Erbain tüm dinî ve mezhebî sınırları yıkan ve İmam Hüseyin’den -s- evrensel ve tamamen insani ve mezheplerin ötesinde bir imaj sunan etkinliktir.

Peki ama, Erbain ve İmam Hüseyin -s- ziyareti ne anlama gelir ve hedefi nedir?

İranlı araştırmacı yazar Dr. Muhammed Rıza Sengeri bu soruya şöyle cevap veriyor: Bu nokta, erdem kavramına işaret eden Erbain’de yatan manadır. Erbain İmam Hüseyin’in -s- şehadetinin kırkıncı gününün yıldönümüdür. Kırk, kemale erme sınırıdır. İslam Peygamberi -s- kırk yaşında peygamberlik mertebesine nail olmuştur. Kur'an'ı Kerim’de belirtildiği üzere yüce Allah peygamberi Musa’ya 30 gün dağda kalmasını buyurduğunda bu süreyi on gün ekleyerek tamamladığını buyurmuştur.

Dr. Sengeri şöyle devam ediyor: Erbain ziyareti gerçekte sembolik ve simgesel bir harekettir, bu yolu sonuna kadar gitmek ve yarıda bırakmamak gerektiğini söylemek içindir. Bir amelin üzerinde durmak, o ameli başlamaktan daha zordur. Dolaysıyla bir ülkünün üzerinde durmak, inançların üzerinde ısrar etmek, gevşememek ve yolu kaybetmemek, İmam Hüseyin -s- hayranları ve ziyaretçilerin yaptığı yürüyüşün anlamıdır. Erbain ziyaretnamesinde okuduğumuz gibi, İmam Hüseyin -s- cahilliği kırmak ve şaşkınlıklara son vermek için canını feda etti. Erbain yürüyüşüne katılmak, bu ülküyü gerçekleştirmektir, cahillik perdelerini aralamaktır, şaşkınlıktan çıkmak ve aydınlığa doğru ilerlemektir. Erbain’in açık mesajı budur.

İmam Hüseyin -s- hayranları ve sevenlerinin yürüyüş felsefesi kameri birinci yüzyıla dayanır. İlk ziyaretçi İslam Peygamberi’nin -s- sevgili sahabesi Cabir bin Abdullah Ensari’dir. Ensari İmam Hüseyin’in -s- ilk Erbain gününün sabahında Kerbela çölüne ulaşan kişidir. Aynı günde Hz. Zeyneb -s- ve İmam Seccad -s- da 84 kişinin eşliğinde Kerbela çölüne ulaştılar ve burada yas tuttular ve ağıtlar yaktılar.

Atiyye Ufi şöyle anlatıyor: Cabir bin Abdullah ile birlikte İmam Hüseyin’in -s- mezarını ziyaret etmek üzere yola çıktık. Kerbela’ya vardığımızda, Cabir Fırat’ın kıyısına gitti ve boy abdesti aldı ve üzerini değişti ve içinde hoş koku olan bir torbayı açarak kendine hoş kokular sürdü ve attığı her adımda Allah’ı zikrederek mukaddes mezarın yakınına kadar geldi ve gözleri görmediğinden bana “elimi mezarın üzerine koy” dedi. Elini mezarın üzerine koyduğumda mezarın üstüne yığılarak bayıldı. Ben de yüzüne su serptim, ta ki kendine geldi. Ardından üç kez şöyle dedi: Ey Hüseyin, ben şahadet ediyorum ki sen en iyi peygamberin evladı ve müminlerin en büyüğünün evladısın. Sen hidayet ve takva sülalesinin evladı ve kesa ve aba ashabının beşincisisin. Sen nakilerin en büyüğünün evladı, kadınların efendisi Fatıma’nın evladısın. Neden böyle olmasın, zira sen peygamberlerin efendisinin eliyle beslendin ve muttaki insanların eteğinde yetiştin ve imanla emzirildin ve pak yaşadın ve pak bu dünyadan ayrıldın ve müminlerin yüreğini hicranınla yaktın. O zaman Allah’ın selamı ve rıdvanı üzerine olun. Sen kardeşin Yahya bin Zekeriyya’nın şehit olduğu aynı şekilde şehit oldun.

Atiyye Ufi şöyle devam ediyor:

Cabir daha sonra başını mezarın çevresinde dolaştırdı ve şöyle dedi: selam olsun size ey Hüseyin’in yanı başında yatanlar. Şahadet ediyorum ki sizler namazınızı kıldınız, zekatınızı verdiniz, emri maruf ve nehyi münker yaptınız, küfür ve ilhadla mücadele ve cihat ettiniz ve Allah’a ölünceye dek ibadet ettiniz; peygamberi hak olarak mebus eden Allah’a yemin ederim biz siz şehitlerin içine girdiğiniz şeye ortağız.

Cabir’e, ama biz bir şey yapmadık ki!? dedim. cabir şöyle dedi: Habibim Resulullah’tan duymuştum ki şöyle buyurdu: kim bir grubu seviyorsa, onlarla mahşur olur ve kim bir cemaatin amelini seviyorsa, onların ameline ortak olur.

Bu arada Erbain ziyareti bir tek İmam Hüseyin’e -s- özel bir ziyaret olduğu ve başka masumların hiç biri için böyle bir ziyaret belirlenmediği belirtilmelidir. Erbain ziyaretinin en önemli varlık felsefesi, bu günde Kerbela şehitlerinin mübarek başları İmam Seccad -s- tarafından bedenleri ile birleştirilmeleri ve pak mezarlarının ziyaret edilmesi şeklinde beyan ediliyor.

Büyük bilgin Ebu Reyhan Biruni şöyle diyor: 20 Sefer’de İmam Hüseyin’in -s- mutahhar başı bedenine iade edilerek birlikte toprağa verildi ve o gün Erbain ziyareti oldu.

Cabir bin Abdullah Ensari’den sonra da bir çok büyük alim yaya olarak Kerbela’yı ziyaret etmiştir. İmam Hüseyin’in -s- mezarını ziyaret etmek üzere defalarca yaya olarak Kerbela’ya gelen Şia Müslümanların büyük alimlerinden Mirza Cevad Ağa Meleki Tebrizi şöyle diyor: Her Müslümana 20 Safer’de (Erbain’de) matem tutması ve şehit imamın mezarını ziyaret etmeye çalışması gerekir, gerçi ömrü boyunca bunu bir kez yapmış olsa bile, zire hadis-i şerifte müminin işaretlerinden biri, Erbain ziyareti zikredilmiştir.

Böylece son yıllarda Erbain yürüyüşü etkinliği hızla gelişmeye başlamıştır. Dr. Muhammed Rıza Sengeri Erbain yürüyüşü hakkında şöyle diyor:

Erbain ziyareti sırf tarihi bir bakış değil, marifet bilimi temelinde bir bakıştır. Erbain yürüyüşünde bizler İmam Seccad -s- ve Hz. Zeyneb -s- ve esirler kafilesine eşlik etmiş oluruz. Kerbela’da esir düşen bu kafile hezimete uğramış bir kafilenin görünümündeydi. Düşman zafer kutlaması yaptı. Ancak kafile kırk gün sonra Kerbela’ya geri döndüğünde Yezid’in tüm ihtişamı ve gücü yerle bir oldu. Esirler kafilesi İmam Hüseyin’in -s- mazlumiyetini ve Emevilerin zulmünü tüm dünyaya anlattı. Bu zaferi esirler kafilesi elde etti ve en başlarında İmam Seccad -s- ve Hz. Zeyneb -s- yer alıyordu.

Dr. Sengeri şöyle devam ediyor:

Esirlerin ifşaatı yüzünden Yezid hatta kendi evinde kendini emniyette hissetmez oldu ve eşinin itirazları ile karşılaştı. Hatta dünyanın dört bir yanından Yezid’in zafer kutlamasına katılmak üzere gelenler bu baş kimin başıdır ki siz ona böyle davranıyorsunuz? diye itiraz ettiklerinde ve bu başın Resulullah’ın -s- pak evladı ve torununun başı olduğu anlaşıldığında Yezid büyük bir nefret ve itiraz dalgası ile karşılaştı. Dolaysıyla Erbain’de yürüyüş İmam Hüseyin’in -s- zaferini, hakkın batıla karşı zaferini kutlamaktır. Bu, Erbain’in sırlarından bir sırdır.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin tabiri ile bu yürüyüş, Erbain gününde Hüseyni mıknatısın cazibe gücünün başlangıcıdır. Bu cazibe Cabir bin Abdullah Ensari gibi yaşlı bir sahabeyi Medine’den kaldırıp Kerbela’ya kadar çekebilen bir cazibedir. Bu cazibe, bugün asırların ardından benim ve senin kalbinde yaşayan bir cazibedir.

Ve işte böylece Erbain hem dini açıdan ve hem medeniyet inşa etme bakımından önem kazanan bir gün olur. Erbain’de bölgede büyük bir potansiyel ortaya çıkar ve amacı güvenlik, sosyal refah, kaynakları kullanmak ve dünyanın her yerinde zulme ve zorbalığa karşı mücadele etmektir. Hüseyin -s- hayranlarının büyük kongresi ve muazzam yürüyüşü beşeriyet karşıtı uygulamalardan beraat etmek ve İmam Hüseyin -s- aşkını ve sevgisini haykırmaktır.

Oct 29, 2018 19:34 Europe/Istanbul
Görüşler