Değerli dostlar, İmam Hüseyin’in -s- kameri 61 yılında Kerbela çölünde şehadetinin kırkıncı gününün yıldönümü Erbain gününü idrak ediyoruz. Bu özel gün, Ehl-i Beyt -s- dostları arasında yüce bir konuma sahiptir.

Her yıl milyonlarca insan Erbain gününde yaya olarak İmam Hüseyin’in -s- mutahhar türbesini ziyarete geliyor. Erbain ziyareti tüm masum imamların -s- da ilgi odağında olan bir ziyaretti. İmam Hasan Asgeri -s- Erbain ziyaretini müminlerin en önemli işaretlerinden biri olarak tanımlıyordu. Zira bu ziyarette Şia Müslümanların ve Ehl-i Beyt sevenlerinin kalbi inancı ifade edilir. Gerçekte Erbain ziyaretinde bir Müslümanın mümin telakki edilmesi için gereken her şey beyan edilmiştir.

Evet, Erbain gününü idrak ediyoruz. Erbain, İmam Hüseyin -s- ve vefakar arkadaşlarının kameri 61 yılında Kerbela çölünde şehadetinin kırkıncı gününün yıldönümüne verilen addır. Erbain, kırk gün boyunca en ağır ve en zorlu şartların altında en acı günleri geride bırakan esirler kafilesinin Kerbela çölüne geri dönüşüdür. Aslında bu kafile hüsranın doruk noktası olması gerekir, fakat Erbain’de başı dik ve büyük bir zaferle bu kutsal topraklara geri dönmüş ve böylece bir kez daha izzetin ve hürriyetin ebedi ihtişamını ve hakkın zaferini gözler önüne sermiştir.

 

Kuranî ve İslamî kültürde Erbain, bir noktadan başlayan ve adım adım ilerleyen ve kırkıncı günde doruğa ve kemale eren bir süluk evresidir. “Kırk”, buluğa erme ve yetişmenin simgesidir. Nitekim Kur'an'ı Kerim’in Ahkaf suresinin 15. ayetinde insan ömrünün seyri ile ilgili öyküsü anlatılırken şöyle buyrulur:

...Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et...

İslamî rivayetlerde de 40 sayısı buluğ ve pişkinlik işaretidir. Yani insan bu yaşta sadece cismi açıdan buluğa ermez ve bunun yanında ruhi, fikri, duygu ve kişilik bakımından da pişkin olması gerekir. İslamî öğretilerde kim kırk yaşına gelirse, ruhi açıdan da buluğ ermiş olması ve fikri, ruhi ve iman açılarından da doruk noktasına ulaşmış olması gerekir.

İslam Peygamberi’nden -s- ünlü bir rivayette şöyle buyurduğu nakledilir:

Eğer biri kırk gün Allah teala için halis yaparsa, yani zatını, sıfatlarını ve amellerini Allah rızası için halis hale getirirse, yüce ve hekim Allah ona hikmet ikram eder ve bu hikmet onun kalbinden kaynaklanarak dilinden akar.

Bu yüzden eğer biri bir ameli kırk gün sürekli yerine getirecek olursa o amel kişiliğine işlenir, denir.

Erbain, bir tek İmam Hüseyin -s- ziyareti hakkında gündeme gelen eşsiz bir özellik sayılır ve o hazretten başka hiç bir peygamber veya İmam için Erbain gündeme gelmemiştir. Yine bir tek İmam Hüseyin -s- ziyareti için Hac farizesinde olduğu gibi yürümeye tavsiye edilmiştir. Ziyaret amaçlı bu yürüyüş başka hiç bir İmam için söz konusu olmadığı gibi hatta İslam Peygamberi -s- için de söz konusu olmamıştır. Bu yürüyüş yolun yorgunluğu, ayakların tabanın yaralanması ve şişmesi ve güneşin altında yanması ve açlık çekilmesi ve hatta güvenlik tehdidi ile beraber olabilir. Ancak tüm bunlar İmam Hüseyin’in -s- mezarını ziyaret edenler için o hazretin yüce Allah’a yakınlaşmak üzere seyrinin merhalelerinden bir merhale sayılır.

Erbain gününde İmam Hüseyin’in -s- mezarını ziyaret etmek için İmam Cafer Sadık’tan -s- bir ziyaretname nakledilmiştir. Bu ziyaretnamenin metni kısa ve özet olmasına karşın adeta bir İmam bilimi kursu gibidir ve içinde İmam Hüseyin -s- ve sıfatları beyan edilmiştir, böylece ziyaretçi kimin ziyaretine gittiğini öğrenmiş olacaktır.

Erbain ziyareti İmam Hüseyin’i -s- selamlamakla başlar:

اَلسَّلامُ عَلى وَلِىِّ اللَّهِ وَحَبیبِهِ اَلسَّلامُ عَلى خَلیلِ اللَّهِ 

Selam olsun Allah’ın veli ve habibine. Selam olsun Allah’ın dostu ve seçtiğine.

Selam her şeyden önce edep işaretidir ve böylece burada Allah’ın sevgili kuluna selam vererek kendimizi o hazrete yakınlaştırmaya çalışırız. Canını büyük bir aşkla Allah uğruna feda eden Allah’ın sevdiği kuluna ve haliline yakınlaşmak insanda güzel huzur hissini yaratır. Yüce Allah katına yakın olan dostlar ve kıyamet gününün şefaatçileri bizim kelamımızı duyar ve selamımıza cevap verir ve o anda içinde bulunduğumuz konuma ve makama şahit ve nazır olurlar.

Erbain ziyaretinin başındaki cümlelere bakıldığında, İmam Hüseyin’in -s- gerçekleştirdiği kıyamın sadece İslam Peygamberi’nin -s- getirdiği dini kurtarmakla kalmadığı ve bunun yanında başka enbiyanın da risalet hedeflerinin yok olmasına mani olduğu anlaşılır. Zira Allah Resulü -s- geçmiş peygamberlerin risaletini tamamlayan ve peygamberlerin sonuncusu ve dini de tüm semavi dinlerin sonuncusu ve onları tamamlayan dindir. Gerçekte geçmiş enbiyanın tüm çabaları son ilahi peygamberin zuhur etmesi ve beşeri hidayet bayrağı kıyamete dek taşımak üzere o hazrete verilmesi için bir hazırlık sayılabilir.

اللّهُمَّ اِنّى اَشْهَدُ اَنَّهُ وَلِیُّکَ وَابْنُ وَلِیِّکَ وَصَفِیُّکَ وَابْنُ صَفِیِّکَ الْفاَّئِزُ بِکَرامَتِکَ اَکْرَمْتَهُ بِالشَّهادَةِ وَحَبَوْتَهُبِالسَّعادَةِ وَاَجْتَبَیْتَهُ بِطیبِ الْوِلادَةِ وَجَعَلْتَهُ سَیِّداً مِنَ السّادَةِ وَ قآئِداً مِنَ الْقادَةِ وَذآئِداً مِنْ الْذَّادَةِ وَاَعْطَیْتَهُ مَواریثَ الاَْنْبِیاَّءِ 

Ey yüce Rabbim, ben Hüseyin’in senin dostun ve senin dostun ve mebusunun evladı olduğuna şahadet etmek için geldim; hani şehadet şerefine nail olan ve sen ona böyle bir saadeti rızık ettiğin insan. Ve Hüseyin tüm ilahi enbiyanın varisiydi.

İmam Hüseyin -s- başta İslam Peygamberi -s- olmak üzere tüm enbiyanın emeklerinin unutulmasından kaygı duyulduğu bir sırada İslam dinini ihya etti ve bu yüzden ziyaretnamenin bu bölümünde İmam Hüseyin’den -s- sadece İslam Peygamberi’i -s- değil, tüm büyük enbiyanın varisi şeklinde söz edilir. Yine ilginçtir ki İmam Hüseyin -s- başlattığı hareketin Hz. Musa’nın -s- kıyamı gibi bir hareket olduğunu ispat etmek için Medine’den Mekke’ye ve Mekke’den Kerbela’ya gerçekleştirdiği yolculuğu sırasında arada bir Hz. Musa -s- hakkında nazil olan bazı ayetleri kıraat ederdi.

Gerçekte İmam Hüseyin -s- böylece insanlara Hz. Musa’nın -s- varisi olduğunu ve Yezid de Firavun’un yerine oturduğunu ve münafıklar da Firavun’u izleyenler gibi olduklarını anlatmak istiyordu. İmam Hüseyin -s- insanlara şöyle demek istiyordu: sizler İslam Peygamberi’nin -s- yanında yer aldığınız ve onu izlediğiniz müddetçe ilahi rahmetten yararlandınız. Şimdi eğer ilahi önderleri izlemezseniz, İsrailoğulları gibi yolunuzu yitirirsiniz.

O zaman, selam olsun sana Adem’in varisi, Nuh’un varisi, İbrahim’in varisi ve Musa ve İsa ve Muhammed’in -s- varisi ey Hüseyin -s-.

Ziyaretnamenin bir sonraki bölümünde İmam Hüseyin’in -s- fedakarlığının felsefesi beyan edilir ve ziyaretçi yüce Allah’a şöyle arzeder: Senin bu kulun, senin Hüseyin’in, insanları şaşkınlıktan ve sapkınlıktan kurtarmak için canını feda etti.

وَ مَنَحَ‏ النُّصْحَ‏ وَ بَذَلَ مُهْجَتَهُ فِیکَ لِیَسْتَنْقِذَ عِبَادَکَ مِنَ الْجَهَالَهِ وَ حَیْرَهِ الضَّلَالَهِ

 

Halka yaptığı çağrıda hiç kimse için mazeret ve bahaneye hiç mahal bırakmadı ve cömertçe hayır işi yaptı ve canını senin yolunda verdi ki kullarını şaşkınlıktan ve sapkınlıktan kurtarsın.

Gerçekte ilahi enbiyanın risaletinin hedefi, halkı cahillikten kurtarmak ve karanlık ve akli sapkınlıktan çıkarmaktır. Peygamberler halkı aydınlatmak ve karanlıklardan aydınlık ve nura doğru hidayete erdirmek için sınırsız hayır işi yaptılar ve hiç bir çabayı esirgemediler. Kur'an'ı Kerim’in Cuma suresinin ikinci ayetinde şöyle buyurmakta:

Çünkü ümmîlere içlerinden, kendilerine âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen O'dur. Kuşkusuz onlar önceden apaçık bir sapıklık içindeydiler.

Dolaysıyla İslam Peygamberi’nin -s- risaleti bir yandan kitap ve hikmete göre talim etmek ve öbür yandan insanların nefsini tezkiye etmektir. Böylece hem cahiller alim ve hem sapkınlar hidayete ermiş olacak ve sonuçta toplumda hem ilmi ve hem pratik cahillik yok edilecekti.

 

Bu iki hedef İmam Hüseyin’in -s- Erbain ziyaretnamesinde göze çarpıyor. Buna göre Erbain ziyaretinde şöyle arzediyoruz: Ey yüce Rabbim, ben senin huzurunda Hüseyin insanları hidayete davet etmek için canını feda ettiğine şahadet ediyorum. Ey yüce Rabbim, ben şahadet ediyorum, Hüseyin susamış dudakları ile ve susuzluk ona galip geldiği halde nasihat etmekten el çekmedi. Buna karşın bununla da yetinmedi ve kalbindeki kanı da hediye ederek cahillik, bilgisizlik, yanlış anlama ve sapkınlığa savaş açtı.

Ziyaretnamenin bir başka bölümü, İmam Hüseyin -s- karşısında duran ordu hakkındadır. Bunlar dünyatalep, dinini dünyaya satan, tağutun izleyenleri, heveslerine düşkün, ihtilaf ve nifak ehli bir avuç cehennemlik sözde insanlardır.

Gerçekte Erbain gününün inançla ilgili bir başka boyutu Ehl-i Beyt -s- düşmanlarından beraat etmektir. Kuşkusuz insan kimi seviyorsa, onun düşmanlarından uzak durur. Kur'an'ı Kerim Mücadele suresinin 22. ayetinde bu konuya işaret ederek şöyle buyurur:

Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa- Allah'a ve Resûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin.

Dolaysıyla Ehl-i Beyt’in velayetinin sıhhat şartı, onların hilafet hakkını gaspedenlere, onları taciz edenlere, onları katledenlere ve onların faziletlerini inkar edenlere düşman olmaktır. Bu yüzden İmam Cafer Sadık -s- ziyaretnamenin bir bölümünde şöyle buyurur:

اَشْهَدُ اَنَّکَ وَفَیْتَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَ جَاهَدْتَ فِی سَبِیلِهِ حَتَّی اَتَاکَ الْیَقِینُ فَلَعَنَ اللَّهُ مَنْ قَتَلَکَ وَ لَعَنَ اللَّهُ مَنْ ظَلَمَکَ وَ لَعَنَ اللَّهُ اُمَّه سَمِعَتْ بِذَلِکَ فَرَضِیَتْ

 

Şahadet ediyorum, sen Allah ile ahdine vefa ettin ve O’nun uğruna cihat ettin, ta ki yakin makamına nail oldun. O zaman Allah lanet etsin seni katledenleri ve sana zulmedenleri. Allah lanet etsin bunu duyan ve buna razı olanları.

Ve son söz olarak Erbain ziyaretnamesi, Ehl-i Beyt -s- sevenlerinin inançlarının özetidir; İmam Mehdi’nin -s- kıyamına ve hareketine inananların kelamıdır. Bu yüzden İmam Cafer Sadık -s- Erbain ziyaretnamesini imamların zaferine yardım sözü ile noktalıyor. Tüm ilahi dinlerin beşeriyetin son kurtarıcısını bekledikleri gibi, Hz. Mehdi -s- de beşeriyeti kurtarmak üzere zuhur edecektir ve biz de Erbain ziyaretnamesinin sonunda İmam Sadık’la -s- birlikte şöyle ilan ediyoruz:

بِإِیَابِکُمْ‏ مُوقِنٌ بِشَرَائِعِ دِینِی وَ خَوَاتِیمِ عَمَلِی وَ قَلْبِی لِقَلْبِکُمْ سِلْمٌ وَ اَمْرِی لِاَمْرِکُمْ مُتَّبِعٌ وَ نُصْرَتِی لَکُمْ مُعَدَّه حَتَّی یَاْذَنَ اللَّهُ لَکُمْ فَمَعَکُمْ مَعَکُمْ لَا مَعَ عَدُوِّکُمْ

Senin dönüşüne iman ediyorum, dinimin kanunlarına göre ve amellerimin sonucuna göre, kalbim size teslimdir ve amelim sizin amelinizin devamıdır ve size yardıma hazırım, Allah zuhur etmenize izin verene dek, o zaman sizinleyim, düşmanlarınızla değil.

Oct 29, 2018 19:44 Europe/Istanbul
Görüşler