O, sayısız insanı hidayet gemisine alan ve asırlar boyunca hadiselerin dalgalı fırtınasında ileri götüren harikulade bir şahsiyettir...

Evet,... Muhammed geliyor... tarihin içinden, zamanın derinliklerinden, insanları hayran bırakan ahlakı, tevazu ve alçak gönüllü ve kulluk kişiliği ile Muhammed geliyor.

Evet, Muhammed, sayısız insanı hidayet gemisine aldı ve tarih boyunca tüm fırtınalardan sağ salim kurtarıp günümüze dek taşıdı. Bugün o gemi zaman okyanusunda yoluna devam ediyor... bugün “Lailahaillallah” bayrağı zirvelerde dalgalanıyor ve Muhammed Resulullah -s- aynı ihtişam ve aynı azametle gemiyi ilerletiyor.

İran kralı Hüsrev Enuşirvan, firuzeden tahtında oturuyordu. Başında kraliyet tacı ve yanı başında altından bir ceylan bulunuyordu. Birden savaş davulu gibi bir ses sarayın sessizliğini bozdu. Sarayın mermerden taşları kopmaya başladı. Bekçilerin feryadı sağdan soldan duyulmaya başladı: Kesra eyvanı kırıldı ve çatışı çöktü.

Enuşirvan yerinden fırladı ve bahçeye ve eyvana doğru koştu. Hayret içinde olup bitenlere bakıyordu. O sırada veziri Bozorgmehr’i gördü ve sordu: Ey bilge insan, ne tuhaf bir gecedir. Başıma iki acayip olay geldi. Biri gördüğüm bir rüya idi ve öteki de sarayımın çökmesi oldu. Rüyamda güneşin Hicaz ufkundan doğduğunu gördüm, her tarafı aydınlattı, benim sarayımın dışında, sarayım karanlık içinde kaldı. Ben o karanlıktan korkmuştum ki birden eyvanın kırılma sesi ile uykumdan uyandım. Hicaz’dan doğan güneşten maksat nedir acaba?

İranlı vezir Bozorgmehr Enuşirvan’a şöyle cevap verdi: Hicaz’da bir adam doğacak, onun yetenekleri krallardan fazla ve bilimi hekimlerden bir hayli üstün olacak. Onun nuru Allah vergisidir. Onun kelamının nuru dünyaya saçılacak ve geçmişlerin dinleri ağacın yaprakları misali sararıp dökülecek. Eyvanın kırılması da o bilge insanın anasından doğduğunun işaretidir ve kırk yıl sonra ondan haber gelecek

O gecenin sabahında Enuşirvan halâ dün gece yaşadıkları iki olayın etkisinden kurtulmamışken, Medain’den bir kurye geldi ve şöyle arzetti: Ey padişahım, çok acayip bir olay yaşandı. Dün gece, binlerce yıldır sönmeden yanan Fars ateş tapınağının ateşi söndü, soğudu.

Bundan daha acayip olan olay ise Kabe’nin sarsılması ve içinde bulunan putların yüzüstü yere düşmeleriydi.

O sırada bir başka kurye geldi ve krala şu haberi verdi: Ey padişahım, dün gece halkın taptığı Save’nin büyük göleti aniden kurudu ve tapanları hayrete düşürdü. Güya büyük bir hadise yaşanıyor.

Enuşirvan tüm rüya tabircilerini ve falcılarını çağırdı. Onlar da Mekke semalarında dünyayı değiştirecek bir yıldızın doğduğunu haber verdiler.

Ve böylece yüce Allah son resulünün kutlu veladeti sırasında dünyayı o hazretin atacağı bereketli adımları için hazır hale getirdi.

Ve sonunda dünya milletleri ve ümmetleri çeşitli tanrılara tapmaya başladıkları ve cahillik, gaflet ve barbarlık her tarafa hakim olduğu bir sırada son ilahi peygamber Muhammed -s- Mekke’de doğdu.

Amine şöyle anlattı: Allah’a and olsun evladım yere bırakıldığında ellerini yer koydu ve başını göklere doğru kaldırarak baktı. Benden bir nur çıktı ve o nurun içinde biri şöyle diyordu: Sen insanların efendisini doğurdun, ona Muhammed adını ver. Ardından bebeği Abdulmutallib’e götürdüler ve annesi Amine’nin anlattıklarını haber verdiler. Abdulmutallib doğan bebeği kucağına aldı ve şöyle dedi: Bana bu pak ve hoş kokan bebeği veren Allah’a hamd olsun. Bu bebek beşikte tüm erkek çocukların efendisidir.

Hz. İbrahim -s-, Hz. Musa -s- ve Hz. İsa -s- gibi ilahi peygamberler ilahi dini ve inancı armağan getirdiler. Bu peygamberlerin hepsinin ortak çizgisi, her biri bir sonraki peygamberi müjdelemekti.

Gerçi ilahi peygamberlerin çoğunun daveti, özel bir mekan veya özel bir zamanla sınırlıydı, ancak ilahi enbiya zincirinin son halkası olarak İslam Peygamberi -s- hakkında dini kitaplarda açık müjdeler yer alıyor.

“Dünyanın dinî kitaplarında Muhammed -s-” adlı eserin yazarı Mevlana Abdulhak şöyle diyor:

Allah tealanın maslahatı doğanın güzellikleri gibi kalıcı olan veya bir kasada dikkatle korunan bir mücevher misali, işaretlerden bir kılıfın içinde korunmasını icap ediyordu; böylece gelecek kuşaklar bunu kullanabilecektir; akıl ve bilimle daha çok ilgilenen kuşaklarca.

Yahudiler kendi kitapları ve peygamberlerinin ifade ettiklerine göre son ilahi peygamberi bekliyordu. Hz. Musa -s- kendisi gibi bir peygamberin geleceğini Yahudi kavmine haber vermişti. Tevrat’ta Tesniye yolculuğu 18. babda şöyle deniliyor: Yahuva, Rabbin, aranızdan, kardeşlerinizin arasından benim gibi birini gönderecek ve sizler ona kulak vermeli ve ona itaat etmelisiniz. Allah şöyle buyurmuştur: Ben aranızdan senin gibi bir peygamberi mebus edeceğim ve kelamımı onun ağzından göndereceğim.

Hz. Davud’un -s- Zebur adlı kitabında da, müfessirlere göre Hz. Muhammed’in -s- ve hanedanına ve evlatlarının özelliklerine çok benzeyen bazı özellikler yer alıyor. Bu müjdede şöyle okumaktayız:

Bu marşı kral için yazarken, sen tüm Ademoğullarından daha güzelsin, belagat senin dudaklarından akar ve dudaklarından nimet ve feyiz damlar, Allah seni ebediyen mübarek kılmıştır ve seni seçmiş ve herkesten daha çok şad etmiştir. Senin adını tüm kuşaklarda meşhur edeceğim ve insanlar ebediyete dek sana minnettar olacaktır.

Tarihi rivayetlere göre kendisi ilahi büyük mucize olan Hz. İsa -s- da sürekli son ilahi resulün işaretlerini beyan ediyor ve onun aşkının ateşini yüreklerde alevlendiriyordu, öyle ki nerede İsa’nın inancı yayılıyorsa, müjdeleri de oralarda yayılıyordu. Alman psikolog ve filozof Karl Yaspers “Mesih” adlı eserinde şöyle diyor: Mesih’ten yakinen bildiğimiz şey, onun müjdeleridir.

Hz. İsa -s- Yuhanna İncilinde bir kaç yerde açıkça kendisinden sonra Paraclete’in فارقلیط geleceğinden söz ederek şöyle diyor: Ben gitmedikçe o gelmeyecek, eğer beni seviyorsanız, benim vasiyetlerimi koruyun ve ben size doğru bir başka Paraclete’i göndermesini isteyeceğim. O, ebediyen sizinle olacaktır. O, Allah’ın pak ruhudur ve sizi tüm hakikatlerle tanıştıracaktır.

Ve işte böyle miladi yedinci yüzyılda son ilahi peygamberin zuhur etmesini bekleyenler, Yemen’den Şam’a ve Filistin’den Mısır’a, tüm Hristiyanlar vadedilen peygamberi görmeyi hasretle bekliyordu. Hatta İran’da bile o hazreti bekleyen küçük gruplar vardı. Bunlardan en tanınmış olanlarından biri Salman Farsi’dir. Salman öyküsünün bir bölümünde şöyle anlatıyor:

“Amruye’de Hristiyan inancındayken çok takvalı bir papazla tanışıyordum. Bu papaz Allah için ihlasla ibadet ediyor ve gece gündüz demeden halka hizmet ediyordu. Bir süre sonra papaz hastalandı. Ömrünün son anlarında bana şöyle dedi: seni feyiz ve aydınlığa kavuşman için tanıtacağım birini bilmiyorum, ama ahir zaman peygamberinin biseti yaklaşmıştır. O İbrahim inancındandır ve Arapların arasından ortaya çıkar. Adı Ahmet’tir ve Mekke’de mebus olacaktır, hediye alır, ama sadaka kabul etmez, omuzunda nübüvvet işareti vardır. Eğer onu idrak edersen, onu tasdik et ve ona iman et. Ben sordum: hatta eğer beni senin dinini terketmeye davet etse de mi onu tasdik edeceğim. Papaz şöyle dedi: evet, zira o haklıdır ve onu izlemek Allah’ın rızasına vesile olur.”

Salman öyküsüne şöyle devam ediyor: papaz öldükten sonra Arap tacirlerden oluşan bir kervanla Hicaz yarımadasının yolunu tuttu. Orada köle olarak bir Yahudi için çalışıyordum. Günlerden bir gün hurma bahçesinde o Yahudi adamın bir başkası ile konuştuklarını duydum. Yahudi adam, kendini Allah’ın peygamberi ilan eden bir adamın etrafında toplanan insanlara küfür ediyordu. Bu sözleri duyunca birden yıllarca süren gurbet ve avareliğin ve hicretimin bana iyi bir sonucu olduğunu hissettim. Kalbim hızla atıyordu. Büyük bir şevkle o adamın yanına gittim ve peygamberin hakkında soru sordum.

İslam Peygamberi  -s- hekim ve Kadir Allah’ı tanıtmakla insan keramet, insan hakları ve özgürlük alanlarında en has mesajları verdi ve toplumda eşitlik ve adalet örneği oldu. Hz. Muhammed -s- beşerin yaşamının karanlık katmanları arasından nur ve aydınlığa doğru bir pencere açtı ve insanlara hakikat peşinden gittikleri takdirde karanlıktan kurtulacaklarını öğretti.

Biz de bir kez daha bu büyük ve ebedi ilahi gevheri selamlıyor ve rahmet peygamberi -s- ve pak torunu İmam Sadık’ın -s- veladet yıldönümünü kutluyoruz.

Nov 25, 2018 16:57 Europe/Istanbul
Görüşler