Jan 12, 2019 19:39 Europe/Istanbul

Aslında Hz. Zeyneb’in -s- yaşamı hakkında bir çok söz edilmiştir. Şimdiye dek bir çok yazar ve araştırmacı kendi açısından bu seçkin kadının yaşamına bakmış ve ona göre irdelemiştir.

Biz de bu kutlu günü fırsat bilerek hem kutluyor ve hem Hz. Muhammed’e -s- ve hanedanına selam ve salevatlarımızı gönderiyor ve İslam aleminin eşsiz kadın şahsiyetlerinden biri olan Hz. Zeyneb’in -s- yaşamının bazı köşelerini gözden geçiriyoruz. Umarız bu kısa sohbetimiz o hazretin yolu ve siyerinin bizim hayatımıza ışık tutmasına vesile olur

Hicretin beşinci yılında küçük ve sade bir evde yeni hoş kokan bir gonca daha açtı ve bir kez daha Muhammedi ıtır Medine sokaklarına yayıldı ve her taraf Muhammedi ıtır kokmaya başladı. Bir kez daha risalet yuvasında yeni bir bebek dünyaya geldi ve vahiy yuvasını yeni bir yıldız daha aydınlatmaya başladı

Evet, İslam Peygamberi’nin -s- sevgili torunlarından Hz. Zeyneb’in -s- veladet yıldönümünü idrak ediyoruz. Hz. Zeyneb’in -s- mübarek adı İslam tarihinde çok önemli hadiselerle anılır. Biraz önce de belirtildiği üzere, Hz. Zeyneb’in -s- yaşamı hakkında bir çok söz edilmiştir. Şimdiye dek bir çok yazar ve araştırmacı kendi açısından bu seçkin kadının yaşamına bakmış ve ona göre irdelemiştir

Bu çerçevede biz de bu kutlu günü fırsat bilerek hem kutluyor ve hem Hz. Muhammed’e -s- ve hanedanına selam ve salevatlarımızı gönderiyor ve İslam aleminin eşsiz kadın şahsiyetlerinden biri olan Hz. Zeyneb’in -s- yaşamının bazı köşelerini gözden geçirmek istiyoruz. Umulur ki bu kısa sohbetimiz o hazretin yolu ve siyerinin bizim hayatımıza ışık tutmasına vesile olsun

Hz. Zeyneb -s- yaşamına saadet ve erdem yuvası olan bir evde başladı. Hz. Zeyneb -s- her gün mübarek yaşamı İslam Peygamberi’nin -s- sevgi ve marifetinden etkilenerek gelişiyor ve babası İmam Ali’nin -s- derin ilim ve belagat ve hikmetinden yararlanıyor ve Hz. Fatıma -s- gibi sevgi ve şefkat dolu bir ananın kucağında huzurlu bir yaşam sürdürüyordu. Ancak o hazretin İslam Peygamberi -s- ve annesi Hz. Fatıma’nın -s- yanında sürdürdüğü yaşam hızla sona erdi ve bu büyük iki insanın rihletinden sonra Hz. Zeyneb’in -s- en önemli dayanağı babası İmam Ali -s- oldu

İlim ve amel, ismet ve iffet, nuraniyet ve şeref, Hz. Zeyneb’in -s- kişiliği ile bütünleşen özelliklerdi. Hz. Zeyneb -s-  Kureyş ve Haşimoğulları kadınları arasında sabrı, dirayeti ve tedbirli duruşu yüzünden akile ve benzeri lakaplarla lakaplandırılmıştı.

Hz. Zeyneb -s- kadınlar ilim ve bilim öğrenmeye pek ilgi göstermedikleri bir dönemde Medine kadınlarını yetiştirmek için ders celseleri düzenliyor ve Kur'an'ı Kerim ayetlerini cazip ve derinlemesine tefsir ediyordu.

Hz. Zeyneb -s- bu geleneği babası İmam Ali -s- Kufe kentinde ikamet ettiği dönemde de sürdürdü. O hazret sadece kadınları değil, toplumun diğer kesimlerini de derin biliminden faydalandırıyordu.

Hz. Zeyneb’in -s- seçkin özelliklerinden biri, emsalsiz şecaatiydi. Bu yüzden o hazret için hazırlanan ziyaretnamede Haşimilerin arslan kadını anlımına gelen “Lebuh-ul Haşimiye” olarak lakaplandırıldı.

Ahlak ilmi büyükleri şecaat için üç mertebe tanımlıyor. Şecaatin ilk mertebesi başta zorba ve güçlü insanlardan korkmamak olmak üzere başkalarından korkmamaktır. Şecaatin birinci mertebesinden daha yüksek mertebe olan ikinci mertebesi, heva ve heveslere ve nefsi emmareye musallat olmaktır. Ancak bu iki mertebeden daha yüksek olan şecaatin üçüncü mertebesi, insanın devranın met cezirlerine karşı kendini kaybetmemesidir. Hz. Zeyneb -s- ise şecaatin her üç mertebesinde en yüksek düzeyde yer alıyordu.

Hz. Zeyneb -s- ahlakın birinci mertebesinde Aşura gününde ve İmam Hüseyin -s- şehit düşmeden önce onca kılıç ve onca ölümün arasında “aranızda bir Müslüman yok mu!!??” diye haykırıyor.

Hz. Zeyneb -s- İmam Hüseyin’in -s- şehadetinden sonra da esir konumunda İbni Ziyad meclisinde büyük bir iktidarla onu umursamadan aşağılıyor ve onu fasık ve facir biri olarak tanımlayarak şöyle haykırıyor: Hamd olsun Allah’a ki bizi Hz. Muhammed’in -s- nübüvveti ile onurlandırdı ve kötülüklerden arındırdı. Bilin ki, sadece fasıklar rezil rüsvay olur ve kötüler yalan söyler ve onlar bizden olamazlar.

Hz. Zeyneb -s- ne zaman İbni Ziyad ona dönerek: Bak gördün mü Allah başınıza ne belalar sardı? Erkeklerinizi öldürdük ve sizi esir aldık, der demez büyük bir şecaat örneği sergileyerek şöyle karşılık veriyor: Biz Kerbela’da hayır ve güzellikten başka bir şey görmedik.

Hz. Zeyneb -s- neredeyse halkı İbni Ziyad’a karşı ayaklandırarak keskin hutbesinde şöyle buyurdu: Şehadet ve esaret bizim kaderimizdir, ama bil ki bu durum sizin kökünüzü yakacaktır. Bu din ebediyen ihya olacaktır, ama sen yakında öleceksin, o zaman bekle de gör, kim rezil rüsvay olacak. Ey Mercane oğlu, annen senin yasına oturacaktır.

Yezid meclisinde de Hz. Zeyneb -s- büyük bir şecaatle oldukça ezici bir hutbe okudu. Yezid kendince Hazra sarayında zafer kutlaması düzenlemişti ve askeri ve sivil yetkilileri toplayarak esirlerin karşısında kendi güç ve iktidarını ortaya koymaya ve Emevileri haklı göstermeye çalışıyordu. Ancak Hz. Zeyneb -s- Yezidi’in kendince yaratmaya çalıştığı korku ve dehşet ortamında ve Emevileri muzaffer gibi göstermek istediği bir sırada büyük bir iktidar ve şecaat örneği ile Yezid’in bu planını da suya düşürdü.

Hz. Zeyneb -s- Yezid’in düzenlediği mecliste ilkin kendi hanedanını ve İmam Hüseyin’in -s- insanlara yönelik risaletini beyan etti ve böylece Emevilerin tüm propagandalarını bir anda boşa çıkardı ve ardından Yezid’e hitaben şöyle buyurdu: Ey Yezid, sen Resulullah’ın düşmanısın. Sen ve seni bu iktidarın başına getirenler yakında zalimlerin ne kötü konumları olduğunu anlayacaktır. Gerçi ben seninle konuşmak zorundayım, ama bil ki sen benim gözümde bir hiçsin.

Aslında bu şecaatin kökleri ve Hz. Zeyneb’in -s- düşmandan korkmamasının kökleri yüce Allah’ı büyük bildiğine uzanıyordu ve bu yüzden Allah’tan başka her şey o hazretin gözünde küçük ve yok gibi oluyordu.

İslam Peygamberi -s- şöyle buyuruyor: En cesur insan, nefsine hakim olan insandır. Bir başka tabirle en cesur insan, nefsani heva ve heveslerine musallat olan ve bu tür isteklere teslim olmayan insandır. En cesur insan başta namaz olmak üzere tüm vacipleri önemseyen ve geceleri uyanık kalıp ibadet etmek gibi mustahap amelleri yerine getiren ve Kur'an'ı Kerim ile alışan ve Allah’ın kullarına hizmet etmek için çaba harcayan ve günahlardan ve hatta mekruhlardan sakınan insandır.

Şecaatin ikinci mertebesi olan bu mertebesi birinci mertebeden de daha önemlidir ve Hz. Zeyneb -s- bu mertebede de en yüksek kulluk makamına ulaşmıştı, zira o hazret tam kulluk mertebesi ancak mutlak erdemden, yani yüce Allah’tan başka hiç bir şeyi düşünmemek ve O’nun yolundan başka bir yola adım atmamak ve O’ndan başka her şeyi unutmakla elde edilen bir mertebe olduğunu anlamıştı. Nitekim Allah teala da Kur'an'ı Kerim’de cinleri ve insanları kendisine tapmaları için yarattığını buyurmuştur.

Hz. Zeyneb -s- sevgili annesi ve babasının ibadetlerini ve gece namazlarını yakından görmüştü. Hz. Zeyneb -s- Kerbela’da da sevgili ağabeyi İmam Hüseyin’in -s- Tasua günü akşam saatlerinde kardeşi Hz. Abbas’a -s- şöyle buyurduğunu duymuştu: Onlara git ve bu geceden yarına kadar mühlet iste, belki bu gece namazımız ve dualarımız ve istiğfar ve tevbelerimizle yüce Allah’ın huzuruna çıkma onuruna nail olabiliriz. Rabbim bilir, ben namaz kılmayı, Kur'an'ı Kerim kıraat etmeyi, bol dua etmeyi ve istiğfarda bulunmayı çok severim.

Hz. Zeyneb -s- de Ehl-i Beyt -s- fertleri gibiydi ve geceleri uyanık kalma ve ibadet etme alışkanlığı ömrünün sonuna kadar asla terk etmediği alışkanlığı oldu. Hz. Zeyneb -s- hatta en zorlu şartların altında, yani İmam Hüseyin -s- şehit düştüğü günden itibaren onca sorumluluğu üstlenmesi ve musibetzede yüreği yanan bir kadın olmasına karşın gece namazını asla terk etmedi.

İmam Hüseyin’in -s- kızı Fatıma şöyle anlatıyor: Halam Zeyneb -s- o gece, yani Aşura gününe bağlanan gece, ibadet mihrabında durmuş dua ediyor ve Allah’a yalvarıyordu.

Bu rivayetlerin en ilginç olanını İmam Seccad -s- nakletmiştir: İmam Hüseyin -s- vedalaşmak üzere çadıra geldiğinde kardeşi Hz. Zeyneb’e -s- söylediklerinden biri de şöyleydi: Sevgili kardeşim, beni gece namazlarında unutma.

Bütün insanların onun duasına muhtaç olan masum bir imamın bu sözleri, Hz. Zeyneb’in -s- kulluk ve ibadet alanında yüce mertebelere nail olduğunu göstermektedir.

Ancak şecaatin üçüncü ve en yüksek mertebesi, insanın yaşamın irili ufaklı hadiseleri ve her türlü zafer veya yenilgi karşısında kendini kaybetmemesi ve sabırlı ve dirençli olmasıdır. Zira bilindiği üzere insanların yaşamı her daim değişikliklerle beraberdir ve bazen onların isteğine göre ve bazen de tam tersine değişebilir. Dünya her insan için met cezirlerle doludur. Bu arada bu dalgalı denizde bir saman çöpü gibi her an bir tarafa savrulmayan insan cesur insandır.

Esaret, her insan için dalgalı bir denizde hareket etmeye benzer. Ancak Hz. Zeyneb -s- esaret döneminde de görev ve sorumluluğunu en iyi biçimde yerine getirdi ve onca musibet ve hadise onu münzevi ve pasif hale getiremedi. Hz. Zeyneb -s- Aşura gününün o korkunç gecesinde çölde dağılan kadınları ve çocukları bir araya toplayarak koruma altına aldı ve ardından ağabeyinin başsız bedeninin başına geçti ve inlemek veya zafiyet göstermek yerine düşmanların şaşkın bakışları önünde büyük bir iktidar ve ihtişamla o bedeni elleriyle kaldırdı ve şöyle dedi: Ey yüce Rabbim, bu naçizane bedeni biz Resulullah hanedanından kabul buyur.

Görüşler