Mayıs 07, 2019 16:11 Europe/Istanbul

Bugün camilerde farklı bir hava vardır. Gençler camilerin kapısı ve duvarlarını süslemişlerdir.

Halılar yıkanmış caminin tozu alınmış yüreklerden de tozu alma zamanı gelip çatmıştır. Büyük bir ziyafetin başlaması için herkes hazırlık yapmaktadır. Sanki camilerin temizlenmesi ve tozunun alınması, yüreklerin günlük tozlardan kurtulma ve İlahi ziyafet için hazırlanmasına da yol açmıştır. Öyle bir ziyafet ki bize kendimize gelmemizi ve bir gün hakka yürüyeceğimizi hatırlatıyor. Öyle bir ziyafet ki bize başlangıçta topraktan ibaret olduğumuzu, ilahi üfleme ile hayat bulduğumuzu anlatıyor.

Cemaat imamının ikame sesi ile herkes ayağa kalkıp, namaz sıralarına girer, ihlas ve paklık ile yürekten Allah'ın kulluğunu etmeye hazırlanır. Allahu Ekber-Allah açıklanmayacak derecede büyüktür! Bu zikrin tekrarlanması yürekleri güçlendirir. Yürekler, ona dayanmalı ondan yardım istemelidir.

Namazın kılınmasından sonra öyle bir coşku öyle bir hareketlilik var ki! Caminin yanında sonfralar serilir. Birisi " Bugün Ramazan değil ki. Neden iftar vereceksiniz?" Bir genç ona şöyle cevap veriyor:" Bugün, çoğuları Ramazan ayını karşılamak için oruç tutmuştur."

Bugün Şaban ayının son günüdür. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:" Şaban benim ayımdır, Ramazan ise Allah'ın ayı. Kim ki benim ayımda oruç tutarsa kıyamette onun şefaatini yapacağım, Ramazanda oruç tutanlar ise ateşten korunacaklardır." Allah ayından feyizler almak için geri sayım yapanlar, Şaban ayında oruç tutrarak Ramazan ayını karşılarlar.

Tam da bu sıralarda Cami hoparlörlerinden hilalin göründüğü bildirilir. Salavat sesi camide yankılanmaya başlar. Ardından Cemaat İmamı mübarek Ramazan ayının gelip çatmasını tebrik ederek Sahife Seccadiye'nin 44'üncü duasının bir bölümünü okumaya başlar:" Ve hamd Allah’a ki, oruç ayı, İslam ayı, temizlenme ayı, arınma ayı ve kıyam ayı olan ramazan ayını bu yollardan biri kıldı. “İnsanlar için hidayet kaynağı olan, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delillerini içeren Kur’an’ı bu ayda indirdi.”

Selam olsun sana ey Şehri Ramazan, kötülükler ve günahlar alevini su misali söndüren ay.

Selam olsun sana şehr-il İslam. Allah'a teslim olma ayı.

Selam olsun sana Şehr-it Tahur, paklığın ve temizliğin ayı.

Selam olsun sana Şehr-it Tamhis, Ayıplardan ve kusurlardan arınma ayı.

Ve Selam olsun sana ey Şehr-ül Kıyam, Erken uyanma, sabahlama ve geve namazı kılmak için uykusuzluk çekmek ayı.

Özel maneviyatı ve ruhaniyeti ile insana faydası dokunan ve tatlı marifetin canlar tarafından tadılmasına davet eden mübarek aya selam olsun.

Allahu Teala'nın tüm insanlar için örnek gösterdiği Peygamber Efendimiz saa, mübarek Ramazan ayının hilalini görünce kıbleye doğru dönüp ellerini göklere doğru uzatıp şöyle bir dua yaptılar:" Allah'ım! Bu ayı bizim için güvenli ve huzurlu bir ay kıl. Sağlıkla dolu, bereketli ve acılar ile elemlerin giderildiği ay yap bizim için. Allahım! Bize oruç tutmamızı, ibadet için ayağa kalkmamızı, Kuran okumayı nasip eyle. Bu ayda bizi sağlıklı ve sağlam kıl."

Peygamber Efendimiz, kulluk ve itaat ayı geldiğinde çok neşelenip sevinirdi ve oruç ayın rahmeti ve bereketini karşılamaya her daim büyük bir coşku ile hazırdı. Allah Resulü Allah Tealanın Yunus Suresinin 58'inci ayetinde buyurulanları icabet ediyordu:" Söyle onlara, (sevineceklerse) Allah’ın lutfu ve rahmetiyle, evet bununla sevinsinler; çünkü bu, onların toplayıp biriktirdiklerinden daha değerlidir."

İslam Peygamberi Ramazan ayında başka aylara kıyasen daha çok ibadet edip Ramazan ayını öyle karşılıyordu ki ruhu iyilik yapmakla haşır naşır olsun ve böylece daha neşeli bir şekilde Ramazan ayının tamamında Allah'a doğru hareket edebilsin. Hz. Muhammed saa, mübarek Ramazan ayı gelip çatmadan önce bu ayı geçirmek için yardımcı olabilecek birkaç önemli adım atıyorlardı. Bize de bu büyük kılavuzun attığı bu adımları hayatımızda gerçekleştirmemiz düşüyor.

Peygamber Efendimiz Ramazan ayında oruç tutmaya hazır hale gelmesi için Şaban ayında mustahap oruçları yerine getirip yarenlerine de bu ayda ibadet etmek için daha fazla çaba göstermelerini tavsiye etti. İslam Peygamberi bu hedefin yerine getirilmesi ve uygulamaya geçmesi için Ramazan aylarının özelliklerine ve bu aydaki bereketlere vurgu yapıyordu. Şaban aynın son hutbesinde Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:" Ey Müslümanlar! Allah'ın katında en üstün ay sayılan Allah'ın ayı, bereket, rahmet ve mağfireti ile karşınızdadır. Günleri en üstün günler, geceleri en üstün geceler ve saatleri de en üstün saatlerdir. Bu ayda, İlahi ziyafete davetlisiniz. İlahi hürmet ve keramete mazhar olacaksınız. Bu ayda nefesleriniz tespih, uykunuz ibadettir. Amelleriniz kabul edilip dualarınız ise icabet edilecektir.

Açlığınız ve susuzluğunuzla, kıyametteki açlığı ve susamışlığı hatırlayın. İhtiyaç sahiplerine ve fakirlere sadaka verin. Büyüklerinize hürmet edip küçüklerinize merhamet  ve akrabalarınıza da iyilik edin…. Yaptığınız günahlardan dolayı Allah katında mağfiret dileyin. Namaz sırasında ellerinizi göklere doğru uzatarak dua edin. Çünkü bu aydaki saatler, en üstün saatler sayılır. Allah bu dönemde rahmet gözü ile tüm kullarına bakmaktadır…"

Bu tavsiyelere esasen, Ramazan ayındaki orucun ve başka dini şiarlar ve ibadetlerin sadece fiziksel faaliyet olmadığı bunun yanı sıra akıl ve yürekten kaynaklandığı söylenebilir. İşte bu yüzdendir ki bu ibadetleri, akıl ve yürek birlikte olmadan yaptığınız zaman, taklit sonucu, etkisi bir eylem yapmış olursunuz. Akıl ve yüreğimizi kullanarak fiziksel faaliyette de bulunmamızla birlikte marifet kapılarını aralayıp iyilikler yaparak bu alanda gelişebiliriz.

Modern hayatın kalpler arasındaki bağları kopardığı ve umursamazlık ruhunu güçlendirdiği bir ortamda İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamenei'nin ifadesi ile mübarek Ramazan ayının ruhani nağmesini her yıl, Allah'ın yakıcı maddi dünya cehenneminde cennetin bir köşesi gibi cilve yapan bu ayda insanlara ilahi sofrada oturmasına ve cenneti yaşamamıza müsaade eden bir fırsattır. Kimi insanlar tam da bu otuz günde cennetlik olurlar. Bazıları bu 30 günün bereketinden tüm yılı ve bazıları da tüm ömrünü bereketli geçirir. Kimileri ise esef ve hüsranla bu ayın kenarından gafletle geçerler.

İşte oruç, açlık ve susuzluk, şefkat ve infak yaparak Allah rızası kazanabilir. İnsan böylece ilahi marifetten yararlanıp Allahı ve kendi arasında tüm engelleri aşarak ilahi dostlar makamına ulaşabilir.

Peygamber Efendimiz'den nakledilen ilahi bir hadiste, orucun sonucu az yemek ve az konuşmak olduğu ve bunun da hikmete yol açacağı söylenmiştir. Hikmet de marifet ve yakine ulaşır. Yakine ulaşan bir kul ise hayatın nasıl geçeceğini umursamaz. Zorlukta ve huzurda hali aynıdır. Durumundan memnundur.

Allahu Teala bu hususta şöyle buyurmaktadır:" Benim memnuniyetim ve rızam için çalışan birinin 3 özelliği vardır:" Cahillik ile karışık olamayan şükretme, unutmaksızın beni yad etme ve benim dostluğumu yarattığım mahlukların dostluğuna tercih etmek. O, beni severse ben de onu seveceğim. Onun dostluğunu, mahluklarıma da esinlerim, azametimi ona gösterip mahlukların bilimini ondan gizlemem. Gecenin karanlığı ve gündüzün aydınlığında onunla münacat ederim…

Mübarek Ramazan ayı ile biz de İmam Seccad as ile birlikte dua edelim:" Ey Allah'im; Hz Muhammed (sav) üzerine ve Alına selam ve Salat olsun,Bize Ramazan ayının faziletlerinin tanınmasını ve hürmetinin korunmasını nasip eyle"

Görüşler