Bu programda ailelerin çocuklarını korumak için Medya ve Dijital alanında bilgi sahibi olma konusuna kaldığımız yerden devam edeceğiz.

günümüzde  genellikle ebeveynlerin uzun süre  çalışma yerinde kalmaları  nedeniyle, çocukların yalnızlık saatlerini internet ve özellikle sosyal paylaşım sitelerini kullanarak doldurmaya çalışmaları, bilinen bir gerçektir. Sosyologlara göre sosyal paylaşım sitelerinin aşırı derecede kullanılması, aile fertleri arasında duygusal ve manevi bağları zayıflatacaktır, Ayrıca gönül birlikteliğinde yapılan konuşmaların azalması, eşler, ebeveyn ve çocuklar arasındaki samimiyetin silikleşmesi, duygusal boşluk ve güven seviyesinin düşürülmesi, uzun süre sosyal paylaşım sitelerinin kullanılmasının olumsuz sonuçlarıdır.

 Bilgi ve iletişim teknolojilerinin  sırlar dolu dünyasına  ayak basmak bazı ön hazırlıkları gerektiriyor, fakat birçok ebeveyn bundan habersizdir ve bu sebepten dolayı sanal ortamda gezinme imkanları bulunmuyor; örneğin İngilizce bilmek ya da çeşitli yazılım ve donanım  araçlarının çalışma tarzını bilmemek ebeveynlerin  dijital Dünya ile bağlantı kuramamalarının sebeplerdir.

 Ebeveynlerin günlük yaşamda bilgi ve iletişim teknolojilerinin pozitif ve negatif etkilerinden habersiz olmaları,  onların bu dünya ile tanışma motivasyonu ile direkt bağlantılıdır. Günümüz kuşağı olan gençler de yaşlarının gereksinimlerine göre ve de çeşitli yollardan edindikleri bilgi oranına göre,  çekici, değişik ve eğlenceli sanal dünyaya ulaşmak için daha fazla istekli oluyorlar. Onların bu konuda yaşıtları veya diğer medya araçlarınca kazandıkları bilgi,  ayrıca bu teknolojiyi kullanmak için onlara sunulan fırsatlar tabii ki onların bu dünyayı daha fazla ilgi ve heyecanla kullanmalarına sebep oluyor. Eğer bu konu ebeveynlerin  sanal ortamda çalışmadaki isteksizliği ile karşılaştırılırsa doğal olarak zamanla  ebeveynler ve çocuklar arasında daha fazla mesafe oluştuğu gözlenecektir.

 Tabii ki eğitim açısından çocuklarımıza kötümser yaklaşmamamız gerekir ve onlara  "sürekli  şüpheli" gözüyle bakmamalıyız. Fakat bu konuda  fazlasıyla umursamaz olmak da mantıklı değildir. Başka bir ifade ile çocuklara,  sanal ortamın kullanılması alanında aşırı ve temelsiz güven duymak  hiç de mantıklı görünmüyor. Zira çocuklarımızın zekası ve bilgisine ne kadar güvensek de,  Siber ortamda her zaman onların meraklı bakışı ve coşkulu kişiliğini,  sadakat ve saflığını suistimal edecek hırsızlar ve yol kesenlerin varlığını unutmamak gerekiyor. Üstelik bizzat siber ortamın, söz konusu düşünce ve bilinç hırsızlarına sunduğu teknik olanaklar, konunun hassasiyetini daha da arttırmaktadır.

 Günümüzde birçok genç sahip olduğu meslekler veya bulunduğu şartlarda siber ortamı ve yeni teknolojiyi fazlasıyla kullanmak zorunda kalıyorlar. Örneğin bir üniversite öğrencisi bilimsel araştırmaları veya idari işlerini gerçekleştirmek için İnternet ortamını kullanıyor; onlardan bazıları sosyal paylaşım sitelerine üye olmak isterken bazılarının da özel web sayfaları var ve kendi düşünce ve hatta ürünlerini bu ortamlar vasıtası ile başkalarına sunmaktadır. Fakat özellikle geleneksel toplumlarda bu gençlerin ebeveynlerin çoğunun meslekleri ve uğraştığı işler, genelde dijital ortamla bu kadar alakalı olmuyor. Bu yüzden ister istemez hem bu ortamlara yabancı kalıyor ve hem ihtiyaç duydukları zaman başkalarından örneğin Kendi çocuklarından yardım almak zorunda kalıyorlar.

  Günümüz dünyasında bilgi ve iletişim teknolojilerinin önemli rolü nedeniyle, evlatlarımızı  bu teknolojiden mahrum bırakmamız  pek de makul görünmüyor, zira böylece onları adeta " dijital okur yazarlıktan"  mahrum olan insanlara dönüştürüyoruz. Günümüzde dijital okuryazarlıktan mahrum olanlar ise günlük işleri ve profesyonel faaliyetlerinde ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyorlar. Bu yüzden bir taraftan evlatlarımıza bu teknolojiyi kullanma imkanı sağlarken, diğer yandan Bu ortamın tehlike ve hasarlarından olabildiği kadar onları korumamız gerekiyor. Bunun  dolaylı veya dolaysız sonuçlarından biri ise kuşaklar arasında dijital çatlağın ve mesafenin azaltılmasıdır.

Ahlaki ve terbiyevi yönleri bir yana,  anne ve babanın bu ortamı tanımamaları,  çocuklarına internet gibi sıradan teknolojiyi kullanma konusunda yardımcı olamamalarına sebep oluyor.  Örneğin anne ve baba çocuklarının internette bir konuyu aramaları, bir konu  ve içeriği gönderme veya almak, bir konuyu paylaşmak, internetten kendi idari işlerini gerçekleştirmede yardımcı olabilirler.

 kuşaklar arasında dijital uçurum ve çatlak ebeveynlerin zararlı çıkmasına da  sebep olabiliyor. Yeni teknoloji tıpkı çift taraflı keskin bir kılıca benziyor zira onu kullanmak,  kullanıcıların niyeti ve hedefine bağlıdır. Bu yüzden çocukların  kapasitelerinin farkında olunmaması ve anne babanın bu konulardaki bilgisizliği, ebeveyne ağıra mal olabilir.  Örneğin bazı çocuklar interneti kendi bilimsel çalışmaları için kullandıklarını söyleyebilirler fakat gerçek bu olmayabilir;  veya ebeveynin banka hesaplarına ulaşarak  yasadışı işler yapabilirler.  Bu tehlikeler dijital  okuryazarlığı olmayan tüm anne ve babaları  tehdit ediyor.

Aileyi Koruma ve Destekleme Derneği-AKODER’den sn. Ayşe Bostancı konu hakkında şöyle diyor:

Anne- babalar çocukların, gençlerin hayat nehrinde boğulmadan yüzmesi için gerekli rehberliği yapma konusunda sorumludurlar. Bu sorumluluk hayat içinde karşılaşılması muhtemel risklere karşı çocuğu bilgilendirmeyi ve bilinçlendirmeyi gerekli kılar. Bu bilgilendirmeyi ve bilinçlendirmeyi yapması gerekenlerin çağın şartlarına uygun asgari bilgiye sahip olması ve tedbirler üretmesi beklenir. Ancak söz konusu internet ortamı olduğunda birçok ebeveyn internet dünyasına mesafeli durmayı tercih ediyor. Bu mesafeli duruş gerekli rehberliği yapmayı engelliyor. . Teamül gereği hayata dair birçok konuda rehberlik etmesi, tecrübeleriyle bir sonraki nesli aydınlatması gereken neslin internet ortamına olan yabancılığı iletişim konusunda ciddi bir uyum sorununa yol açıyor.

Sn. Bostancı sözlerini şöyle sürdürüyor:

Bilgisayar başından kalkmayan, akıllı telefonuyla ya da tabletiyle ayrılmaz bir bütüne dönüşmüş, bilgisayar oyunlarından başka eğlencesi olmayan gençler bir makine ve onun sunduğu ortamda olmayı insanlarla olmaya tercih etmektir. Bunu bir rahatlık olarak gören anne babalar büyüyen tehlikeyi fark etmeliler. Bunun değişen yaşam şartları, mimari ve şehirleşmeyle de yakından ilgisi olmakla birlikte aslında ebeveynlerin sürece dair bilgisizliği, sorumsuzluğu, umursamazlığı ve bilinçsizliğin de bunda etkisi vardır. 

Mar 06, 2018 20:45 Europe/Istanbul
Görüşler