Britanya hükümeti son zamanlarda insanların yalnızlık sorununa karşı mücadele için bir bakan atadı.

Son 10 yıllarda vatandaşların yalnızlığı Batı toplumunda geniş kapsamlı bir olay haline gelmiştir.  Resmi verilere göre sadece Britanya'da en az 9  milyon kişi tek başına yaşıyor.  Batı toplumunda bu yalnızlık neden ve nasıl oluştu? Bu konuyu ele almak için 2 bölümlük bir program hazırladık. Bu programda batıda yaşlıların yalnızlığı konusunu ele almak istiyoruz. 

Bilim adamlarına göre çağımız insanının en büyük korkusu savaş veya yoksulluk değil, yalnızlık korkusudur.  Amerika'nın Brigham Young  Üniversitesi psikologlarının araştırmalarına göre,  yalnızlık ve sosyal tecrit,  çağımızda insan için en büyük tehdit sayılıyor. Amerika psikologlar Birliği'nin yıllık konvansiyonunda yayınlanan bilim adamlarının araştırma sonuçları,  başkaları ile bağlantı kurmak ve ilişkide bulunmanın, insanın psikolojik sağlığı ve beşeriyetin bekası anahtarı olduğu gerçeğini ortaya koyuyor.  2017 yılında yayınlanan bir rapora göre, yalnızlık günlük 15 sigaranın kullanılması kadar zararlıdır.  Maalesef yalnızlık ve inziva halihazırda başta Batı toplumu  olmak üzere çeşitli yaş grupları arasında gizli bir epidemi haline dönüşmüştür.

Yalnızlık eski dönemlerden beri üzerinde araştırma yapılan bir konudur. Psikologlar yalnızlığı genelde,  inziva, istenmeyen ve nahoş karmaşık bir durum olarak biliyorlar. Bu durum genelde ilişki eksikliği ve başkalarıyla paylaşımda bulunmamaktan  dolayı duyulan stresten oluşur;  Bu durum geçmişten başlayarak geleceğe kadar devam edecektir. Tabii ki bu duygu kişinin toplumda bulunduğu zamanda da hissedilebilir. Yalnızlık, sosyal, zihinsel veya duygusal gibi çeşitli sebepleri olabilir.  Uzmanların belirttiğine göre sosyal ilişkilerini yokluğu insanların ruhsal ve psikoloji  sağlıkları için tehlikeli sonuçları olabilir ve hatta insan ömrünün azalmasına bile sebep olabilir.

 Amerikan Emekli Kişileri Derneği-AARP (American Association of Retired Persons) tarafından Yapılan araştırmalar, Amerika'da 45 yaş üzeri yaklaşık 7 milyon  kişinin kronik yalnızlıktan acı çektiğini gösteriyor. 2014  yılında yapılan sayıma göre Amerika nüfusunun en az dörtte biri yalnız yaşıyor ve yarısı da hala evlenmemiştir. Britanya Kızılhaç örgütü ve Hükümeti'nin istatistiklerine göre İngiltere nüfusunun %15 ila %20'si kadar olan en az 9 milyon kişi yalnız yaşıyor. İngiltere'de doktorlara günlük başvuran kişilerin 1 ila 5'i yalnızlık ve kimsesizlikten  acı çeken ve hastalık bahanesi ile muayenehanelere giden,  doktorlarla birkaç dakika konuşmayı  bir fırsat bilen  ve kendilerini yalnızlıktan kurtarmak isteyenler olduğu belirtiliyor. Bu sarsıcı durum,  verilerin belirttiğine göre İngiltere'de yaklaşık 200  bin kişinin geçtiğimiz ay hatta bir kişi ile  birkaç dakika bile konuşmamasını bilinmesi ile daha da acı oluyor

Maalesef Batı toplumunda yaşlılar arasındaki yalnızlık sorunu daha da fazla göze çarpıyor. Bu günlerde Batı medyası,  gençlik çağında yaşayanların artık yaşlılık ve emeklilik döneminde daha huzurlu bir hayat  sürdürerek zevk alması gerektiği reklamlarla dolup taşıyor. Bu konunun büyük oranda gerçekleşmesi ve yaşlıların emeklilik maaşı ile batıda yaşamlarını sürdürebilmeleri gerçeğine  rağmen maalesef onların yalnızlığına çözüm olamıyor. Batı toplumundaki yaşlılar aç değillerdir,  onların temel ihtiyaçları bir şekilde gideriliyor fakat güvendikleri bir konuşma arkadaşları yoktur ve kendilerini yapayalnız hissediyorlar.

Yaşlı kadınlar ve erkekler arasındaki yalnızlık sorunu birbirinden farklıdır. Genelde kadınlar erkeklere nazaran yaşlılık dönemin sorunlarını daha rahat bir şekilde karşılayarak atlatıyorlar. Erkekler arasında ihtiyaç ve sığınmasızlık duyguları çok erken onların ruhsal dengelerinin bozulmasına sebep oluyor ve bu yüzden böyle durumlarda olan erkekler kadınlara nazaran daha fazla intihar etmeyi düşünüyorlar;  hatta birçokları bu düşünceyi büyük dikkatle gerçekleştiriyorlar.  Onlar bunun için ya kendilerini asıyorlar ya da bir kurşunla yaşamlarına son veriyorlar  veya kendilerini bir köprü veya yüksek binadan atıyorlar. Yayınlanan veriler yaşlılar arasındaki her 3 intihar vakasından ikisinin erkek olduğunu gösteriyor.

Batıda yaşlıların intihar olayı, gençler arasındaki intiharlara rağmen, mevcut duruma itiraz amaçlı değildir. Onlar yaşamaktan doymuş ve hatta bıkarak hayatlarına son vermek için intihar ediyorlar. Yaşlılar genelde intihar etmeden önce, yaşamlarına son vermek için kararlarını almış ve fiziksel veya ruhsal ilk acılar veya tedavisi zor olanı hastalıkların başlaması ile birlikte daha önce aldıkları kararı gerçekleştirerek intihar ediyorlar. Erkekler hayatlarının bu son kararını güdümlü bir şekilde gerçekleştiriyorlar. Uzmanlar yaşlar arasındaki intihar sürecinin artmakta olduğuna inanıyorlar.

Dünya Sağlık Örgütü her yıl dünya çapında en az bir milyon kişinin intihar ettiğini ilan etti.  Mevcut verilere göre Batı toplumunda intihar vakaları daha fazla yaşanıyor. Avrupalı vatandaşların ruhsal ve psikolojik sağlığı alanında Dünya Sağlık Örgütünün sorumlusu, intihar konusunda yaptığı açıklamada şöyle diyor:  Avrupa'da intihar oranı artmaktadır ve bu olay giderek sosyal bir sorun haline dönüşmüştür. Hâlihazırda bu olay Avrupalıların yaşamının son bulmasındaki önemli sebeplerden biridir.

Örneğin Almanya'daki istatistikler her 47 dakikada bir vatandaşın intihar ettiğini,  bunun ise yılda 11  bin kişi ettiğini ortaya çıkarıyor.  Fakat bu oran 65 yaşın üstündeki yaşlı Almanlar arasında daha yüksektir.  Aynı verilere göre Almanya'daki intihar vakalarının en az üçte biri bu yaş grubu arasında yaşanıyor.  Uzmanlar batıda yaşlılar arasındaki intihar sürecinin daha da artacağını tahmin ediyorlar,  zira Avrupa ülkeleri giderek yaşlanmaktadır.  Nitekim Avrupa'da 60 yaşın üstündeki vatandaşların sayısı,  20 yaşın altında olan gençlerden daha fazladır.  Tabii ki  Avrupa toplumunda yaşlılar  sayısının artması, dolaylı olarak intihar oranlarının da artmasına sebep olabilir.

Münster Üniversitesi psikoloji bölümü hocası Profesör Norbert Earlmeyer  Alman yaşlıların  daha çok işe yaramaz ve boşluk duygusu hissettikleri için intihara kalkıştıkıllarını düşünüyor.  Onların artık kimseye faydalı olmadıklarını, işe yaramadıklarını hissediyorlar. ProfesörEarlmeyer Deutsche welle'ye verdiği demeçte,  şöyle dedi: bu yaş grubu birçok sorunla karşı karşıyadır. Onlar sürekli fiziki ağrılar hissediyor ve bu organik ağrılar birçok durumda psikolojik baskılar ve bunalımlara sebep oluyor. Onların bir diğer önemli sorunları yalnızlık duygusudur,  zira onlar genelde yalnız yaşıyorlar,  birçoklarının eşi daha önce vefat etmiş ve çocukları da başka şehirlerde yaşıyorlar.  Onlar kendileri için hiçbir dayanak bulamıyorlar, emekli oldukları için de genelde işsizler.  Onların yaşamlarına yıllarca anlam veren ve başkalarının dikkatini çeken meslekleri artık yoktur.  Bu yaşlılar hayatın yeni şartlarıyla  uyum sağlayamıyorlar ve sonuçta bu boşluktan kurtulmak için intihar  etmeyi düşünüyorlar.

Sanal ilişkilerin insan ilişkileri yerini almasını sağlayan teknolojinin ilerlemesiyle,  söz konusu yaşlıların çocukları  onları ziyaret etmek yerine sanal ortamda bağlantı kurmakla yetinmelerine sebep oluyor. Oysa anne ve babaya emoji veya stiker göndermek, onları kucaklayarak öpmenin  yerini alabilir mi? bu çocuklar hatta bazı özel sitelere kaydolarak her gün otomatik olarak ebeveynlerine günaydın veya her gece iyi geceler stiker ve mesaj gönderiyorlar. Bu çocuklardan bazıları hatta anne ve babalarının vefatı ardından söz konusu sitelerin hala otomatik olarak onlara stiker ve  tebrik kartı gönderdiğinin fark etmiyorlar.  Fakat yalnızlık sorunu bir tebrik kartı  veya bir stiker ile çözülemeyecek kadar çok daha derindir. Öyle ki İngiltere hükümeti,  bu kişilerin yalnızlık sorununu çözmek için, Yalnızlık İşler Bakan ünvanı ile  yeni bir bakanı  göreve atamıştır.  Dünya Sağlık Örgütü de 2017 yılında Dünya Sağlık Günü sloganını  bunalım ve yalnızlıkla mücadele için " gelin konuşalım"  şeklinde seçmişti.

Mar 06, 2018 20:53 Europe/Istanbul
Görüşler