Azerbaycan Cumhuriyeti Güney Kafkasya bölgesinin tek Müslüman ve Şia ülkesidir.

Bu Müslüman ülkenin nüfusu yaklaşık 10 milyondur ve 1991 yılında SSCB(Sovyetler Birliği)'den ayrılmasıyla bağımsızlığını ilan etmiştir.

Sovyetler Birliği'nin 1991 yılında dağılması sonucunda bağımsızlığını elde eden Azerbaycan Cumhuriyeti'nde, sapkın Bahaîlik gibi birçok yabancı fırka ve kurum yuva yapmıştır. Sapkın Bahaîlik fırkası, Azerbaycan Cumhuriyeti'nde kendi toplanmalarını organize etmesi ve Bakü ve Sumgayıt Bahai toplanmalarını adalet bakanlığında ve Dinî İşler Devlet Komitesi'nde kayıt altına almasının yanı sıra, kendi siyasi ve propagandacı faaliyetlerini dolaylı bir şekilde arttırmaya başladı. Ayrıca bu fırka, Haydar Aliyev'in 1993 ila 2003'e kadar süren, on yıllık cumhurbaşkanlığı döneminde teşkilatlanmaya başlayarak yeniden güçlenmeye başlamıştır.

Bu sapkın fırkanın başında bulunanlar, 21. yüzyılın başlarında yani 2003 yılından beri babasının yerine geçen İlham Aliyev döneminden itibaren, kendi siyasi faaliyetlerini açık bir şekilde devam ettirmişlerdir. Bu dönemde, Bahailik fırkasının başındakiler, İlham Aliyev'in hükümetine sızarak Azerbaycan Cumhuriyeti'nde kendilerine sağlam bir yer bulmaya çalışmışlardır. Aslında bu dönem, Siyonizm'in Azerbaycan Cumhuriyeti'nde etkisinin artması ve doruğa ulaşmasıyla eşzamanlı olmuştur. Bahai'lerin bu dönemde en açık siyasi faaliyetlerinden biri, Azerbaycan Cumhuriyeti sapkın Bahailik fırkasının liderlerinin, fırkayı tanıtan ve İran'da 6 Siyonist Rejimi Bahai casuslarının yakalanması dolayısıyla İran'a karşı tutumları içeren makaleler ve röportajları yayımlamak olmuştur. İşte bu tutumlar, Siyonizm ve Bahailik'in aynı doğrultuda hareket ettiğini ve bir biriyle yakından ilişkili olduğunu açıkça göstermektedir.

Azerbaycan Cumhuriyeti'nde özellikle Talişler gibi etnik ve dinî azınlıklarla ilgili verilerin sansür edilmesine rağmen, bir Azeri yetkilinin açıklamaları gerçekleri gözler önüne sermektedir. Dini İşler Devlet Komitesi başkanı Mübariz Kurbanlı, bu komitenin kuruluş amacıyla ilgili şu açıklamaları yapmıştır:

''Azerbaycan Cumhuriyeti'nin nüfusu 10 milyona yaklaşmıştır ki bunun yüzde 96'sı Müslüman ve geri kalan yüzde 4'lük bölüm ise farklı dinlere ve fırkalara bağlı olanlardır. Bunların arasında en önemlileri sapkın Bahailer,Provslav kilisesine bağlı Hıristiyanlar ve yedi sinagoga sahip olan Yahudiler'dir.

Gerçekte bu açıklamalar ve Azerbaycan azınlıklarıyla ilgili sayılar, Azerbaycanlı hükümet yetkilileri tarafından yapılan sayılı açıklamalardandır.  Böylece Azerbaycan Cumhuriyeti'nin nüfusunun yüzde 4'ü, yani 400 bine yakını gayri müslümler ve sapkın fırkalara mensup olanlardır.

Buna rağmen, İlham Aliyev hükümeti 9 milyon 600 bin Müslüman kişiyi bir kenara bırakarak ülke bütçesinin büyük bir bölümünü gayri müslümler ve sapkın fırkalara yapıt inşa etmek ve onlar lehine propaganda yapmaya ayırmıştır. Örneğin nüfusun büyük bölümünü oluşturan Müslüman halkın az sayıda kuruma sahip olmasına karşın Azerbaycan Cumhuriyeti Dini İşler Devlet Komitesi gayri Müslümlere ait 28 kurumun kaydolduğunu belirtti.

Bu aralar, İlham Aliyev hükümetinin kimi yetkilileri Azerbaycan Cumhuriyeti'ndeki Siyonizm nüfuzundan memnuniyetlerini dile getirerek bu ülkedeki Bahailik'in yayılmasını da himaye ettiler. Mesela, Azerbaycan Cumhuriyeti Dini İşler Devlet Komitesi başkan yardımcısı Gündüz İsmailov, sapkın Bahai fırkasının Azerbaycan Cumhuriyeti'nde yasal olarak faaliyet gösterebileceğini belirtti. Bu Bakü hükümeti yetkilisi ayrıca şunları da kaydetti:

" Bahai dini topluluğu Azerbaycan Cumhuriyeti Dini İşler Komitesi'nde resmi olarak kayıt altına alınmış, Bakü ve Sumgayıt kentlerinde faaliyet yapma haklarına sahipler."

Doğal olarak, hükümetin himayesi, 19. yüzyılda Azerbaycan'a giren sapkın Bahailik fırkasının Azerbaycan Cumhuriyeti'nde güçlenmesine ve gelişmesine zemin hazırlayacaktır.

Amerika Los Angeles şehrindeki Azerbaycan Cumhuriyeti Başkonsolosu Nesimi Agayev de bu şehirdeki Bahai topluluğuyla bir görüşme yaparak Azerbaycan Cumhuriyeti'nin dini topluluklarla ilişkilerini geliştirmesi üzerine bir konuşma yaptı. Nesimi Agayev ayrıca Azerbaycan Cumhuriyeti tarihi, kültürü ve bulunduğu coğrafi ortamdan da kısaca bahsetti.

Bu Azeri diplomat yaptığı konuşmada şöyle bir iddiada bulundu:

"Azerbaycan Cumhuriyeti'nde çok kültürlülük ve köklü olan uzlaşma, etnik kökenlerine bakmadan eşitlik sağlamak ve insanların özgürce inançları ve gelenek göreneklerini ifade etmelerini daha da kuvvetlendirecektir. 

Bu görüşmede Bahai toplumunun üyeleri, Azerbaycan'daki bu çok kültürlülük ve uzlaşı ortamını hoş karşıladıklarını söylediler.

Azerbaycan Dini İşler Devlet Komitesi Başkanı Mübariz Kurbanlı, 2015 yılı Eylül ayının ilk gününde Azerbaycan Bahai Temsilcileri Heyeti'yle bir araya geldi. Kurbanlı bu görüşmede Bahailik'in de tanınan dinler arasında yer aldığı temelsiz iddiaya değinerek Bakü hükümetinin dinleri himaye ettiğini ve bu ortamda Bahailk'in de Azerbaycan Cumhuriyeti'nde faaliyet gösterebileceğinin altını çizdi.

Din alanındaki hükümet siyasetlerini uygulamakla da sorumlu olan Azerbaycan Cumhuriyeti Dini İşler Devlet Komitesi'nin bu yaklaşımı, Azerbaycan Cumhuriyeti'ndeki Bahailiğin faaliyetlerini ve nüfuzunu olağan göstermek maksadıyla koordineli şekilde yapılan bir girişimdir.  Bu örgütün faaliyetlerinin açık bir şekilde yürütülmesi, ülke içindeki hassasiyet ve İran'daki hassasiyeti ölçmek amacıyla yapılan bir harekettir.

Görünen o ki, bu yaklaşımdan güdülen hedef, Azerbaycan Cumhuriyeti'ndeki Bahailiğe yönelik duyulan hassasiyetin ortadan kaldırılmasıdır. Ayrıca görünüşte sapkın Bahailik örgütünün Azerbaycan Cumhuriyet'inde faaliyet göstermesinden güdülen nihai amaç bu örgütün liderlerinden İran'ı etkilemek yönünde faydalanmaktır. Çünkü sapkın Bahailik örgütü başlangıcından itibaren, Avrupa kültürü ve siyasetlerine hizmet etmek yönünde İran'da değişim peşindedir. İşte bu doğrultuda, ilk başlarda dini tarafı daha ağır basan ve hatta İmam Mehdi(a.s.)'nin zuhuru için zemin hazırlayan bir din olduğunu iddia eden bu örgüt sonraları gerçek yüzünü göstererek İran halkının yaşam tarzı ve inançlarını değiştirmek istemesi de her şeyi ortaya koymaktadır.

Yeni yeni ortaya çıkan sapkın Bahailik fırkasının kuruluş tarihi olarak 19. yüzyıl söylenebilir. Azerbaycan'daki sapkın Bahailik örgütünün faaliyeti ise 1980'lı yılların sonunda yeniden canlanmıştır. Bu konuyla ilgili kaç temel soru mevcuttur. Neden dünya Bahailik Örgütü Azerbaycan Cumhuriyeti'ndeki faaliyetlerine bu kadar önem vermektedir? Bu yapılanma Azerbaycan'da neyin peşindedir? Ve Bu örgütün Azerbaycan halkını etkilemek için hangi hilelere başvurduğu soruları.

Gerçekte Bahailik'in Siyonizm'den biraz daha erken oluştuğu dikkat çekicidir. Başlangıç noktası olarak da Bahailik İran ve Siyonizm Ortadoğu'da ortaya çıkmıştır. Ama bu fırkanın gelişim sürecine bakılırsa Bahailiğin oluşma kökenleri, özellikle Avrupalı kimi Batılı siyasetçilerin sinsi ve sapkın düşüncelerinde aranabilir. Bahailik 19. yüzyılın ikinci yarısında İran'daki varlığını sinsi bir şekilde ilan etti. Bu sapkın fırkanın kurucuları, bu sözde yeni dini, ilahi bir din olarak tanımlayarak, kendi sapkın fırkalarını büyüttüler.

Siyonist Rejim'in İşgal olunan Filistin topraklarında yasa dışı kuruluşundan sonra, Birleşmiş Milletler 29 Kasım 1948 yılı genel toplantısında alınan 181 numaralı karara uyarak Bahailiğ'in gelişimi ve yayılması yeni bir aşamaya girdi.       Böylece Bahailik, Siyonist Rejim'in resmi himayesi ile yıkıcı faaliyetlerini başka bir şekilde devam ettirerek Siyonist Rejim'in başka ülkelerdeki icra kanatı olarak görev yapmaya başladı. Sovyetler Birliği'nin dağılması ve uluslararası sistemin değişikliğe uğramasıyla birlikte Siyonizm ve Bahailik, Sovyetler Birliği'nden kopan yeni ülkeleri, el değmemiş bir siyasi coğrafi alan görmüş ve nüfuz etmeye başlamıştır. Özellikle Sovyetler Birliği'nden ayrılan Müslüman ülkeler Siyonizm ve Bahailiğin asıl hedefi olarak seçildi. Bütün bunlara rağmen Siyonizm ve Bahailiğin düşünce ve siyaset alanlarındaki ortaklıkları, pratikte de bu iki fırkayı yeni bağımsızlaşmış Müslüman ülkelerde ve özellikle de Azerbaycan'da birleştirmiştir. Bahailiğin Azerbaycan Cumhuriyeti'nde gizli ve sinsice faaliyet yürütmesine rağmen, bu faaliyetlere dikkatlice bakılırsa, bu sapkın fırkanın uluslararası Siyonizm'le olan ilişkisi apaçık ortadadır. 

Mayıs 07, 2018 18:02 Europe/Istanbul
Görüşler