Dünya müzeler günü 1977 yılından beri kutlanıyor. Her yıl bu günde belli bir sosyal konu üzerinden duruluyor. Bu yıl yine dünyanın 145 ülkesinde 35 bin müze bu günü çeşitli etkinlikler düzenleyerek kutluyor.

Uluslararası müzeler konseyi 2018 yılında dünya müzeler günü için sloganını açıkladı. “iç içe müzeler: yeni eğilimler, yeni insanlar”  uluslararası müzeler konseyi 2018 yılı için seçtiği slogan olarak açıkladığı slogandır.

 

Dünya müzeler konseyi bu sloganı seçme gerekçesini şöyle açıkladı:

Günümüz sürekli dünyasında müzelerin rolünü idrak etmek, bu kurumların yarattığı bağları gözetmeksizin imkansızdır. Müzeler toplum, kültürel boyut ve doğal ortam bakımlarından asli ve hayati unsurlardır. Teknoloji müzelerin bir haşteg kadar kolay bir şeyle esas muhataplarından öteye uluşmalarına imkan tanıyor. Bazı müzeler için teknoloji hatta yeni bağları kurmak için gerekli değildir ve sadece onlara yönelik yeni bir eğilim, yeni muhatapları bulmak ve cezbetmek için yeni bir yöntem sayılır. 2018 yılında dünya müzeler gününde tüm müzeler yeni eğilimleri ve yeni muhatapları iletişim ve yeni bağlar kurmak ve takviye etmek için teşvik edilmiştir.

 

Müzeler zaman tünelidir ve ziyaretçiyi geçmiş zamanlara, yakın geçmişlere veya çok uzak geçmişlere götürür. Her müzede sergilenen eşyaların her biri içinde bir öykü barındırır. O eseri yapan ressam veya haccardan tutun ta o eserin yapılmasına emreden kral veya kraliçeye kadar ve yine her heykeli görünce o heykeli takdir eden veya bir resmi görünce ihtişamı karşısında hayretini gizleyemeyen insanlara kadar ve biz insanlar bu eserlerin öykülerini keşfetmek için müzelere yolculuk ederiz. Bu yolculuk başlamadan önce bazı bilgileri gerektirir.

 

Her milletin tarihi ve kültürü ve ebediyatı ve dili ve sanatı ve serveti ve diğer değerli varlıkları çanak çömlek ve taştan ve metalden ve kumaştan ve camdan ve hatta beşeri nesnelerden oluşan simgeler şeklinde küçük büyük vitrinlerin ardına yerleştirildiğinde veya duvarlara ve tavanlara asıldığında ve büyük bir titizlikle korunduğunda, işte o zaman müze adı verilen mekan şekillenir ve adeta bir dört duvar gibi bir diyarın dört köşesinden bir bölümünü içine alır ki bugünkü insanlar ve gelecek kuşaklar o diyardan ve başka diyarlardan gelsin ve görsün ve öğrensin.

 

 

Aslında müzeler her diyarın gözler önüne sergilenmesi ve güçlü birer belge olarak sunulması gereken tonlarca gömülü hazinelerinin küçük bir parçasıdır. Ancak buna karşın müzeyi sırf tarihi ve eski eserlerin sergilendiği bir mekan şeklinde tanımlayamayız. Nitekim aynı zamanda sanat, ilim, tıp, resim, kütüphane, galeri, sergi ve yine çoğu tarihi binalar ve mekanlar da başlı başına bir nevi birer müze sayılır. Her müzede veya galeride sergilenen her eserin muhatabı ile irtibat kurabilen kimliği ve ruhu vardır ve bunların üzerinde düşünerek o eserlerin durumunu öğrenebiliriz. Dolaysıyla müzelerin en önemli görevi sergiledikleri eserlerle ziyaretçiler arasında kültürel irtibat kurmaktır. Gerçekte burada bir eserle o eseri yaratan kimsenin arasındaki irtibat ve his bir nevi ziyaretçilere de aktarılmalıdır.

 

Dünya müzeler günü dolaysıyla İran milli müzesine uğruyoruz. İran milli müzesi İran’ın tarihi eserlerini sergilemek ve tanıtmak ve üzerinde araştırma bakmak açılarından en önemli müzelerden biridir. Bu müzede sergilenen eşyaların çeşitliliği ve İran’ın geniş coğrafyasına ve tarih öncesi, tarih ve İslamî dönemlere ait olması, bu diyarda yaşamış insanları ve eserlerini tanıtmakta önemli rol ifa etmektedir.

İran milli müzesi İran’ın en büyük arkeolojik ve tarih müzesidir ve İran’ın müze işletmeciliği alanında ana müze konusundadır.

 

Fransa’nın Louvre müzesinin adı dünya halkı bilinen ünlü bir addır. Bu müze ününü dünyanın çeşitli ülkelerinde arkeologların çalışmalarının sonuçlarını bir arada barındırmaya ve bu eserleri bu müzeye hibe etmelerine borçludur.

Louvre müzesinin ilk temelini Fransa krallarının eserleri oluşturdu. Müze rönesans çağında şekillendi.

Bu arada Ortadoğu, Avrupa ve Kuzey Afrika eski medeniyetlerine ait olan 56 eser Louvre müzesinin İran milli müzesine getirilerek sergilenmeye başladı.

 

Louvre müzesinin Tahran’da milli müzede açtığı sergi 5 Mart 2018’de ve Fransa Dışişleri Bakanı ve Louvre müzesinin başkanının katıldığı törenle ve dünya medeniyetlerinin ihtişamı başlığı altında İran milli müzesinde açıldı.

Bu sergide Fransa 16 eserle başı çekerken, ardından Mısır 12 eser ve İtalya 9 eserler geliyor. Bu eserlerin en seçkin olanları Rambrand’dan bazı tablolar ve eski Mısır’da firavun Hakur dönemine ait olan ve bazalt taşından yapılan Ebulhol heykelidir.

 

 

Bu sergide İran kültürüne ait olan ve Çoğazenbil’deki kazı çalışmalarında çıkarılan kitabeli balta ve demir çağına ait olan ve üç bin yıllık mazisi bulunan Lorestan yöresinden bronz eşya olmak üzere iki önemli eser de yer alıyor. Bu sergi Ortadoğu, Avrupa ve Kuzey Afrika bölgelerinde sümer, Asur, hithit, eski Mısır, eski yunan ve eski roma gibi medeniyetlere ait eserleri ve yine Ojen Delakrua ve Kamil Koro gibi Avrupalı bazı sanatçıların tabloları içeriyor. Bu sergide yer alan eserler Louvre müzesinin sekiz bölümünde seçilen eserlerdir. Söz konusu eserler serginin tasarımına göre dört bölümde ve bir topluluğun doğuşu, bir müzenin doğuşu, küreselleşme rüyası ve canlı bir müze olmak üzere dört başlığın altında sergileniyor.

 

 

Serginin açılışı için Tahran’a gelen Louvre müzesinin Başkanı Jean Luck Martinez şu açıklamada bulundu:

İran ve Fransa arasındaki ilişkiler çok eski ve çok derindir, zira Fransızlar tarihi İran ülkesinde arkeolojik çalışmalarının öncüleri olmuştur. Tahran’da açılan bu eşsiz sergi bize, mazisi 19. Yüzyıla dayanan bu muhteşem ilişkilerin arasında bir köprü kurma imkanı sağlıyor.

 

 

Bu sergide dikkatleri üzerine çeken bir başka bölüm İranlı ünlü film yapımcılarından ve yönetmenlerinden merhum Abbas Kiarüstemi’nin fotoğraflarının sergilendiği bölümdür. Bana bak başlığı altında sergilenen fotoğraflar Kiarüstemi hayattayken sergileme fırsatı bulamadığı fotoğraflardan oluşuyor ve şimdi ilk kez burada sergileniyor. Bu fotoğraflar Kiarüstemi’nin Louvre müzesini defalarca ziyaret ettiği sıralarda çektiği fotoğraflardan oluşuyor.

 

 

Merhum Abbas Kiarüstemi 1996 ila 2012 yılına kadar bir çok kez Louvre müzesini gezdi ve o sıralarda kendisi gibi müzeyi gezen ve eserleri izleyenlerde bir dizi fotoğraf çekti. Şimdi bu fotoğraflardan bazıları burada sergileniyor. Fotoğrafların ana teması Louvre müzesini gezenlerin eserleri izlerken halidir ve Kiyarüstemi onların bakışını bir sinemacı gözüyle kayda almıştır. Fotoğraflardaki insanlar sanki tabloların içinde seyahat ediyor gibi bir hali vardır.

 

 

Aslında Abbas Kiarüstemi’nin çektiği fotoğraflardan dördünün bu sergide yer alması Louvre müzesi yetkililerinin düşüncesiydi, ancak sanatının ailesinin onayı ile fotoğrafların sayısı 18’e yükseldi.

Abbas Kiarüstemi İran’ın seçkin film yapımcısı, yönetmen, senaryo yazarı, grafik ustası, şair ve ressamdı. Kiarüstemi’nin filmleri dünya sinemasında önemli yeri olan bir yapımcıydı ve eserleri şimdiye kadar bir çok uluslararası film festivalinde büyük ödüller kazandı.


 

Abbas Kiarüstemi 1970’li yıllarda sinema dünyasına atıldı ve vefat ettiği 2016 yılına kadar 40 esere imza attı ve 32 sanat ödülü kazandı ve bu açıdan İran sinemasının en çok ödül kazanan sanatçısı oldu.

Kiyarüstemi sanata resimden başladı ve daha sonra fotoğraf sanatına ve en son sinema sanatına yöneldi. Nitekim Kiarüstemi’nin görüntüden iyi idrakı da fotoğrafçılık mazisine dayanıyor.

 

Louvre müzesinin İran milli müzesinde açtığı özel sergisini iki ay içinde 200 bin ziyaretçi izledi. Bu sergi 8 Haziran 2018’e kadar meraklılarına açıktır. Bu arada aynı serginin Horasan büyük müzesinde de açılması için görüşmelerin devam ettiği belirtilmelidir..

Mayıs 27, 2018 18:49 Europe/Istanbul
Görüşler