Amerika Başkanı Donald Trump’ın 8 Mayıs 2018 tarihinde İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan ve Bercam adı ile anılan nükleer anlaşmadan çekildiğini açıklaması, söz konusu nükleer anlaşmanın ve Ortadoğu bölgesi ve tüm dünyanın istikrarı ve güvenliğinin geleceği bakımından önemli bir gelişme sayılır.

Amerika Başkanı Trump bundan önce de defalarca Bercam nükleer anlaşmasını sakat bir anlaşma gibi tabirlerle hitap etmişti ve bu doğrultuda 8 Mayıs tarihinde yaptığı konuşmada bir kez daha bu sözleri tekrarlamakla beraber İran İslam Cumhuriyeti aleyhine de büyük yalan iddiaları ileri sürdü.

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Amerika Başkanı Donald Trump’ın İran hakkında tamamen yalan sözlerinden hareketle, Trump’ın Bercam’dan çekildiklerini açıkladığı günden bir gün sonra yaptığı konuşmada ABD başkanının yalanlarını gündeme getirdi. Ayetullah Hamanei şöyle buyurdu: Amerika Başkanı çok çirkin ve ucuz sözler sarfetti. Sözlerinde belki de onu aşkın yalan vardı. Hem nizamı tehdit etti, hem milleti ve şöyle yaparız, böyle yaparız dedi. Bu yaşanan olay, yani Amerika başkanının çirkin ve ucuz sözleri bizim beklemediğimiz bir şey değildir. Bu davranış önceki başkanların döneminde de vardı, fakat her dönemde farklı şekillerde oldu.

 

Aslında Amerika Başkanı Trump yalan iddialarına dayanarak ve bu yalanları bahane ederek Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasından çekildiğini gündeme getirdiği için, Trump’ın yalanlarını gözden geçirmek ve her yalanın gerçeğini ortaya koymak önemli bir zaruret gibi görünüyor.

Nitekim Trump’ın sürekli yalan söylemesi hatta Batılı haber kanallarını bile tepkiye zorladı. Örneğin Sky news kanalı şöyle yazdı: gerçi Amerika Başkanı Donald Trump gördüğü her şeyi aynen söylemekle kendisiyle övündüğünü söylüyor, fakat hemen hemen her gün bu iddianın tam tersini uyguluyor.

 

Sky news haber kanalı şöyle devam ediyor:

Gerçi Amerika Başkanı Trump’ın yalancı biri olduğu haberi flaş haber olmayabilir, fakat Trump’ın yalan yanlış, ezici, fasık ve aralıksız ileri sürülen sözleri hepimizi kaygılandırıyor. Bu sözleri yalan, yanlış, abartı veya benzeri şeylerle adlandırabiliriz, fakat kesin olan şu ki özgür dünyanın lideri olan birinden bu tür sözleri duymak, ciddi tehlikeleri beraberinde getirebilir.

 

Siyaset meseleleri uzmanı Daniel Dale de twiter hesabında Amerika Başkanı Donald Trump’ın şimdiye kadar dile getirdiği yalanlarının sayısını yayımladı. Dale Amerika Başkanı Trump’ın başkanlığının ilk 458 gününde 1486 yalan iddiayı ileri sürdüğünü belirtti.

 

Amerika Başkanı Trump bir konuşmasında İran’ın nükleer silah yapma yeteneğini koruduğu konusunda şöyle dedi: Bercam anlaşması İran’a uranyum zenginleştirmeyi sürdürmesine ve zamanlı nükleer kaçış eşiğine ulaşmasına izin veriyordu.

Bercam nükleer anlaşmasının İran’a uranyum zenginleştirmeye devam etmesine izin verdiği doğrudur, ancak nükleer kaçış eşiğine ulaşmak, yani nükleer bomba yapma kabiliyetine ulaşmanın süresi çeşitli engellerle arttırılmıştır. İran nükleer programında ayrıca bazı kısıtlamaları da kabul etmiştir. Örneğin İran nükleer silah yapımına yardımcı olabilecek alanlarda araştırma çalışması yürütmemeyi kabul etti.

 

Amerika’nın enerji eski Bakanı ve nükleer müzakerecilerinden Ernest Muniz, Bercam anlaşmasında uygulanan kısıtlamalarla beraber İran’ın nükleer kaçış süresi iki veya üç aydan en az bir yıla ulaştırıldığını belirtiyor. Öte yandan UAEK denetçileri de sürekli İran’ın nükleer faaliyetlerinin zaten barışçıl olduğunu onaylıyor. Bundan başka İran UAEK’nun daha fazla gözetimini ve denetimini de kabul etti. Böylece İran’ın nükleer silah yaptığı iddiası, korsan İsrail Başbakanı Netanyahu’nun geçenlerde yaptığı şovda gündeme getirdiği ve Trump’ın da işaret ettiği iddiası, büyük bir yalandır.

 

Bu arada İran İslam Cumhuriyeti defalarca dini açıdan ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin fetvasına göre nükleer silah yapma peşinde olmadığını ilan etmiştir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Nisan 2011’de Tahran’da düzenlenen 1. Uluslararası nükleer silahsızlanma konferansına gönderdiği mesajda nükleer silah kullanmanın haram olduğu yönündeki fetvasını tekrar etti ve şöyle buyurdu: bizce nükleer silahlardan başka kimyasal ve biyolojik silahlar gibi her türlü kitle imha silahı beşeriyete karşı ciddi tehdit oluşturuyor. İran milleti bizzat kimyasal silah kurbanıdır ve bu yüzden bu tür silahların üretilmesi ve biriktirilmesinden kaynaklanan tehlikenin bilincindedir ve tüm imkanları ile bu tür silahlarla mücadele etmeye hazırdır.

 

Amerika Başkanı Donald Trump’ın Bercam nükleer anlaşmasından çekilme doğrultusunda üzerinde durduğu bahanelerin arasında yer alan bir başka büyük yalanı yaptırımlarla ilgiliydi. Trump şöyle dedi: Bercam anlaşması İran’a uygulanan felç edici iktisadi yaptırımları, İran’ın nükleer faaliyetlerine uygulanan çok zayıf kısıtlamaların karşılığında kaldırdı.

Oysa Trump’ın çok zayıf olarak nitelediği İran’a dayatılan nükleer kısıtlamalara bakıldığında bu iddianın asla doğru olmadığını ortaya koyuyor.

 

Bercam anlaşmasında İran’a uygulanan bazı kısıtlamalar ise şöyle:

İran’ın zenginleştirdiği uranyum stoklarının %98 azaltılması ve 2031 yılına kadar 300 kg tavanını aşmaması,

Uranyumu ancak %3.67 düzeyinde zenginleştirmesi,

Fordo 2031 yılına kadar uranyum zenginleştirmenin yasaklanması,

İran’ın santrifüj sayısının 20 bin santrifüjden 5 bine düşürülmesi.

 

 

İran Bercam nükleer anlaşmasına göre bir çok santrifüjünü devre dışı bıraktı, ayrıca Arak ağır su tesislerinin yeniden yapılanmasını kabul etti.

Öte yandan UAEK Başkanı Yokio Amano da bu kurum İran ile imzalanan nükleer anlaşmanını en ufak detayını gözetlediğini belirtiyor. Amerika yönetimi Bercam nükleer anlaşması İran’ın nükleer faaliyetlerini gözetlemek için yetersiz olduğunu ileri sürüyor, oysa UAEK raporlarında şimdiye kadar İran’ın tam 3 bin iş günü gözetleme işini yürüttüklerini belirtiyor. UAEK ayrıca İran’ın bir çok nükleer tesisi üzerinde iki bin kadar açılmaz mühür taktıklarını ve her gün nükleer tesislere yerleştirilen uzaktan kumandalı kameralarla yüz binlerce görüntü alarak İran’ın nükleer faaliyetlerini rasat ettiklerini belirtiyor. UAEK 2013 yılından sonra alınan görüntülerin sayısı tam ikiye katlandığını vurguluyor.

 

 

Amerika Başkanı Trump’ın ileri sürdüğü bir başka iddiası, İran’ın nükleer silah yapmasını gözetlemek ve önlemekte aciz oldukları yalanıydı. Trump bu iddiası hakkında şöyle dedi: biz şimdiki anlaşmanın çürük yapısı ile İran’ın nükleer silah yapımını önleyemeyiz. Anlaşmanın gözetleme tedbirleri İran’ın askeri mekanları gibi önemli alanlarını gözetlemeyi kapsamıyor.

Oysa İran Bercam nükleer anlaşması ile birlikte NPT’nin ek protokolünü da gönüllü olarak kabul etti, ki bu da UAEK denetçilerine daha fazla denetleme imkanı tanıyor. Üstelik ek protokol süresizdir ve Bercam anlaşmasının diğer maddelerinin süresi sona erse bile bu protokol devam edecektir.

 

 

Öte yandan bir çok Batılı lider ve diplomatın itiraf ettiğine göre Bercam nükleer anlaşması yürürlüğe girdikten sonra dünyanın en sıkı nükleer denetimi İran’ın nükleer faaliyetleri üzerinde uygulanıyor. Bu çerçevede UAEK denetçiler beklenmedik denetimleri yapabiliyorlar  ve yine muhtemelen ilan edilmemiş bir faaliyet varsa onun üzerinde de denetim yapabiliyorlar. Yine ek protokol ve Bercam’da öngörülen mekanizmalara göre eğer UAEK herhangi bir sebepten ötürü İran’ın herhangi bir askeri tesisinde şaibeli nükleer faaliyet şüphesi olursa, İran ajans denetçilerine teftiş imkanı sunmalıdır, aksi takdirde tekrar uluslararası yaptırımlara maruz kalabilir. Bu arada UAEK anlaşma uygulanmaya başladıktan sonra şimdiye kadar 10 kez İran’ın Bercam anlaşmasına tam olarak bağlı kaldığını ilan etti ve bu anlaşma büyük bir muhibet olduğunu belirtti.

 

 

Amerika Başkanı Trump İran hakkındaki iddialarını ispat etmek için Amerika’nın stratejik ortağı, yani İsrail’e sarıldı. Trump İran nükleer yükümlülüklerine bağlı kalmadığını ve bu konu İsrail tarafından gün ışığına çıkarıldığını ileri sürdü. İsrail Başbakanı Netanyahu Trump kararını açıklamadan bir kaç gün önce kameraların karşısına çıkarak yine şov yaptı ve İran’ı yalancı olmakla suçladı. Netanyahu daha sona İsrail casuslarının İran’dan elde ettiklerini ileri sürdüğü bir dizi dosyanın görüntülerini ve yine bir dizi CD’leri gösterdi ve bunlar İran’ın yalan söylediğini ispat eden belgeler olduğunu iddia etti. Netanyahu İsrail büyük bir operasyonla bir belgeleri İran’dan çıkardığını ve İran’ın 2003 yılından önceki gizli nükleer faaliyetleri ile ilgili olduğunu söyledi. Oysa İran 2003 yılından önce yükümlülükleri ile ilgili BM güvenlik konseyine havale edildi, ama o tarihten sonra ne UAEK, ne Batılı istihbarat servisleri ve ne de İsrail casusluk örgütü İran’ın askeri nükleer faaliyette bulunduğunu rapor etmedi.

 

 

Gerekte Bercam nükleer anlaşması ile birlikte İran’ın PMD adı ile anılan ve muhtemel askeri boyutla ilgili olan dosyası da kapandı. UAEK genel müdürü Yokio Amano da İran’ın bu alanda faaliyetleri sadece fizibilite düzeyinde ve bazı teknik kabiliyetleri elde etme düzeyinde olduğunu ve 2009 yılından sonra askeri hedeflere saptığını ispat edebilecek hiç bir belge veya kanıt bulunmadığını açıkladı.

Amerikan istihbarat örgütleri de 2007 yılında ortak bir rapor yayımlayarak İran 2003 yılından bu yana askeri nükleer programını durdurduğunu vurguladı. Gerçi İran hiç bir zaman Amerika ve İsrail’in İran’ı askeri nükleer teknolojiyi elde etme suçlamasını kabul etmedi ve UAEK de şimdiye kadar bu iddiayı ispat edebilecek belge veya kanıt yayımlamadı.

Jul 01, 2018 21:22 Europe/Istanbul
Görüşler