Bir krizin tarihi geçmişi incelenirken, köklerinin de nerelere uzandığını araştırmak büyük önem arzeden bir konudur.

Myanmar ülkesinde dini ve etnik etnik krizlerin köklerine gerçekçi ve tarihi bir açıdan bakıldığında ve özellikle Müslümanlarla ilgili krizlerin ve daha da özel olarak Rohingyalı Müslümanların durumu ile ilgili krizin köklerine bakıldığında, çeşitli sebeplerin dikkat çektiği söylenebilir.

 

Myanmar’ın dini ve etnik bakımdan çok çeşitlilik arzeden bir ülke olduğu tartışma götürmez bir konu olduğu bellidir. Myanmar jeo politik bakımdan Hindistan ve Çin gibi iki tarihi medeniyetin arasında yer alan çok has bir ülkedir. Nitekim bu ülkeye musallat olmak için tarih boyunca da bu iki medeniyet arasında rekabet devam etmiştir. Bu rekabetler Myanmar’da siyasi durumu sürekli kırılgan hale getirmiştir.

Image Caption

 

Tarihin bir diliminde  Myanmar Kubilay Han ordusu tarafından işgale uğradı, bir başka zamanda Çin imparatorluğu Myanmar’dan çekildi ve bu ülke küçük krallıklara bölündü ve daha sonra Myanmar milleti bir nevi iç dayanışma ve bütünlük ve milli iktidarı geri kazanmaya çalışmaya başladı.

Daha sonraki dönemde Moğol güçleri bu kez Hindistan’dan gelip bu toprakları ele geçirmeye çalışıyor ve bu kez Myanmar Çin imparatorluğu yerine Hindistan’da Moğolların Gurkaniler imparatorluğunun ilgisini çekmeye başlıyor. Bu durum İngiliz sömürüsü bu bölgeye gelip Hindistan topraklarına sulta kurmasına kadar Myanmar’da devam ediyor.

 

Aslında bu tür siyasi gelişmeler Myanmar’da dini ve etnik nüfus yapısı üzerinde tesir etme bakımından önem arzediyor. Nitekim Myanmar’da dini ve etnik nüfusların şiddetli bir şekilde bu ülkenin yaşadığı siyasi süreçlerin ve yine Çin ve Hindistan medeniyetlerine ilhak edilmesinin etkisi altında kaldığı söylenebilir.

Image Caption

 

Daha açık ve net olarak Myanmar’da yaşayan dini ve etnik nüfusun tarih boyunca komşu medeniyetlerin arasındaki rekabetlerin arasında  üç şekilde geliştiği veya gerilediği söylenebilir. İlk durum, Çinlilerin bu ülkeye musallat olduğu dönemdir. Bu dönemde Myanmar’ın Çinli nüfusu şiddetle artmıştır. İkinci durum, ister Gurkaniler imparatorluğu, ister İngiliz sömürüsü dönemleri olsun, Hindistan’ın Myanmar’a musallat olduğu durumdur. Bu dönemde Myanmar’ın Hintli nüfusu artmıştır.

Üçüncü durum ise yerel hükümetler ve Myanmarlı etnik grupların buda mezhebi ile beraber güç kazandıkları dönemdir. Bu dönemde Hintli ve Çinli nüfus büyük oranda azalmaya başlardı.

 

Bu konuda önemli gerçek şu ki, Myanmar’ın en son siyasi sınırları 1948 yılında ve bağımsızlığını kazandıktan sonra tespit edilmiştir. Myanmar şimdi farklı bir şekilde dini ve etnik çatışmalarla uğraşıyor. Bu çatışmaların kökleri ise bu ülkenin tarihi derinliklerine ve çevre medeniyetlerin rekabetlerine uzanıyor. Yine daha önemli bir gerçek de şu ki Myanmar’da etnik nüfusun yer değiştirmesi hiç bir zaman doğal ve gönüllü olarak gerçekleşmemiş olması ve iktidarın baş aktörlerinde yaşanan her değişimde başa geçen yeni aktörler her zaman Myanmar dışından geldiklerini düşündükleri etnik grupları ihraç etmeye çalışmasıdır.

 

Şimdiki şartlarda ise Çin ve Hindistan medeniyetleri arasında rekabetlerin geçmişe nazaran daha farklı boyutlar kazanması ve tanınmış siyasi sınırların kesinleşmesinden sonra etnik nüfusların yer değiştirmesi daha sert yöntemlerle gerçekleşmeye başlamış olmasıdır. Bundan başka Myanmar şimdi Amerika’nın da ilgi odağına yerleşmiştir. Şimdi Myanmar’da Ang San Suchi liderliğinde Batı yandaşa demokrasi hareketi insan hakları ve demokrasiyi bahane ederek Çin’in Myanmar üzerindeki geleneksel nüfuzunu kesmeye çalışıyor. Çin’in nüfuzu son kırk yılda solcu ve Maocu generallerin iktidarı sayesinde büyük oranda artmıştı.

Image Caption

 

Gerçek şu ki tüm bu şartlar ve Myanmar’ın güçlü komşularının bu ülkenin üzerinde sulta kurma yönündeki rekabetleri ve bunun sonucunda dini ve etnik nüfusların sürekli yer değiştirmesi, Myanmar’da hakim olan etnik çoğunluk arasında bir nevi şiddetli yabancı karşıtlığı duygusunu yaratmıştır. Myanmar’ın budist çoğunluğu Çin, Hindistan veya diğer komşu ülkelerden geldiklerini zannettikleri dini ve etnik azınlıklara sürekli kuşku gözüyle bakıyor.

 

Aslında Myanmarlı budist çoğunluğun bu kuşkulu bakışı Myanmar’da en çok tarihi Arakan eyaletinde yaşayan Rohingyalı Müslüman azınlığı etkilediği gözleniyor. Rohingyalı Müslümanların etnik olarak eskiden Hindistan’ın Bengal eyaleti olan şimdiki Bangladeş ülkesine kadar uzanması Myanmarlı budist çoğunluğun zihniyetinde Rohingyalı Müslümanların esas itibarı ile Arakan eyaletinin sakinleri olmadığı ve İngiliz sömürüsü döneminde Myanmar’a göç ettirildiği kanaatini takviye ettiği anlaşılıyor.

 

Myanmar’da hakim olan dini ve etnik sorunu daha iyi idrak edebilmek için kaçınılmaz olarak sebeplerini bu ülkenin huzursuz tarihinin derinliklerinde aramak gerekir. Tarihi belgelerden de anlaşıldığı üzere Myanmar’da etnik şiddetin mazisi bu durumu sadece Rohingya ile bağlantılı ve şimdiki zaman dilimine özgü niteleyemeyecek kadar derindir.

Myanmar’da etnik şiddetin mazisini daha belirgin iki evreye ayırmak mümkün. Birinci evre, 1948 yılından ve Myanmar bağımsızlığını kazanmadan önce ve Myanmar’ın komşuları ile uluslararası sınırları belli olmadan  önceki dönem ve bir sonraki evre de bağımsızlığın kazanıldığı ve özellikle generallerin 1962 yılında askeri darbe yaptığı yılları kapsayan dönemdir.

 

Tarihi belgelere göre, Myanmarlı Müslümanlar farklı etnik gruplara mensup insanlardır ve farklı zaman dilimlerinde İslam dinine yönelmiş veya Çin veya Hindistan’dan Myanmar’a göç etmiştir.

Hakeza, Myanmar’da diğer etnik Müslüman gruplara nazaran daha derin bir mazisi olan tek Müslüman etnik grup, Rohingyalı Müslümanlar sayılır, oysa bu insanlar şimdi Myanmar’da Myanmarlı kimlikleri sorgulanmaya başlamıştır.

Image Caption

 

Daha gerçekçi ve önyargıdan uzak bir yaklaşımda, eğer Rohangyalı Müslümanların mazisi Myanmar’a musallat olan etnik grup kadar olmazsa hiç kuşkusuz ondan az olmadığı söylenebilir. Arakan veya Rahin eyaleti hatta diğer etnik gruplar nüfus ve askeri güç üstünlüğünden yararlanarak Myanmar topraklarına girmeden ve buraların en eski kavimleri olan ve kendilerinden medeniyet izleri bırakan Pu ve Mu kavimlerini kuzeye doğru kovmadan önce de Tayland ve Çin’in Tibet eyaletinden gelen göçmen etnik grupları barındırmıştır. Nitekim Myanmar’ın Şan ve Karen ve Kaçin adlı etnik grupları da zaten çevre ülkelerde ve zaman sürecinde Myanmar topraklarına gelmiş ve bu topraklara yerleşmiştir.

 

Bu gerçekten hareketle Rohingyalı Müslümanları yabancı ve Bengalli telakki etmek hatta Myanmar hükümetinin ileri sürdüğü gerekçeleri itibarı bile yanlış ve sorgulanabilir olduğu anlaşılmaktadır.  Eğer Myanmar hükümetinin gerekçeleri kabul edilecek olursa hali hazırda Myanmar’da hakimiyeti elinde bulunduran etnik grup da Taylandlı ve Tibetli sayılması gerekir. Ancak tüm bunlar bir yana, tarihi belgeler, çeşitli etnik gruplardan oluşan Myanmarlı Müslümanların miladi 1774 yılına kadar diğer etnik gruplarla hiç bir sorun yaşamaksızın barış içinde yaşadıklarını gösteriyor.

 

Ancak bu yılda bağnaz bir budist olan Bodawpaya iktidarın başına geçiyor ve Müslümanlarla muhalefet etmeye başlıyor ve İslamî yasaların uygulanmasını yasaklıyor. İşte bu noktadan itibaren Myanmar’da iktidarla Müslümanlar arasında ihtilaflar başlıyor ve sonuçta Müslümanlar haklarını elde edebilmek için gerilla örütler kurarak mücadele etmeye başlıyor ve bazı Müslümanlar da Hindistan ve Bengal eyaletine göç ediyor.

 

Myanmar’da Müslümanlarla çoğunluk budist grupların arasındaki ilişkilerin bozulduğu dönem 1942 yılına denk geliyor. O sıralarda Myanmar ikinci dünya savaşına taraf oluyor ve Japonya ordusunun saldırısına uğruyor. O sıralarda budistlelrin Hindistanlı Müslüman ve hindu göçmenlere karşı isyanı başlıyor.  Söz konusu etnik ve dini gruplar İngiliz sömürüsü döneminde iktisadi saikler ve daha iyi bir yaşam için dönemin yöneticilerinin teşvikleri ile pirinç tarlalarında çalışmak veya ticaret yapmak veya bürokraside çeşitli görevleri üstlenmek üzere Rangon’a gelerek çalışmaya başladılar.

 

Ancak Myanmarlı yerlilere kıyasla daha fazlı bilgili ve deneyim sahibi oldukları için daha iyi konumlara kavuşan Müslüman göçmenler bu kez Myanmar halkının öfke ve nefretine maruz kaldılar. Myanmar halkı gelen göçmenlerin İngiliz sömürüsünün desteği ile tüm iş fırsatlarını ele geçirdiklerini düşünüyordu ve bu yüzden İngiliz güçler Japonya ordusuna karşı yenilgiye uğrayarak Myanmar’dan çekilmek zorunda kaldıklarında bu kez böl yönet siyaseti gibi eski siyasetlerine yöneldiler ve Myanmar’da dini ve etnik çatışmalar çıkararak bu ülkeye yeniden musallat olma zeminini hazırladılar.

 

İngiliz sömürüsü büyük bir yetenekle bu kumpası kurdular ve kendilerinden de hiç bir iz bırakmadılar, böylece kamuoyu da budistlerin Hindistan’dan gelen göçmenlere yönelik isyanını ülkelerinde iş fırsatlarını kaybettiklerine bağladı. Bu kumpasın sonucunda İngiliz güçler Myanmar’dan çekilirken ve Japon askerler onların yerini aldığı sıralarda Mag adındaki budist etnik gruba bağlı bağnazlar Arakan eyaletinde Müslümanların yaşadığı mahallelere baskın düzenleyerek binlerce Müslümanı gafil avladılar ve katliam ettiler.

Aug 28, 2018 12:33 Europe/Istanbul
Görüşler