Amerika Başkanı Donald Trump’ın BM’yi bir malzeme olarak kullanma gayretleri çerçevesinde attığı bir başka adım, BM Güvenlik Konseyi’nin oturumuna katılmaktı.

BMGK’nın dönem başkanlığını yürüten Amerika, bu oturumun esas gündemi İran meselesi olduğunu açıklamıştı. Ancak daha sonra oturuma İran’ın BM temsilcisi bu oturuma katılması ve Trump’ın yaftaları ve iddialarına cevap vermesinden çekindikleri için oturumun başlığını değiştirdiler ve böylece İran’a Trump’ın sözlerine cevap verme fırsatı vermek istemediler. Ancak buna karşın Cumhurbaşkanı Ruhani bir basın toplantısı düzenleyerek Trump’ın iddialarına cevap verdi.

Amerika Başkanı Donald Trump ister 2016 başkanlık seçim kampanyaları sırasında, ister beyaz saraya girdikten sonra olsun, sürekli İran ve 5+1 grubu tarafından imzalanan Bercam nükleer anlaşmasına eleştirel bir açıdan yaklaştı ve anlaşmayı ABD tarihinde en berbat anlaşma niteledi. Trump sonunda 8 Mayıs 2018’de anlaşmadan çekildiğini ve nükleer yaptırımların Ağustos ve Kasım aylarında iki aşamada yeniden dayatılacağını açıkladı.

Amerika Başkanı Trump en son BM Güvenlik Konseyi’nde 26 Eylül Çarşamba günü düzenlenen oturuma başkanlık etti ve oturumda bir kez daha İran’a yönelik eski iddialarını ve suçlamalarını tekrarladı. Trump İran’a şiddet ve kaos ihraç etmek, teröre destek vermek ve gizli nükleer silah programını yürütmekle suçladı. Trump, İran yönetimi Bercam nükleer anlaşmasından yararlanarak bölgesel politikalarına gerekli olan mali kaynakları elde ettiği için bu anlaşmadan çekilme kararı aldığını ileri sürdü.

Amerika Başkanı Trump 4 Kasım tarihinden itibaren İran’ın nükleer faaliyetleri ile ilgili tüm nükleer yaptırımlar yeniden uygulanacağını belirterek şöyle dedi: Bundan sonra da Amerika, İran’ın çeşitli davranışları ile mücadele etmek için her zamankinden daha ağır yaptırımları uygulayacaktır. Kim bu yaptırımlara eşlik etmezse çok ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalacaktır.

ABD Başkanı Trump BM Güvenlik Konseyi üyelerinden Amerika ile işbirliği yapmalarını ve kendi tabiri ile İran’ın nükleer silah elde etmesini engellemelerini istedi.

Amerika Başkanı Trump daha sonra BM binasında düzenlediği basın toplantısında firmaların Amerika ile İran arasında birini seçmeleri gerektiğini belirtti. İran’a karşı tutumunu anlatan Trump şöyle dedi: Dünya liderleri İran hakkında nasıl düşündükleri hiç önemli değil. Onlar, yani İranlı yetkililer, bana gelecek ve anlaşma yapacak. Ben böyle olacağını düşünüyorum, belki de böyle olmayabilir.

Trump iddialarının devamında İran müzakere etmek zorunda kalacağını ileri sürdü. Ancak Trump’ın bu tutumu hatta Amerikalı politikacıları bile tepkiye zorladı.

Bu doğrultuda Amerika’nın eski Polonya Büyükelçisi Daniel Fried şu değerlendirmede bulundu: Trump’ın BM’de yaptığı konuşma, Amerika devleti hatta müttefikleri ile ilişkileri kesilme pahasına uluslararası arenada kendi yolunu izleyeceğini ortaya koydu.

Trump’ın Amerika dışındaki muhalifleri de benzer bir değerlendirmede bulundular. Bazı Rus yetkililer bir TV programında bir çok ülke Amerika Başkanı Trump’ın izlediği politikalarına karşı olduklarını, bu yüzden Trump İran’a karşı uluslararası camianın desteğinden yararlanamayacağını belirttiler.

Gerçi Amerika Başkanı Trump görecede İran’ın nükleer programı, bölgesel politikaları ve füze gücü gibi konuları üzerinde duruyor, fakat  beyaz sarayın bata nükleer yaptırımları yeniden dayatması başta olmak üzere, İran’a karşı izlediği tutumu nihai amacı İran İslam Cumhuriyeti nizamını devirmek olduğunu gösteriyor. Cumhurbaşkanı Ruhani de Salı günü BM Genel Kurul zirvesinde yaptığı konuşmada Trump yönetiminin izlediği politikalar, İran’da İslamî nizamı değiştirmek istediğini ortaya koyduğunu belirtti. Bu işin komik tarafı, Trump yönetimi müzakere etmeye davet ettiği İran nizamını devirme planını gizleme ihtiyacı bile duymamasıdır.

ABD Başkanı Trump’ın beklentisinin aksini BM Güvenlik Konseyi’nin daimi olan ve olmayan üyeleri Washington’un Bercam nükleer anlaşmasına yönelik tutumuna karşı tavır sergiledi ve hepsi, uluslararası çok yönlü bir anlaşma olan ve uluslararası barış ve güvenliğe katkı sağlayan Bercam nükleer anlaşmasının korunmasını istedi.

Gerçekte BMGK’da Çarşamba günü düzenlenen oturum, Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasını feshetme yönünde uluslararası camiayı ikna etme çabasında uğradığı yeni bir hezimete sahne oldu. Zira bir kaç ülke dışında diğer tüm ülkeler bu anlaşmanın devam etmesine vurgu yaparak bu konuda Amerika’nın yanında yer almayı reddetti.

Aslında  BMGK’da Trump’ın başkanlık ettiği bir oturumda konseyin Amerika’nın müttefiki olan Avrupa ülkeleri ve yine rakibi olan Çin ve Rusya gibi ülkelerin tek ses Trump’ın İran iddialarına karşı tavır sergilemeleri ve Bercam nükleer anlaşmasının korunmasına vurgu yapmaları Trump yönetimi için ağır bir yenilgiydi. Oturumda BMGK’nın dört daimi üyesi ve yine daimi olmayan üyelerinin önemli bir bölümü Bercam’a destek vererek Trump’ın İran’a uluslararası baskıların arttırılması yönündeki talebinin gerçekleşmesine engel oldu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron oturumda İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığına işaret ederek şöyle dedi: Fransa Amerika’nin Bercam’a yönelik tutumuna karşıdır. İhtilaf konusu olan konuların üzerinde her türlü müzakere bu anlaşma sona erdikten sonra başlamalıdır. Bu şartlarda sırf yaptırım ve baskıya yönelmek doğru olmaz. Biz, içinde müzakere imkanı da olan bir ortama ihtiyaç duyuyoruz. Güven krizi Amerika’nın sınır ötesi yaptırımları uygulamasından sonra başladı, ama İran halâ nükleer anlaşmadaki yükümlülüklerine bağlı kalmıştır.

BMGK oturumunda hatta Amerika’nın stratejik ortağı olan Britanya bile Trump’ın beklentisinden farklı bir tutum sergiledi. Britanya Başbakanı Theresa May de İran yönetimi Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını belirterek, Avrupa ve dünyanın güvenliğini temin eden uluslararası çerçeveleri bir kenara bırakamayacaklarını belirtti.

Bu arada Bercam nükleer anlaşmasının Doğulu kanadı da bu anlaşmaya tam destek vererek Amerika’nın İran’a dayattığı yaptırımları ve baskıları tenkit etti. İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına tam olarak bağlı kaldığını vurgulayan Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, anlaşmanın korunması gerektiğini, Moskova yönetimi anlaşmanın elden gitmesini dünya güvenliğine yönelik büyük tehdit şeklinde algıladığını belirtti.

Çin yönetimi de Bercam nükleer anlaşmasının korunması ve İran İslam Cumhuriyeti ile ticari ve iktisadi ilişkilerin gelişerek devam etmesi gerektiğini vurguladı. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi Amerika’dan İran’la ticari ve iktisadi ilişkilerin kesilmesi yönünde baskı uygulamaktan el çekmesini istedi.

Bu arada BMGK oturumunda eleştirilerin artmasını gören Trump oturumu yarıda terketti ve yerini Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nikki Haley’ye verdi. Ancak Haley de oturumu Trump’ın istediği gibi yönetemedi ve üye ülkelerin eleştirilerine mani olamadı. Bu yüzden medya organların oturumu ABD’nin bir kez daha yalnız kaldığı şeklinde değerlendirdi. Wall Street Journal gazetesi oturum hakkında yayımladığı raporda, Başkan Trump oturduğu koltuktan BMGK üyelerinin tek ses Bercam nükleer anlaşmasına desteklerine şahit olduğunu yazdı.

Gerçekte BMGK oturum bir kez daha Amerika yönetimi inzivada olduğunu ve tek yanlı politikaları da hezimete uğradığını ortaya koydu. İran yaptırımları ve ABD politikaları uzmanları, bu oturum Trump’ın İran’a azami düzeyde baskı uygulama konusunda büyük sıkıntılarla karşı karşıya bulunduğunu ortaya koyduğunu belirtiyor.

Amerikalı uzman Daryl Kimball, bu oturum Trump yönetiminin nasıl İran’a ve özellikle Bercam’a yönelik politikasında münzevi olduğunu gösterdiğini belirtti.

Batılı uzmanların belirttiğine göre Trump’ın İran’a karşı radikal tutumu Amerika’yı daha da münzevi edebileceğini belirtiyor. USA Today gazetesi konu ile ilgili yorumunda şu ifadelere yer verdi:

ABD Başkanı Donald Trump BM’yi İran’ı inzivaya itme çabalarına küresel desteği aldığı halde terk etmek istiyor. Ancak uzmanlar Amerika’nın bu çabaları sonuçta Amerika’yı inzivaya itebileceği uyarısında bulunuyor. Nitekim Fransa, Britanya ve Amerika’nın diğer önemli müttefikleri İran ile varılan nükleer anlaşmayı bir kenara bırakmaya asla sıcak bakmadıklarını göstermiştir.

Bundan başka, Trump ve danışmanlarının sert açıklamaları muhtemelen İran üzerinde ihtilafları daha da körükleyeceği gözleniyor. Amerika Başkanı BMGK oturumunda konseye üye olan ülkelerin liderleri ve üst düzey yetkililerinin dilinden duyduğu sözler, kesinlikle duymak istediği sözler değildi ve belki de bu yüzden defalarca büyük bir şevkle sözünü ettiği oturumu yarıdan bırakarak salonu terk etti ve yerini Nikki Haley’ye devretti. Gerçekte Trump muhalif görüşleri dinlemeye tahammül edemediğini gösterdi, ki bu da bir nevi zorba ve despot huyunu ortaya koydu.

Rusya Duma Meclisi Başkan Yardımcısı Pyotr Tolstoy, Amerika İran için büyük bir sorun olduğunu, Amerikalı yetkililer şimdiye kadar bir çok kez İran’ı tehdit ettiklerini söylüyor. Amerika’nın izlediği politikaları eleştiren Tolstoy şöyle diyor: Neden Amerikalı yetkililer kendilerine başka ülkelerin liderleri ve üst düzey yetkilileriyle alay veya tehdit etme izni veriyor? Amerika’nın bu tür hareketleri bu ülkenin dünyada pek fazla dostu olmamasına sebebiyet veriyor.

Gerçi Amerika yönetimi İran’ı bölgesel ve küresel arenalarda inzivaya itmeye çalışıyor, ancak bir çok ülkenin lideri veya üst düzey yetkililerinin İran Cumhurbaşkanı Dr. Hasan Ruhani ile görüşmesi, Amerika’nın hatta Avrupalı müttefikleri bile Trump’ın İran’la ilişkilerin kesilmesi yönündeki talebini umursamadıklarını gösteriyor. Bu durum doğal olarak Amerikalı yetkililerin öfkesine yol açıyor.

Bu konuda Brookings düşünce kurumu uzmanı William Drozdiak şöyle diyor: Fransa, Almanya ve Britanya Amerika’nın İran’a karşı muhtemel askeri operasyonuna karşı çıkacaktır. Onlar İran’da rejim değişikliği düşüncesini de kanımıştır.

Bazı gözlemciler de Trump’ın nükleer mesele üzerinde uzlaşmaz tavrı, hatta İran’ın nükleer faaliyetleri tehdit olabileceğine inanan müttefiklerini de Amerika’dan uzaklaştırdığını belirtiyor.

Amerika Başkanı Trump’ın milli güvenlik danışmanı John Bolton geçen Salı günü yine İran’ı tehdit etti ve yeni yaptırımlardan dem vurdu. Ancak İran ve 4+1 Dışişleri Bakanları 24 Eylül Pazartesi günü düzenledikleri oturumda İran’la ticaretin devam etmesi için özel mekanizmalar geliştirdiklerini vurguladı.

Gözlemciler, Amerika’nın müttefikleri yeni mali mekanizmalar geliştirerek İran ile ticareti sürdürmek ve sonuçta Bercam nükleer anlaşmasını ayakta tutmak istediklerini belirtiyor.

Gerçekte İran’ın New York kentinde Bercam diplomasisi Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’yu öfkelendirecek düzeyde başarılı oldu. Bu yüzden Pompeo açıkça Bercam’ın Avrupalı taraflarını eleştirdi.

Öte yandan Amerika Dışişleri Bakanlığında kurulan İran eylem grubu Başkanı Brian Hook, Amerika yönetimi İran’a baskı uyguladığı için Avrupa ve diğer müttefiklerinden uzaklaştı, yönündeki yorumu reddetti. Hook Amerika ile Avrupa arasındaki ilişkileri güçlü ve sağlam niteledi.

Ancak buna karşın gözlemciler Atlas okyanusunun iki kıyısı arasında bu konu yüzünden ihtilafların ve gerginliklerin iyice tırmandığı konusunda hemfikirdir.

Oct 01, 2018 11:42 Europe/Istanbul
Görüşler