Dec 08, 2018 05:55 Europe/Istanbul

Bu programda uluslararası bir anlaşma olan Bercam Nükleer Anlaşmasına taraf olan Batı ve Doğu ülkelerinin bu anlaşmayı korumak yönündeki çabaları konusunu ele alacağız.

Amerika Başkanı Donald Trump’ın 8 Mayıs 2018’de Amerika’nın yasa dışı bir şekilde Bercam Nükleer Anlaşması’ndan çekildiğini açıklaması, BM Güvenlik Konseyi’nin 2231 kararı gereğince Amerika tarafından kabul edilen yükümlülüklerin açık bir ihlali sayılıyor. Buna rağmen Donald Trump bununla yetinmeyip İran’ın nükleer faaliyetlerinden dolayı uygulanan ekonomik yaptırımların, ikinci etabını da Ağustos ve Kasım 2018’de yürürlüğe soktu.

Amerika’nın İran aleyhine yapılan yeni yaptırımlardan güttüğü asıl amaç ise İran petrol satışını engellemek ve başka ülkelerle her türlü mali, bankacılık, ticari ve ekonomik ilişkilerini kesmek ve sonunda İran’ın ekonomisine büyük bir darbe vurmaktır.

Amerika’nın İran Özel Temsilcisi Brian Hook şöyle bir vurgu yapmıştır:” Washington İran yaptırımları konusunda ciddidir.”

Amerika’nın yaklaşımı şimdi 4+1 grubu çerçevesinde toplanan Bercam Nükleer Anlaşmasının diğer tarafları olan Rusya, Çin, Almanya, Fransa ve Britanya’nın yanı sıra Avrupa Birliğinin kesin tepkileri ile karşılaşmıştır.

Bu ülkeler Bercam Nükleer Anlaşmasını uluslararası güvenlik ve barış için önemli bir başarı olarak değerlendirmekte ve işte bu yüzden İran’ın bu uluslararası anlaşmaya bağlı kalmasına devam etmesini istiyorlar. 4+1 Grubunun Batı ve Doğu ülkeleri İran’ı bu anlaşmada tutmaya teşvik etmek için birçok girişimde bulunmuşlardır. Bunlara rağmen bu ülkeler Amerika yaptırımlarının bu doğrultuda büyük bir engel oluşturduğunu da biliyorlar. Rusya ve Çin’in yanı sıra Avrupalıların İran’ı bu uluslararası anlaşmada tutmak için gerçekleştirecekleri girişimlerin ikna edici ve teşvik edici olması şarttır. Bu ülkeler bu doğrultuda koordineli bir şekilde hareket etmektedir. Bu  konu Amerika’nın İran aleyhindeki yaptırımlarının olumsuz etkilerini azaltabilir.

Avrupa Birliği Dış Siyaset Sorumlusu Federica Mogherini bu konu ile ilgili şöyle bir açıklama yapmıştır:” Biz Avrupalılar, Ruslar ve Çinliler ayrıca dünyanın dört bir yanındaki ülkelerle beraber İran’la olan ticaretimizi devam ettirmek için yeni kanallar arayışına girdik. Oluşturulacak bu yeni kanallar aracılığı ile yaptırımların etkisinde kalmayarak İran’la ticaretimize devam edebiliriz.”

Avrupa Birliğinin, yaptırımları donduracak yasaların çıkarılması ve ayrıca SPV adlı yeni mali sistemin oluşturulması gibi Bercam Nükleer Anlaşmasının korunması yönündeki stratejilerinin açıklanması  ve Avrupalıların aldıkları önlemlerin alınmasına baktığımızda bu girişimler sadece Avrupalı ülkeler çerçevesinde yürürlüğe geçecektir. Rusya ve Çin ise bu alanda kendileri özgün stratejiler geliştirmektedirler.

Buna rağmen Avrupa Birliği, 4+1 Grubu ülkelerinin İran’ın yaptırımlar karşısındaki korunması yönündeki çabalarının koordineli bir şekilde  yürütülmesini istemiştir. Bu teklif Moskova ve Pekin tarafından olumlu kaşılanmıştır. Böylece göründüğü kadarı ile Bercam Nükleer Anlaşmasının Batılı ve Doğulu ülkeleri bu uluslararası anlaşmanın korunmasında eşgüdümlü hareket edecektir. Bu konu Amerika’nın İran aleyhindeki yaptırımlarının olumsuz etkilerini azaltmakta atılan ciddi bir adımdır. Bu mesele ise, Bercam Nükleer Anlaşmasını iptal etmek isteyen ve yasa dışı isteklerini dünyaya dayatmak isteyen Donald Trump için kötü bir haberdir.

Bercam Nükleer Anlaşmasının Doğulu tarafları olan Rusya ve Çin de  İran’ın bu uluslararası anlaşmada kalması için önemli girişimlerde bulunmaktadırlar. Ruusya ve Çin’e göre Bercam Nükleer Anlaşmasının iptali ve bu kadar önemli olan bir uluslararası anlaşmanın göz ardı edilmesi, uluslararası barış ve güvenliğini olumsuz etkileyecek bir konudur. İşte bu yüzden bu iki ülke yetkilileri  son aylarda defalarca Bercam Nükleer Anlaşmasınının öneminden bahsetmişlerdir.  

Ruslara göre Bercam Nükleer Anlaşmasının korunması için öngörülen önlemler hemen hayata geçirilmelidir.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’a göre Bercam Nükleer Anlaşması çerçevesindeki yükümlülükler Amerika’nın bu anlaşmadan çekilmesine rağmen Rusya, Çin , İran ve Avrupalılar için bağlayıcı olduğunu söyledi. Taraflar ise Sergey Lavrov’un bu sözlerine katıldı.

Lavrov’un sözlerine göre Amerika’nın İran aleyhindeki yaptırımları yasa dışı ve BMGK kararlarının açık bir ihlalidir. “

Amerika’nın İran’a yaptırımlar yolu ile baskı uygulaması ve Washington’un başka ülkeleri İran’la olan ticari ve petrol alanındaki ilişkilerini kesmeye yönelik başlattığı kampanyasına bakıldığında Moskova’ya göre Bercam Nükleer Anlaşmasının korunması çok zor bir hal almıştır. Bu yüzden Moskova, Amerika’nın yasa dışı girişimlerinin kınanması ile yetinmemiş ve pratikte Amerika’nın İran aleyhindeki yaptırımlarının etkisini azaltmak için girişimlerde bulunarak İran’ı bu uluslararası anlaşmada kalmaya teşvik etmeye çalışmıştır.

Rusya üst düzey yetkilileri, İran ve Rusya arasındaki enerji ve ticaret alanındaki ilişkilerin devam ettirilmesi için Rus SWİFT sisteminin oluşturulacağından söz etmişlerdir.

Rusya Duması, Mali İşler Komisyonu Anatoly Aksakov’un dediğine göre Moskova, Rus SWİFT’i sisteminin faaliyete başlaması için İran Merkez Bankasının yanı sıra, Türkiye ve Çin merkez bankaları ile de görüşme yapmaktadır. Bu yetkilinin dediğine gör İran’la olan teknik işbirliği alanında koordinasyon sağlanmış ve İranlı şirketlerin doğrudan ödemeler yapmaları mümkündür.

Rusya’nın bildirdiğine göre anılan ülkeler bu mali sistemde faaliyet göstermek için mali teknolojilerini Rus SWİFT sistemine uyarlamak zorundadırlar.

Rusya Merkez Bankası son zamanlarda bir bildiri yayımlayarak Rus SWİFT sisteminin hazır olduğunu açıklayarak yerli ve yabancı kredi kurumları ve bankların teknik koşullarının el verişli olduğu takdirde Rus mali sistemin e bağlanabileceğini bildirdi.

Yeni Rus mali sisteminin Amerika yaptırımlarını aşmaktaki işlevliği hala ispatlanmış olmamasına rağmen bu girişim Rusların Amerikalılara hiçbir şekilde güvenmediğini gösteriyor. Ruslar, Amerikalıların bugün İran’a karşı uyguladıkları hasmane girişimlerin yarın da kendi başlarına gelebileceğinden haberdarlar. Bundan dolayı Ruslarlar bu dönemde İran’a karşı yapılan yaptırımları göz önünde bulundurarak gelecekte Amerika’dan Rusya aleyhine yapılacak her hangi bir mali yaptırım için hazırlıklar yapmaktadırlar.

Bercam Nükleer Anlaşmasının Doğulu Tarflarından olan Çin de İran ile geniş çaplı ticari ve ekonomik ilişkilere sahip olmasının yanı sıra İran petrolünün en önemli müşterilerinden sayılır. Çinliler de aynı Ruslar gibi Bercam Nükleer Anlaşmasının zarar görmesi halinde uluslararası barış ve güvenliğinin de bu olaydan olumsuz etkileneceği düşüncesine sahipler. İşte bu sebepten dolayı bu ülkenin yetkilileri de son aylarda defalarca Bercam Nükleer Anlaşmasının korunmasına dair açıklamalarda bulunmuşlardır.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, bu ülkenin Bercam Nükleer Anlaşmasının korunmasına yönündeki bağımlılığına değinerek şöyle dedi:” Çin İran’la olan normal ekonomik ilişkilerini sürdürecektir.”

Pekin bakış açısından petrol sektörünü hedef alan İran aleyhine yeni yaptırımların yürürlüğe geçmesi, sadece bir ülkeyi değil bir dünyayı etkileyecektir.

Washington’un İran karşıtı siyasetleri çerçevesinde gerçekleşen bu yaptırımlar, Amerikalı olmayan şirketler, müesseseler ve devletlerin aleyhine yapılmaktadır ve işte bu sebepten dolayı da 4+1 grubunun ağır tepkilerine yol açmıştır.

Gerçekte Amerika başka ülkelerin İran aleyhindeki yaptırımlara uymak için onları baskı altına alarak kendi hegemonya alanını genişletmek peşindedir. Halbuki bu girişim uluslararası kurallar ve ilkelere aykırıdır. Bu sebepten dolayı Çin gibi 4+1 Grubuna üye ülkeler bu yaptırımların yasa dışı bir girişim olduğuna ve buna karşı çıkılması gerektiğine vurgu yapmaktadır

Bu doğrultuda Çin Dışişleri Bakanı Sözcüsü Hua Çunying, bir basın toplantısında yaptığı konuşmada Amerika’nın İran aleyhindeki yaptırımlarına rağmen İran’dan petrol alımına devam edileceğinin altını çizdi. Çunying konuşmasında şöyle bir açıklama yaptı:” Çin tek taraflı yaptırımlar ve ülkelerin yargı alanının sınır ötesi bir şekilde genişletilmesine her zaman karşı çıkmıştır. İran ve Çin arasındaki işbirliği uluslararası kurallar çerçevesinde, mantıklı, meşru ve yasal bir şekilde yürütülmektedir. Bu ilişkilerin korunması ve sürdürülmesi gerekiyor. “

Böylece Çin’in de Rusya ve Avrupa Birliği yanında yer alarak Amerika’nın İran aleyhindeki yaptırımlarının etkilerini azaltmak yönünde alınacak önlemlerde rol üstleneceği söylenebilir. Çin iki taraflı ilişkiler çerçevesinde de İran ile yürüttüğü ticari ve petrol işbirliğini sürdürecektir. Bunlara ilaveten Amerika’nın İran petrolünün yaptırımı alanındaki Çin gibi sekiz ülkeye muafiyet vererek geri adım atması İran ile Çin’in petrol alanındaki işbirliğinin kesin bir şekilde devam edeceğini göstermektedir.

Bercam Nükleer Anlaşmasının Batılı tarafları Almanya, Fransa ve Britanya’dan oluşan Avrupa Troykası ve Avrupa Birliği de Doğulu taraflar gibi bu uluslararası anlaşmanın korunması ve İran’ın bu anlaşmaya bağlı kalması zeminin hazırlaması için çaba göstermektedir. Avrupalılar, Amerika’nın Bercam Nükleer Anaşmasından çekildikten sonra Amerika’nın İran’a yönelik yaptırımlarının etkisini azaltarak İran’ı bu uluslararası anlaşmada tutmak için birçok girişimde bulundular. Bu doğrultuda Avrupalılar Amerika’nın İran aleyhindeki yaptırımlarından üzüntü duyduklarını ve Avrupalı şirketlerin İran’daki faaliyetlerine devam etmesi gerektiğine vurgu yapmışlardır.

Avrupa Birliği’nin Bercam Nükleer Anlaşmasının korunması ve muhafaza edilmesi yönündeki çabaları, Nükleer Anlaşmanın meşruiyetini ve İran’ın bu uluslararası anlaşmaya bağlılığını göstermektedir.

Avrupa Komisyonu Sözcüsü Margaritis Schinas bu konuda şöyle bir açıklama yapmıştır:”İran, Bercam Nükleer Anlaşması yükümlülüklerine bağlı kaldığı müddetçe, Avrupa da bu anlaşmaya bağlı kalacaktır. “

Avrupa Birliği ve Avrupa Troykasının bakış açısından Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun 12 raporuna göre İran bu anlaşmadan doğan bütün yükümlülüklerini şimdiye kadar yerine getirmiş ve bu kurumun bu alandaki yetkisine göre Amerika’nın İran’ın gizli nükleer programları yürüttüğüne dair ithamları ve iddiaları kabul edilemezdir.

İran’ın Bercam Nükleer Anlaşmasına bağlılığının defalarca onaylanması ile beraber Avrupa’nın Bercam Nükleer Anlaşmasını ve İran ile ticari ve ekonomik ilişkilerini korumak yönündeki çabaları da, daha da şiddetlenmiştir.

Avrupa Birliği Sözcüsü Maja Kocijançiç, Avrupa Birliği yetkililerinin İran ile SPV adlı yeni mali sistemin oluşturulması yönündeki çabalarına değinmesi dikkat çekici bir açıklamadır.

Sözü geçen bu Özel Mali Sistem sayesinde Avrupa Birliği ihracat ve ithalat alanında İran ile ilişkilerini sürdürebilecek ve hatta başka ülkelerin de bu sistemden yararlanması imkanı sağlanacaktır. Bu yeni mali sistemde, SWİFT sisteminde olduğu gibi mali işlemler Amerika tarafından izlenemeyecektir. Başka bir deyiş ile Amerikan doları bu sistemde bir yere sahip olmayacak ve mali ödemelerin hepsi Euro ile yapılacaktır. Böylece Amerika’nın İran aleyhindeki yaptırımları da etkisiz hale gelecektir. Avrupa yetkilileri bu sistemin oluşturulması ve İran’ı razı tutulması ile Bercam Nükleer Anlaşmasını korumak peşindedir. Ayrıca Avrupa Birliği bu sistemin yanı sıra Amerika’nın yaptırımlarını önleyen ve Avrupalı şirketlerin İran’daki faaliyetlerini sağlayan kuralları da hazırlamaktadır.

Avrupalı yetkililerin tutumu ve onların İran isteklerinin yerine getirilmesi ile Bercam Nükleer Anlaşmasının korunması yönündeki ısrarları Washingon yetkililerini kızdırmıştır. Bunun nedeni ise Amerika’nın İran aleyhindeki yaptırımlarda Avrupa’yı da yanında görmek istemesiydi. Ancak bunun tam tersi gerçekleşti.

Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo bu konu ile ilgili şöyle bir açıklama yapmıştır:” 4+1 Grubunun İran ile mali ilişkilerin devam ettirilmesi için mali bir kanal oluşturulması yönündeki çabaları bizi üzmüş ve kızıdırmıştır.”

Rusya ve diğer ülkelerin Bercam Nükleer Anlaşmasının korunması yönündeki tutumlarına rağmen Donald Trump hala bu konuya aldırmadan bu uluslararası anlaşmanın iptal edilmesinde ısrarcıdır.

Buna rağmen Trump’ın bu alanda başarız olduğu söylenebilir. O sadece güç kullanarak zorbalığa başvurarak isteklerini gerçekleştirmek istiyor. İşte bu tavırdan dolayı Amerika uluslararası arenada günden güne daha fazla inzivaya sürüklenmektedir.  Bu doğrultuda Amerika’nın müttefikleri ve ortakları bile defalarca Trump’ın bu zorba siyasetini eleştirmiştir.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şöyle bir açıklama yapmıştır:”Ankara, Amerika’nın İran aleyhindeki yaptırımlarına uymayacaktır.”

Bu açıklama, NATO’da Amerika’nın müttefiki sayılan Türkiye’nin bile bu tavrı kabul edilemez bir tavır olarak değerlendirdiğini gösteriyor.  

Toplamda Amerika’nın İran’a karşı yaptırımları genişletmek siyaseti, bu ülkenin tehdit, zorbalık ve güç kullanmaya dayalı siyaset yaptığını açıkça gözler önüne sermektedir. Buna rağmen İran İslam Cumhuriyeti son kırk yılda Amerika yaptırımları karşısında her zaman direnmiş ve pratikte Washington komplolarını ve düzenlerini etkisiz hale getirmiştir.   4+1 Grubu, Birleşmiş Milletler ve uluslararası camianın Washington’un İran aleyhindeki tek taraflı yaptırımlarına karşı çıkmaları, uluslararası camianın bu alandaki genel bakışını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Gerçekte Amerika Bercam Nükleer Anlaşmasına karşı çıkmak ve İran’a yaptırım uygulamak alanında gün geçtikçe daha da yalnızlaşmaktadır.

Görüşler