Amerika’nın yeni Başkanı Donald Trump’ın beyaz saraya girdiği günün üzerinden yüz gün geçti. Donald Trump 20 Ocak 2017’de Amerika’nın 45. Başkanı olarak yemin etti ve bu ülke yönetiminin başına geçti.

29 Nisan 2017 ise Trump’ın beyaz sarayda yüzüncü günüydü.

Amerika’nın siyaset geleneğinde başkanın beyaz sarayda yüz günlük ikameti boyunca icraatı her zaman önem arz eden bir konu olmuştur.

Bu çerçevede şimdi Donald Trump’ın ilk yüz günlük başkanlığı boyunca hangi icraata imza attığı sorusu gündeme geliyor.

Aslında Amerika Başkanı Donald Trump’ın ilk yüz günlük başkanlığı boyunca icraatını 2016 yılında Amerika’nın başkanlık seçim kampanyaları sırasında yaşanan sansasyonel gelişmelere ve Trump’ın çok ses getiren vaatlerine bakmadan değerlendirmek yanlış olur.

Trump geçen sene popülist bir yaklaşım sergileyerek Amerika halkının geniş çaplı hoşnutsuzluğunun yükselttiği dalgaya bindi ve kendisi ve takımından fesat karşıtı ve düzen karşıtı bir tablo sergileyerek 8 Kasım seçimlerinde zafer kazandı. Gerçi Trump bu seçimleri Amerika halkının oyları ile değil de, elektral kolejin oyları ile kazandı ve bu yüzden seçimlerin ertesi günü Amerika’da şimdiye kadar eşine ender rastlanan itirazlarla karşılaştı. Bu yüzden Trump’tan Amerika’nın son yarım asırlık dönemde en sevilmeyen Başkanı olarak söz ediliyor, öyle ki ilk yüz günlük başkanlığının sonunda hâla halk arasındaki desteği %50’lerin altında seyrediyor, ki bu oran, Amerika’nın ikinci dünya savaşından sonraki başkanları arasında en düşük oran sayılıyor.

Amerika’da durum böyleyken, özetle Donald Trump’ın Amerikan toplumunun beklentilerini ve hatta hamilerinin bir bölümünün beklentilerini karşılayamadığı söylenebilir.

Image Caption

Donald Trump yemin törenine bu törene katılımcıların sayısı üzerine başlayan tartışmaların gölgesinde katıldı ve beyaz saraya girer girmez Amerikalı kadınların en geniş çaplı protesto eylemleri ile karşılaştı. Amerikalı kadınların düzenlediği protesto eylemlerine kadın hakları aktivistlerinden başka çevre taraftarları ve medeni özgürlükler aktivistleri gibi diğer sosyal gruplar da katıldı. Protesto eylemlerine katılanlar, Amerika’da kültür ve siyasetin sağa ve muhafazakarlığa doğru yön değiştirmesinden duydukları kaygıyı dile getirdi.

Donald Trump başkanlık görevini istihbarat skandalları ile başladı. Amerikan istihbarat örgütleri hatta Trump beyaz saraya yerleşmeden önce yayımladıkları raporlarda cumhuriyetçi aday Trump’ın seçim kampanyasının bazı üyeleri gizlice Rusya’nın Amerika’daki diplomatları ve ajanları ile gizlice temasa geçtiklerini ifşa etti. Trump’ın başkanlık koltuğuna oturduğu ilk günlerde Başkanı eleştiren medya organlarına sızdırılması ise bir çok sansasyonel  gelişmeleri beraberinde getirdi. Trump ilkin bu raporların tümünü reddetti ve hükümetin Amerikan istihbarat camiası ve Kasım 2016 seçimlerini kaybeden kanadın yandaş medya organlarının kurduğu kumpasla karşı karşıya bulunduğunu iddia etti. Ancak daha sonra Michael Fellin’in Trump’ın milli güvenlik danışmanlığı gibi hassas bir görevden sırf Rusya’nın Washington büyükelçisi ile görüşmesi konusunda sahtekarlık yapması yüzünden istifa etmesi, gerçekleşen gizli temasların gündemde düşünülenlerin çok ötesinde olduğunu ortaya koydu. Bu macera ayrıca adalet Bakanı ve başsavcı Jeff Seşenz’in da adını gündeme getirdi ve Trump’ın partisinden temsilcilerin kontrolünde bulunan kongrenin başkanlık seçimlerinde Rusya’nın ne gibi rol ifa ettiğini araştırmak üzere bir komisyon kurmasına sebebiyet verdi.

Ancak Trump’ın Amerika’da Rusya karşıtı kanada yönelmesi ve Suriye’ye Rusya’ya rağmen füze saldırısı düzenlemesi, Trump’ın yakın adamları ile Rusların gizli ilişkileri yüzünden patlak veren skandalın şiddetini bir nebze olsun hafifletti. Fakat buna rağmen Trump’ın Amerika’nın bazı dev medya organları ile sözlü kavgaları başkanlığının ilk yüz gününün sonuna kadar devam etti.

Donald Trump’ın seçim kampanyaları sırasında en önemli vaatleri, illegal göçmenlerle mücadele, Müslümanların Amerika’ya girişini yasaklamak ve Amerika ile Meksika’nın ortak sınırı boyunca ara duvar inşa ettirmekti. Aslında Trump bu tür vaatleri ile Amerika’da milyonlarca seçmenin oylarını toplamayı başardı ve geçen sene düzenlenen başkanlık seçimlerinden zaferle çıktı. Ancak buna karşın Trump başkanlığının ilk yüz gününde bu vaatlerinin hiç birini yerine getiremedi.

Trump’ın ilk hezimeti, ABD mahkemeleri Trump’ın yedi İslam ülkesinin vatandaşlarının Amerika’ya girişini yasaklama kararını askıya almasından sonra yaşandı. Bu karar Amerika’nın içinde ve dışında büyük tepki çekti ve hatta Trump yönetiminin kongrenin bazı cumhuriyetçi temsilcileri tarafından serzeniş edilmesine sebep oldu. Bu yüzden Trump’ın danışmanları harekete geçmek ve ilk kararda bazı değişiklikler yaparak yeni kararı bu kez altı İslam ülkesi hakkında yürürlüğe koydu. Ancak bu karar da ABD federal mahkemesince ilk karar gibi askıya alındı.

Donald Trump’ın illegal göçmenlerin sınır dışı edilmesi ile ilgili sözüne gelince, gerçi mahkemece sınırdışı edilmelerine karar verilen bazı illegal göçmenlerin hakkında bazı uygulamalar göze çarptı, ama yine de ilk yüz günlük sürede bu alanda da önemli bir değişiklik yaşanmadı, üstelik Amerika’nın bazı eyaletleri de federal yönetimin Amerikan mahkemelerinde suçlu bulunan illegal göçmenlerin sınırdışı edilmesi yönündeki kararını uygulamayı reddetti. Bu arada Trump kongrenin baskıları ve federal yönetimin zorunlu tatile girme ihtimalinden kurtulmak için sonunda Meksika sınırında duvar inşaatına bütçe tahsis edilmesi yönündeki talebini geri çekti.

Image Caption

Amerika’nın önceki Başkanı Obama’nın çıkardığı ve Obamacare adı ile bilinen ucuz sağlık sigortası ile ilgili kanunu iptal etmek, Donald Trump’ın geçen sene başkanlık seçim kampanyaları sırasında ileri sürdüğü vaatlerinden biriydi. O günlerde cumhuriyetçilerin sansasyonel adayı Trump sürekli Obamacare yasasını sorguladı ve yasayı Amerikan tarihinde çıkarılan en kötü yasalardan biri niteledi. Bu yüzden Trump beyaz saraya girdiği ilk günden itibaren bu yasa ile ne yapacağı konusunda siyaset ve medya çevrelerinin ilgi odağına yerleşti. Üstelik cumhuriyetçiler yaklaşık yedi yıl boyunca aralıksız Obamacare yasasına saldırmıştı. Bu yüzden şimdi Amerika’da yasama ve yürütme ve yargının tamamen cumhuriyetçilerin eline geçmesinin ardından kongrenin Obamacare yasasının yerine yeni bir yasa çıkarması bekleniyordu. Ancak bu beklentinin tam aksine cumhuriyetçi partiden bazı muhafazakar temsilciler Trumpcare adı ile adlandırılan sağlık sigortası yasasına karşı çıktı. Böylece cumhuriyetçilerin elinde bulunan kongre üyeleri bir çok sorundan ötürü Amerikalı 20 milyon kadar yoksul vatandaşını kapsayan sağlık sigortası yasasını iptal etmekten vazgeçerek Obama yönetiminin sosyal alanda en önemli mirası olan bu yasanın devam etmesine müsaade ettiler.

Bu gelişme, cumhuriyetçi parti içinde 2016 başkanlık seçimleri sırasında yaşanan çatlakların Trump’ın zafer kazanmasına rağmen halen devam ettiğini ortaya koydu. Gerçi Başkan Trump’ın federal yüksek mahkemede temyiz mahkemenin başına muhafazakar yargıç Nill Gursuç’u atamayı başarması bir nebze olsun muhafazakarların arasındaki çatlağı onarmayı başardı. Fakat buna rağmen bu başarı bile cumhuriyetçi parti içinde çeşitli kanatların Trump’ın yakınlarının Ruslarla gizli ilişkilerinin araştırılması üzerine yaşadıkları anlaşmazlığı veya Meksika sınırında duvar inşaatına bütçe tahsis edilmesi konusunda yaşadıkları anlaşmazlığı gidermeye yetmedi.

Donald Trump başkanlığının ilk yüz gününde Amerikan ekonomisini canlandırmak için çeşitli planları ve programları yürürlüğe koydu. Trump Amerika’ya ihtişamını yeniden kazandıralım sloganı ile seçimleri kazandı ve yemin töreninde de önce Amerika sloganını gündeme getirdi. Bu bakışın çerçevesinde Trump yönetimi Amerikalı üreticilere destek ve Amerikalı işçilerin çıkarlarını korumak gibi politikaları gündeme getirdi. Bu amaca ulaşma yönünde atılan ilk adımda Trump Amerika’nın Trans Pasific serbest ticaret anlaşmasından çekildiğini açıkladı. Trump daha sonra da Kuzey Amerika serbest ticaret anlaşması Nafta’yı sorgulamaya başladı.

Trump yönetimi iç üretimi desteklemek amacıyla üretim sistemlerini Amerika’nın dışına taşıyan ve Amerikalı işçilerin işsiz kalmasına neden olan Amerikalı firmalara ağır vergi uygulayacağını açıkladı.

Kuşkusuz bu tutum en başta Amerika’nın iktisadi ortaklarının itirazına yol açtı. Avrupa ve Asya kıtalarında Amerika’nın iktisadi müttefiki olan tüm ülkelerin liderleri ve ayrıca uluslararası kurum ve kuruluşların üst düzey yetkilileri de bu politikaların doğuracağı olumsuz sonuçların hakkında uyarılarda bulundu. Bazı çevreler de büyük güçlerin arasında ticari savaşların başlama ihtimalinden söz etmeye başladı. Ancak bun karşın zamanla Trump’ın sözlü tehditleri kadar pratikte Amerika’nın ortaklarına karşı hareket etmediği ortaya çıktı. Örneğin Trump açıkça Pekin yönetimini Çin’in milli para birimine müdahale etme suçlamasından vazgeçti ve Amerika Nafta anlaşmasındaki yükümlülüklerine eskisi gibi bağlı kalacağını açıkladı. Bu arada Trump yönetiminin vergide reform tasarısı Amerika’da bir çok iktisadi aktivist ve halk kesimleri tarafından ciddi destek gördü. Bu kesim vergilerin düşürüleceğinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Gerçi bir başka kesim de bu durumda ve Amerikan tarihinin en büyük vergi düşürme planı uygulandığı takdirde bütçe açığı ve federal yönetimin borçlarının tırmanması konusunda uyarıda bulundu.

Image Caption

Amerika’nın dış politikası ve güvenlik politikaları da Trump’ın başkanlığının ilk yüz gününde oldukça inişli çıkışlı bir süreç izledi. Geçen sene başkanlık seçimleri sırasında sürekli Obama yönetimi Batı Asya bölgesinde ağır bedelli savaşları başlattığı için eleştiren Trump, Suriye’ye füze saldırısı yönünde talimat vererek Obama yönetimi kadar dünyanın dört bir yanında savaş peşinde olduğunu ortaya koydu. Trump Suriye’nin Han Şeyhun kentinde yaşanan kimyasal hadiseyi bahane ederek Suriye’nin Şairat hava üssüne füze saldırısı düzenledi ve böylece kendisinden kitle imha silahları karşıtı bir imaj yaratmaya çalıştı. Bu turum gerçi Amerika içinde ve dışında Trump’a yönelik bazı destekleri beraberinde getirdi, fakat aynı zamanda Trump’ın savaş karşıtlığı ve IŞİD ile mücadele konusunda sahtekarlığını da gözler önüne serdi. Üstelik bu saldırı Washington ile Moskova arasında zaten gergin olan ilişkileri daha da gerdi. Amerikan ordusu ayrıca Trump’ın talimatı üzerine en güçlü nükleer olmayan ve tüm bombaların anası adlandırılan bombasını Afganistan’da kullandı. Trump  Kore yarımadasına taarruz amaçlı donanmasını göndererek savaş çığırtkanlığını açıkça ortaya koydu.

Bu arada Trump yönetimi askeri jestlerine paralel olarak dış politika alanında da önemli değişikliklere imza attı. Örneğin Trump NATO genel sekreteri Jens Stoltenberg ile Washington’da gerçekleştirdiği görüşmede açıkça NATO hakkında sarf ettiği sözünden döndü ve artık bu paktı kullanma tarihi geçmiş bir pakt olarak görmediğini belirtti.

Trump ayrıca Çinli mevkidaşı Shi Jin Ping ile Florida’da yaptığı görüşmede de Pekin yönetimi Çin’in milli para biriminin değerine müdahale etmediğini açıkladı. Trump’ın bu tür çarkları başkanlığının ilk 11 gününde gündeme getirdiği dış politika ve güvenlik politikaları ile ilgili muğlaklıkları daha da arttırdı.

Her halükarda ve genel bir değerlendirmede, Donald Trump’ın ilk yüz günlük başkanlık süresi bir çok sansasyonel gelişmelere, skandallara ve tartışma yaratan kararlarla geride bırakıldığı söylenebilir. Ancak tüm beklentilerin aksine bu yüz günde Trump’ın seçim kampanyaları sırasında ileri sürdüğü vaatlerinin önemli bir bölümü da boşa çıktı ve bir çoğu hayata geçirilemedi.

Gerçi Amerika başkanlarının hepsi beyaz saraya yerleştikleri ilk yüz günde yeteri kadar icraatta bulunmadı, ama hiç biri Trump kadar Amerikan halkı arasında bu yüz günde bu kadar taban kaybına uğramadı.

Mayıs 06, 2017 06:02 Europe/Istanbul
Görüşler