Britanya halkının %52’lik evet oyu ile bu ülkenin AB’den ayrılma süreci Haziran 2016’da start aldı ve Mart 2017’de de Britanya ile AB arasında ayrılık müzakereleri başladı. Şimdiye kadar da üç tur müzakere gerçekleşti.

Yapılan planlamalara göre Britanya’nın AB’den çıkışı 2019’da sona ermesi gerekiyor. Ancak Brexit olarak adlandırılan bu süreçte Britanya’nın gücü, hem sert ve hem yumuşak güç boyutunda zayıfladığı ve hatta çökmeye yüz tuttuğu anlaşılıyor. Britanya’nın sert güç boyutunda güç kaybı sohbetimizin konusu değildir. Ancak bu boyutta Britanya’nın iktisadi gücü zayıfladığı ve ayrıca güvenlik bakımından da konumu tehdit altına girdiği söylenebilir. Britanya’da AB’nin güvenlik kurumları ile ilişkilerin kesilmesi yüzünden güvensizlik şartlarının artması, Brexit yüzünden Britanya halkına yönelen sert tehditlerden biridir. nitekim Almanya Başbakanı Angela Merkel’in özel kalem müdürü Peter Altmayer de, Brexit Britanya’ya büyük zararlar vereceğini belirtiyor.

Şimdi sohbetimizde Brexit’in Britanya’nın yumuşak gücünü zayıflatmasını ve hatta çökmesine yol açmasını masaya yatırmak istiyoruz.

Britanya son bir kaç asırda dünyanın en büyük sömürücü gücü olarak gündemde olmuş ve bu doğrultuda Afrika, Asya, Kuzey Amerika ve Okyanusya kıtalarında bir çok toprağı uzun yıllar sultası altında tutmuş bir devletti. Britanyalılar bu süre içerisinde ilk etapta sulta altına aldıkları bölgelerde İngilizceyi ve ardından da İngiliz kültürünü bu bölgelerin galip dili ve kültürü yapmaya çalıştı.

Bu arada son bir kaç asırda Britanya’nın sömürüsü altında bulunan bölgelerden Britanya’ya öğrenci gönderme süreci devam etmiş ve bu da Asya ve Afrika kıtalarında bir çok ülkenin seçkin ilmi ve siyasi ve iktisadi şahsiyetleri İngiliz kültürü ve düşüncesinin etkisi altında kalmalarına yol açmış ve sonuçta Britanya’nın bu ülkelerde birer maşası ve kuklası olarak rol ifa etmelerine yol açmıştır.

Britanya sömürüsünün en bariz örneği Hindistan’dır. Bu ülke bir kaç yüz yıl Britanya tarafından sömürüldüğü için şimdi de resmi yazışma dili İngilizcedir ve hatta ülkenin bürokratik ve siyasi kurumları İngiliz modeline göre şekillenmiştir. Britanya hala bu ülke ile sıkı ticari ve iktisadi ilişkilerini korumanın yanında Hindistan’da kültürel açıdan da aktif bir varlık sergilemeye çalışmaktadır.

Ancak şimdi görünen o ki Britanya’nın AB’den çekilmesi bu devletin yumuşak gücünü ve başka ülkeleri ilmi ve kültürel açıdan etkileme yeteneği üzerinde olumsuz etki yapıyor ve yapmaya da devam edeceği anlaşılıyor. Nitekim Brexit’e evet oyu çıktıktan sonra Britanya’nın dünya genelinde yumuşak gücünün gerilediği gözleniyor. Yine bilimsel ve akademik süreçlere de bakıldığında Brexit’in Britanya’nın bu alandaki yumuşak gücünü de olumsuz yönde etkilediği ve Brexit uygulandıkça da daha derin ve daha geniş boyutlara ulaşacağı anlaşılıyor.

Küreselleşmenin bir sonucu, dünya genelinde yüksek eğitim piyasasının genişlemesi oldu. Bu gelişme Britanya için maddi ve ilmi açılardan büyük kazanç kaynağı olurken, Britanya’nın akademik kentlerine de büyük maddi menfaatler sağladı. Bu menfaat Londra gibi büyük bir kent için yılda 2.3 milyar pound net gelir getirirken, Shefild gibi bir kent için de yılda net 100 milyon pound kazanç sağladı. Bu durum Britanyalılar için tamamen kârlı bir gelir kaynağı oluşturdu ve Britanyalılar eğitim için bu ülkeye akın eden veya dünyanın başka yerlerinde Britanya’ya ait olan üniversitelere gelen bir milyon yabancı öğrenciden gelir elde etmelerine vesile oldu. Örneğin 2012 yılında bu üniversitelerin yabancı öğrencilere eğitim vermeleri Britanya ekonomisine 18 milyar pound katkı sağladı.

Ancak bu durum, pratikte Britanya’nın Avrupa’da inzivasına yol açan ve bu ülkenin uluslararası arenada konumunu ve itibarını düşüren Brexit referandumundan sonra ciddi tehlikeye girmeye başladı. Gerçi Britanya’nın AB’den çekilme kararı Britanyalı akademisyenleri ve hocaları ve araştırmacıları ve akademik kurumlarını başka ülkelerle işbirliği yapmaktan alıkoymuyor ve yine eğitim için Britanya üniversitelerini seçmek isteyen öğrenciler için de herhangi bir sıkıntı yaratmıyor, ama yine de Brexit’in olumsuz tesirleri şimdiden ortaya çıkmaya başladığı ve Britanya üniversiteleri yabancı öğrenciler için cazibesini yitirdiği gözleniyor.

Britanya üniversitelerinin yöneticilerinin kaygılarından biri, Brexit uygulandıktan sonra yabancı öğrenci sayısının düşmesidir. Britanya kolejleri ve üniversiteleri öğrenci işleri idaresinin yayımladığı rapora göre, 2017 yılında Britanya üniversitelerinde kayıt yaptıran öğrenci sayısında %9’luk bir gerileme yaşanıyor. Bu durumun önemli sebeplerinden biri, AB ile Londra’nın muhafazakar yönetimi arasında devam eden Brexit müzakerelerinin zor şartları ve Britanya’nın akademik merkezlerinin geleceğinin muğlaklığıdır. Özellikle Britanya üniversitelerinin yabancı öğrencilerinin önemli bir bölümünü AB üyesi olan ülkelerin vatandaşları oluşturuyor ve doğal olarak bu öğrenciler Brexit uygulandıktan sonra ve Londra ile Brüksel arasında bir çok anlaşmanın feshedilmesinin ardından Britanya’da ikamet etme şartlarının belirsiz durumundan kaygı duyuyor.

Bu bağlamda Bristol üniversitesi rektör yardımcısı Prof. Hew Beridi, Britanya’nın AB’den çekilmesi yabancı öğrencilerde belirsizlik ve güvensizlik duygusuna yol açmaması gerektiğini, zira onlar Britanya’ya büyük gelir sağladıklarını belirtti. Prof. Beridi Londra yönetiminden Avrupalı öğrencilere ve öğretim üyelerine, onları AB ile müzakerelerde pazarlık malzemesi yapacakları ve durumları bu süreçten etkilenmeyeceği konusunda güvence vermesini istedi.

Prof. Beridi’nin belirttiğine göre Britanya AB’den akademik liderlere ihtiyacı vardır ve onlar Britanya’daki kurumların gücünün önemli bir bölümünü oluşturmaktadır ve bu yüzden onlara istedikleri güvencenin verilmesi gerekir, zira onlar Britanya’nın akademik camiası ile işbirliği içindedir.

Hali hazırda Britanya’da bir çok kolejde veya üniversitelerde, eğitim veya araştırmaları için gerekli mali kaynakları AB’nin temin ettiği Avrupalı öğrenciler ve öğretim üyeleri bulunuyor.  örneğin Britanya üniversitelerinin araştırmaya tahsis ettiği ödeneklerin %15 kadarı AB kaynaklarından karşılanıyor. Yine Britanya’da üniversite öğretim üyelerinin dörtte biri başka ülkelerin vatandaşlarıdır. Bu yüzden Brexit uygulandığı takdirde ve Britanya ile AB arasında bir çok bağların kopması durumunda bu durum hiç kuşkusuz etkilenecektir.

Hali hazırda Britanya’da yabancı uyruklu öğrencilerin varlığı giderlerin bölünmesi ve genelde hatta Britanyalı öğrenciler için bile azalmasına vesile oluyor. Bu yüzden Britanya’da akademik çevreler Londra’nın muhafazakar yönetimi Britanya’nın eskisi gibi ve aynı yüksek kalitede başka ülkelerle akademik alanda rekabet etmek istiyorsa, yabancı uyruklu öğrencilerin eğitiminden elde edilen kazancı düşürecek harekette bulunmamasını talep ediyor, çünkü aksi takdirdi bu çatlağın Britanya’da öğrencilerin kayıt bedelinin yükseltilmesi ile telafi edilmesi gerektiği anlaşılıyor. Ancak şimdiki belirsizliğin devam etmesi de yabancı uyruklu öğrenci sayısının azalmasına yol açacağı belirtiliyor.

Bundan başka dikkat çeken bir sorun, Britanya’ya giriş ve ikamet şartlarının zorlaşmasıdır ki bu da yabancı uyruklu öğrencilere bazı kısıtlamaları dayattığı için Britanya’da okumaktan vaz geçmelerine yol açacağı ifade ediliyor.

Britanya’da Brexit sonrası dönemde akademik ortamların geleceği ile ilgili bu kaygılara karşın Londra’nın muhafazakar yönetimi Britanya’nın bu alandaki durumu kaygı verici olmadığını iddia ediyor. Britanya hükümet sözcüsü bu ülke dünyanın bir çok üstün üniversitesinin çıkış noktası olduğunu, Britanya’nın yılda iki milyar pound bilimsel araştırmaya ayırması, akademik camia için dünyanın bilim merkezi olabilecekleri yönünde güçlü bir güvence olduğunu belirtti. Sözcü, eğer Britanya AB’den çekilecek olursa bu ülkenin bilimsel ve araştırma alanlarındaki kazanımlarının devam edeceği yönünde bir güvence oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Ancak buna karşın gözlemciler bunun gerçekten olup olmayacağını bekleyip görmek gerektiğini belirtiyor. Britanya kolejler ve üniversiteler birliği genel sekreteri Sally Hunt’a göre Britanya’nın muhafazakar yönetiminde yer alan bazı bakanların açıklamaları yabancı öğrencilere güvence verme açısından etkili olmadı, zira bütün dünyaya Britanya’nın AB’den çekildikten sonra eskisi gibi olmayacağı mesajını verdi.

Bu arada unutmamak gerekir ki, Britanya halkı arasında, ister AB’den çekilmekten yana olanlar olsun ister karşı olanlar olsun, yabancı öğrencilerin varlığı Britanya için mali, kültürel ve ilmi açılardan faydalı olduğu konusunda görüş birliği hakimdir.

Buna karşın bu alanda kader belirleyici etken İngiltere Başbakanı Teressa May’in Brexit’in nasıl uygulanacağı ve Brüksel ile Londra ilişkilerinin geleceğinin çerçevesinin belirlenmesinde nasıl bir yol izleyeceğidir , ki bu da hiç kuşkusuz Britanya üniversitelerinde yabancı öğrencilerin kabul edilme durumunu ve yine bu tür öğrencilerin bu üniversitelere yönelik ilgilerini etkileyecektir.

Hali hazırda AB ile Britanya’nın muhafazakar yönetimi arasındaki müzakerelerin hakkında söylenebilecek şey, AB’nin londra’ya karşı tüm boyutlarda ve hatta bilimsel ve akademik boyutta çok sıkı bir tavır sergilediğidir ki bu da şimdiden başka ülkelerin öğrencilerinin Britanya’da eğitim almalarına yönelik görüş ve eğilimlerini olumsuz yönde etkilemeye başladığı gözleniyor.

Her halükarda başka ülkelerin vatandaşlarının Britanya’daki kolejlerde ve üniversitelerde eğitim görmelerine yönelik taleplerinde düşüş yaşanması sadece bu ülkenin bilimsel merkezlerini giderlerini karşılama yönünde sıkıntıya sokmakla kalmayacağı ve bunun yanında Avrupa ülkelerindeki bilimsel merkezlerin ve Avrupalı devletlerin de Britanya’daki bilimsel araştırmalara mali desteklerini azaltacağı veya tamamen durduracağı kesindir.

Britanya üniversiteleri yöneticilerinin ifade ettiğine göre AB’nin akademik programlarına yapılan yatırımlardan uzak kalmak, Britanya’nın üniversitelerinin önceliklerini de etkileyecektir. Buna göre bazıları Britanya’nın AB’den çekilmesinden sonra Londra yönetimi araştırma bütçelerini arttırmasını ve böylece akademik çevrelerin kaynak, insan gücü ve teçhizat bakımından sıkıntıya düşmemesini umuyor.

Ancak kemerleri sıkma politikaları çerçevesinde sürekli bütçelerde kısıtlamaya giden Londra’nın muhafazakar yönetimi AB’nin yaptığı mali destekleri telafi edemeyeceği anlaşılıyor. Gerçekte Londra yönetimi Britanya’nın yüksek eğitim politikalarını yeniden gözden geçirmesi ve AB’den ayrılmanın bu ülkenin üniversitelerini nasıl etkileyeceğini değerlendirmesi gerekiyor.

Uzmanlar, Teressa May yönetimi bu işe Britanya üniversitelerinde memur olarak çalışan binlerce AB ülkeleri vatandaşlarının durumuna çeki düzen vererek başlaması gerektiğini ifade ediyor.  Fakat tüm bu konuların Britanya’nın önümüzdeki yıllarda yumuşak gücünü olumsuz yönde etkileyeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Nitekim bu ülkenin yumuşak güç alanında dünya sıralamasındaki derecesinin de milli gücü ile ilgili endekslerin gerilemesi yüzünden gerilemeye başlayacağı anlaşılıyor.

Sep 10, 2017 19:38 Europe/Istanbul
Görüşler