Amerikan kültüründe ırkçılık derin ve köklü bir sorun olarak her zaman bu ülkenin insanlarını kaygılandıran bir konu olmuştur ve şimdi iktidarın başında olan cumhuriyetçi parti yönetiminde cumhuriyetçi Başkanı Donald Trump’ın kendine özel bakışı ve eğilimi yüzünden radikal sağ akımların daha fazla hareket alanı buldukları anlaşılıyor.

Bugün Amerika’nın Virjinia eyaletinin Charlottesville kentinde beyaz ırkçıların şiddet uyguladıkları olayların üzerinden günlerce geçtiği bir sırada bu olayların sonuçları her geçen gün daha da geniş bir alana yayıldığı, öyle ki bu ülkenin popülist Başkanı Donald Trump’ın yakasına da yapıştığı gözleniyor.

Bilindiği üzere radikal sağcılar Virjinia eyaletinin Charlottesville kentinde önceden planlanan bir protesto eylemi düzenledi, ancak bu eylem faşizm karşıtlarının karşılık vermesi ile şiddete dönüştü. Raporlar, radikal sağcıların muhalifleri bir araçla ezilmesi sonucunda bir kişinin öldüğünü ve en az 19 kişinin de yaralandığını gösteriyor.

Ulusalcı beyazlar Amerika iç savaşının Güney eyaletlerinin kahramanlarından birinin heykelinin kaldırılmasına itiraz ediyordu ve bu heykelin kaldırılmasını savunanlarla çatışmaya girdi. Bu heykel kölelik düzeni taraftarı olan ve Amerika’nın 19. Yüzyılda iç savaşı sırasında Virjinia eyaletinin ordusuna komutanlık eden General Robert Lee’ye aitti ve bir parkta yer alıyordu.

Genelde bu tür olaylar yaşandıktan sonra liderlerin sergilediği tutum ve olaya bakışları büyük önem kazanmaya başlıyor. Yine bir olayın yaşanması ile başkanın veya iktidarın başında yer alan kişinin tutumunu açıklaması arasında geçen süre de yaşanan hadisenin önem derecesini gösteriyor. Nitekim liderin açıklaması ve sarf ettiği sözleri de olaya nasıl baktığını aydınlatıyor.

Buna göre Amerika Başkanı Donald Trump’ın Charlottesville kentinde yaşanan olaylara yönelik tutumu çok ilginçti. Trump, Amerikan halkı ve medya organları beyaz ırkçıların ve radikal ulusalcıların kınanmasını isterken, bunun yerine her iki tarafı kınadı. Bu tutum Trump’ın dolaylı olarak radikal sağcıları ve ırkçıları desteklediğini gösteriyordu.

Amerika Başkanı Trump’ın bu açık tutumu bu ülkenin çeşitli kentlerinde geniş çaplı tepkilere yol açtı. Bu tepkiler Trump’ı sözde olsa bile tutumundan geri adım atmaya ve sözünü düzeltmeye zorladı. Bu yüzden Trump bir kaç gün sonra radikal sağcıların eylemlerini kınayarak ırkçılığı şeytani bir amel niteledi. Ancak Amerika Başkanı Trump’a yönelik itirazlar sadece kamuoyu ve medya ile sınırlı kalmadı ve bu ülkenin özellikle demokrat parti üyeleri başta olmak üzere üst düzey yetkilileri de muhaliflerin saflarına katıldı. Trump’a karşı çıkan Amerikalı üst düzey yetkilileri arasında  temsilciler meclisinde demokrat azınlığın lideri Nancy Pelosi ve senatodaki demokrat kanadın lideri Chuck Shumer dikkat çekiyordu.

Temsilciler meclisinde demokrat azınlığın lideri Nancy Pelosi’ye göre Başkan Trump ta işin başından itibaren ırkçı ve fanatik unsurları teşvik ederek onları koruma altına aldı. Pelosi bu konuda şöyle konuştu: Biz beyaz saray çalışanlarının istihdamında ve ayrıca hükümetin göçmenlere, Müslümanlara ve renkli derili topluluklara karşı bu konuya şahit olduk. Eğer ırkçı beyaz serseriler Amerika’da acımasızca davranır ve cinayet işlerse, tarafı tutulması gereken sadece bir tek taraf vardır. Amerika halkı bu konuyu idrak edebilecek bir Başkanı hak eden bir millettir.

Demokratların senatodaki liderleri Chuck Shumer de Başkan Trump’ın tutumunu eleştirerek şöyle dedi: Amerika’nın büyük ve iyi başkanları milleti bölme peşinde değil, birleştirme peşindedir. Donald Trump’ın sözleri açıkça o büyük insanların arasında olmadığını gösteriyor.

Amerika Başkanı Trump’ın sözleri cumhuriyetçi parti mensuplarından da tepki gördü. Trump’la aynı partide bulunan ve 2012 başkanlık seçimlerinde bu partinin Başkan adayı olan Mit Ramney, olayın bir tarafı ırkçı, bağnaz ve nazi ve karşı tarafı ırkçılık ve bağnazlık karşıtı olduğunu, o zaman iki taraf bir olmadığını belirtti. Ramney’nin bu sözleri, Charlottesville çatışmalarında her iki tarafı suçlu ilan ederek kınayan Trump’ın sözlerine yönelikti.

Bundan başka Amerikalı bazı büyük firmaların başkanlarının birlikte görevlerini bırakmaları da Trump’ın ırkçı açıklamasına tepki olarak gerçekleştiği anlaşılıyor. Merck  ve Intel ve sanayi sahipleri konseyi başkanları istifa eden bazı başkanlardı. Aslında Donald Trump’ın ırkçı söylemleri ve bu grupların seçim kampanyaları sırasında ona destek vermelerine bakıldığında bu kesimin seçimlerden sonra da geniş çapta faaliyetleri bekleniyordu.

Gerçekte her türlü ırkçılık simgesinin kaldırılmasını isteyen Amerika’nın bir önceki Başkanı Barack Obama’nın aksine şimdiki cumhuriyetçi yönetimde durumun tamamen değiştiği anlaşılıyor. Beyaz ırkçı ulusalcılar ve neo nazi örgütlerin bir araya geldiği alternatif sağcılar hareketi üyeleri ve ayrıca diğer radikal akımların rahatlıkla eylem düzenlemeleri Trump yönetiminin iş başına gelmiş olmasından çok memnun olduklarını ortaya koyuyor. Nitekim Trump’ın ırkçı sözleri ve uygulamaları da bu süre içerisinde defalarca protesto eylemlerine neden oldu.

Amerika halkı hatta Trump’ın seçim kampanyaları sırasında, İslam terör değildir, biz ırkçılığa karşıyız, ırkçılığa ve faşizme hayır, ırkçı ve şiddet yanlısı örgütlere hayır, gibi sloganları içeren döviz ve plakartları taşıyarak Trump kulesi önünde eylem yaptı ve Trump’ın radikal düşüncelerine ve tutumuna tepki gösterdi.

Ancak buna karşın bugün Trump’ın tutumunda hala ırkçılık eğilimleri göze çarpmaya devam ediyor. Örneğin Trump’ın Müslümanlara Amerika vizesi verilmesini yasaklaması bu politikaların bir örneğidir.

Gerçi Amerika’da Donald Trump yönetiminde ırkçı akımlar arzı endam etmeye fırsat buldu, fakat gerçek şu ki Amerika’da ırkçılığın kökleri bu ülkenin tarihi ve kültürüne uzanır ve Amerikan toplumu bağımsızlığına kavuştuğu günün üzerinden iki yüzyılı aşkın bir süre geçtiği halde hala bu sorundan kurtulamamıştır. Bu arada radikal sağ akımların Amerika’da terör saldırılarına en çok sebebiyet veren akımlar olduğu da belirtilmelidir. Raporlara göre 11 Eylül 2001’den 2017’nin başına kadar radikal sağ akımlar Amerika’da terör saldırılarının %73 kadarından sorumludur ve bu saldırıların kurbanları da Müslümanlar, siyahiler ve diğer etnik azınlıklar olmuştur.

Aslında Amerika halkı ülkelerinde radikal ulusalcı ideolojisinin yayılma tehlikesini anlamış bulunuyor ve anketler de bu iddiayı doğrular niteliktedir. CNN ve Caser vakfının 2015 yılının sonlarına doğru sonuçlarını yayımladığı ortak bir anketin sonuçlarına göre Amerikan halkının yaklaşık yarısı ırkçılığı Amerika’nın en büyük sorunu olarak gördüklerini belirtti, oysa bu oran 2011 yılında sadece %21 düzeyindeydi.

Amerika’da radikal örgütlerin ırkçı yıkıcı uygulamalarından başka son onyılda en şiddetli ırkçı uygulamalar, Amerika polisi tarafından bu ülkenin renkli derili vatandaşlarına karşı yaşandı. Bu yıllarda çok sayıda siyahi vatandaş beyaz polislerce vurularak öldürüldü. Bu yüzden Amerika’da ırkçılığa dayalı şiddet sadece radikal sağcı örgütlerin şiddet uygulaması ile sınırlı kalmadığı ve hatta güvenlik güçleri ve daha da beteri Amerika’nın liderleri tarafından da uygulandığı veya tavsiye edildiği anlaşılıyor. Bu konu geçenlerde İslami Şura Meclisi milletvekilleri tarafından ele alındı ve Amerika’nın bölgeye yönelik maceracı ve terörist uygulamaları ile mücadele yasa tasarısının beşinci bölümü Amerika’nın insan hakları ihlalleri konusuna tahsis edildi.

İslami Şura Meclisi milletvekillerinin hazırladığı yasa tasarısının beşinci maddesinde şöyle deniliyordu: Amerika devleti askeri ve istihbarat güçleri aracılığı ile sürekli uluslararası ve bölgesel düzeyde ve hatta Amerika’nın içinde kendi vatandaşlarına yönelik Davidian örgütünü yok etmek gibi insan hakları ihlallerini işlediği ve despot ve şiddet uygulayan yönetimler başta olmak üzere insan haklarını ihlal edenleri desteklediği için aşağıda adı geçen Amerikalı yetkililer bu yasanın altıncı maddesinde yer alan cezaların kapsamına alınır.

İslami Şura Meclisi milletvekillerinin Davidian örgütüne işareti bu tarikatın izleyenlerinin 1993 yılında Amerikan özel kuvvetleri ve tanklarının baskını sırasında 80 kadarının kendi kiliselerinde diri diri yakılmaları olayı ile ilgiliydi.

Amerika’nın Şikago üniversitesi öğretim üyesi ve Amerika’da az gelirli ve çeşitli ırklara mensup olan insanların refah seviyesini araştıran bölümün Başkanı Dr. Kamil Bozet de bir makale yayımlayarak ABD Başkanı Donald Trump’ın Charlottesville kentinde yaşanan hadiselere yönelik tutumu eleştirdi. Bozet makalesine şöyle başladı:

Beyaz ırkçıların eylemlerinden sonra bir araç kalabalığı ezdi ve bir kadın hayatını kaybetti. Gerçi Virjinia valisi bu olayı şiddetle kınadı, ancak Başkan Trump’ın bu olaya gösterdiği ilk tepki neydi ki Amerikalıları duyarsız bir şekilde birbirini sevmeye davet ediyordu? Belki bunun ne sakıncası olabilir, diye sorabilirsiniz. Ben de bir kaç sakıncası vardır, diyorum.

Dr. Kamil Bozet sakıncaları ise şöyle sıraladı:

Birincisi şu ki beyazların protesto eylemlerinde, Amerika’da ilk Afrikalı siyasi köleler getirildiği günden beri ırkçılığı daha da beter hale getiren sözler gündeme getirildi. Bizim milletimiz, konfederasyon dönemi Amerika’ya gönül verenlere çok yumuşak davranıyor. Bu, ahlaki iflastır. Neden biz hala konfederal Amerika’nın kahramanlarına saygı gösteriyoruz. Bir savaşta bir taraf kaybettiğinde, tarihi ve kahramanları unutulur ve yerini savaşı kazanan tarafın tarihine ve kahramanlarına bırakır. Bugün Almanlar artık naziler için kutlama yapmıyor, Çin halk Cumhuriyeti de artık komünist parti ile övünmüyor. O zaman neden bizim milletimiz hala Robert Lee’nin heykelinin kentin bir köşesinde ayakta durmasına müsaade ediyor?

Dr. Kamil Bozet ikinci sakıncayı da şöyle açıkladı: ikinci sakınca Başkan Trump’ın bu kentte yaşanan olaylara tepkisiydi, yani bu ki, daha sonraki tutumunda şiddeti şiddetle kınamak zorunda kaldı. Ancak Trump ilk tepkisinde Amerika’nın içinde yaşanan şiddete rıza gösterdi, ki bu da bizler için bir uyarıdır ve ardından alelacele geçtiği twitinde Frazer’in istifasını sert bir dille eleştirerek eski tutumunun üzerinde ısrar etti. Bir ABD başkanının ilkin siyasi fırsatçılığın en çirkin biçimine yönelmesi ve tüm kesimler bu hadiseyi hızla kınadığı halde kınamaması, bizim üst düzey yöneticilerimizin arasında şiddete tepkinin bir nevi pazarlık malzemesi yapıldığını ortaya koyuyor, ki bu da büyük bir kusurdur.

Dr. Kamil Bozet makalesini şöyle sürdürdü:

Başkan Trump’ın tepkisi ve davranışı, günümüz geleneklerinden ve ahlak ilkelerinden hiç bir algısı olmadığını ortaya koydu. Burada hatta kendi partisinin liderlerine saldıran bir adamla karşı karşıyayız. Trump her geçen gün daha da münzevi oluyor. Trump altı ayda sunacak hiç bir şeyi olmayan bir başkandır ve Charlottesville kentinde yaşanan hadiseye gösterdiği tek tepki, Amerikalılara birbirinizi sevin, demek olmuştur. 21. Yüzyılda hiç bir devlet Başkanı ırkçı şiddete destek vermemeli veya ırkçı söylemlerden bir sonraki seçimler için siyasi fırsat şeklinde yararlanmamalıdır. Sonuçta açıktır ki Amerika’da Barack Omaba Başkan seçildiği 2008 yılından beri Amerika’da ırkçılık meselesi iyileşmedi.

Sep 10, 2017 20:51 Europe/Istanbul
Görüşler