Korsan İsrail’in istihbarat ve güvenlik çevrelerine yakınlığı ile bilinen valella haber sitesi bir rapor yayınlayarak İsrail rejimi Myanmar ordusunun en önemli silah ve teçhizatını karşılayan taraf olduğunu ve Myanmar ordusunun üst düzey komutanları da siyonist rejimin askeri ve istihbarat servisleri ile çok gizli ve yakın ilişkileri bulunduğunu yazdı.

Raporun bir bölümünde şu ifadeler yer alıyor: Myanmar ordusu ve silahlı kuvvetleri başkomutanı ve bu ülkede Müslümanları katliam eden kişi İsrail güvenlik teşkilatları ile çok yakın ilişkisi bulunan Myanmarlı şahsiyetlerden biridir.

Korsan İsrail ile Myanmar arasında ziyaret mekiği geçen Haziran ayında siyonist rejim savaş Bakanlığı güvenlik destek daire Başkanı Mişel Ben Baroh’un Myanmar’ı ziyaret etmesi ve genel kurmay Başkanı Heling’le görüşmesi ile devam etti.

Bilindiği üzere Myanmar yönetimi ve ordusu geçen 25 Ağustos tarihinden beri bu ülkede yaşayan Arakanlı Müslümanlara karşı yeni bir katliam girişimi başlattı. Bu katliam uluslararası toplumdan ve özellikle Müslümanlardan geniş tepki görüyor.

Myanmar’da Müslümanlara karşı işlenen cinayetlere tepki gösteren İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei İslamî devletlerden Myanmar yönetiminin cinayetlerine karşı pratikte tepki vermelerini istedi.

Ayetullah Hamanei’nin bu talebi bir kaç önemli nokta içeriyor. İran’ın Azerbaycan Cumhuriyeti eski büyükelçisi Muhsin Pakayin bu bağlamda bir makale yayımlayarak İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin önerisini değerlendirdi.

İran’ın Azerbaycan Cumhuriyeti eski büyükelçisi Muhsin Pakayin makalesinde şu ifadelere yer verdi:

Myanmar’da Müslümanlara karşı işlenen cinayetlere bakıldığında, İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin İslamî devletlere çağrı yaparak Myanmar devletinin cinayetlerine karşı pratik tepki vermelerini istemesi bir kaç önemli noktayı içermektedir. Şunu unutmamak gerekir ki Rohingyalı Müslümanların esas sorunu Myanmar’ın 1982 yılında çıkardığı yasadır. Myanmar yönetimi bu yasada 135 etnik gruba vatandaşlık kimliği sunarken, aralarında Myanmar nüfusunun %4 kadarını oluşturan Rohingyalı Müslümanların da bulunduğu toplam 9 etnik gruba vatandaşlık hakkı tanımadı ve onları bu temel haklarından mahrum bıraktı. Bunun anlamı şu ki, Rohingyalı Müslümanlar 1982 yılından bu yana Myanmar’a göç eden yabancı bir kavim olarak biliniyor ve bu ülkeyi terk etmeleri gerekiyor. Myanmar devleti söz konusu Müslümanların Bangladeşli olduklarını ve Bangladeş’ten Myanmar’a göç ettiklerini ve bu yüzden kendi vatanlarına geri dönmeleri gerektiğini ileri sürüyor. Oysa tarihi belgeler Müslümanlar kameri birinci yüzyıldan beri Arakan bölgesinde yaşadıklarını gösteriyor.

Aslında Rohingyalı Müslümanların Myanmar topraklarında mazisi ta asrı saadete dayanıyor ve her zaman bu ülkenin bir parçası olarak yaşadıkları anlaşılıyor. Dolaysıyla Myanmar’da 1982 yılında çıkarılan yasa esas sorundur ve tüm resmi ve gayri resmi baskılar bu yasanın değişmesi ve yeniden gözden geçirilmesi ve Rohingyalı Müslümanlara vatandaşlık hakkı verilmesi yönünde olmalıdır. Eğer Myanmar devletinin işlediği cinayetlere karşı sadece kınama bildirisi yayımlamak ve kısa bir süre baskı yapmakla yetinilecek olursa, Myanmar yönetimi belki geçici olarak katliamı ve zorunlu göç ettirme sürecini durdurabilir, fakat 2011 yılında şimdiki şartlar hakim olduğu gibi uluslararası baskıların yüzünden Myanmar yönetimi Müslümanlara karşı şiddeti durdurdu, ama 2017 yılında yeniden başladı ve bu sorun yeniden baş gösterdi. Dolaysıyla bu kanun değişmediği müddetçe her zaman Rohingyalı Müslümanlara karşı toplu katliam, zorunlu göç, avarelik, evlerin ve tarlaların yakılması gibi durumlara şahit olabiliriz.

Bu yüzden şimdi tüm çabalar ve baskılar Rohingyalı Müslümanlara Myanmar vatandaşlığı hakkı verilmesi üzerinde odaklanmalıdır. Bu durumun gerçekleşmesi için uluslararası boyutta BM bu insanların haklarını savunmakla yükümlüdür ve eğer bunu yapmazsa görevinde kusur işlemiş olur. Dolaysıyla tüm çabalar BM’yi bu durumu güvenlik konseyine sevk etmesi için zorlamaya veya genel kurulda bir kararname çıkarmaya yönelmeli, böylece Myanmarlı Müslümanlara yönelik cinayetlerin önüne geçilmeli ve Rohingyalı Müslümanların haklarının tanınması için çaba harcanmalıdır. Bu konuda tüm üye ülkeler BM’den bu doğrultuda harekete geçmesini istemelidir.

BM’nin yapması gereken bir başka husus, Myanmar’a gerçekleri araştırma komisyonu göndermek ve Müslümanlara yönelik uygulanan baskı ve şiddetin kesin nedenini öğrenmektir, çünkü bu baskıların altında gizli boyutlar olabilir ve ortaya çıkarılması gerekir. Dolaysıyla Myanmar’da işlenen cinayetler tüm boyutları ile araştırılması ve gerçeklere göre çözüm yolu üretilmesi gerekir. Örneğin Bangladeş, Myanmar ve bu ülkenin çevresinde yer alan ülkeler ve BM öncülüğünde müzakereler başlatılmalı ve Müslümanların haklarını iade etme yolları aranmalıdır.

Bir başka konu, Myanmar devletinin işlediği cinayet uluslararası Lahey mahkemesinde soykırım mısdakı olarak gündeme getirilebilir. Bu mahkeme Myanmar yönetimini yargılaması gerekir ve eğer soykırım mısdakı onaylanırsa o zaman bu cinayetin gerçek failleri ve azmettiricileri yargılanmalı ve Myanmar yönetimine bazı yaptırımlar uygulanmalıdır.

Amerika’nın dışişleri eski Bakanı Hillary Clinton’un Myanmar ziyareti ve bu ülkede reformlara vurgu yapmasından sonra şimdiye kadar 50 bin Myanmarlı Müslüman katledildi, 5 bin Müslüman kadın tecavüze uğradı.

Eski adı Birmanya olan Myanmar çeşitli etnik grupların bir araya geldiği güneydoğu Asya ülkelerinden biridir. Myanmar bu bölgede yer alan diğer bazı komşuları gibi Britanya sömürgelerinden biriydi ve 1948 yılında bağımsızlığına kavuştu. Ancak Myanmar bağımsızlığına kavuştuğu günden beri sürekli bu ülkede yaşayan etnik grupların çatışmalarına sahne oldu ve dünyanın en uzun iç savaşlarından birini yaşadı. Myanmar’ın 55 milyonluk nüfusunun bir milyon kadarını Müslümanlar oluşturuyor.

İslam dini Myanmar’a kameri birinci yüzyılda ve Arap bezirganların aracılığı ile bu ülkeye geldi. Ancak Ni Vin’in 1962 yılında askeri darbe yapmasından sonra Müslümanlar hükümet ve ordu mevkilerinden dışlandı. Rohingyalı Müslümanlar genellikle Myanmar’ın batısında ve Rahin eyaletinin kuzeyinde yaşıyor.

Myanmar devleti 1962 yılından beri hiç bir zaman bu azınlığı tanımadı ve onları illegal göçmen ilan etti. Ancak BM Myanmarlı Müslümanların hakkında böyle düşünmüyor ve bu azınlığa zulmedildiğini ve insan haklarına uyulmadığını belirtiyor. Rohingya Müslümanları Myanmar’da en yoksul kesimdir. Myanmar nüfusunun çoğunluğunu Budistler oluşturuyor.

Hillary Clinton’ın Mısır’a Mursi ile görüşmeye giderken yolda Myanmar’a uğraması aslında bu ülkede yaşayan Müslümanların kafasına sıkılan son kurşun gibi oldu. Clinton’un Myanmar ziyaretinin amacı Amerika ile bu ülke arasındaki ilişkilerin iyileşmesi şeklinde açıklandı. Clinton Myanmar dönem Cumhurbaşkanı Tin Sin’le görüştükten sonra Myanmar yönetiminden bu ülkede reformları sürdürmelerini ve uluslararası camianın yanında yer aldıklarını ispat etmelerini istedi. Bu görüşmenin hemen ardından Tin Sin bir konuşma yaparak Rohingya Müslümanları bu ülkeden ihraç edilmeleri ve BM kamplarına yerleştirilmeleri gerektiğini açıkladı.

Myanmar devleti ayrıca resmen bir karar yayımlayarak Müslümanların artık yeni cami inşa etmeye ve eski camileri onarmaya hakkı olmadığını ilan etti. Bu karar zaten radikal Budistlerin ve Hinduların çok sayıda camiyi yıkmalarına yetti. Bu ziyaretin ve Myanmar devletinin kararının ardından ihtilaflar ve çatışmalar, Myanmar ordusu bu ülkede yaşayan 11 Müslümanı Mayıs 2012 tarihinde öldürmesi ve daha sonra da radikal Budistlerin Rahin eyaletinde Müslümanları taşıyan bir otobüse saldırarak 10 Müslümanı katletmelerinin ardından alevlendi. Bu çatışmaların karşı tarafında bir Budist bu katliamlara verilen tepkide öldürüldü. Myanmar medyası radikal Budistleri daha da kışkırtmak için olayı Müslümanların Budist bir kıza tecavüzü ve ardından öldürülmesi şeklinde verdi.

Myanmar’ın batısında çatışmalar başladıktan sonra Budistler Müslümanların yaşadığı bölgelere saldırarak 2 bin evi yaktı ve yüz bin Müslümanı mülteci durumuna düşürerek evinden barkından etti. Budistlerin barbarca saldırıları ve Müslümanların evlerini yakmaları ve Müslüman kadınlara ve kızlara tecavüz etmeleri ve bu insanları feci bir şekilde katliam etmeleri söz konusu Müslüman azınlığı Bangladeş sınırlarına sığınmaya zorladı ve şimdi sağlık, gıda maddeleri ve ilaç bakımından çok kötü durumda yaşıyorlar. Ancak 2012 yılında sadece Batı Rahin eyaleti ile sınırlı olan Müslümanlara yönelik şiddet 2013 yılında tüm Myanmar’a yayıldı.

Azgın radikal budist çeteler Myanmar’ın bir çok kentinde ve en son bu ülkenin başkenti ve en büyük kenti olan Yangon’da Müslümanlara saldırmaya başladı. Yangon, Bago ve Myanmar’ın diğer büyük kentlerinde Müslümanlar camilerine gidemiyor, Müslüman olduklarını gösteren hiç bir simgelerini kullanamıyor. Son iki yılda en az 100 bin Müslüman mülteci durumuna düştü ve binlercesi katledildi.

Aslında Müslümanların liderleri daha önce bu tür saldırılar olabileceği konusunda uyarılarda bulunmuştu. Bu arada Myanmar yönetimi tüm çabalarını şiddet olayları sadece Rahin eyaleti ile sınırlı olduğu konusunda yabancı yatırımcıları, gazetecileri ve diplomatları ikna etmenin üzerinde odakladı.

Oct 10, 2017 19:01 Europe/Istanbul
Görüşler