Siber ortamında ve bu ortamın günümüzde kullandığımız ortamda, sosyal alandaki konular çok önemli ve düşünmeye değerdir.

Bu konuda toplumun çeşitli kesimlerinde gereken ve yeterli bilginin olmayışı ayrıca toplumun, siber ortamında internet yolsuzlukları, banka hesaplarının boşaltılması, internet evlilikleri, web sitelerin hacklenmesi ve hatta genç kız ve erkeklerin kandırılması gibi sosyal tehlikelerden doğru bir algıya sahip olmaması, bu alanda köklü ve temel sorunların algılanmasını engelliyor.

Bu ortamların "kimlik ve kültürel etkileşim" olan asıl sorunu ise, bir kenara itilmiştir. Bu derin etkiler, sosyal paylaşım sitelerinin yanlış kullanılması, ikinci bir yaşama başlaması, bu ikinci yaşam ortamına sığınması veya daha doğru bir tabirle bu yaşama göç etmesi ve nihayetinde insana hem bireysel ve hem ulusal alanda onursal zararlar vermesi gibi siber ortamında kandırılma sanatı ise halkın bilincinde hala yer edinmemiştir.

Sanal ortamda kimlik veya başka bir adı ile "online kimlik" hızla yayılmaktadır. Kişilerin kimliklerinin paylaşılması, özel alanın ihlal edilmesi, özel kişilerin gerçek kimliklerinin çalınması gibi kötü sonuçları olabiliyor. Her zaman ve her yerde ulaşılabilen web siteleri de bir toplumun temel yargı değerlerini giderek yok edebilirler.

Elektronik iletişimden kaynaklanan ortamda kimlikler serbest ve istenilen şekilde kaydedilebilir. Bu ortamda bir çok insan genelde belirsiz kalmayı tercih ederek kendilerine sahte kimlikler oluşturuyorlar; örneğin yoksul biri kendini zengin, işsiz biri ise kendini en iyi meslek sahibi olarak tanıtabilir. Sanal ortamda insanlar çeşitli maskeler takarak bir birleri ile görüşüyorlar, bu da insanların kendilerine bile yabancılaşmasına neden oluyor. İleri teknoloji iletişim ağları, insanları kendi toplumlarındaki yüz yüze görüşmelerden koparıyor ve iletişimlerin geleneksel konuşma tarzından yazışmaya dönüşmesine sebep oluyor.

Sanal ortamda  oluşan sorunlardan bir diğeri olan kimlik krizi, birey veya bireylerin kimliklerinin çeşitli olaylara maruz kaldığı aşamaya denir; öyle ki birey bu aşamada kendi gerçek kimliğini kaybederek başka bir kimliğe bürünüyor, böylece bir çeşit kimlik krizine yakalanıyor ve yaşamı boyunca bir çok sorunla karşı karşıya kalıyor. Bu kriz sadece ergenlik veya gençlik dönemi ile sınırlı değildir. Bir başka açıdan kimlik krizi böyle de tanımlanabilir: bir gencin kendi bireysel kimliğini şekillendirmedeki başarısızlığı, ister çocukluk dönemindeki istenmeyen tecrübeler veya ister mevcut olumsuz şartlardan olsun, bir çeşit krize sebep oluyor, bu kriz ise kimlik krizi olarak biliniyor.

Aslında kimlik krizi, çağımızın en önemli konularından biri olarak özellikle geçiş döneminde olan ülkelerin karşı karşıya olduğu sorunlardandır. Bir çok sosyolog ve politikacı, kimlik krizindeki bu durumun küreselleşme ile bağlantılı olduğu kanaatindeler ve konuya küreselleşme açısından yaklaşıyorlar. Alman filozof ve sosyolog Jürgen Habermas, İspanyol sosyolog Manuel Castells, İngiliz sosyolog Anthony Giddens ve Fransız sosyolog Paul-Michel Foucault bu cümledendirler.

Geçmiş zamanda dini öğretiler, kitaplarda ve metinlerde yazılır ve bu yazılar uzun süre değiştirilmeden korunurdu; fakat sanal ortamda din hiçbir zamana bağlı olmadan asla sabit kalmıyor, nitekim birçok dini ve mezhebi site de yapı ve içerik açısından değişiyor. Buna ilaveten özellikle internet başta olmak üzere sanal ortamda modern teknolojinin oluşması ve gelişmesi ise, lükse düşkün tüketici ve maddiyatçı çağı oluşturuyor. Bu ortamda yapılan reklamlar, genelde kullanıcıların, reklam sahiplerinin kendi ve ülkelerinin çıkarları için sekülerleştirmek için tasarlanıyor; nitekim geçek dünyada aynı çıkarlar peşindeler. Bu dönemde insanlar, neler kullandıkları, hangi marka arabaya bindikleri veya nasıl bir evde oturdukları ile tanınıyorlar.

Tabii ki insanların dini kimlikleri de bu şartlarda sanal ortamdan etkileniyor; böyle bir ortamda, günah, kutsallık, temizlik, felaha ulaşmak ve itaat etmek gibi dini kıstaslların rolü özellikle gençler olmak üzere sanal ortamı kullananların tümü arasında silikleşiyor; böylece bu gençler arasında dini krizin ortamı oluşuyor.

Uzmanlara göre iletişim sinyalleri ne kadar güçlü ise kullanıcıları etkileme kabiliyeti bir o kadar artar. Bu sinyaller geniş çaplı ve yüksek kaliteli reklamlarla kullanıcıların güvenini kazanıyor. Böylece kullanıcıların bilgilerini çalarak onların kimliklerini istediği şekilde değiştirip biçimlendirebilir.

Oct 10, 2017 19:15 Europe/Istanbul
Görüşler