2017 yılı Amerika’ya girmek isteyen veya yeni girenler ve yeni göçmenler için oldukça kötü bir yıldı.

Bu yılda Amerika’da göçmen karşıtlığı konusunda Amerikalı diğer tüm politikacıları geride bırakan biri Başkan seçildi. Amerika’da Donald Trump’ın Başkan seçilerek beyaz saraya girdiği günün üzerinden henüz bir hafta geçmişken Trump’ın imza attığı ve yedi Müslüman ülkenin vatandaşlarının Amerika’ya girişini yasaklayan kararı adeta büyük bir fırtınaya yol açtı. Bu kararın ardından sığınmacılar da Amerika’ya girmekte sıkıntıya düştü. Bundan sonra da 50 bin kadar Haitili göçmene Amerika’da ikamet tezkereleri uzatılmayacağı bildirildi.

ABD Başkanı Trump daha sonra da Amerika’da ikamet tezkeresi ya da diğer adı ile green card sahibi olanların yakınlarına ikamet tezkeresi veren yasaya ve green card kura çekimi lotariye saldırdı ve her iki yöntemin önüne geçeceğini açıkladı.

Trump 2017 boyunca Meksika sınırında duvar örme düşüncesinden bir zerre bile geri adım atmadı ve hatta bu projeyi hayata geçirmek için cumhuriyetçi partideki yandaşları ile siyasi ve hukuki tartışmalara girdi. Tüm bu gelişmeler Amerikan toplumu artık göçmenlere kucak açan ve göçmen dostu olan bir ülke olmadığını ortaya koydu.

Amerika Başkanı Trump’ın ilk göçmen karşıtı uygulaması 2017’nin başında yedi Müslüman ülkenin vatandaşları ve ayrıca Suriyeli sığınmacıların Amerika topraklarına giriş yasağı koyması oldu. Trump bu kararda İran, Irak, Suriye, Yemen, Somali, Sudan ve Libya vatandaşları ve ayrıca Suriyeli sığınmacıların Amerika’ya girişini yasak ilan etti. Trump’ın kararı hemen yürürlüğe girdi ve böylece Amerika havaalanlarına gelen yolcular transit giriş bölümünden Amerika topraklarına giremedi. Böylece Amerika’ya giriş vizesi bulunan binlerce yolcu ve hatta Amerika ikamet tezkeresi green card sahibi olan binlerce kişi Amerika havaalanlarında perişan oldu. Bu durum aynı zamanda Amerika’ya uçak seferleri yapan dünyanın diğer ülkelerinin havaalanlarını da etkiledi.

Böylece kısa sürede dünya havaalanlarında büyük bir kaos ve perişanlık başladı. Hatta Amerika havaalanlarında gümrük memurları bunca yolcuya karşı nasıl davranacaklarını bilemedi. Bazı havaalanlarında yolcular gözaltına alındı, aile fertleri birbirinden uzak kaldı. Bu arada Amerika’da bir havaalanında polis memurları tarafından gözaltına alınan beş yaşındaki İranlı bir çocuğun görüntülerinin paylaşılması, geniş çaplı itirazları tetikledi.

Amerika senatosunda demokrat azınlığın lideri senatör Chuck Schumer ABD Başkanı Trump’ın kararına karşı düzenlenen protesto eylemi sırasında, Trump’ın korkunç kararları insaniyeti ve Amerika’nın milli güvenliğini yok ettiğini ve Amerikan vatandaşları aleyhinde alınan kararlar olduğunu belirtti.

Her halükarda bu haberlerin yayımlanması yolcuların yakınları ve medeni hakları savunan binlerce insanı havaalanlarına çekti. Bu insanlar havaalanları içinde ve önünde bazı protesto eylemleri düzenledi. Göçmenlerin işleri ile ilgilenen avukatlar da Trump’ın bu kararının kurbanı olan insanlara ücretsiz yardım etmeye hazır olduklarını ilan etti.

Amerika havaalanlarında şimdiye kadar görülmemiş kaos ve itirazlar bu kez yeni yeni işbaşına gelen Trump yönetimi ile ABD yargısını karşı karşıya getirdi. Amerika’da bazı federal mahkemeler hemen konuyu karara bağlayarak Trump’ın kararını ABD anayasasına aykırı ilan ederek kararın yürürlükten kaldırılmasını istedi. Federal makhemelerin bu kararından sonra havaalanında çalışan memurların giriş vizesi veya ikamet tezkeresi olanlara Amerika’ya giriş izni vermekle yükümlü hale getirildi. Buna karşın Amerika yönetimi Trump’ın göçmen karşıtı düşüncesine göre federal mahkemelerden kararlarını yeniden gözden geçirmeleri için temyiz başvurusunda bulundu. Amerika Başkanı Trump bu kez bazı eleştirileri hafifletmek için ikinci bir yasak kararına imza atarak yeni kararından sadece Irak’ın adını yasak ülkelerin listesinden çıkardı, ayrıca green card sahibi olanlara da hiç bir kısıtlama ile karşılaşmaksızın Amerika’ya giriş izni verilmesini istedi.

Buna karşın beyaz saray bazı bildirileri yayımlayarak Trump’ın bu kararlarına teröristlerle işbirliği yapmaktan zanlı olanların Amerika’ya girişini engelleme çabasını gerekçe göstermeye çalıştı. Ancak bu bildiriler hem muğlaklıkları hem de eleştirileri arttırdı. Çünkü veriler 11 Eylül 2001 olaylarından sonraki 15 yılda Amerika’ya giren ve teröristlerle işbirliği yapmaktan zanlı olanların tümü Trump’ın yasakladığı ülkelerin listesinde yer almayan ülkelerden geldiklerini gösteriyordu. Bir başka ifade ile Trump sadece Amerika içinde ve dışında genellikle hiç bir terör faaliyetine karışmayan ülkelerin vatandaşlarını cezalandırıyordu. Öte yandan Trump’ın bu kararında sırf altı İslam ülkesini hedef alması da Trump’ın ırkçı, faşist ve İslam düşmanlığı güden biri olduğunu ortaya koydu ki bu da mahkemelerde Trump’ın kararını durdurmaya yönelik alınan kararlarda etkili oldu.

Amerika Başkanı Trump üçüncü yasaklayıcı kararında bu kez bir kaç Müslüman olmayan ülkenin adını da listesine ekledi ve böylece ırkçı ve İslam karşıtı suçlamalarından kendini aklamaya çalıştı. Yeni kararda ayrıca Amerikalı kurumlarla sıkı bağları olan kişiler müstesna edildi. Ancak bu uygulamaların hiç biri mahkemelerin ve medeni haklar avukatlarının geri adım atmasına gücü yetmedi. Bu sürtüşme giriş yasağı dosyasının federal yüksek mahkemeye taşınmasına yol açtı. Federal yüksek mahkemesinin yapısı Neil Gorsuch’un Trump tarafından atanması yüzünden yapısı muhafazakarların lehine değişmişti. Bu yüzden bu kurum Trump’ın lehine oy verdi ve böylece Amerika’ya gelmek ve yakınlarını ziyaret etmek isteyen binlerce kişi Amerika vizesini almaktan mahrum bırakıldı.

Konu ile ilgili bir bildiri yayımlayan Amerika İslam ilişkileri konseyi, federal yüksek mahkemenin bu kararı Amerika yönetiminde İslam karşıtlarını Müslümanların topluluğuna karşı illegal ve yapıcı olmayan kararları ile hareket etmeye teşvik edeceğini belirtti.

Amerika’da federal yüksek mahkemenin destekleri ile çoğu İslam ülkesi olan ülkelerin vatandaşlarının Amerika’ya giriş yasağı ile karşılaşmasının aksine Trump’ın Meksika sınırında duvar ören projesi çeşitli engellerle karşılaşarak 2017 yılının sonuna kadar hayata geçirilemedi. Trump 2016 başkanlık seçim kampanyaları sırasında defalarca Meksika sınırına duvar örerek Amerika’ya illegal girişleri yasaklayacağını söylemişti. Ancak 3200 km uzunluğunda olan ve illegal göçmen girişini ve insan kaçakçıları ve uyuşturucu madde kaçakçılarını önlemesi gereken bu duvarın inşa edilmesi için 20 milyar dolar bütçe gerekiyor. Üstelik bu duvarın dağlık alanlarda ve Rio Grande ırmağının geçtiği bölgelerde inşa edilmesi bir çok hukuki, siyasi ve teknik sorunla karşılaşacağı ve ayrıca çevreye de telafisi mümkün olmayan zararları vereceği ifade ediliyor.

Öte yandan Meksika sınırındaki arazilerin önemli bir bölümü gerçek ve tüzel kişiye aittir ve Amerika yönetimi eğer buralara duvar inşa etmek istiyorsa bu arazileri milyarlarca dolar ödeyerek satın almaktan başka genellikle uzun süren dava dosyalarını da kazanması gerekir. Trump ayrıca bu duvarı inşa etmenin bedelini Meksikalılardan alma sözü vermişti. Ancak Meksika yönetimi resmi ve kesin bir açıklama yaparak böylesine faydasız bir proje için bir tek kuruş bile ödemeyeceğini ilan etti. Meksika Cumhurbaşkanı Enrique Peña Nieto sınır duvarının örülmesine gösterdiği ilk tepkide bu kararı büyük talihsizlik niteledi ve ABD Başkanı Trump’ın bu kararını ve Meksika sınırına duvar örmeyi sürdürmesini kınadığını belirtti. Meksika Cumhurbaşkanı bu duvar yıllardır iki ülkeyi müttefik yapmak yerine birbirinden ayırdığını vurguladı.

Öte yandan Meksika sınırında 3200 km uzunluğunda ve en az 6 metre yüksekliğinde inşa edilecek bir duvarı korumak için en az 200 bin silahlı görevlinin gece gündüz görev yapmasını ve duvarı geçmek isteyen dişine kadar insan kaçakçıları ve uyuşturucu madde kaçakçıları ile mücadele etmesini gerektirecek. Tüm bu sorunlar, Amerikan kongresinde hatta Trump’la aynı partide yer alan cumhuriyetçilerin bile Meksika sınırında duvar örülmesine bütçe vermekten kaçınmalarına yol açtığı ve Trump’ın bu sözü yavaş yavaş unutulduğu anlaşılıyor.

Ancak ABD Başkanı Trump’ın Meksika sınırında duvar örme planı başarısız kalınca Trump bu kez göç meselesini kolaylaştıran politikaları ve kanunları hedef almaya başladı. Trump yönetimi en başta Daka yasasını uzatmayacağını açıkladı. Bu karar, ebeveynleri illegal bir şekilde Amerika’ya giren göçmenlerin çocuklarını Amerika’da kalmaya devem etmekten mahrum bırakıyor. Bir başka ifade ile sayıları 800 bini bulan bu çocuklar Amerika’da büyüdükleri ve Amerika’dan başka bir ülkeyi tanımadıkları halde bu ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor.

Öte yandan Haiti depreminden sonra Amerika’ya göç eden ve federal yönetimin özel koruması altında bulunan 50 bin Haitili vatandaş da Amerika topraklarını terk etmek zorunda kalıyor. Trump ayrıca green card sahiplerinin yakınlarına zincirleme bu ikamet hakkını tanımaya da mücadele edeceğini, böylece bu insanlar birinci dereceden akrabalarını Amerika’ya getirmelerini engelleyeceğini açıkladı. Amerika Başkanı Trump göçmen karşıtlığının devamında ayrıca green card kurası olan lotariyi de tamamen durdurmak istiyor ki bu durumda her yıl dünya genelinden Amerika’ya gelen 50 bin göçmenin girişi de durdurulmuş oluyor, gerçi bu karar için kongrenin onayı gerekiyor.

Ancak ABD kongresinde demokratlardan başka bazı cumhuriyetçiler de şiddetle Trump’ın bu tür kararlarına ve Daka programını durdurmasına muhalefet ediyor. Bu yüzden 2018 yılı Amerika’da Trump’ın göçmen karşıtlığı yüzünden Amerika’nın hukuki ve siyasi çevrelerinde tartışmaların devam edeceği anlaşılıyor. Özellikle 2018 yılında kongrenin ara seçimleri de düzenleniyor ve siyasi partilerin göçmenlerle ilgili tutumu bu seçimleri kazanmaları veya kaybetmeleri açısından önemli olduğu anlaşılıyor.

Jan 07, 2018 18:28 Europe/Istanbul
Görüşler