Bilindiği üzere son günlerde Afganistan’ın başkenti Kabil iki saldırı ve patlama ile sarsıldı.

 Birinci saldırı Kabil’in Intercontinental otelinde ve ikinci saldırı da bu kentin merkezinde büyükelçiliklerin ve kamu binalarının da bulunduğu bir yerde gerçekleştirildi. Bu saldırılarda 140 kişi hayatını kaybetti, 200 kişi de yaralandı.

Kabil kenti bir hafta önce düzenlenen terör saldırılarının şokunu üzerinden atmazken geçen Pazartesi günü de bu kentin askeri akademisi terör saldırısına uğradı. Afganistan savunma bakanlığı sözcüsü Devlet Veziri’nin açıklamasına göre geçen Pazartesi günü sabah saatlerinde teröristler Kabil’in Mareşal Fehim askeri akademisine saldırdı ve güvenlik güçleri ile çatışmaya girdi. Bu saldırıda iki asker hayatını kaybetti, on asker de yaralandı. Bu saldırıların hangi örgütlerce düzenlendiği bir yana, asıl saldırıların boyutlarını ve sebeplerini irdelemek gerekir.

Bazı siyaset çevreleri en sıkı güvenlik tedbirlerinin uygulandığı Afganistan’ın başkenti Kabil’de bu saldırıların düzenlenmesini terör örgütlerinin Afganistan güvenlik güçleri ve ayrıca bu ülkede konuşlanan ecnebi güçlere karşı gövde gösterisi telakki ediyor.

Afganistan’da terör saldırıları ABD Başkanı Donald Trump’ın Afganistan’a yönelik yeni stratejisini açıklamasından sonra şiddet kazandı. Görünen o ki terör örgütleri ABD Başkanı Trump’a, Afganistan’da askeri gücü arttırması ve güvenlik tedbirlerini şiddetlendirmesi bu örgütlerin terör saldırısı düzenlemelerine engel olamayacağı mesajı vermek istiyor.

Afganistan’ın siyaset meseleleri uzmanı Mutiullah Harveti bu konuda şöyle diyor: BM güvenlik konseyi heyeti Kabil ziyareti sırasında Amerika’nın Afganistan savaşında izlediği askeri stratejinin müspet olduğu yönünde herhangi bir işaret bulamadı. Afganistan halkı artık savaştan iyice yoruldu ve ülkelerinden barış ve güvenliğin sağlanmasını istiyor.

Bundan başka Afganistan’da terör saldırılarının şiddetlenmesi Amerika ile Pakistan arasında yaşanan sürtüşmeden de bağımsız olmadığı düşünülüyor. Amerika Başkanı Donald Trump ilk kez ve Washington ile İslamabad arasında yetmiş yıllık yakın ilişkinin ardından Pakistan yönetimini açıkça yalancılık, sahtekarlık ve teröre destek vermekle suçladı. Trump’un bu açıklaması Pakistan’da askeri çevrelerin ve hükümetin çok sert tepkileri ile karşılaştı. Amerika Başkanı Pakistan yönetimi Afganistan’la ilgili çifte standart bir oyunu bazı örgütlerin üzerinden oynadığını ve bunun sonucu da Afganistan’da kanlı olayların tırmanması olduğunu düşünüyor. Bunun anlamı ise Afganistan toprakları Amerika ve Pakistan’ın oyunlarının sahası olduğu ve bu oyunda ve Amerika ile Pakistan arasındaki gerginliklerde Afganistan halkı kurban kesildiğidir.

Afganistan’ın siyaset meseleleri uzmanlarından Beşir Bijen şöyle diyor:

Taliban radikal ve milis bir örgüt olarak, bazı bölge ülkeleri ve bölge dışı ülkelerin bazı stratejik hedefleri doğrultusunda kurulan ve halen de bu ülkelerce kullanılan vekalet savaşı ordusu olarak biliniyor. Afganistan ise ancak milli bir stratejiye kavuştuğu takdirde bu konuda kesin bir uygulamada bulunabilir.

Batılı çevrelere göre Pakistan yönetimi bu tür örgütleri kullanarak Afganistan’ı güvensizliğe sürükleyebilir ve sonuçta Amerika’yı Pakistan karşıtı tutumundan geri adım atmaya zorlayabilir. Nitekim Pakistan Başbakanı Şahid Hakan Abbasi’nin Amerika’yı Afganistan’ın Amerikalı askerler ve NATO için ikinci Vietnam’a dönüşebileceği yönünde uyarmasını da bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Zira Batılı çevrelere göre Afganistan konusunda Pakistan ordusu karar veriyor ve Kabil yönetimi karar alma ve aktör olma gücünden yoksundur.

Gerçekte İslamabad ile Washington arasındaki ilişkilerde yaşanan gerginlik de bir nevi Pakistan ordusu ile ABD arasında yaşanan ihtilaf ve gerginliktir ve Pakistan Başbakanı Abbasi’nin Amerika’yı uyarması da gerçekte Afganistan’da ABD ordusunu dize getirebilecek güçte olan Pakistan ordusunun mesajını Washington’a iletmektir. Bu yüzden son günlerde Afganistan toprakları Amerika ve Pakistan arasındaki sürtüşmenin arenasına dönüştüğü bir sırada ABD Başkanı Donald Trump Taliban örgütüne karşı uluslararası işbirliği talebinde bulundu. Bazı çevreler ise Kabil’de düzenlenen terör saldırılarını, Pakistan’a daha fazla baskı uygulamak için her türlü cinayeti işlemekten çekinmeyen Amerika güdümündeki örgütlerin işi olduğunu belirtiyor.

Afganistan’ın siyaset meseleleri uzmanı Seyyid Rahmetullah Nihzetyar şöyle diyor: tekfirci terör örgütleri Amerika’nın bölgede düzenlemek istediği terör saldırılarının uygulayıcılarıdır ve Washington’un emirlerine itaat ederler. Amerika ve müttefikleri terör örgütlerinin unsurlarını görevlendirmek ve intihar saldırıları düzenlemekle halk arasında panik yaratmaya ve İslam’dan kötü bir imaj sunmaya çalışıyor. Gerçi unutmamak gerekir ki Afganistan’da bir çok terör saldırısının sorumluluğunu üstlenen Taliban örgütü Pakistan ordusunun istihbaratı ISI tarafından destekleniyor.

Bu arada Kabil’de düzenlenen son terör saldırılarında Afganistan yönetiminin sorumluluğunu da unutmamak gerekir.

Zira Afganistan’da vatandaşların  can güvenliğinden ordu güçleri ve güvenlik kurumları sorumludur ve Kabil’de terör saldırılarının şiddetlenmesi bir nevi ordu ve güvenlik güçlerine karşı gövde gösterisi telakki edilebilir. Şöyle ki Afganistan’ın Hindistan ve Amerika’ya yönelmesi, Afganistan’da güvenliği güvence altına alamaz. Dolaysıyla Afganistan’da terör saldırılarını düzenleyenler Kabil yönetimine başta Hindistan ve Amerika’ya yönelme politikası olmak üzere bölgesel politikalarını gözden geçirme mesajı vermek istiyor.

Bundan başka Kabil’de terör saldırılarının şiddetlenmesi bir nevi Afganistan’da siyasi ve etnik ihtilafların şiddetlenmesinin sonucu da telakki edilebilir. Nitekim son günlerde Cumhurbaşkanı Muhammed Eşref Gani muhalifleri onu etnikçi ve tekelci politikalar izlemekle suçluyor.

Gerçekte Afganistan’da 2014 yılında kurulan milli vahdet hükümeti bu ülkede tüm dini, etnik ve siyasi gruplara vahdet ve gönül birliği içinde ülkenin barış ve güvenliği için çaba harcamaları yönünde tarihi bir fırsat oluşturdu. Ancak son bir yılda siyasi ve etnik ihtilaflar bir çok atamalara ve azletmelere yol açtı ki bunlar Cumhurbaşkanı Eşref Gani ile barış yüksek konseyi Başkanı Abdullah Abdullah arasında imzalanan anlaşmaya aykırıydı ve öte yandan radikal akımlara ve terör örgütlerine kendilerini yeniden yapılandırma fırsatı sağladı. Şimdi de Afganistan’da IŞİD’in türemesi bu ülkenin güvenlik şartlarını daha da karmaşık hale getirdiği anlaşılıyor. Bu arada bazı çevreler Afganistan’da siyasi ve etnik ihtilafların tırmanması devletin üst düzey güvenlik kurumları ve ordunun uygulamalarını da olumsuz yönde etkilediğini belirtiyor.

Kahdihar polis şefi General Abdurrezzak şöyle diyor:

Afganistan yönetiminde bazı yetkililer Kandihar ve Balh eyaletlerinde bazı yerel yetkilileri azlederek salih olmayan kişileri işbaşına getirmeye çalışıyor ki bu da güvensizliği tırmandırıyor.

Her halükarda son günlerde Kabil’de terör saldırılarının artması Afganistan milli vahdet hükümeti için tehlike çanlarını çalmaya başladığı anlaşılıyor. Buna göre milli vahdet hükümeti başta eski mücahitler olmak üzere tüm iç kapasiteleri kullanmak ve milli vahdeti ve birlikteliği pekiştirmekle terör örgütleri ile mücadelede harekete geçmesi ve Afganistan halkının bu ülkenin geleceğine yönelik umudunu yitirmesine engel olması gerekiyor.

Feb 13, 2018 20:53 Europe/Istanbul
Görüşler