Oct 22, 2019 18:35 Europe/Istanbul
  • Trump'ın İran karşısında gücünün kofluğu

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı uyguladığı azami baskı ve yaptırım politikasından sonuç almadığı için bu kez İran'ı askeri saldırıyla tehdit etti.

İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı her daima hasmane politika takip edip, Washington'un isteklerini İran'a kabullendirmek amacıyla Tahran'a karşı azami baskı uygulayan Trump yönetimi, zaman zaman İran aleyhinde tehdit içerikli açıklamalarda bulunmuştur. Bu kez Trump dün yaptığı açıklamada, gerek görmesi halinde İran'a askeri saldırı düzenleyeceğini söyledi.
Trump yaptığı açıklamada, "Eğer mecbur kalırsak, İran’a şimdiye kadar görülmemiş bir darbe vuracağız ve gerektiğinde biz savaşa hazırdır." Dedi.
Trump, ABD'nin dünyanın en güçlü ordusuna sahip olduğunu, ancak şimdiye kadar İran karşısında en yüksek seviyede itidalli davrandığını ileri sürerek, Tahran'ı uyardı.
Ancak ABD'nin Batı Asya ve Fars Körfezi'ndeki güvenlik karnesine bakıldığında, Trump'ın İran'a karşı yeni tehditlerinin ne kadar boş olduğunu iyi şekilde gösteriyor. Washington'un bölgesel müttefiklerine ait petrol tankerleri ve gemilerde meydana gelen yangınlar ve de Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine düzenlenen saldırılar, ayrıca ABD'nin Hawk Global gibi pahalı İHA'sı'nın İran tarafından düşürülmesine rağmen, Trump yönetimi savurduğu tehditlerin aksine İran'a karşı en ufak bir girişimde bulunmaya cesaret edemedi.
 Trump hatta, Amerikan modern İHA'sının İran tarafından düşürülmesi sırasında, İran'a karşılık vermek istediklerini, ancak insani çekincelerinden dolayı bu karardan vazgeçtiklerini ileri sürdü. Trump yönetimi şimdiye kadar İran'a karşı sırf içi boş tehditlerde bulunmuştur ve Tahran karşısında hiçbir zaman tehditlerini hayata geçirememiştir. Aslında ABD, İran'ın caydırıcı gücü, bölgesel etkinliği ve bölgedeki Amerikan güçlerinin İran'ın misilleme saldırılarına çok açık olduğu için İran ile askeri olarak karşılaşmaktan çekiniyor.
Aynı zamanda, Trump'ın dış politikasında bir çok çelişkili hususları görmekteyiz, hatta artık ABD'nin bölgesel müttefikleri ve ortaklarının Washington'a olan güveni ciddi şekilde sarsılmıştır. Bu koşullarda Trump, İran'a karşı tehditler savurarak, ABD'nin gücünü göstermekle birlikte, müttefiklerine Washington'un yardımı konusunda güven vermeye çalışıyor.
 Trump yönetimi, İran'a karşı uluslararası konsensüs sağlamak, Tahran'a karşı ekonomik baskıyı tırmandırmak için bahane uydurmak, Fars Körfezi'nde Amerikan askeri varlığını güçlendirmek ve ABD'nin bölgesel müttefiklerine güven vermek gibi hedeflerin peşindedir.
 Washington ayrıca Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda sözde deniz güvenliğini sağlamak amacıyla bir deniz koalisyonunu kurmaya çalışıyor. Ancak ABD'nin bu bölgedeki güçlü askeri varlığı, kendi müttefiklerini korumak için bir işe yaramamıştır. Fakat Trump, bölgesel müttefiklerini korumak için onlardan para isteyerek, bunun için bedel ödemeleri gerektiğini deklare etmiştir. Trump dün Fox News'e yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın ABD'nin kendisini koruduğu için bedel ödediğini, daha önce böyle bir şeyin asla olmadığını belirtti.
Trump'ın yeni açıklamaları ayrıca, ABD'nin Batı Asya'ya yönelik doktrininin değişmesi ile ilgili soru işaretlerine yol açmıştır. Trump yönetimi bir yandan, Amerikan askerlerini bölgeden çekmek istediğini ilan ederken diğer yandan İran'ı askeri saldırı ile tehdit ediyor. 
Bu bağlamda ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, askeri bir saldırı gerektiğinde, Başkan Trump'ın bu adımı muhakkak atmak zorunda kalacağını ifade etti.
Ancak Pompeo'nun tehdidinin Trump'ın tehdidinden farksız olduğu anlaşılıyor. Suriyeli Kürtler'i koruma sözü verip, ancak Türkiye'nin operasyonu karşısında askerlerini Suriye'nin kuzeyinden çekerek, müttefiklerine sırt çeviren ABD'nin tehditleri de verdiği sözlerinden farksız olmasa gerek./

Etiketler

Görüşler