Ocak 21, 2020 08:18 Europe/Istanbul
  • Avrupa’nın Bercam’a Bağlılık İle İlgili Yeni İddiaları

BERCAM nükleer anlaşması İran ve 5+1 grubu arasında 12 yıl süren müzakere sürecinin sonucu Haziran 2015'te sağlanan bir anlaşmadır. Avrupalılar bu anlaşmada önemli rol oynasalar da ancak Amerika'nın anlaşmadan çekilmesinin ardından olumsuz ve savunulamaz bir tutum sergilediler.

Buna rağmen Avrupalı liderler hala bu anlaşmaya bağlı olduklarını iddia ediyorlar. 
Bu doğrultuda Fransa ve Britanya liderleri, AB ve Avrupa Troykasının bu anlaşma çerçevesindeki ahitsizliklerine ve ahde vefasızlıklarına  değinmeden anlaşmanın korunmasına vurgu yapmaktadırlar. Britanya Başbakanı Boris Johnson ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 20 Ocak Pazar günü Berlin'de bir kez daha BERCAM anlaşmasına vurgu yaparak bu anlaşmanın belli bir çerçevede uzun vadeli olarak İran'ın nükleer silah elde etme imkanını önlemesi gerektiğini belirttiler.
 Macron ve Johnson ayrıca "gerginlikleri gidermek ve mevcut gerginliklere siyasi çözüm bulmak hedefi ile uluslararsı ortaklar ile işbirliği” konusunda da anlaştılar. Tüm bunlara rağmen Avrupa Troykası 14 Ocak günü Amerika'ya paralel olarak İran'ın bu anlaşmadaki taahhütlerini azaltma doğrultusundaki yasal adımlarını bahane ederek bu anlaşmadaki ihtilafları çözme mekanizmasını başlatmıştır. 
Görünen o ki Avrupalılar kademeli olarak BERCAM nükleer anlaşması ile ilgili yaklaşımlarını Trump'ın tutumlarına yaklaştırmaktadırlar. Johnson ve Macron'un açık bir şekilde İran'ın nükleer silah elde etmemesi için uzun vadeli bir çerçevenin belirlenmesine yaptığı vurgu, aslında Amerika dışişleri bakanının İran'ın nükleer kısıtlamalarının daimileştirilmesi ile ilgili 12 maddelik şartlarının ta kendisidir. Hâlbuki BERCAM nükleer anlaşmasına göre bu kısıtlamalar 2025 yılına dek geçerlidir. Bu tarihin ardından ise İran Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı kuralları çerçevesinde nükleer faaliyetlerini, kısıtlanmadan devam ettirebilir. 
BERCAM anlaşmasının oluşma aşamasında ise Avrupa'nın bu anlaşmaya yönelik tutumu ile ilgili iki kuram vardı.
 Kimi analistler Avrupa'nın Amerika yanında "iyi polis"in kötü polis yanında rol yaptığı fikrine dayalı kötümser düşünerek Avrupa'nın sırf İran'ı tehdit edeceğini, sadece görünüşte İran'ın yanında olacağını iddia ettiğini ancak pratikte Amerika'nın baskılarının azaltılması için hiçbir adım atmayacağını söylediler.
 Bu bakış çerçevesinde Avrupa zaman kazanmaya çalışarak Amerika'nın baskılarının artmasını bekleyip İran'ın bu baskılara boyun eğmesini ve Washington'un isteklerini kabul etmesini bekliyor. 
Buna karşın ikinci görüşe göre, Avrupa kendi çıkarları çerçevesinde İran'a yakınlığı yüzünden İran'ın füze ve nükleer çalışmaları ile ilgili ciddi kaygılar taşımaktadır. Bu doğrultuda Avrupa İran'ın füze ve nükleer kabiliyetlerinin bir şekilde dizginlenmesini istiyor. Bu yüzden de Avrupa'nın nükleer anlaşmanın korunmasını istediği belirtilmektedir. 
Avrupalılar BERCAM nükleer anlaşmasının korunmasını isteseler de Amerika gibi İran’a yönelik negatif bir bakışa sahip olup İran'ın füze ve nükleer başta olmak üzere tüm kabiliyetlerini bir kenara bırakmasını istiyorlar. Avrupa Troykası pratikte taahhütlerini özellikle de özel mali sistem-INSTEX'i hayata geçirmekten kaçınmışlardır. Böylece zaman aşımı ile Amerika'nın maksimum baskı siyaseti çerçevesinde, İran halkının ekonomik ve geçim sıkıntısının da artmasını ve nihayetinde de İran'ın Amerika'nın 12 maddelik şartlarını kabul etmesini beklemektedirler.
 Amerika dışişleri bakanı Mike Pompeo Mayıs 2018'de İran'ın nükleer faaliyetlerine yönelik kısıtlamaları daimileştirmek için 12 maddelik bir şartname açıklamıştı. 
Bir diğer yandan ise, Amerika'nın nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından Avrupalıların tutumları incelenirse onların taahhütlerini uygulamalarındaki derin acziyeti de açık bir şekilde gözler önüne serilmektedir. 
Buna rağmen şimdi açık bir şekilde Amerika'nın BERCAM nükleer anlaşma ile ilgili tutumları ve bakışlarına hızla yaklaşmaktadırlar. 
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise Avrupalıların kelimenin tam anlamı ile Amerika'nın kulu ve aşağılanmış uşağı olduğuna dönüştüğüne değinerek şöyle buyurmuşlardı: "Avrupalılar İran milletine diz çöktürmek hayalleri kuruyorlar. Hâlbuki onların efendisi ve patronu Amerika bile buna muvaffak olmamıştır."/
 

Etiketler

Görüşler