Ocak 24, 2020 18:31 Europe/Istanbul
  • İran
    İran

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Seyyid Abbas Musevi, Nükleer Anlaşma yerine "Trump Anlaşması"nın görücüye çıkarılmasının, Amerikalılar'ın kuruntuları çerçevesinde olduğunu kaydetti.

Musevi, sosyal medya hesabı Twitter'dan,  ABD'nin İran Özel Temsilcisi Brian Hook'un nükleer anlaşma yerine "Trump Anlaşması" yapılması yönündeki açıklaması ile ilgili;  "Bu uzun süreli kuruntuların ve bağnazlığın bir göstergesidir. Bu, kurumsallaşmış derin bir kibir ve kendini büyük görmekten kaynaklı bir durumdur."  ifadelerini kullandı. 

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, İngiliz kamu yayın kuruluşu BBC'ye 14 Ocak'ta yaptığı açıklamada nükleer anlaşmanın ABD Başkanı Donald Trump'ın gözünde kusurlu olduğunu belirterek, "Gelin anlaşmayı değiştirmek için birlikte çalışalım ve yerine bir Trump Anlaşması koyalım." demişti. 

Avrupalı ülkeler tarafından Nükleer Anlaşma'daki İhtilaf Çözüm Mekanizması'nın işletilmesiyle birlikte, Trump Anlaşması'ndan söz edilmeye başladı ve İran'ın zenginleştirme hakkından yoksun bırakılması, füze programı hakkında müzakere yapılması ve İran'ın bölgesel politikasının değiştirilmesi gibi Nükleer Anlaşma ile hiçbir alakası olmayan 3 husus sözde Trump Anlaşması çerçevesinde gündeme getirilmektedir.

Bu konuların daha önce de İngiltere başta olmak üzere bazı Avrupalı ülkelerce dillendirilmiş olması, Nükleer Anlaşma konusunda Avrupa'nın ABD ile uyum içinde hareket ettiğini ve bağımsız hareket etme rolüne sahip olmadığını gösteriyor.

Bu çerçevede İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif çarşamba günü attığı twitte, bir kez daha Avrupa'nın ABD Başkanı Trump'ın vergi tehdidinin ardından Nükleer Anlaşma'ya karşı izlemeye başladığı yeni yaklaşımını eleştirerek, Avrupa'nın kendi hakimiyetini uygulamasını tavsiye etti.

Avrupa, Nükleer Anlaşma'ya karşı yeni yaklaşımıyla bir kez daha ABD karşısında bağımsız şekilde hareket etme ve rol ifa etme gücüne sahip olmadığını ortaya koydu. Trump'ın Avrupa'dan otomotiv ithalatına yüzde 25'lik vergi uygulama tehdidi, Avrupa'nın siyasi ve ekonomik olarak ABD'ye bağımlılığının doruk noktasını göstermiş oldu.

Nükleer Anlaşma'yı küresel diplomasi ve 6 küresel gücün ifa ettiği rolün ürünü olarak niteleyen Avrupa bugün bu uluslararası anlaşmanın taraflarından biri olarak bağımsız hareket etme ve Nükleer Anlaşma'yı kurtarabilme gücüne sahip değil.

Avrupa'nın ABD Başkanı Trump'ın tehdidi karşısında geri adım atması, Avrupa'nın güç temellerini sarsmıştır. Ancak Trump'ın vergi tehdidi karşısında Nükleer Anlaşma'nın satılması, ABD Başkanı'nın Avrupa karşısındaki tepeden bakmacı son eylemi olmayacak.

Uluslararası anlaşmalardan ve bazı örgütlerden ABD'yi çekmesi dahil Trump'ın Beyaz Saray'a girmesinden sonra yaşanan küresel gelişmeler, Trump'ın kanun üstü iştahına doyum olmadığını iyice ortaya koymuştur. Bu mesele, Avrupa'nın hakimiyet uygulama zafiyetiyle anlamlı bağlantısı bulunuyor.

Tehdit ve korkutma, Trump'ın ABD'nin hedeflerini ileriye taşımak için sürekli kullandığı politikadır. Avrupalılar'ın bu politikaya ayak uydurmaya devam etmesi halinde, Avrupa'nın hakimiyet ve gücü için aydın bir tarihi vizyon düşünülemez. 

Bugün Avrupa'nın politikalarında görünenler ve yaşananlar, İngiltere Başbakanı Boris Johnson'un Trump'ın politikalarına tam uyması, Trump'çı düşüncenin Avrupa'nın güç yapısının bir parçasına sızdığını gösteriyor.

Bu koşullarda, Nükleer Anlaşmayı  kurtarabilecek tek şey, anlaşmaya taraf Avrupalı ülkelerin kendi yükümlülüklerini yerine getirmeleridir. Yeni konular ve yeni anlaşmadan söz etmek  kuruntudan başka bir şey değil, çünkü İran bağımsız bir ülkedir ve kendi etkinlik alanı ve caydırıcı unsurları hakkında müzakere yapmaz.

 

Etiketler

Görüşler