Haziran 21, 2020 06:49 Europe/Istanbul
  • UAEA yönetim kurulunun İran karşıtı siyasi bildirisi

Uluslararası Atom Enerji Ajansı- UAEA Cuma günü taslağı Fransa, İngiltere ve Almanya’dan oluşan Avrupa troykası kararını onaylayarak İran’ın UAEA ile daha fazla işbirliğinde bulunmasını istedi. kısa sohbetimizde bildirinin sebepleri ve muhtemel sonuçlarına değineceğiz.

2015 yılında Bercam nükleer anlaşması, İran ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi beş daimi üyesi ile Almanya'dan oluşan 5+1 grubu arasında imzalanması ardından UAEA anlaşmada belirlenen sorumlulukların doğruluğunu denetleyen tek merci olarak, çeşitli raporlar yayınlayarak İran’ın nükleer anlaşmaya bağlı olduğu ve Ajans ile tam işbirliği içinde olduğunu bildirdi. Fakat son zamanlarda UAEA sahte ve temelsiz iddialara dayanarak, İran’ın iki nükleer tesisi Ajans denetçilerine açmadığını, bu yüzden İran’dan daha fazla işbirliği yapması gerektiğini istedi.

Avrupa troykası tarafından hazırlanan söz konusu kararın hazırlanarak taslağının UAEA yönetim kuruluna sunulmasının başından beri, hedefin Bercam nükleer anlaşmasını tamamen yıkmak için ortam oluşturmak olduğu belliydi.

Bir bakıma Amerika Mayıs 2018’de uzun soluklu görüşmelerin ardından imzalanan Bercam nükleer anlaşmasından çekilmesi ile İran’ı anlaşmada belirlenen sorumluluklarını yerine getirmek için zor durumda bırakmakla anlaşmanın sonuçsuz olmasından İran’ı sorumlu tutmak istedi, fakat bunda başarılı olamadı. Bu yüzden tek bir seçenek geriye kaldı, o da yeni bahaneler üretmekti.

Bu senaryo ise yaklaşık bir ay önce ve 3 Avrupa ülkesi olan Fransa, Almanya ve İngiltere ile koordinasyon içinde, siyasi amaçlı ve teknik olmayan bildiri taslağın hazırlanması kalıbında start aldı. Bu arada UAEA genel müdürü Rafael Grossi de bildiride İran karşıtı iddiaları abartarak, İran’ın 2 nükleer merkeze ulaşımı engellediğini ileri sürdü.

Gerçi geçen pazartesiden Cumaya kadar süren görüşmelerde, bu talebin abartılmasının daha önce planlanan bir konu olduğu ortaya çıkarken, önerilen kararname taslağının içeriğinin de teknik gerçeklerle hiç alakası olmadığı, sırf siyasi bir gündem ve acemice bir konu olduğu ortaya çıktı.

Nitekim Ajans yönetim kurulunda alınan kararın aşırı istekten başka bir şey olmadığını ifade eden İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı -UAEA nezdindeki daimi temsilcisi Kazım Garibabadi, kararın teknik gerçeklerle alakasının olmadığını ve sadece siyasi amaçlı profesyonel olmayan bir gündemle alındığını söyledi.

Aslında Ajans yönetim kurulunun kararı, hedefleri aşırı isteklerine ulaşmak ve haraç almak olan birkaç müdahaleci ülkenin baskı ve lobi çalışmaları sonucu onaylandı. Tabi ki İran İslam cumhuriyeti hangi ülke veya kurum tarafından olursa olsun her zaman aşırıcılığı tamamen reddetmiştir.

İran İslam cumhuriyeti her zaman UAEA ile en üst düzeyde işbirliği gerçekleştirirken üyeler arasında en fazla denetçiyi ağırlayan ve her yıl en az 33 ek erişim sağlayan ülkedir.

İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı nezdindeki daimi temsilcisi Kazım Garibabdi bu bağlamda yaptığı açıklamada İran’ın tek başına 2019 yılında 432 denetleme ile UAEA’nın tüm dünya çapındaki denetlemelerinin en az %20’sini gerçekleştirdiğini belirtti.

Fakat Amerika Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirmezken üstelik kasten Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2231 sayılı kararı ve BM antlaşmasının 25. Maddesini de ihlal etmiştir.

Burada Avrupa troykası tarafından önerilerek onaylanan karardaki belirsizlikleri daha da arttıran konu, bizzat bildiriyi öneren ve taslağını hazırlayan tarafların  geçmişidir. Karar taslağı bizzat ya nükleer silah sahipleridirler ya da böyle ölümcül silahlara ev sahipliği yapıyorlar.

Buna dayanarak İran’ın UAEA temsilcisi Kazım Garibabadi yönetim kurulu tarafından alınan kararın siyonist rejimin boş ve temelsiz iddiaları ve Amerika’nın gayrı meşru isteklerine dayanarak onaylandığına işaretle, “Biz mevcut durumu, son iki yılda Bercam’ın dağılması için her yola başvuran, üstelik Ajans’a çeşitli baskılar uygulayan, boş ve temelsiz iddiaları kullanarak, yapılan işbirliğini doğru yolundan saptırmaya çalışan Amerika-İsrail’in bir tuzağı telakki ediyoruz.” dedi.

Bu arada UAEK yönetim kurulunun İran’a yönelttiği suçlamaların ilkesiz ve gayri meşru bir bidat sayıldığını kaydeden İAEK Sözcüsü Behruz Kemalvendi, İran İslam Cumhuriyeti’nin UAEA ile olumlu iş birliği ve denetçilerinin 18 raporunda İran’ın nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğuna vurgu yapılmasına rağmen maalesef bazılarının İran dosyasını teknik ve hukuki alandan siyasi ve güvenlik alanına yöneltme çabasında olduklarını vurguladı.

Kemalvendi, İslam İnkılabı Lideri Ayetullah seyit Ali Hamanei’nin her türlü kitle imha silahlarının yapımı, çoğaltılması, depolanması ve kullanılmasının haram ilan edildiği yönündeki tarihî fetvası ve İran’ın nükleer faaliyetlerinin geniş çapta şeffaflaştırılmasına dikkat çekerek, İran İslam Cumhuriyeti gizleyecek bir şeyi olmadığını ve birçok stratejik sebepten ötürü nükleer silah üretmeye de ihtiyacı olmadığının vurguladı.

İran İslam Cumhuriyetinin bu tür baskılara asla boyun eğmeyeceğinin altını çizen Kemalvendi, UAEA üyelerinden bağımsız hareket etmelerini ve Ajans’ın, nükleer silahların yapım ve yayılmasını engelleme yönündeki hedefleri doğrultusunda hareket etmelerini istedi.

 

UAEA yönetim kurulunda alınan kararla ilgili iki konu gündemde. Birincisi İran’ın bu konudaki kararıdır.

İran İslam cumhuriyetinin onaylanan bildiriye ilk tepkilerden de görüldüğü gibi çok net ve açıktır. İran’ın Viyana’da uluslararası kurumlar elçisi Kazım Garibabadi İran’da Ajans’ın iki nükleer tesise ulaşamaması bahanesi ile onaylanan bildiriye tepki olarak İran’ın yönetim kurlu bildirisini tamamen reddettiğini, gereken ve uygun tepkinin ise zamanında verileceğini söyledi. Bu yüzden yönetim kurulu kararı, 2 erişim hakkında Ajans ile işbirliği konusunda İran için bağlayıcı değildir.

Uluslararası hukuka göre her türlü denetleme işlemi, karşılıklı hüsnüniyet ile gerçekleşen işbirliğini gerektiriyor ve İran'ın Ajans denetçilerine sağladığı ulaşım nedeni ile Avrupa troykasının bildirisi kapsamında yeni iki ulaşım talebinin yapılması ise acemi ve siyasi bir çalışma gündemi anlamındadır. Bu yüzden İran’ın UAEA temsilciliği Perşembe günü twitter üzerinden yönetim kuruluna gönderdiği mesajda, “Viyana’nın çok taraflılığın neredeyse son siperi olduğunu, yönetim kurulunun gerekli uzak görüşlülüğü göstermediği takdirde bu konunun da unutulacağını” hatırlattı.

Bu bağlamda Rusya’nın Viyana’da uluslararası kurumlardaki temsilcisi Mihail Ulyanov da söz konusu bildiriye Çin ve Rusya’nın hayır oyuna işaretle, “bizce bu bildiri yıkıcı olabilir ve Tahran ve Ajans’ın bir an önce bu sorunu çözmeleri gerekir” vurgusunda bulundu.

Çin’in Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı temsilciliği de Yönetim Kulunu'nun İran ile ilgili kararından derin üzüntü duyduğunu belirterek, bu kararın Bercam nükleer anlaşmanın uygulanmasını tehlikeye attığını bildirdi. Çin’in UAEA temsilcisi mevcut durumun ana temelinde Amerika’nın tek taraflı ve zorba tutumunu ve nükleer anlaşmadan ayrılması ve İran aleyhine azami baskı uygulamasının yattığını söyledi.

UAEA yönetim kurulunun onayladığı bildiri ile ilgili ikinci konu ise İran ve Ajans arasındaki işbirliğinin geleceğidir.

İran Ajans’ın görevi gereği meşru sorular yöneltmesi, şeffaflaştırma veya ulaşım isteği sorumluluklarına vakıftır ve buna saygı duyuyor; fakat aynı zamanda bir üye olarak kendi haklarının da farkında ve Ajans tarafından destekleyici deliller ve kesin kanıtlar sunmasına dayalı talebinin altını çiziyor. İran şimdiye kadar Ajans ile tamamen şeffaf ve net işbirliği yürütmüştür; nitekim Ajans’ın raporları da bunu kanıtlıyor.

Fakat Mart 2020’den itibaren bu gerçekler, Ajans’ın raporlarına yansıtılmamış ve belirli bir hedef amaçladığı, bunun da Bercam nükleer anlaşmasını tamamen yıkmak olduğu anlaşılıyor. Bu yüzden bildirinin onaylanması Amerika ve bazı Avrupa ülkelerinin uluslararası kurum ve teşkilatları suiistimal ettiklerini gösteriyor.

Benzer kararlar ve geçmiş tecrübelere bakıldığında, yönetim kurulu bildirileri veya Ajans’ın siyasi hedefler ve Amerika ile siyonist rejimin İran’ın nükleer faaliyetleri hakkındaki sahte iddialarına dayalı raporlarının, Ajans’ın itibar ve bağımsızlığını zayıflattığı, durumu daha da çetrefilleştireceği kesindir.

Fakat Amerika’nın UAEA yönetim kurulundaki artan müdahaleleri ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını gözardı etmesinin artık tehlikeli bir alışkanlığa dönüştüğü, inkar edilemez bir gerçektir ve kesinlikle uluslararası ilişkilere hakim düzeni tehlikeye atacaktır. 3 Avrupa ülkesi de böyle bir bildiriyi gündeme almakla büyük bir stratejik hata yaparak, Bercam nükleer anlaşmadaki sorumlulukları çerçevesinde, güven oluşturmak istemediklerini gösterdiler.

 

 

Görüşler