Haziran 27, 2020 18:32 Europe/Istanbul
  • Serdeşt’in kimyasal bombardımanı yıldönümü

Hş. takvimine göre 7 ve 8 Tir tarihlerinde (Haziran 1988’de) Saddam rejiminin cani Baas ordusu İran’ın batısında yer alan Serdeşt kentinin en kalabalık 4 noktasına ölümcül zehirli kimyasal bombalarla saldırdı.

Hş. 8 Tir günü İran takviminde kimyasal ve biyolojik silahlarla mücadele günü olarak adlandırıldı. Serdeşt kenti birinci dünya savaşından sonra onaylanan ve kimyasal silahların kullanılmasını yasaklayan konvansiyonlardan sonra dört kez Saddam rejimi tarafından kimyasal bombardımana maruz kalan ilk kent oldu.

Kimyasal bombardımanda 110 kişi şehit düştü, 8 bin kişi zehirli ve ölümcül kimyasal gazlardan etkilendi.

Serdeşt kentine düzenlenen kimyasal bombardıman insan haklarını savunduklarını iddia eden devletlerin desteği ile gerçekleşti ve uluslararası kurum ve kuruluşların bu cinayeti işleyenlere karşı pasif tutum bir kez daha bu alanda yeni bir acı durumu gözler önüne serdi.

İran İslam Cumhuriyeti Serdeşt kentine düzenlenen kimyasal saldırıdan sonra BM güvenlik konseyinden Saddam rejiminin kınanmasını öngören bir kararname onaylanmasını istedi, ancak bu talep ABD tarafından veto edildi. Serdeşt faciası bir kez daha kitle imha silahlarını yasaklayan konvansiyonlar ve anlaşmalar sözde insan hakları hamisi olan bazı malum devletlerin siyasi çıkarlarının hizmetinde olmaktan başka bir işe yaramadığını gösterdi. Nitekim bugün aynı devletler kimyasal silahların üzerine düzenlenen konferanslarda ve oturumda bu tür silahlara karşı olduklarını iddia ediyor, fakat yine aynı ülkeler kimyasal silahları men eden konvansiyonların uygulanmasını engelliyor.

Serdeşt faciasından bir kaç yıl sonra ortaya çıkan bazı belgeler, Saddam rejiminin kimyasal ve biyolojik ölümcül silahları elde etmesinde Amerika ve bazı Avrupa ülkeleri ve bu ülkelerde faaliyet yürüten firmaların doğrudan rol ifa ettiğini gün yüzüne çıkardı. Söz konusu belgelere göre Almanya, Fransa, Hollanda ve Amerika’da onlarca firma Saddam rejimine kimyasal madde satışında ve kimyasal silah üretme teknolojisini öğretmekte rol ifa etti.

Bugün uluslararası kamuoyu, Serdeşt cinayetinin esas sanıkları Saddam rejiminin hamileri olduğunu çok iyi biliyor; zira bu zümre Saddam rejimini kimyasal yasak silahlarla donatarak bu rejime bu tür silahları kullanma cesaretini ve fırsatını verdi.

Amerika’nın ABC TV kanalı 11 Eylül 1990 tarihinde “Kum üzerine bir çizgi” başlığı altında yayımladığı bir programında Amerika ve Almanya’nın Saddam rejimini kimyasal silahla donattıklarını ifşa ederek, kamuoyundan hiç bir tepki gelmemesi üzerine Saddam rejimi Batı Almanya firmaları tarafından Bağdat dışında ve Samerra’da kurdukları gizli kimyasal silah tesislerinde bu ölümcül silahları üretmeye devam ettiğini belirtti.

Öte yandan Irak toprakları Amerika tarafından işgal edildikten sonra ABD terör ordusunun kullandığı kimyasal silahlar Irak milletine telafisi mümkün olmayan zararlar verdi.

Independent dergisi konu hakkında yayımladığı raporunda, Irak’ta yetişkinlerin arasında kanser vakaları 4 kat arttığını, Iraklı 14 yaşın altındaki çocukların arasında ise kanser vakaları 12’ye katlandığını belirtti.

Bundan başka Saddam rejiminin 1988 yılında Serdeşt cinayetinden bir kaç ay sonra Halepçe kentine düzenlediği kimyasal saldırı da 5 bin masum insanın ölümüne yol açtı.

Saddam rejimi 1984 yılından sonra düzenlediği saldırılarda geniş çapta Tabon gazını kullandı; ancak bu zehirli madde çok pahalıydı, üstelik silaha dönüştürülmesi için gerekli olan malzemeleri bulmak da zordu. Saddam rejimi daha sonra VX gazını kullanmaya başladı. Saddam rejimi 1988 yılında bu gazdan 4 ton kadar elde etmişti; ancak bundan daha fazla miktarda Sarin gazına ulaşmıştı. Saddam rejimi Hardal gazını de geniş çapta kullanıyordu. Bu gaz uzun vadede etkilediği insanları kör ediyor, çeşitli kanserlere yakalatıyor, kısırlık getiriyor ve sakat bebek doğumlarına yol açıyor.

 

Amerika ve bazı Avrupa ülkeleri sırf siyasi çıkarları ve hedefleri için Saddam rejimini kimyasal silahlarla donattılar ve böylece bu rejimi İran karşısında zafere ulaştırmak istediler; ancak sonuçta Saddam ve hamileri rezil rüsva olmalarından başka hiç bir sonuç elde edemediler. Kuşkusuz Amerika ve Saddam’ın diğer hamileri ona bu cinayetlerinde yardımcı olmasaydı ne Serdeşt ne de Halepçe kentinde onca masum insan kimyasal silahların kurbanı olmazdı.

Tahran üniversitesi hukuk hocası ve anayasayı kollama ve koruma konseyi üyesi Abbas Ali Kedhudai “Çifte standartlar, Amerika ve Batı’nın her zamanki işi” başlığı altında yayımladığı makalede şöyle diyor:

Bir kaç yıl önce ve böyle bir günde Saddam rejiminin üst düzey yetkilileri dayatılan savaş yıllarından İran ve Irak milletlerine karşı kimyasal silah kullandıklarını itiraf ettiler ve daha da esef verici durum, bu silahların askerleri hedef almaktan ziyade masum sivillerin başına dökülmesiydi, öyle ki Saddam’ın sekiz yıllık savaş boyunca düzenlediği 378 kimyasal saldırıda İran’da Bane, Merivan, Serdeşt, Piranşehir, Sumar kentleri ve Irak’ta Halepçe, Fav, Mecnun adaları bu rejimin kimyasal saldırılarının kurbanı oldu. Verilere göre bu saldırılarda en az 50 bin kişi şehit düştü veya etkilendi.

Amerika terör devleti karnesinde Japonya’nın Hiroşima ve Nakazaki kentlerine nükleer saldırı ve İran yolcu uçağını kasıtlı bir şekilde düşürmek gibi cinayetler yer alan bir devlettir. Bu kara karneye bir de Saddam rejiminin İran ve Irak milletlerine kimyasal saldırılarına ortaklık etmeyi de eklemek gerekir.

 

Aslında Amerika terör devleti son bir asırda birçok kez savaşlarda yasak silah kullanan bir devlettir. ABD ordusu 1961 ila 1971 yılları arasında Vietnam savaşında turuncu etken adında ölümcül bir maddeyi Vietnam halkına karşı kullandı. Amerika birinci dünya savaşı sırasında da 5 bin ton kimyasal madde kullanarak çeşitli kimyasal silahları üretti. Amerika terör ordusu Vietnam savaşında Vietnam halkının üzerine 75 milyon litre ölümcül kimyasal madde boşalttı ve yüz binlerce hektar ormanlık alanları yok etti. Turuncu etken adlı kimyasal zehir Vietnam’da en az 300 bin insanın ölümüne yol açtı, yüz binlerce bebeğin sakat doğmasına sebebiyet verdi.

 

Evet, Amerika’nın kara karnesi beşeriyete karşı cinayet örnekleri ile doludur ve Serdeşt kentine düzenlenen kimyasal bombardıman da Amerika’nın insan hakları iddialarının ne denli yalan ve gerçekten uzak olduğunu ortaya koyan bir başka kanıt sayılır.

 

  • Sessizce ölen kimyasal mağdurları için
  • Aşık kızıl balıklar, asit dolu havuzda
  • Yürekleri deniz kadar acı dolu, kim bilir neler çektiler?
  • Sessizce şarkı söylemek ne kadar acı, bilir misin?
  • Ateşin içinde nefes almak ne yakıcı, bilir misin?
  • Sebe’nin Hüdhüd’ü olduk, aşkın yedi kentini dolaştık
  • Biz nefessiz kalmadık, kimlerin kaldığı belli
  • Sine Halil ateşidir; burada delil aşktır
  • Bakın şu aşık kalpler, ne gibi bir cennet yarattılar
  • İkinci hattaki çocuklar başları toprakta, lakin
  • Birinci hattaki çocuklar göklere kanatlandı
  • Başı eğik olan, ama başını eğmeyen o çiçekler
  • Ölürler, ama boyunlarını kestiklerini söylemezler
  • Laleler ne zaman onlar sadece gidenler oldu, dedi?
  • Şu kanatları kırılanların şehitten ne eksiği var?

012

Görüşler