Temmuz 04, 2020 18:26 Europe/Istanbul
  • Siyonist Rejim'in  Lübnan'da Dört İranlı Diplomatın Kaçırılmasındaki  Rolü

Lübnan'da 4 İranlı diplomatın kaçırılmasının üzerinden 38 yıl geçti.

Bu çerçevede İran İslam Cumhuriyeti'nin Beyrut büyükelçiliğinde çalışan, maslahatgüzar Seyyid Mohsen Musevi, askeri ataşe Ahmed Motevesseliyan,  teknik danışman Taki Restegar Mukaddem  ve de İRNA muhabiri Kazım Ahavan  5 Temmuz 1982 yılında  Lübnan'ın Kuzeyinde bulunan Berbara bölgesindeki kontrol noktasında   Siyonist Rejim İsrail paralı askerleri tarafından kaçırıldı. 

İran İslam Cumhuriyeti ise bu bağlamda  Cuma günü yayımladığı bildiride şöyle bir açıklamada bulundu:"   Son yıllarda hep vurgu yapıldığı gibi kanıtlar ve deliller  Lübnan'da kaçırılan diplomatların  Siyonist Rejim işgalci güçlerine teslim edildiklerini ve ardından da işgal topraklarına götürüldüklerini ve şimdi de bu gayrı meşru rejimin hapishanelerinde bulunduklarını gösteriyor. "

 Bu terör girişimi ile alakalı  belgeler ve bilgiler de  Lübnan'da  Siyonist üslerden yola çıkan Samir Ca'ca ve Eyli Habika komutasındaki militan grupların  bu adam kaçırmak olayında rolleri olduğunu ve bu İranlı diplomatları kaçırdıktan sonra  bir şekilde işgal altındaki topraklara taşıdıklarını ve sonunda da Mossad birliklerine teslim ettiklerini gösteriyor. 

 Eyli Habika, Lübnan Hristiyan militanların  kaçırılan İranlı diplomatları İsrail'e teslim edilmesinin Telaviv'in talebi doğrultusunda gerçekleştirildiğini söylemişti.  1982 yılında  Lübnan'daki falanjistler militanlarının  etkili isimlerinden ayrıca karar verici ve liderlerinden sayılan Samir Caca ise Habika ile beraber ortak hareket ediyordu. Samir Caca  Lübnan'ın El Avsat gazetesine 31 Ağustos 1997'de verdiği röportajda da  bu kişilerin Siyonist Rejim unsurlarınca esir tutulduğunu onayladı. 

Lübnan Hizbullah Hareketi lideri Seyyid Hasan Nasrullah ise bu hususta şöyle diyor:"    İranlı diplomatların   Siyonist Rejim hapishanelerinde  bulunduğuna dair emareler bulunmaktadır.  İsrailliler  raporlarında dört İranlı diplomatın  Falanjistler tarafından kaçırıldığını, öldürüldüğünü ve cesetlerinin de toprağa verildiğini iddia ediyorlardı.  İsrail bizim düşmanımız. Tabii ki bu raporlara güvenemeyiz.  İsrailliler geçmişte de zindanlarında esirlerin bulunduğunu inkar ediyorlardı.  Ancak  bu esirlerin onların elinde bulundukları ispatlandı ve gün yüzüne çıktı. "

Bu terör eylemi hususunda bir kaç önemli nokta dikkat çekmektedir.  

İlk olarak,   Siyonist Rejim'in terör eylemleri alanındaki geçmişinden yola çıkarak bu terör eyleminin de bu rejim tarafından yapıldığına kesin gözüyle bakılması zaruretidir. 

İkinci nokta,  uluslararası kurum ve örgütlerin bu alandaki  pasifliği ve gecikmesidir.  Aynı olay Avrupalı veya Amerikalı diplomatların başına gelse idi büyük bir velvele çıkacaktı ve tüm araştırma ekipleri ve timleri  bölgeye akın edip  acil  kararlar çıkartılacaktı. 

Üçüncü nokta ise,  Siyonist Rejim İsrail'in  zaten saldırgan ve tacizci siyasetlerini  terör eylemleri üzerinden yürütmesidir. Gerçekte  İsrail,  bölgede terörizmin, şirretin, güvensizliğin kaynağıdır.  

CİA eski memuru Edward Snowden ise bu hususta şöyle diyor:"  Siyonist Rejim İsrail, Amerika ve İngiltere  " Arı Kovanı"  isimli ortak bir projeyi tasarlayıp  Suriye'yi dünya genelindeki terörist unsurların  toplanma noktasına dönüştürdüler. " 

 İndependent gazetesi de  son dönemde   " Dünyanın En Büyük Suikastçileri "  başlıklı yazısında  Mossad'ı " İsrail'in Acımasız Katil Makinesi " olarak adlandırıp  bu örgütün terör olaylarını sayarak şöyle yazdı:"  Bu terör ve suikast olaylarının hepsinde İsrail'in gizli istihbarat servisi izleri görülmektedir. "

Belgelerin ve kanıtların bir araya gelmesi ile İran İslam Cumhuriyeti'nin de   diplomatlarının kaçırılması hususunda  Siyonist Rejim ve hamilerini sorumlu görmesi  kesin bir kanı gibi düşünülebilir.  İran ise BMT'ndan siyasi tarafgirlikten uzak bir şekilde sorumluluklarını yerine getirmesini istiyor. 

Görüşler