Temmuz 22, 2020 18:31 Europe/Istanbul
  • Amerika’nın tek yanlılığına karşı Zarif’in Moskova ziyareti

İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ve Rus mevkidaşı Sergey Lavrof ile görüşmek amacı ile Salı günü Moskova’ya gitti.

Zarif bu ziyarette Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin mesajını Vladimir Putin’e iletti. 
Bercam nükleer anlaşma, bölgesel gelişmeler ve ikili ilişkiler, Muhammed Cevad Zarif ve Rusya dışişleri bakanı Segey Lavrof müzakerelerinin ana eksenlerini oluşturdu.
Tahran ve Moskova ilişkileri stratejik boyutlar taşıyor ve bu yüzden iki ülke yetkilileri sürekli bölgesel gelişmeler konusunda istişarelerde bulunuyorlar.
Stratejik ilişkiler, küresel alanda siyasi dayanışma ve ekonomik işbirliğinden ortak tehditlere kadar geniş yelpazeyi kapsıyor. Bu tehditlerden biri, Amerika’nın tek yanlılığıdır; bunun büyük bir bölümü Washington’un zorba girişimlerine muhalefet eden ükelerin ekonomik güçlerini zayıflatmak hedefi ile yasadışı yaptırımları uygulamaktır.
Beyaz Saray yetkililerinin karar alma mekanizmasında yaptırım aracını kulanmak çok özel bir yeri vardır ve Amerika başkanları bağımsız ülkelere karşı yaptırım siyasetini izlemeye çok meyilli görünüyorlar. 
Fakat bu hile Donald Trump döneminde yoğun bir şekilde arttı öyle ki aşırı derecede ekonomik yaptırım, ekonomik savaş, uluslararası ve küresel anlaşmalardan tek yanlı ve illegal çekilmeye yoğunlaşarak, Çin, İran, Türkiye, Pakistan, Yemen, Kuzey Kore, Suriye, Küba, Venezuela, Rusya ve Kolombiya gibi bir çok ülkeye yaptırım uyguluyor. 
Yaptırım siyasetini bunca yoğun bir şekilde kullanmak ise, “tek yanlı yaptırıma maruz kalan ülkeler arasında acaba bir dayanışma ve birlik oluşturulabilir mi” sorusunu gündeme getiriyor.
İran’ın Moskova büyükelçisi Kazım Celali bu bağlamda ve Zarif’in Moskova ziyareti ile eşzamanlı olarak Salı günü Kommersant gazetesinde yayınlanan demecinde Amerika terör devletinin İran, Rusya ve Çin ekonomilerini zayıflatmaya çalıştığını belirterek, artık bu üç ülkenin Washington’un yaptırım politikaları ile mücadele için “yaptırım altında olan ülkeler kulübü”nü kurma zamanı geldiğini belirtti.
Amerika’nın zorbalığı ve kabadayılığı Tahran ve Washington arasındaki meselelerin çok ötesinde ve  ciddi bir konudur. Daha da önemli olan konu, Amerika’nın uluslararası sorumluluklarını ayaklar altına almasıdır, bu konu da Trump döneminde adeta yeni bir rekora koşuyor. Amerika hazine bakanlığının resmi verilerine göre hali hazırda toplam 5,3 trilyon dolar Yurt İçi Gayrı Safi İç Hasıla ile yaklaşık 35 ülkeye Amerika tarafından yaptırım uygulanıyor.
Tecrübenin de gösterdiği gibi yaptırıma maruz kalan ülkeler eğer birleşirse kendi ihtiyaçlarını karşılayarak yaptırımcı ülkeyi hüsrana uğratabilirler. 
İran’a yaptırımların başlıca tasarımcısı Richard Nephew yaptırımlarla ilgili yazdığı klavuz kitapta, “yaptırımların yenilgisine sebep olanın, hedef ülkelerin yaptırıma karşı direnme oranı olduğunu” belirtti.
Hiç şüphesiz Amerika’nın çeşitli alanlardaki sulta ve güç faktörlerinin büyük bir bölümü, bu ülkenin küresel alandaki rolü, diğer ülkeler tarafından Amerikan hegemonyasının kabul edilmesi ve bu hegemonyaya eşlik etmesidir. 
Günümüzde Amerika’nın komutanlığına karşı boyun eğmeyen ülkelerin sayısı az değil. Buna rağmen yaptırıma uğrayan ülkelerin yeni bir kutup oluşturması da uzak bir ihtimal değil. Bu yüzden her şeyden önce, yaptırıma uğrayan ülkeler arasında bu koalisyon ile ilgli ortak bir algı oluşturulmalıdır, bunun için de aktif bir diplomasi gerekir. 
“Yaptırım ülkeler” kulübünün oluşma düşüncesi bu bağlamda yeni bir tecrübedir. Gerçekleşmesi halinde Amerika’nın tek yanlılığına karşı toplu direniş ve motivasyon oluşur ve Amerika’nın tek yanlılığının sonu için bir başlangıç olabilir./
 

Görüşler