Ağustos 04, 2020 18:24 Europe/Istanbul
  • Amerika sulta sistemi, dünyada en menfur sistem

İran Yargı Kurumu başkanı Seyyid İbrahim Reisi, Amerika ve Avrupa'nın en büyük insan hakları ihlalcileri ve dünyada en nefret edilen sisteme sahip olduklarını belirtti.

Amerika'nın sulta sisteminin dünyada en çok nefret edilen sistem olduğunu belirten Reisi, ABD sultasının İran İslam Cumhuriyeti için de bir sorun olduğuna işaretle; ''Amerikalılar dünya üzerinde uzun zamandır zulüm ve adaletsizlikte öncüdürler ve şimdi de bu adaletsizlik ve zulme kendileri saplandılar. Ama Amerika’nın dünyanın özgür halklarına karşı zalimce siyasetleri sürüyor' dedi.
Reisi, İran güvenlik güçlerinin 'Tonder' terör örgütünün elebaşını yakalamalarından dolayı onları överken, ''insan haklarını savunduklarını iddia eden ülkeler, teröristler için güvenli ülkelerdir. Amerika ve Avrupa, dünyanın değişik yerlerinde binlerce sivilin kanını akıtan elikanlı teröristlerin ağırlandıkları yerlerdir'' dedi.
Afganistan, Irak ve Yemen’de yıllarca süren kanlı savaşlar ayrıca Amerika desteğinde olan bebek katili rejimlerin Yemen ve Filistin’deki saldırıları ve cinayetleri ve Amerika tarafından zulüm altında olan halklara karşı işlenen zulüm, dünyada sulta düzen tarafından insan haklarının geniş çapta ihlalinin bariz örnekleridir.
Son asırlarda en büyük zulümlerden biri Filistin’de yaşanmaktadır. Bu acı olayda bir halkın sadece toprakları değil, kimlikleri de saldırıya uğradı. Batıda insan haklarında bir çok çelişkili örnekler vardır. Hatta kendi ülkelerinde bile bir çok insan ırkçılık, fesat ve adaletsizlikten acı çekiyor ve her geçen gün itiraz çığlıkları daha da yükseliyor. Bu itirazların geniş dalgası bir süre önce siyahi bir vatandaşın Amerika’da beyaz bir polis memuru tarafından acımasızca öldürülmesi ardından yaşandı ve tüm baskılara rağmen itirazlar halen devam etmektedir.
İslam inkılabı rehberi Ayetullah seyit Ali Hamenei bu yıl Hac münasebeti ile yayınladığı mesajında, Amerika’nın insanlık dışı davranışındaki hedefleri ve boyutlarına değinerek şöyle buyurdu:
“Amerika’nın zayıf milletlere karşı davranışı da dizini savunmasız siyahi adamın boynuna koyan ve can verinceye kadar basan polisin sergilediği davranışın daha kapsamlısıdır.”
Beyaz Saray liderlerinin insanlık dışı davranışlarının skandalı, günümüzde Amerika Birleşik Devletleri’n sokaklarında halkın protesto gösterilerinde duyuluyor. 
Uluslararası ilişkiler uzmanı Fuad İzedi yarım asırdan fazla bir süreden beri “insan hakları”nın Amerika tarafından düşmanlarına ve rakiplerine karşı bir baskı aracı olarak kullanıldığına işaretle şöyle diyor:
“İnsan haklarını savunduğunu iddia eden Amerika; diğer ülke halklarına karşı insanlık dışı faaliyetlerde bulunmakla kalmıyor, üstelik kendi halkına karşı da aynı siyaseti izliyor. Aslında Amerikan insan hakları ilk kurbanlarının bizzat Amerika halkı olduğu söylenebilir. Tarih sayfalarında Kızılderililerin nasıl Amerikalılar tarafından katliam edildiklerini ve siyah derililerin nasıl köleliğe alındığını görüyoruz. Tüm bunlar Amerika sınırları içinde de ülke halkının Amerika insan hakları siyasetlerinden korunmadığını ve insan hakları karşıtı siyasetlerin yoğun baskısı altında olduğunu gösteriyor.”
İlaç yaptırımı ile Korona salgınında İran halkının yaşamını zorlaştırmaya çalışan Amerika, insan haklarını savunduğunu iddia eden bazı Avrupa ülkeleri ile birlikte 8 yıllık kutsal savunma döneminde Saddam rejimine kimyasal silahlar vererek onun saldırılarına destek verdiler. Bu insanlık ayıbı saldırılarda en az 100 bin İranlı masum vatandaş hayatını kaybetti veya yaralanarak acı dolu bir yaşam sürdürdü. 
Amerika ve yine bazı Avrupa ülkeleri münafıklar ve diğer terörist gruplara destek vermekle ellerini binlerce masum insanın kanına buladılar. 
Guantanamo ve Ebugureyp hapishanelerinde yaşanan işkencelerle karnesine kara sayfalar ekleyen Amerika kendini insan hakları savunucusu ilan ediyor; halbuki insan haklarını en çok ihlal eden sistem ta kendisidir ve bu konuda dünya vicdanı karşısında yargılanması gerekiyor. 
Amerika ve Avrupa’nın insan haklarını savunma iddiaları çağımızın en acı siyasi mizahıdır, zira kendileri insan hakları ihlallerinin en somut örnekleridirler./
 

Görüşler