Ağustos 05, 2020 18:09 Europe/Istanbul
  • İnsani keramet ve İslami insan hakları günü

5 Ağustos 2008 tarihinde İran İslam Cumhuriyetinin bir günü “insani keramet ve İslami insan hakları günü” olarak adlandırılmasına dair İslam İşbirliği Teşkilatı’na önerisi olumlu karşılanarak onaylandı.

Her yıl 5 Ağustos günü İslam İşbirliği Teşkilatı’nda 1990 tarihinde İslam açısından insan hakları bildirisinin onaylandığı günü hatırlatıyor. İnsani keramet ve İslami insan hakları günü, insan hakları konusuna yeni bir yaklaşım ve fikir birliği için bir fırsattır.
Bugünde Müslüman ülkeler ilk kez çağdaş küresel hukuk belgelerine benzer bir belge çerçevesinde, insan hakları ve Müslüman hükümetlerin bu konudaki taahhüt ve sorumluluklarını İslami görüşlerini hukuki bir içerikle bir bildiri veya anlaşma şeklinde açıklayabildiler. 
Tecrübenin de gösterdiği gibi insan hakları tek yanlı olarak bir topluma dayatılamayacaktır. Zira her kültür ve din kendi öğretileri, kültürel ve sosyal alt yapıları, din ve mezhepleri uyarınca insan hakları konusuna yaklaşıyor. 
Tabi ki insan haklarına yaklaşım, her türlü siyasi düşüncelerden uzak insani değerleri ırk, din ve milliyet gözetilmeksizin açıklaması gerekiyor. Hali hazırda insan hakları evrensel bildirisinde ele alınan insan haklarının temeli 10 Aralık 1948 tarihinde BM genel kurulunda bir bildiri olarak onaylandı.
Evrensel insan hakları anlaşmasının birinci maddesinde, insan hakları alt yapısı 3 temel konuya değiniliyor; bunlar özgürlük, eşitlik ve kardeşliktir. Fakat aynı ilkeler, insan hakları anlaşmasının temelini atanlar tarafından bizzat ayaklar altına alınıyor. Bazı sebeplerden dolayı da bazı ülkeler, evrensel insan hakları bildirisine karşı insan haklarını savunma ve desteklemek için, kendi yerli değerler ve kültürlerine uygun bildiriler onayladılar. 
Aslında insan hakları konusu 3 sebeple farklı görüşlere neden olmuştur.
Birincisi: Batının tek yanlı görüşüne göre insan hakları tamamen diğer ülkelere baskı aracına dönüşmüştür.
İkincisi: Batı tarafından insan haklarından tek yanlı yorumlar genelde siyasi mahiyet taşıyor.
Üçüncüsü: İnsan haklarına maddi görüş ve değer yargılı görüş arasındaki temel farklılıklardır. Örneğin bazı haklar insanın yaşamı ile ilgilidir, tıpkı sömürgeciliğin yasaklanması ve onunla mücadele hakkı veya insan hayatına tecavüz ile mücadele hakkı, temiz bir ortamda ve ahlaki yolsuzluktan uzak ortamda yaşamak, dini inanç güvenliğine sahip olma konuları evrensel insan hakları anlaşmasında yer almamıştır.
Maalesef her gün insan hakları ile ilgili dünyanın bir çok bölgesinde yaşanan ihlaller ve istenmeyen hadiseler insan hakları maskesi altında saklı olan siyasi hedeflerin sonucudur. Amerika’nın insanlık dışı tutumu ise bu gerçeğin bariz örneğidir.
İslam inkılabı rehberi Ayetullah seyit Ali Hamenei bu konudaki bir konuşmasında şöyle buyuruyor:
“Dünyada Amerika hükümeti kadar insan haklarını ihlal eden hiçbir hükümet yok. Amerika ne insan haklarına inanır, ne hürmete, ne insani keramete ne de halkların oylarına inanıyor. Amerika’nın dilinde her ne kadar özgürlük ve insan hakları ve benzeri konular dolaşsa da özgürlüğü alaya almak ve insan haklarını alaya almaktır.”
Aslında insan hakları konusu batının çelişkili görüşünün etkisi altında derin şekilde siyasallaşmış ve uluslararası kurumların gerçek insan haklarına destekten çok uzaklaşmasına sebep olmuştur. Bu süreç küresel beklentinin tamamen tersidir.
İnsani keramet ve islami insan hakları günü, insani değerlere dair insan haklarına yeni bir bakış ve batının bu konuya çelişkili yaklaşımı ve pasif tutumundan uzaklaşması için bir fırsattır./

Görüşler