Ekim 27, 2020 08:02 Europe/Istanbul
  • Robert O’Brian
    Robert O’Brian

Amerika Mayıs 2018’de Bercam nükleer anlaşmadan çekilmenin ardından İran’a karşı, en geniş çaplı maksimum baskıları uygulamaya kodu ve halen de arada bir yeni yaptırım kararlarını da açıklıyor. Fakat artık Amerikalı üst düzey yetkililerinin de itiraf ettikleri üzere İran’a yaptırım uygulamak için geriye pek bir şey kalmamıştır.

Amerika ulusal güvenlik danışmanı Robert O’Brian, İran ve Rusya’nın Amerika seçimlerine karışma iddiasına ve Washington’un karşı girişimine yönelik soruya verdiği cevapta şöyle dedi:
“Karşı karşıya bulunduğumuz sorunlardan biri, Tahran ve Moskova’ya karşı şimdiye kadar birçok yaptırım uygulamamız ve bu yüzden artık yeni yaptırımlar için çok az fırsatımızın olmasıdır; bu yüzden yaptırım için geriye pek bir şey kalmamıştır.”
O’Brian ayrıca Beyaz Saray’ın İran, Rusya ve Çin’e karşı bu alanda uygulanabilecek muhtemel önleyici girişimleri de incelemekte olduğunu ifade etti.
Amerika ulusal güvenlik danışmanının Washington’un İran’a karşı yaptırım sepetinin boşaldığına dair itirafı, aslında Trump yönetiminin Bercam nükleer anlaşmadan çıkması ardından geçen son 2,5 yılda İran’a karşı yapabileceği her şeyi yaptığını ve artık İran’a baskı uygulamak için elinde başka bir aracın bulunmadığını gösteriyor. 
Amerika başkanı Donald Trump Bercam nükleer anlaşmadan çekilip maksimum baskı uygulamakla İran’ı kendince “daha iyi bir anlaşmaya” varmak için müzakere masasına oturtacağı vaadinde bulunmuştu. Fakat bu vaatten 2,5 yıl geçmesine rağmen Washington bu hedefini gerçekleştirmekte başarısız kalmıştır; işte bu yüzden başkanlık seçimleri eşiğinde farklı gruplar tarafından yoğun eleştirilere maruz kalmıştır. 
Trump’ı eleştirenler onun sonuca ulaşacak her hangi bir stratejiye sahip olmadığını, Tahran ile yersiz olarak gerginlikleri arttırdığını ve Amerika’nın yolunu özellikle Bercam anlaşmasından ayrılmakla müttefiklerinden ayırmakla suçluyorlar. Trump İran’ın Amerikansız Bercam’ı korumaya çalıştığını ifade ederek İran’ın en sonunda yeni bir anlaşma için Amerika ile müzakereye oturacağı boş hayaline kapılmıştır. Fakat İran ve Amerika’nın son 40 yıllık karşılaşmalarına bakıldığında İran’ın asla Amerika’nın yaptırım baskısına teslim olmadığı görülüyor.
Amerika’nın en son yaptırım kararı, Amerika hazine bakanlığı tarafından 8 Ekim tarihinde İran’ın 18 banka ve finans kurumuna yönelik yaptırım kararıydı. Bu karar ile İran için temel ve insani ürünlerin temini için finans yollarının kapanması ise insanlığa karşı cinayetin en bariz örneğidir. 
Aslında Washington son yıllarda İran’a ardı ardına yaptırım kararları ile hedeflediği amaç yani İran’ı kendi mantıksız ve gayrı meşru isteklerine teslim etmekti.
Fakat Tahran’ın maksimum baskı siyasete karşı izlediği maksimum direniş stratejisi çerçevesinde ve Washington’un insanlık dışı yaptırımları etkisizleştirmek için seçtiği çeşitli yöntemler, pratikte Amerika’yı maksimum inzivaya sürüklediği de yadsınamaz bir gerçektir; nitekim günümüzde sadece Amerika’nın rakipleri değil müttefik Avrupalı ülkeler bile Beyaz Saray yaptırımlarının tek taraflı ve etkisiz yaptırımlar olduklarını vurguluyorlar. 
Trump yönetimi yaptırım uygulayabilecek her şeye ambargo ve yaptırım uygulamış ve artık geriye bir şey kalmamıştır. Eski başkan Obama danışmanlarından Philip Gordon’un belirttiğine göre, “Trump yönetiminin girişim süreci gözden geçirildiğinde, Trump’ın İran’ı kendi tabiri ile “daha iyi bir anlaşma” için müzakere masasına oturtmak rüyasını gerçekleştirmek hedefi ile kumar oynadığı görülüyor; onlar bu şekilde İran’da huzursuzlukları yoğunlaştırmayı başarabileceklerini düşünüyorlardı, fakat bu tahminlerin hiç biri gerçekleşmedi.”/ 
 

Etiketler

Görüşler