Aralık 01, 2020 17:53 Europe/Istanbul
  • İslami Şura Meclisi'nin yaptırımların iptali için stratejik planı

Avrupa'nın nükleer yükümlülüklerini yerine getirmeyi ihmal etmesine rağmen İran İslam Cumhuriyeti şimdiye kadar nükleer anlaşmayı korumak için stratejik sabırla hareket etmiştir. Ancak nükleer anlaşma tek taraflı bir anlaşma değil, anlaşmanın diğer taraflarının da yükümlülüklerini yerine getirmeleri suretiyle anlaşmadan azami sonuç elde edilmesi beklenebilir.

İran İslami Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu dün anlaşamanın Avrupa üyelerinin yükümlülüklerine uymadıkları için yaptırımların iptali için stratejik bir tasarıyı kabul etti.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü Ebulfazl Amui bu bağlamda dün gazetecilere yaptığı açıklamada, yaptırımların iptali için stratejik girişim tasarısı uyarınca, Avrupalı tarafların nükleer anlaşmada yer alan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, İran'ın gelecek 2 ay zarfında Ek Protokolü gönüllü olarak yerine getirmeyi askıya alacağını duyurdu.

Amui, tasarının birinci maddesi uyarınca İran'da yüzde 20 oranında zenginleştirilmiş 120 kg uranyumun her sene üretilip, depolanacağını belirterek, tasarının ikinci maddesi çerçevesinde de, İran Atom Enerjisi Kurumu'nun her ay düşük seviyede zenginleştirilmiş 500 kg uranyum üretip, rezerv etmesi gerektiğini vurguladı.

Stratejik planın 3. maddesi uyarınca da İran İslam Cumhuriyeti Atom Enerjisi Kurumu, yeni nesil IR2M ve IR6 santrifüjlerini kullanmakla yükümlü kılınıyor.

Ayrıca İran Atom Enerjisi Kurumu'ndan İsfahan'daki metal uranyum fabrikasını faaliyete açması isteniyor.

Tasarının devamında, Atom Enerjisi Kurumu, Erak Ağır Su Reaktörü'nü modernize etme çalışmalarının yanısıra, hastanede kullanılan radyo izotopların üretimi amacıyla 450 mw'lik ağır su reaktörünü tasarlamakla görevlendiriliyor.

ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve Avrupalı tarafların da nükleer yükümlülüklerini yerine getirmemesinin ardından İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, anlaşmanın 26. ve 36. maddeleri uyarınca nükleer yükümlülükleri çerçevesinde gönüllü olarak uyguladığı girişimleri, adım adım askıya alma kararı aldı. Bu karar, 5 aşamada uygulandı. Bu karar, İran'ın nükleer anlaşmada belirtilen haklarından tamamen yararlanması için kararlı olduğunu ve bu bağlamda kimseye karşı şakası olmadığını kanıtlamış oldu.

İran'ın Moskova Büyükelçisi Kazım Celali bir süre önce "Nükleer Anlaşma Bıçak Sırtında" başlıklı bir yazı yayınlayarak, nükleer anlaşmanın ekonomik, teknik ve siyasi ve hukuki olmak üzere 3 temel üzerine kurulu olduğuna dikkat çekerek, ABD'nin 8 mayıs 2018'de nükleer anlaşmadan çekilip, İran'a karşı yaptırımları 90 ve 180 günlük zaman dilimlerinde yeniden canlandırması ve yeni yaptırımların ilave edilmesinin bu uluslararası anlaşmanın uygulanmasını karmaşık hale getirdiğini belirtti.

Aslında ABD'nin İran için planı, ek nükleer anlaşma için bir hazırlık niteliğindeydi. Trump'ın danışmanları yanlış bir hesapla, "azami baskı politikası"nı "güvenlik darbeleri" şokuyla ağırlaştırabileceklerini düşünüyordu. Amerikalılar tüm bu senelerde, İran İslam Cumhuriyeti'nin bilim ve teknoloji yolunda ilerlemesi ve barışçıl nükleer enerji bilmine sahip olmasına engel olmaya çalıştılar. Ancak bunu başaramadılar.

Bugün İran'da nükleer bilim belli bir şahısa dayalı değil, ülkede daha da gelişerek, yerleşmiş bir bilim haline gelmiştir. Nükleer anlaşma da asla caydırıcı bir etken olarak İran tarafından kabul edilmedi, belki İran'ın amacı belli bir dönemde güven ortamı oluşturmak ve karşılıklı yükümlülükler çerçevesinde iki taraflı işbirliği ve etkileşim içine girmektedir. Bu nedenle İran İslam Cumhuriyeti, karşı tarafların yükümlülüklerini yerine getirip, bu bağlamda şeffaf şekilde hareket ettikleri sürece nükleer anlaşmada kalacaktır.