Mart 03, 2021 07:02 Europe/Istanbul
  • İran'ın  Yemen Gelişmeleri Hususundaki Bakışı

İran'ın Cenevre'deki BMT bürosu daimi temsilcisi İsmail Bakayi Hâmâne şöyle bir açıklamada bulundu:" Savaşı körüklemek isteyen savaştalepler, sırf suçsuz insanların katliamı ile sonuçlanan silah satışlarını durdurmayı taahhüt etmeliler. "

Bakayi Hamane Pazartesi günü BMT İnsan Hakları Konseyi toplantısındaki konuşmasında  kimi ülkelerin  Yemen krizine mali yardımda bulunmalarına değinerek bunun  yaşanan insani felaketleri örtbas etmek için bir araç olarak kullanılmaması gerektiğini belirtti. 

Suudi Arabistan Amerika, Birleşik Arap Emirlikleri ve bir kaç ülke ile beraber  Mart 2015'ten beri  Yemen'e askeri saldırı düzenlemiş ve bu ülkeyi karadan, denizden ve havadan kuşatmıştır. 

Suudi Arabistan bunu yaparak aslında büyük bir hata yaptı. Bu stratejik plan hatası ile Suudi Arabistan Yemen bataklığına sürüklendi.  Şimdi de Yemen'e sulta kurmanın Suudi Arabistan için ne tür bir önem arzettiği sorusunun cevabını aramak lazım.

Bu sorunun cevabını Yemen'in bölgedeki jeoekonomik ve jeostratejik konumunda aranması gerek.

Bu ülke stratejik açıdan çok önemli iki deniz arasında yer almaktadır.

Stratejik Babülmendep boğazı da Kuzeybatı ve Kuzeydoğu istikametinde Yemenle sınırlandırılmıştır. Kızıldeniz ve Hint Okyanusu arasında yer almak da bu ülkeyi Doğu ve Batı arasında en kısa koridora dönüştürmüştür.

Bu araziyi stratejik yapan diğer faktörler de tabii ki söz konusudur. Afrika Boynuzu'na yakınlığı bu ülkeyi önemli kılan bir başka etkendir.  Stratejik açıdan önemli olan Berim adası, Yemen'e Kızıldeniz'i kontrol etme imkanı sağlayan önemli bir konuma sahiptir.Kızıl Deniz ve Arap Denizi'nde uzun kıyı şeridine sahip olması ve dolayısıyla Aden, Hadid ve Faha gibi önemli limanların varlığı Yemen için stratejik önem kazandırmıştır.

 Bununla birlikte Yemen'de sulta kurma hayali, Suudi Arabistan için o kadar büyük bir zorluk haline geldi ki, ABD'nin büyük desteğine rağmen Riyad'ın Yemen'e karşı hegemonik hedeflerine ulaşmada başarısızlığı kesinleşti. 

 Batı Asya meseleleri  analisti Alireza Ekberi şöyle bir değerlendirmede bulundu: " Amerika Birleşik Devletlerinin en büyük sorunu;  her stratejisinde muğlaklıklar yaşamasıdır. Giriştiği her stratejik olayda masrafları ve tehlikeleri kestiremiyor.   Bu nedenle hem ABD hem de Suudi Arabistan'ın daha dikkatli olması gerekiyor."

 ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken'in Pazartesi günkü sözleri dolaylı olarak buna işaret ediyor.

 ABD Dışişleri Bakanı Yemen'deki Bağışçılar Konferansı'ndaki konuşmasında Suudi Arabistan'ın Yemen'deki savaşı bitirmenin bir yolunu bulmaya istekli olduğunu iddia etti ve Husileri sınır saldırılarını ve "Marib" saldırılarını durdurmaya ve barış görüşmelerine devam etmeye çağırdı.

 Bu  açıklama gerçekleştiği sırada ise, Sana hükümeti Riyad'ı, Marib'in batı ve kuzey cephelerinde çatışmalar yoğunlaştıkça ve Yemen ordusu ve halk komiteleri Safir petrol sahalarına yaklaştıkça Suudi veya Emirlik savaş uçaklarının veya koalisyon destekçilerinin saldırılar gerçekleştirmesi halinde bu kez de Suudi petrol devi Aramco'ya saldıracağı hususunda uyardı. 

Yemenli siyasi uzman Mucib Şemsan ise şöyle diyor: "En önemli mesaj, Suudi rejimine Marib petrol yapılarına saldırmayı düşünmemesi için gönderilen uyarı mesajıdır .. Yani Safir petrol sahaları Suudi veya müttefik savaşçıların saldırılarının hedefi olursa . "Riyad'a vardıklarında, Sana kuvvetleri de Suudi petrol tesislerini İHA'lar ve füzelerle büyük çaplı bir operasyonla bombalayacak."

 Yemen'deki gelişmelerden önce, bölgesel güçler kriz zamanlarında bölgenin jeopolitiğindeki stratejik sultasına dayanarak diğer ülkelere dayatmalar yapabileceğini biliyordu.  Ancak Yemen savaşı, bölgedeki bilinen güçlerin sultasının, direniş güçlerinin asimetrik jeopolitik gücünden güçlü bir şekilde etkilendiğini ve bölgedeki askeri denklemlerin değiştiğini gösterdi.