Eylül 23, 2022 07:02 Europe/Istanbul
  • İslam İnkılabı Rehberin'den düşmanlara karşı direnişe vurgu

İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei, kutsal savunma gazilerini anma töreninde yaptığı konuşmada, kutsal savunma döneminde vatanın korunmasının ve düşmanın tehditlerine karşı caydırıcılığın, teslim olmakla değil, direnmekle sağlandığının kanıtlandığını belirtti.

Kutsal savunma haftası eşiğinde kutsal savunma komutanları ve savaşçıları ile şehit aileleri bu sabah İmam Humeyni -ra- hüseyniyesinde İslam inkılabı rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei ile görüştüler. 
Ayetullah Hamenei söz konusu görüşmede, “dayatılan savaşın, sulta düzeni imparatorluğunu İslam cumhuriyetine karşı düşmanlığının sonucu olduğuna işaretle, güç sevdalısı ve bencil Saddam’a küresel güçlerin kapsamlı desteklerine rağmen, savaşın “inkılabın coşan gücü, İmam’ın çok etkili rehberliği, ve İran halkının seçkin ve onurlu özellikleri”nden oluşan 3 unsur sayesinde kesin ve büyük bir tehditten büyük bir fırsata dönüştüğünü” belirterek “İran tarihinin bu heyecan verici ve coşkulu mevsiminden doğru ve detaylı rivayetin genç kuşağa anlatılmasının inkılabın başarısının devamını garanti edeceğini” söyledi. 
Aslında küresel istikbarın Saddam rejimince daha yeni kurulan İran İslam cumhuriyetine karşı 22 Eylül 1980’de başlattığı savaşın çeşitli hedefleri vardı; İslam cumhuriyetinin devrilmesi, İran’ın parçalanması ve İslam inkılabının kurtarıcı mesajının sulta altındaki ülkelere ulaşmasının engellenmesi söz konusu hedeflerden bazılarıdır.
Başkumandan da İran’a dayatılan savaşın, küresel sulta düzenin İslam inkılabının zaferine karşı doğal tepkisi olduğunu belirterek, “İran halkının devrimi, yalnızca bağımlı ve yozlaşmış bir sistemin yenilgisi ve Amerika'ya ve istikbara kısmi bir darbe değildi, sulta sistem imparatorluğuna bir tehditti ve batı ve doğu mustekbirler bu tehdidi derinden anlayarak, Saddam’ı teşvik ve kışkırtmakla savaşı İran halkına dayattılar” dedi.
İslam İnkılabının zaferinden sonra İran savaşa hazır değildi; İran'ın kurumları ve silahlı kuvvetlerinin örgütlenmesi gerekiyordu, kendi çıkarlarını tehlikede gören düşmanlar, ülke genelinde sürekli huzursuzluk yaratmaya çalıştılar.


Düşmanlar bu şekilde amaçlarına ulaşamayınca Irak Baas rejimi tarafından İran'a karşı 8 yıllık bir savaş başlattılar ve tüm bu süre zarfında bu rejime silah, finans ve siyasi destek vermeye devam ettiler.
Bu desteğin açık bir örneği, empoze edilen savaşta Doğu ve Batı güçlerinin eşi görülmemiş paralel hareket etmelerinde görülebilir. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Soğuk Savaş'a giren Amerika ve eski Sovyetler Birliği, Saddam rejiminin destekçileri arasına katıldılar ve bu rejime çeşitli silah ve maddi desteği, kendi gündemlerine aldılar.
Buna rağmen, İslami İran halkı İmam Humeyni'nin -ra- önderliğinde ve sadık bir direnişle, sadece düşmanlarını yenmekle kalmadı üstelik direniş kültürü çerçevesinde eşsiz başarıları yadigar bıraktılar. Bu da değerleri koruma ve düşman tehditlerine karşı mücadele alanında İslami ümmet ve İran halkı için kalıcı bir modeldir.
Kutsal savunmanın bir diğer başarısı, İran İslam Cumhuriyeti'nin dünya arenasındaki iktidarının sağlamlaştırmasıdır zira kutsal savunmadan sonra, düşmanlar İran'ın İslami nizamın askeri bir saldırı ile devrilemeyeceğine inandılar. 
Savunma sanayinde caydırıcılık, kendi kendine yeterlilik ve yerli savunma stratejisi de kutsal savunmanın diğer kazanımları arasında yer alıyor. Hali hazırda İran İslam Cumhuriyeti, her türlü füze ve İnsansız Hava Aracı da dahil olmak üzere her türlü silah üretimindeki ilerleme nedeniyle savunma gücü açısından caydırıcı seviyede üstelik yurt içi ihtiyaçları karşılamanın yanı sıra askeri teçhizat ihracatı da yapmaktadır. 
İslam inkılabı rehberi de bu bağlamda şöyle buyurdu: Allah'ın lütfu sayesinde bugün ülke savunma açısından caydırıcılık aşamasına gelmiştir. Dış tehditler açısından bir endişe yok ve düşmanlar bunu çok iyi biliyor.