Nisan 03, 2020 07:06 Europe/Istanbul
  • Saldırgan Suudi Koalisyonundan İran'a Suçlama

İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanlığı sözcüsü Seyyid Abbas Musevi Çarşamba günü Yemen'e saldıran Suudi Koalisyonu sözcüsünün İranlı danışmanların Yemen'de bulunduğuna ve Tahran'ı suçlamalarına dair temelsiz iddialarına tepki olarak " Kelimeler ile oynama, gerçekleri saptırma ve diğerlerini suçlama Yemen'e saldıran koalisyonun siyasi ve askeri yenilgilerini telafi edemeyecektir." açıklamasında bulunup sözlerine şunları da ekledi:

"Yemen'e taciz eden saldırgan koalisyona  hayal kurmak yerine Yemen direniş güçlerinin bu saldırılar karşısındaki direnmesi ve uluslararası toplumun Suudi Arabistan'a nefret duyması gibi gerçeklere odaklanmasına dikkat etmelerini tavsiye ediyorum. "

Musevi, BMT genel sekreterinin koronavirüs ile mücadele çerçevesinde Yemen'de ateşkes önerisine Yemen ulusal kurtuluş hükümetinin olumlu tepki göstermesinin ardından  Yemen'e saldıranlardan  Stockholm anlaşmasına bağlı kalmalarını ve bu ülkedeki cinayetlerine son verip bu yıkıcı savaşa son vermelerini istedi. 

Daha önce de Suudi koalisyonu İran'ı Yemen savaşı konusundaki suçlamalarının içi boş olduğu ispatlansa da ancak yine bu koalisyon İran'a ithamlar savurmaya devam etmektedir.  Geçen 14 Eylül'de  Yemen halk komiteleri ve ordusuna bağlı İHA birlikleri  Suudi Arabistan'ın Doğusundaki Bukayk ve Hurays petrol rafinerilerini hedef aldıktan sonra   Amerika dışişleri bakanı  Mike Pompeo  bu saldırıların İran İslam Cumhuriyeti tarafından yapıldığını iddia etti. 

İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif ise bu iddiaya tepki olarak şöyle bir Tweet paylaşmıştı:"  Amerika ve müttefikleri, silah üstünlüğünün askeri zafere yol açacağı evhamı ile  Yemen'de savaşa giriştiler. Ancak İran'ı bu savaşta kabahatli göstermeye çalışmak bu faciayı sonlandırmayacaktır. "

Suudi Arabistan beş yıl önce büyük bir hesap hatası yaptı ve Yemen bataklığına saplandı.  Bu girişim ise Amerika'nın bölgesel siyasetleri ve Trump'ın Suudi Arabistan'ı vekalet savaşlarına dahil edip silahlarını Riyad'a satma siyaseti ile uyuşmaktadır. 

Gerçekte Suudi Arabistan ve ortakları  bölgede kriz yaratmaktan kendilerine pay almadan ve çıkar sağlayamadan yıkıcı bir savaşın başlatıcısı oldular.  Şimdiye kadar da bu savaşta doğrudan veya dolaylı bir şekilde 100 bini aşkın  insan hayatını kaybetmiştir. 

Uluslararası meseleler uzmanı Muhammed Ali Muhtedi ise  Suudilerin ve Amerikan makamlarının İran'a Yemen konusunda yönelttikleri ithamlar ile ilgili  şöyle bir değerlendirmede bulunmuştur: " Onlar savaşı başlatıp bir iki ay içerisinde işi bitirebileceklerini Yemen halkını dize getirebileceklerini sandılar. Ancak  Yemen halkı direnişlerini sürdürdüler.  Bu süre içerisinde   Yemenliler füzeler ve İHA'lar ile donanmayı başardılar. "

Geçen Pazar günü ise Yemen füze ve İHA güçleri Yemen savaşının başından beri   Suudi mevzilerine en büyük ve en ağır saldırıyı gerçekleştirip Suudi başkenti Riyad'daki önemli hedefleri ve Cizan ve Asir'deki ekonomik ve askeri hedefleri füzeler ve İHA'lar ile vurdular. 

Yemen aleyhinde savaşın fitillerini ateşleyen koalisyon  şimdi de bu savaşın devam etmesi halinde daha fazla zarar görebileceklerini anlamışlardır. 

Amerikan Hail Dergisi  Yemen gelişmeleri ile ilgili şöyle bir yazıya yer verdi:"  Suudiler Yemen'de çıkmaza girmiştir. Yemen'in gerçek hikayesi Suudi Arabistan'ın askeri olarak bataklığa saplanmasıdır. "

Yemen'e saldırıların devam etmesi halinde bile failleri ve tasarımcıları için sonuç vermeyecektir. Özellikle de Riyad belirlediği hedeflerinin hiçbirine ulaşmayacaktır.  Yemen'e saldıran Suudi koalisyonunun İran'a karşı iddiaları ve suçlamalarına rağmen bu savaşın kaderi de değişmeyecektir. 

Görüşler