Nisan 18, 2021 05:37 Europe/Istanbul
  • Irak'ta Güvensizliğin Devam Etmesi

Son günlerde Irak, ülkede kusurlu bir güvenlik döngüsünün varlığını gösteren güvensizliklere tanık oluyor. Çarşamba akşamı Erbil havalimanı yakınlığındaki Amerikan askerleri üssü ve Irak Kuzeyinde bulunan Türk askerleri üssü saldırıya uğradı.

Perşembe sabah saatlerinde ise  Irak silahlı kuvvetlerinin bir parçası olan halk gönüllü güçleri Haşdi Şabi Örgütünün Nineva'daki  mevzileri  saldırıya uğradı.  Irak başkenti Bağdat'ta da Perşembe günü  bombalı bir araç  Sadr yerleşkesinde patlaması sonucu bir kişi hayatını kaybetti ve 10 kişi de yaralandı.
 Daha önce de Bağdat merkezi bölgesinde El Tayran meydanında  21 Ocak gününde gerçekleşen iki intihar saldırıda ise 32 kişi hayatını kaybetmiş ve 110 kişi daha yaralanmıştı.  Bu durum Irak'ta güvensizlik döngüsünün başka bir ifade ile istikrarsız güvenlik durumunu gösteriyor. 
Bu hususta üç meseleye değinmek kaçınılmazdır. 
İlk mesele, IŞİD'in Irak'taki kalıntılarının varlıklarını sürdürmeleridir. Bu bağlamda IŞİD unsurları, Bağdat'ın Sadr yerleşkesinde bomba yüklü araçla yapılan saldırının sorumluluğunu üstlendi. 
Koronavirüs salgınının yayılması, hükümetin siyasi meselelere odaklanması, direniş grupları ile ABD ordusu arasındaki çatışmalar ve hükümet karşıtı protestoların devam etmesi, IŞİD'in Irak'taki faaliyetlerini artırması için uygun fırsatlar olarak görüldü. 
Bununla birlikte, IŞİD Irak güvenlik güçleriyle yüzleşmekten aciz olduğu için geleneksel yaklaşımı yani siviller ve kamu alanlarında patlama saldırılarına başvuruyor. Iraklı bir güvenlik uzmanı olan Muzaffer el Hamidavi, IŞİD terörist grubunun zayıflığının ve güvenlik güçleriyle yüzleşememesinin halk arasında intihar saldırılarının yeniden başlamasına neden olduğuna inanıyor.
İkinci konu, bir dış komplo olan Irak'ta güvensizlik projesidir. Geçtiğimiz yıl, ABD terörist birliklerinin Irak'tan çekilmesi konusu, Irak'taki bazı siyasi ve askeri gruplar tarafından ciddi şekilde takip edildi. Aslında  ABD birliklerinin geri çekilmesinin Irak'ta artan güvensizlik ve şiddete yol açacağı düşüncesi aşılanmaya çalışılmaktadır. 
 Iraklı siyasi analist Esir el-Şar' , Irak'ta ABD terör birliklerinin çekilmesi çağrılarının artması ardından, senaryolardan birinin Irak'taki güvenlik durumuna meydan okuyarak ABD terörist birliklerinin yabancı komplolar yoluyla Irak'ta kalmaları için bir bahane yaratmak  olduğuna inanıyor.
Diğer iki meseleden daha önemli olan üçüncü konu se, Irak'taki mevcut güvensizliğin ülke içindeki çatışmalar ve siyasi ve güvenlik ayrışmaların bir sonucu olmasıdır. Bugünkü Irak siyaset ve güvenlik arenasında, direniş- güvenlik bağlılığı olan iki kutuplu güvenlik ve din-Arap- Kürt milliyetçiliği olan siyasi 3 kutuplu oluşumu içindedir. Güvenlik açısından, bazı güvenlik grupları yerli güvenliği ve iç güçlere güvenmeyi vurgularken, hükümet ve diğer bazı siyasi gruplar güvenliğin ABD'ye bağımlı olduğuna inanıyor ve Washington ile görüşmelerde ABD birliklerinin varlığının sürdürülmesini istiyor. 
Siyasi olarak Irak'taki durum daha da kötü. Direniş grupları din faktörünü vurguluyor ve bölgedeki bazı ülkelerin, özellikle Suudi Arabistan ve BAE'nin, hükümetin Iraklı Şii çoğunluğun elinde olduğu gerçeğinden memnun olmadığına ve Bağdat hükümetinin bu ülkelerden uzak durması gerektiğine inanıyor. Bu ülkeler pratikte Irak için tehdit oluşturmaktalar. 
Buna karşılık, Irak hükümeti ve Irak'taki bazı Sünni gruplar Arap kimliğini vurguluyor ve Suudi Arabistan ve BAE dahil olmak üzere Arap ülkeleriyle ilişkileri sürdürmeye çalışıyor. Kürt grupları da kendi çıkarları çerçevesinde faaliyet gösteriyor ve hala Bağdat ile aralarında ihtilaflar ve ayrılıklar var.
Irak'ta güvensizliğin oluşumunda yani güvensizlik döngüsünde büyük etkisi olan bu durumun devam edeceği söylenebilir./
 

Etiketler