Mayıs 13, 2021 08:34 Europe/Istanbul

Filistin direniş gruplarının belirlediği ültimatomun son bulması ile Siyonist Rejim İsrail ve Filistin direnişi arasındaki savaş başlamış oldu.

Bu savaş, Ekim 2018'den beri Filistin direniş ekseni ve Siyonist Rejim İsrail arasındaki üçüncü savaştır.   Siyonist Rejim İsrail Ekim  2018'de Gazze Şeridine saldırarak 4 günün ardından ateşkesi kabul etmek zorunda kaldı.  Bu durum ise  Avigdor Liberman'ın  Binyamin Netanyahu kabinesinden çıkmasına ve koalisyon kabinesinin dağılmasına ve  İsrail'de parlamento seçimleri döngüsünün tekrarlanmasına neden oldu.  İkinci savaş Mayıs 2019'de düzenlendi.  Bir kez daha İsrail ordusu  Gazze Şeridi'ne saldırsa da tekrar bu kez de iki günün ardından ateşkesi kabul etme zorunda kaldı. 

Şimdi de Mayıs 2021'de şekillenmiştir.  Gerçi bu savaşın zeminini Siyonist Rejim İsrail'in   Kudüs mahallelerindeki Filistinlilere karşı girişimleri ve göçe zorlaması hazırladı.  Savaşı Siyonist taraf başlatsa da   Direniş grupları son günlerde  inisiyatifi eline geçirmiş ve İsraillilere ültimatom belirlemesinin ardından  işgal altındaki topraklara füzeli saldırılarına başlamıştır. Bu durum,  Direniş gruplarının   İsrail'den ve askeri gücünden korkmadığını  İsrail'in askeri kırılgan noktalarından haberdar olduğunu  ve kendi  çıkarlarını takip etme özgüvenine sahip olduğunu gösteriyor.  Filistin direniş gruplarının  işgal altındaki topraklara füzeli saldırılarını bir taraftan da  İsrail'in füze tesisleri ve Dimona nükleer tesisleri etrafındaki  saldırıları ile aynı doğrultuda değerlendirmek de mümkün. 

Bu yüzden  Direniş gruplarının saldırıları başlamadan önce de  Siyonist Rejim İsrail ordusu  en büyük tatbikatı  Pazar gününden itibaren başlatsa da sadece bir günün ardından bu tatbikatı askıya aldı.  

Bir başka önemli nokta ise   Direniş gruplarının gücü ve  İsrail'in Kudüs sakinlerine karşı işlediği cinayetlerin karşısında uygun girişimde bulunmamanın  bu süreci devam ettireceğine inanması ve daha rahat Kudüs işgalini takip edeceğini bilmesidir.  Daha önceden belirlenmiş plana göre  Salı günü İsrailli yerleşimciler Mescid-i Aksa'ya gideceklerdi ve bu doğrultuda Siyonist askerler de onlara eşlik edip Filistinlilerin gelişini önleyecekti.   İsrail'in bu girişimleri  bu sahte rejimin  kurulması yıldönümü tarihi olan 14 Mayıs eşiğinde gerçekleştirilmek istendi. Bu durum işgalciliğin devamı anlamına gelir. 

Direniş gruplarının  girişimleri  İsrail için önemli bir mesaj sayılır.  Bu mesaj çerçevesinde,  Filistin parlamento seçimlerinin ertelenmesinin  Kudüs'ün işgali ve Filistinli sakinlerin  göçe zorlanması hususunda  pasiflik anlamına gelmediği ve  hala önemli önceliklerden biri olarak  Kudüs Filistinlilerini desteklemek olduğu belirtilmiştir. 

Bu doğrultuda  Gazze'de bulunan Filistin direniş grupları ortak operasyon kurmayı, Siyonist Rejim İsrail'in Kudüs'te ve Mescid-i Aksa'daki cirit atma döneminin sona erdiğini belirttiler.  Bu bildirinin devamında da  Filistinli Kudüslülere destek verileceği ve direniş gruplarının kılıç ve kalkan misali onları koruyacağı bildirildi.   Bu yüzden,  bu savaşın " Seyfülkudüs yani Kudüs'ün Kılıcı " olarak adlandırıldığı belirtildi. 

Bu gelişmeler arasında  önemli olan bir başka konu ise,  Siyonist Rejim İsrail'de  siyasi çıkmazın yaşandığı bir ortamda İsrail'in cinayet işlemeye kalkışmasıdır.   Bu bağlamda Binyamin Netanyahu kabineyi kurmakta başarısız olmuş ve  Yair Lapid kabineyi kurmakla görevlendirilmiştir.   Görünen o ki  Binyamin Netanyahu,  İsrail'i   Filistin direniş grupları ile savaşa sürükleyerek  işgal altındaki topraklardaki siyasi ortamı etkilemek ve rakipleri ile  kabine kurma istişareleri için avantajlı bir ortam yaratmak istiyor. 

 

 

 

Etiketler