Kasım 23, 2022 06:01 Europe/Istanbul
  • İsrail zindanlarının Filistinli çocuklarla dolup taşması 

Filistinli esirler ve gaziler bakanlığı 170 Filistinli çocuğun Siyonist Rejim hapishanelerinde tutulduklarını bunlardan beşinin suçları açıklanmadan tutuklandığı ve gözaltında tutulduklarını açıkladı. 

Mevcut istatistikler, ortalama olarak her yıl binden fazla Filistinli çocuk ve gencin tutuklandığını ve çeşitli zihinsel ve fiziksel işkencelere maruz kaldığını gösteriyor.

İşgal altındaki topraklarda çocukların ve gençlerin tutuklanması ve işkence edilmesi tüm uluslararası ilke ve yasalara aykırı olmasına ve çocukların sivil olmaları nedeniyle istismarlarının savaş suçlarının açık bir örneği sayılmasına rağmen, Siyonist mahkemeler Filistinlilerin tutuklanıp sözde cezalandırılmasına izin vermiştir. 

Bu nedenle, tüm uluslararası ilke ve yasalara aykırı olmasına rağmen Filistinli çocuk ve gençlerin tutuklanıp hapsedilmesine devam edilmesinin temel nedenlerinden biri, Siyonist rejimin ırkçı görüşleri nedeniyle kendisini bu ilkeleri uygulamaya hiçbir zaman zorunlu görmemiş olmasıdır. Aynı zamanda uluslararası Siyonist mafyanın yanı sıra başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin de etkisiyle uluslararası kuruluşlar bu ilke ve kuralların uygulanması konusunda Siyonist Rejim İsrail'i ciddi bir baskı altına bırakmamıştır. Filistinli çocukların ve gençlerin yaygın bir şekilde sürekli olarak gözaltına alınmasının çeşitli nedenleri var: Bu etkenlerden biri de Siyonist rejimin bugünkü Filistinli çocuklarına yarının savaşçıları gözüyle bakmasıdır. Siyonist Rejim İsrail bu eylemi ile bu süreci önlemek istiyor ancak tam tersi bir sonuç doğuracağının ve savaş ve direniş iradesinin güçleneceğinin farkında olmadan onları tutuklayıp cezalandırarak büyük yanlış ve hatalı bir adım atıyor. Filistinli çocuklar ve gençler Siyonistlere karşı mücadelede her zamankinden daha fazla kararlılık ve azim duyuyor. 

 

Aslında Batı Şeria'da Aslanlar Yuvası gibi yeni direniş gruplarının oluşması da bu yaklaşımın bir sonucu olarak değerlendirilebilir. İkinci faktör, Siyonist rejimin Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde son yıllarda ve on yıllarda uyguladığı politikaların bu bölgeleri fiilen büyük hapishanelere çevirmiş olmasıdır. Siyonist rejim, direnişin büyümesi ve güçlenmesi nedeniyle Güney Lübnan'da olduğu gibi Gazze Şeridi'nden de çekilmek ve kaçmak zorunda kalsa da, iki milyonu aşkın nüfusuyla insani açıdan en yoğun nüfuslu bölge olan bu bölgeyi kuşatmış ve kolektif cezalandırma yöntemini kullanmıştır. Bu nedenle yıllardır topluca cezalandırma politikası çerçevesinde bölgeyi çevrelemiştir. 

Batı Şeria'da 200'den fazla yerleşim yerinin inşa edilmesi ve bu yerleşim yerlerine yarım milyondan fazla Siyonist göçmenin yerleştirilmesi, tampon duvarının inşasıyla birlikte Batı Şeria'yı ayrı bölgelere dönüştürdü ve aslında sakinleri ve her bölgeyi büyük bir hapishaneye mahkum etti. 

Böyle bir durumda bu bölgelerde yaşayan Filistinliler, bu büyük hapishanelerden direnmekten başka çıkış yolu göremiyorlar ve Siyonist güçler tarafından tutuklanmaktan da korkmuyorlar. Aslında, Filistinli tutuklular, ister çocuk ister yetişkin olsun, büyük bir hapishaneden küçük, sözde tek kişilik hapishaneye naklediliyorlar. 

Bu nedenle, çocuk ya da yetişkin Filistinlilerin tutuklanması ve hapsedilmesi onların yaşam durumlarında ya da direnme ve savaşma iradelerinde pek bir değişiklik yaratmasa da Siyonist rejimin savaş suçlarını her geçen gün daha da derinleştiriyor çünkü ilkelere göre bu gibi tavırlar suç sayılır. 4. Cenevre Sözleşmeleri de dahil olmak üzere uluslararası yasalara göre işgal altındaki toprakların statüsünde herhangi bir değişiklik yapılması ve orada yaşayanların taciz edilmesi suç sayılır. Siyonist mafyanın etkisi ve Batılıların önyargısı nedeniyle de olsa, kovuşturulabilecek savaş suçları olarak bu adımların ortada olması tartışılmaz sayılır.