Kasım 25, 2022 07:44 Europe/Istanbul
  • Astana süreci garantör ülkeler toplantısı sonuç bildirgesi

İran İslam Cumhuriyeti, Rusya ve Türkiye, Astana sürecinin garantörleri 19'uncu toplantısının sonuç bildirgesi ile son verdi. Bu bağlamda Suriye'nin kuzeyine ilişkin anlaşmaların uygulanması ve ülkenin bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne tam olarak bağlı kalınması gerektiğini vurguladı.

Kazakistan'ın ev sahipliğinde düzenlenen 19. Astana Uluslararası Suriye Barış Konferansı'nın sonuç bildirgesinde, Siyonist rejimin Suriye'ye yönelik tekrarlayan saldırgan saldırıları da kınandı. Aynı zamanda Astana sürecinin garantör ülkeleri, Suriye'deki tüm komploları reddederken, "Kuzeydoğu Suriye'de güvenlik ve istikrarın ancak Suriye'nin ulusal egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması temelinde sağlanacağını" vurguladı.

Astana toplantısının sonuç bildirisinde, "Suriye'de terörist grupları destekleyen ve bölücü grupları destekleyen ülkelerin hareketleri kınanmaktadır. Ayrıca Suriye petrolünün çalınması kınanması gereken bir eylemdir ve gelirleri tasfiye edilmelidir, bu ülkenin insanlarına geri dönmelidir." dendi.   Astana sürecini garanti altına alan ülke başkanları 19'uncu toplantısı özel koşullar altında gerçekleştirildi. Buradan hareketle bu görüşmenin, Türkiye ve Suriye liderlerinin üçüncü bir ülkede ikili görüşmeyi tartıştığı bir ortamda yapıldığını söylemek gerekir.

Aynı bağlamda, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'ne yakın Türk yazar "Abdülkadir Selvi", Ankara ve Şam cumhurbaşkanları arasında görüşme gerçekleşebileceğini ifşa etti. 

İktidara yakınlığıyla bilinen Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, Sisi adımından sonra Erdoğan’ın Esad’la 2023 seçimlerinden önce görüşebileceğini yazdı. “İki liderin görüşmesinin seçimlerden önce yapılabileceği belirtiliyor.” diyen Selvi, görüşmenin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ev sahipliğinde düzenlenebileceğini bildirdi.

Daha önce Türkiye Cumhurbaşkanı, Türkiye-Suriye ilişkilerinin istihbarat ve güvenlik düzeyindeki önemine atıfta bulunarak, Suriye Devlet Başkanı ile ikili görüşmenin zamanında yapılabileceğini vurgulamıştı.   Türk makamlarının Suriye makamlarıyla görüşmek üzere istişarelerde bulunması, Astana sürecinin garantörü olan ülke başkanlarının 19. toplantısının önemini artırdı. Geçtiğimiz aylarda Türkiye medyasında ve siyasi atmosferinde Suriye ile ilişkilerin normalleştirilmesi gerektiği konusu ciddi bir şekilde gündeme getirildi. Buna istinaden Özbekistan'ın Semerkant kentinde Şanghay Zirvesi oturum aralarında Beşar Esad ile Recep Tayyip Erdoğan arasında bir görüşme olacağı spekülasyonları yapıldı ancak bu gerçekleşmedi. Daha sonra Recep Tayyip Erdoğan, Semerkant'ta Beşar Esad ile görüşmek istediğini de dile getirdi. Bu çerçevede Şam'ı yöneten yasal hükümet, Türk askeri güçlerinin Suriye'nin kuzeyinden çekilmesi ve Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki silahlı gruplara desteğini kesmesi de dahil olmak üzere ilişkilerin normalleşmesi için ön koşullar önerdi ve sözde Özgür Suriye Ordusu'nun da dağıtılmasına atıfta bulundu. 

Şam'ın koşulları, Suriye'nin kuzeyindeki terör hareketlerinin Türkiye ile Suriye arasında uzlaşma endişesine yol açtı. Bu akımlar istismar edildiklerini şimdi fark etmiş durumdalar.  Bu nedenle bu aldatılmış akımlar Türkiye'ye karşı isyan ve protestolara başlamıştır. Görünen o ki, son olaylar Türk hükümetinin Suriye ile ilişkiler konusunda geçici olarak geri çekilmesine neden oldu.  "Sıfır gerilim" politikasını benimsemek yerine komşu ülkelerle savaşa giren Ankara hükümet yetkililerinin, son yıllarda uyguladıkları tüm politikalardan son dönemde vazgeçtiklerini de göz ardı etmemeliyiz.

Türkiye'nin BAE, Suudi Arabistan, Mısır, Suriye, Irak, Avrupa Birliği, ABD, İsrail ve diğer Akdeniz yönetimleri ile ilişkilerini büyük ölçüde değiştirmesi de bu yönde değerlendirilmelidir. Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin politikaları artık Ankara yetkilileri tarafından bile eleştirildiği için böyle bir revizeye gidilmesi düşündürücü. Aslında, Türk hükümetinin neden bölgedeki bazı ülkelerle ilişkileri bozduğu ve ardından bu ilişkileri gözden geçirmeye başladığı net değil.   Her halükarda Ankara hükümet yetkililerinin geçmişin yanlış politikalarından geri adım atmaktan başka çaresi yok gibi görünüyor.  Genel bir özet olarak, Astana sürecinin garantörlerinin 19. toplantısının Türkiye-Suriye ilişkilerinde son on yıldır yaşanan sorunlara son verebilecek bir durumda gerçekleştiğini söylemek gerekir.