Haziran 25, 2017 08:31 Europe/Istanbul
  • Muhammed bin Salman'ın veliahdliğine muhalefet erken başladı

Mevcut Kral Salman’ın, yaşça daha büyük olan yeğeni Prens Muhammed bin Nayef yerine, Muhammed bin Salman’ı veliaht olarak ataması kimi kesimlerde şaşkınlık yarattı, ama daha önemlisi Muhammed bin Salman'ın veliahtliğe getirtilmesine karşı muhalefet daha erken baş gösterdi ve bu olayın üzerinden 3 gün sonra Suud prensleri içerisinde itiraz sesleri yükselmeye başladı.

Suudi prenslerinden 21 kişi kral Salman bin Abdul Aziz'e gönderdikleri mektupta, Muhammed bin Salman'ın bu makama seçilmesine itirazlarını resmen bildirdi ve bu seçimin yanlış bir seçim olduğunu bildirdiler.

Bilindiği gibi kral Salman 21 Haziran 2017 tarihinde Muhammed bin Nayef'i başta veliahtlik olmak üzere tüm görevlerinden azlederek oğlu Muhammed'i yeni veliaht olarak ilan etmişti.

IŞİD, Müslüman Kardeşler, Hamas ve İral’la işbirliği nedeniye Katar’a yönelik başlatılan abluka konusunda ABD’den sürpriz açıklamalar gelirken, ablukanın başını çeken Suudi Arabistan Krallığı’nda meydana gelen bu önemli değişiklik aslında Suudi Arabistan'da bir şeylerin hiç de iyi gitmediğini ve birilerinin ülkede tüm ipleri ele geçirmek istediğini gösteriyor. Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdülaziz el Suud, veliaht prensi olarak ileride tahta geçmesi beklenen yeğeni Muhammed bin Nayif’in yerine oğlu Muhammed bin Salman’ı getirdi. Aslında bu atama Salman'ın ve Suudi krallarının daha önceki atamalarına kesinlikle hiç benzemiyordu. Zira uzun yıllardan beri bu ülke idaresini kendi babalarının mali gibi sahiplenen Suudi krallığı içinde var olan rituel uyarınca krallık ve veliahtlik ilk etapta Abdülaziz'in oğulları arasında el değiştirmeli ve ardından ilk etaptaki evlatları sıraya göre bu makama getirtilmeleri gerekmektedir. Aancak bu kez sıranın Muhammed bin Nayef'te olmasına rağmen krallık içinde yaşanan yumuşak bir darbeyle Muhammed bin Nayef dışlanarark Amerika, İsrail ve onların casusluk örgütleri CIA ve MOSSAD ile yakın ilişki içinde olduğu bilinen Muhammed Salman bu makama tayin edilmiştir. Bu atamayla kral Abdulaziz'in evlatlarının Arabistan'a hükümet döneminin son bulduğunu ve artık bundan sonra torunlarının iktidara geldiğini de gösteriyor.

Reyl el- Yevm Gazetesi editörü Abdulbari Atvan, Suudi kralın birinci Veliaht, Başbakan ve İçişleri Bakanı Muhammed bin Nayif’i görevden azlederek yerine Muhammed bin Selman’ın getirilmesi ardından yayınladığı bir yazısında gidişatın anlamının Selman için belki bir kaç gün olmasa da bir kaç ay sonra padişahlık yolunda fazla bir mesafe kalmadığını belirtmekte.

Atvan biat töreninde durumun hiç de normal olmadığını, tüm görevlerinden azledilen Muhammed Bin Nayef'in bu törende mevcut geleneklere göre siyah renkli ridasını üzerine almadığını ve rekli bir ridayla törene katılarak mevcut geleneklere aykırı davrandığını ve bununla da belli bir mesaj vermeye çalıştığını, nitekim bu törenden sonra Muhammed bin Nayef'in, Muhammed Bin Salman'ın emriyle ev hapsine alındığını belirtmekte.

Şimdi ise 21 Suud prensinin kral Salman'a mektup yazarak bu atamaya itiraz ettikleri haberi bu alandaki muhalefetin giderek büyümekte olduğuna dair diğer önemli bir işarettir. Zira böyle bir olay şimdiye kadar Suudi krallığında eşi ve benzeri olmayan bir gelişmedir ve bu zümre resmen Muhammed Bin Salman'ın veliahtliğine itirazda bulunmuşlardır. Bender bin Sultan, Mut'ab bin Abdullah ve Turki Faysal gibi Suudi prenslerinden etkili kişilerin bu mektuba imza atanlar arasında olması ise durumun ciddiyetini daha da göstermekte. Bu kişilerin her biri gerçekte veliahdlik iddiasında bulundukları gibi aynı zamanda Muhammed bin Salman'ı bu makama layık da görmemekteler.

Öte yandan Suudi Arabistan, İsrail ile resmi diplomatik ilişkisi olmayan Arap ülkelerinden biri olarak biliniyor ama son yıllarda bölgede meydana gelen gelişmeler, basına sızan gizli görüşmeler, deşifre olan işbirlikleri aralarında diplomatik ilişki olmayan bu ülkenin aslında yoğun bir ortaklık içine girdiğini göstermektedir. Bu ortaklığı tetikleyen en önemli etken ise İran düşmanlığı. Suudi Arabistan Körfez bölgesi başta olmak üzere Ortadoğu'da İran'ın nüfuz alanlarının artmasını kendine bir tehdit olarak görürken İsrail İran'ı kendi bekasına en büyük tehdit olarak görmektedir. Temel olarak İran düşmanlığıyla başlayan ortaklık bölgenin dizaynının da bu çerçevede yapılmasına yönelik plan ve projelerle devam ediyor. 

Prens Muhammed bin Salman’ın en çok dikkat çeken özelliği ise dış politika konusundaki “şahin” tavrı. Haziran ayı ile birlikte Suudi Arabistan’ın Katar ve İran ile yaşadığı gerginliğin dozu iyice artmıştı. Genç Prens ise özellikle İran ile ilgili sert sözleriyle biliniyor:

“Şii iktidarı olan bir ülke ile diyalog söz konusu olamaz. Çünkü onlar İslam dünyasını kontrol etmek istiyorlar. Biz İran’ın birinci hedefiyiz. Savaşın ülkemize gelmesini beklemeyeceğiz. Aksine, savaşın İran’da olması için çalışacağız.”

New York Times’ın aktardığına göre, Beyrut merkezli Carnigie Ortadoğu Araştırmaları Merkezi Yöneticisi Maha Yahya ise Suudi Arabistan’daki değişikliği şöyle yorumluyor:

“Sakin bir diplomasiye ihtiyaç duyduğumuz zamanlardayız. Ateşe körükle gitmek yerine alevleri yatıştıracak soğukkanlı liderlere ihtiyacımız var. Kral Salman yönetimi altında eskisine kıyasla çok daha agresif bir Suudi dış politikası gördük. Şimdi ise işler daha da kızışacak”