Oct 17, 2019 08:18 Europe/Istanbul
  • Erdoğan'dan Sözde Güvenli Bölge Vurgusu

Recep Tayyip Erdoğan Suriye'nin Kuzey ve Kuzey Doğu bölgesinde 444 kilometrelik sınır hattında 33 km derinliğinde sözde güvenli bölgenin oluşturulması ile Suriyeli mültecilerin bu bölgelere yerleştirilebileceğini söyledi.

Recep Tayyip Erdoğan, 7. Türk Konseyi Zirvesi için gittiği Bakü'deki temaslarının ilk gününde Azerbaycan Cum. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'le görüştükten sonra Dünya Türk İş Konseyi Bakü Buluşması Toplantısı'na katıldı. Erdoğan toplantıda yaptığı konuşmada Türkiye ordusunun PKK, YPG ve PYD ile mücadelesine devam edeceğini böylece Suriye'nin Kuzey ve Kuzeydoğu bölgelerini bu gruplardan tamamen kurtaracaklarını vurguladı. 
Recep Tayyip Erdoğan'ın son açıklamaları, onun uluslararası baskılara maruz kalmamak için güçlü destekçiler peşinde olduğunu açıkça göstermektedir. Nitekim daha önce de bir sorunun çıkması halinde Rusya devlet başkanı Putin ile belli girişimlerde bulunacağını da belirtmiştir. 
Buna rağmen Rusya bile hiçbir zaman Türkiye'nin Suriye topraklarına yönelik askeri saldırısını doğrudan desteklememiştir. Moskova, Suriye'nin Kuzeyindeki üslerini boşaltan ve Ankara hükümetinin terörizm bahanesi ile bölgede askeri saldırıları için zemin hazırlayan Washington'un tavırlarının aksine her daim Türkiye'nin bu askeri operasyonuna karşı olduğunu bildirmiştir. 
Rusya'nın Suriye özel temsilcisi Aleksander Lavrentiev ise 15 Ekim salı günü şöyle bir açıklamada bulundu: "Türkiye ordusunun Suriye Kuzeyi ve Kuzey Doğusuna yönelik operasyonu dini ve etnik dengeyi bozacaktır. Çünkü bu bölgelerde sadece Kürtler değil diğer etnik gruplar ve dinlerin mensubu da yaşamaktadırlar. Bu bölgelerin yerlileri olmayanların bu noktalara yerleştirilmesi kuşaktan kuşağa uzun yıllar  bölgede yaşayan yerlilerin hoşnutsuzluğuna neden olacaktır. "
Recep Tayyip Erdoğan'ın son maceracı açıklamaları hususunda askeri uzman, Suriye ordusu emekli Tümgenerali Muhammed Abbas, Tasnim haber ajansına verdiği mülakatta şöyle bir değerlendirmede bulundu: " Erdoğan'ın bu düşünceleri hayalden ibarettir. Bu düşünceler hiçbir zaman gerçekleştirilemeyecek, uygulanamayacaktır. Çünkü bu bölgeler, Türkiye işgalciliği ile mücadele etmek için bir halk direnişi ile ayağa kalkacaktır. "
Türkiye'nin bu operasyonundan güttüğü hedefler bir kenara bırakıldığında bile bu saldırıdan uluslararası toplumda duyulan kaygıların sebeplerinden biri de silahlı Kürt grupların hapsinde tutulan IŞİD'lilerin serbest bırakılması veya kaçmasıdır. Suriye'de terör grupları özellikle de IŞİD terör örgütünün yenilgiye uğradığından beri Suriyeli Kürt militanlar farklı Kürt çoğunluklu şehirlerinde esir tuttukları IŞİD'lilerin büyük bir bölümünü hapislerde tutuyorlar. Doğal olarak Türkiye ordusunun sürdürdüğü saldırısı ve Suriye Kuzeyi ve Kuzeydoğu bölgelerinin yeni bir kaosa ve karmaşık duruma sürüklenmesi ile IŞİD militanları da bu fırsattan yararlanıp kaçmak isteyecektir. Bu konu ise dünya ülkelerinin özellikle de Rusya'nın bu operasyondan ciddi derecede rahatsız olmasına neden olmuştur. 
Rusya Devlet başkanı Vladimir Putin Türkiye'nin Barış Pınarı harekatı sonrası yaptığı konuşmasında da bu konuya şöyle değinmişti: "Şimdi de Türkiye askeri güçlerinin bölgeye girmesi ile Kürtler bu bölgelerdeki üslerini boşaltmaktadırlar. IŞİD'liler ise bu bölgelerden kaçma imkanı bulmuşlardır. "
Üst düzey Rus makamlarının bu husustaki uyarıları Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriye topraklarına operasyon düzenlemekte büyük güçlerle koordineli hareket edildiği iddiasının da doğru olmadığını sadece bu saldırıyı izah etmek için bir araç olduğunu gösteriyor./

Görüşler