Oct 18, 2019 08:06 Europe/Istanbul
  • Türkiye
    Türkiye

Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptırım tehditleri hususunda, "Hedefimiz belli, herhangi bir yaptırım konusunda endişemiz yok. Barış Pınarı Harekatı hedeflerine ulaşana kadar devam edecek. " ifadelerini kullandı.

Erdoğan'ın açıklamalarında şu ifadeler yer alıyor: Münbiç'e rejimin girmesi benim için çok çok olumsuz değil. Niye? Sonunda bunların kendi topraklarıdır. Ama burada terör örgütlerinin kalmaması benim için önemli. Yani bizim onlara söylediğimiz “Burada YPG/PYD kalacak mı kalmayacak mı?” Sayın Putin'e de ben bunu söyledim. Eğer terör örgütlerinden Münbiç'i temizliyorsanız, buyrun buranın bütün lojistiğini siz sağlayın veya rejim sağlasın. Ama yok bunu böyle yapmayacaksınız, oradaki aşiretler bize 'gelin bizi kurtarın' diyor. Çünkü Münbiç'in tamamına yakını yüzde 85-90’ı Arapların. Kürtlerin değil. Fakat şu ana kadar böyle bir şeyin cevabını ne Sayın Putin'den aldık ne de rejimden bize böyle bir şey ulaştı. Kobani'ye gelince, biliyorsunuz daha çok Kürtlerin bulunduğu bir yerdi. Sayın Obama döneminde bir gece beni aradı ve 'Bize yardım edin, Kobani'yi bizim almamız gerekiyor. Oradaki insanları bu teröristler öldürüyor' dedi. 'Siz ne yapacaksınız' dedim. Dedi ki 'Biz şu an oraya silah, mühimmat desteği vereceğiz' dedi. 'Kime vereceksiniz?' diye sordum. 'Orada yaşayanlara' dedi. 'Orada yaşayanlar bu silahı, mühimmatı kullanabilecek konumda mı?' diye sorduğumda ise 'Onu bilemem' dedi. Ve maalesef o gece bize dürüst davranmadı. Sabaha doğru uçakla oraya silah, mühimmat, araç, gereç her şey indirdiler. Daha sonra biliyorsunuz biz bunu video kayıtlarıyla zaten bütün dünyaya da tanıttık. Peki ne oldu? Oradaki mücadelenin sonucunda 300 bin civarında orada yaşayan Kürtler bizim topraklarımıza geldi. Şu an 300 bin Kürt, Kobanili bizim topraklarımızda yaşıyor. Fakat tabi Batı bunu asla konuşmuyor. Güya biz Kürtleri asıyoruz, kesiyoruz, öldürüyoruz. Öyle bir şey yok. Dolayısıyla Kobani ile ilgili sayın Trump'ın akşamki ifadesi 'orayı vurmayın'. Biz dedik orada sadece şöyle bir çevreleme harekatı yapmış durumdayız. Kobani'nin içiyle şu anda ciddi manada ilgilenmiyoruz. “Ancak farklı bir gelişme olursa tabi ki buna müdahale edilebilir” dedik.

Türkiye ve Amerika Suriye krizinin oluşmasındaki baş aktörler olmalarına rağmen şimdi de Suriye Kuzeyi hususunda ciddi ihtilaflar yaşamaktadırlar. 

Türkiye Suriye krizinin başladığı dönemde muhalifler ve terör gruplarını destekleyerek Suriye krizini daha da çetrefilli hale getirdi. 

Türkiye'nin Özgür Suriye Ordusu ve Nusra Cephesi gibi grupları desteklemesi Suriye'deki yıkım ve cinayetlerin artmasına neden oldu. 

Ayrıca Türkiye'nin müdahaleleri diğer bölge dışı aktörlerin ve müdahalecilerin de Suriye'nin parçalanması için zeminin hazırlandığına kanaat getirmelerine neden oldu. 

Buna karşın Amerika Suriye yönetiminin demokratikleştirilmesi gibi yozlaşmış sloganlara dayanarak Suriye egemenliğini ihlaline ve ülkenin bir kısmını işgal etmesine neden oldu.  Ancak Amerika'nın bu sinsi planı Suriye milletinin uyanışı ile suya düştü. 

Amerika uluslararası kuralları açık bir şekilde ihlal ederek Suriye Kuzeyinde silahlı gruplar ve örgütler oluşturarak onları IŞİD ile mücadelede kullandıktan sonra ve tüketim tarihlerinin bitmesinin ardından onları Türkiye'ye havale etti. 

Bu iki ülkenin girişimleri Suriye'de ve bölgede istikrarsızlığın devam etmesine neden oldu. Bölge ülkeleri ayrıca milli aktörler ise bu deneyimden tecrübe kazanması ve bir kez daha kriz yaratan ülkeler karşısında ülkelerinin istikrarı ve egemenliğinin ayakları altına alınmasına müsaade etmemeleri gerekiyor. 

Suriye krizi aslında en başından beri milli diyalog ve huzurlu bir ortamda Suriye milleti lehine çözülebilirdi. Ancak Amerika ve Türkiye'nin müdahaleleri ile bu kriz daha da büyüdü ve çözümden git gide uzaklaştı. 

Aslında Türkiye de artık bölgedeki gerçekleri anlamış ve Amerika'nın Türkiye'ye yönelik sinsi planlarını anladığı bir sırada uzun vadeli çıkarlarının koruması için Suriye hükümeti ile koordineli hareket etmelidir. 

İlk adımda bu krizin çözülmesi için Suriye milli egemenliğine saygı duyulmalı ve terörizm ile mücadele eksen olarak baz alınmalıdır. 

Etiketler

Görüşler