Mart 29, 2020 12:36 Europe/Istanbul
  • Korona virüsü; takvaya ulaşma yolu

Bir insan nasıl olur da korona virüsün bedenine vereceği ağır zararların bilincinde olduğu ve bu virüse yakalanmamak için tüm sağlık kurallarına uyarak ve bu ölümcül etkene karşı aşı üreterek sağlığını güvence altına almaya çalıştığı halde, insanları defalarca ve yer yer günahtan ve insan ruhu üzerinde tahribata yol açan olumsuz sonuçlarından sakındıran ve panzehiri olarak takvayı sunan ve herkesin bu sayede kurtulacağını buyuran Allah tealanın emrine karşı çıkar?

Evet, bir süredir sadece ülkemiz değil, neredeyse tüm dünya korona virüs salgını ile mücadele veriyor. Bu davetsiz misafir sağlığımızdan başka dünya ekonomisini de hedef aldığı anlaşılıyor ve hepsinden daha önemlisi, sevdiklerini kaybeden ailelerin asla unutamayacakları acı ve kederdir.

Hal böyleyken biz de korona virüsün toplum ve bireylerin üzerindeki etkilerinden söz etmek istedik.

Gerçi korona virüs kısa süredir ortaya çıktı ve tüm insanlar bu ölümcül etkenden uzak durmaya çalışıyor ve hatta en ağır kısıtlamaları ve karantina koşullarını canı gönülden kabul ederek korona virüsten etkilenmemek istiyor; uzmanlar da bu afeti ve şom tesirlerini beşeriyetin başından savmak üzere aşısını bulmaya çalışıyor, ancak alemleri yaratan yüce Allah yaratılışın ta başında insanları günah işleyerek şeytana yaklaşmamaları konusunda uyardığı bilinen bir gerçektir, nitekim dini ilimler ve İslami ahlak uzmanları da ilahi emir gereği insanları takvaya davet ediyor ve bunu şeytan hilelerinden kurtuluş yolu olarak beyan ediyor. ancak ne var ki insan zaman zaman bunu unutuyor ve ilahi nimetler bol olunca, ahiret aleminde kurtuluşuna ve saadetine vesile olacak bu uyarıları ciddiye almıyor ve bir tek bu fani ve geçici dünyayı düşünerek ahiret alemine hiç bir birikim yapmıyor.

 

Bir insan nasıl olur da korona virüsün bedenine vereceği ağır zararların bilincinde olduğu ve bu virüse yakalanmamak için tüm sağlık kurallarına uyarak ve bu ölümcül etkene karşı aşı üreterek sağlığını güvence altına almaya çalıştığı halde, insanları defalarca ve yer yer günahtan ve insan ruhu üzerinde tahribata yol açan olumsuz sonuçlarından sakındıran ve panzehiri olarak takvayı sunan ve herkesin bu sayede kurtulacağını buyuran Allah tealanın emrine karşı çıkar? Oysa insanın açık göz, duyan kulak ve uyanık kalbi ile bu tavsiyeleri ve emirleri ciddiye alması ve her daim ilahi emin kata sığınması gerekir.

 

Kuşkusuz bu şartlar bizim Allah tealaya daha fazla yönelme fırsatı olarak değerlendirilmesi gerekir. Bir virüs ancak çok güçlü mikroskoplarla görülebildiği halde yeryüzünde beşeri hayatı tümüyle yok edebilecek güce sahiptir. Bu konu, insanları büyük ve yüce Allah karşısında ne denli zayıf ve naçizane olduğunu anlamasına yardımcı olur. O zaman kibir ve bencillik basamaklarından aşağı inmek ve gönülleri gafletten ve bihaber olmaktan kurtarmak ve varlık aleminin en güçlü ve yegane yaratıcı olan Allah tealaya muhtaç olduğu bilincine varmak gerekir. nitekim Kur'an'ı Kerim’in Fatır suresinin 15. ayetinde şöyle buyurur:

Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve övülmeye lâyık olan ancak O'dur.

Buna göre milletlerin başına bela olan korona virüs afeti aslında nimet kisvesinde insanlara geldiği ve onları cahillik ve gafletin ölümcül vadisinde bilinç ve marifetin doruk noktasına taşıdığı söylenebilir.

 

Allah teala birçok kez kullarını emirlerine uymayan ve cehenneme düşenlerin görecekleri azap konusunda uyarıyor ve takvalı olma ve günahtan uzak durma konusunda ikazda bulunuyor; ancak kulların önemli bir bölümü bu ikazları dikkate almıyor ve Kur'an'ı Kerim’in buyurduğu üzere az sayıda insan bu ikazlara kulak veriyor.

Eğer bizler bedenimizi korona virüsten korumak için çaba harcıyor ve gerekli tavsiyeleri uyguluyorsak, bir o kadar da ruhumuzu ve nefsimizi temizlemeye ve ahlaki rezilliklerden ve günahlardan uzak durmaya özen göstermeli ve güncel yaşamımızda amellerimize dikkat ederek ruhumuzu çirkin sıfatlardan arındırmaya ve iyi sıfatlarla bezemeye bakmalıyız.

Bugün korona virüs ile yüzleşmekte ne kadar aciz olduklarını fark eden insanlar yüce Allah katına yönelerek tevbe etmeye ve O’nun karşısında ne denli aciz olduklarını dile getirmeye başlamıştır; zira ilahi dünya görüşüne göre insanlar afetlerde ve sıkıntı durumlarında dua etmeleri ve yüce Allah’tan afiyet ve sıhhat talep etmeli, böylece evvela yüce Allah’ın azameti ve sonsuz gücü karşısında aciz olduğumuzu itiraf etmiş oluyor ve ikincisi de başa gelen beladan ruhumuzu geliştirmeye ve marifetimizi arttırma yolunda yararlanmış oluyoruz.

Bu çerçevede İmam Seccad -s- Münacat’ul Zakirin adı ile anılan Sahife-i Seccadiye adlı kitabının 13. münacatında kulların dikkatini ilahi kata yönelmek ve tevbe etmeye çekerek şöyle buyuruyor:

Ey yüce Rabbim, seni zikretmekten başka her türlü zevk ve seninle olmaktan başka her türlü rahat ve senin katına yaklaşmaktan başka her türlü sevinç ve sana itaat etmekten başka her türlü uğraştan ötürü senden özür dilerim. Ey yüce Rabbim, sen “Siz beni anın ki ben de sizi anayım” diye buyurdun. Bize seni yad etmeyi emrettin ve sen de bize şeref, izzet ve keramet bağışlayarak bizi yad edeceğini buyurdun. Simdi senin emrin üzerine seni yad ediyoruz; o zaman sen de ahdine vefa et, ey yad edenleri yad eden ve ey mihribanların en mihribanı.

 

Korona virüs salgını tüm dünyayı sardığı ve dikkatleri üzerine çekerek kaygılara yol açtığı bir sırada, bireysel ve sosyal sağlık kurallarına uymaktan başka önemli konulardan biri de sakin olmak ve soğukkanlı davranmaktır. Allah teala Rad suresinin 28. ayetinde şöyle buyurur:

Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.

Dolayısıyla şimdiki hassas şartlarda Allah tealaya sığınmalı ve kalbimize huzur vermesi için O’na yalvarmalı, böylece bu şom virüsten korunarak bu günleri sağ salim geride bırakmalıyız.

Bundan başka bu tür durumlarda sadaka vermeye de özel vurgu yapıldığı ve afetlerden ve musibetlerden korunmanın önemli yollarından biri olduğu ifade edildiği belirtilmelidir. Bu bağlamda İmam Bakır -s- şöyle buyurur:

Sadaka insandan yetmiş belayı ve ayrıca kötü ölümü uzaklaştırır. Sadaka veren insan hiç bir zaman kötü ölümle bu dünyadan ayrılmaz.

Sadaka ayrıca hastaların şifa bulmasında etkilidir. Masum imamlar -s- hastalarınızı sadaka vererek tedavi edin, iye buyurmuştur.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei de korona virüs salgını şartlarında vatandaşları Sahife-i Seccadiye kitabının yedinci duasını okumaya tavsiye etti. Bu kitap dördüncü İmam Hz. Seccad'ın dualarını içeren bir kitaptır. Yedinci duada insan Allah teala karşısında acizliğini itiraf ediyor ve başına gelen acı ve elemin bertaraf edilmesini niyaz ediyor.

Allah’ın sonsuz gücüne iman eden insanlar hiç bir zaman zorluklara ve sıkıntılara karşı umudunuz yitirmez. Hakiki mümin, yaşamın zor şartları ile karşılaştığı zaman her şey O’nun iradesine bağlı olduğunu ve kullarına sabrettikleri takdirde zafer vaadinde bulunduğunu çok iyi bilir ve bu yüzden umutsuzluğa kapılmadığı gibi imanı daha da artar ve daha güçlü bir şekilde sabrederek direnir.

Evet, ne mutlu korona virüsün insanların takvalı olmalarına uzanan bir yol olduğu sonucuna varan ve bundan ibret alan insanlara.

Korona virüs yüce Allah’ın insanları sakındırdığı ve panzehiri olarak da takvayı tavsiye ettiği ve insanların emniyetini bu sayede güvenceye aldığı sakınılması gereken günahlar gibidir. Nitekim bu virüsün ortaya çıkmasından sonra tüm uzmanlar insan cismini bu ölümcül virüsten korumak üzere aşısını yapmaya çalıştığı gibi, biz de ruhumuzu etkileyen günahlardan uzak durmak için takva panzehiri ile kendimizi donatmalı ve ruhumuzu her türlü kötülükten ve günahtan arındırmalı ve ilahi kata daha da yaklaşmaya çalışmalıyız.

 

Görüşler