Haziran 23, 2020 20:56 Europe/Istanbul
  • Trump’ın uluslararası kurumlara karşı agresif tutumu - 2

Amerika Başkanı Donald Trump’ın uluslararası kurum ve kuruluşlara yönelik saldırılarının en son örneği, savaş suçları ve beşeriyete karşı cinayet durumları ile ilgilenen uluslararası ceza mahkemesine yaptırım uygulamak oldu.

Gerçekte Trump sadece Amerika’nın rakipleri ve düşmanlarına karşı değil, Washington’un istek ve çıkarlarına karşı çıkan uluslararası kurum ve kuruluşlara karşı yaptırım silahını ve iktisadi gücünü kullanmayı da dış politikasının önceliklerinin en başına yerleştirdiği anlaşılıyor. Trump dünya sağlık örgütüne mali yardımlarını keserek bu örgütten çekildikten sonra şimdi de Amerika ve müttefiki siyonist İsrail’in cinayetlerini ele almak isteyen uluslararası ceza mahkemesinin yargıçları ve savcıları ve çalışanlarına yaptırım uyguluyor.

Amerika Başkanı Donald Trump 11 Haziran 2020’de bir karara imza atarak uluslararası ceza mahkemesine yaptırım uygulanmasının yolunu açtı. Trump bu kararı uluslararası ceza mahkemesi Amerikalı terörist askerlerin Afganistan’da işledikleri cinayetleri araştırmaya karar vermesi üzerine imzaladı. Trump’ın kararı Amerika Dışişleri Bakanlığı’na Hazine Bakanlığı’nın istişareleri ile Amerika’nın Afganistan’daki cinayetlerini araştıran uluslararası ceza mahkemesi yargıçlarının mal varlığına el koyma yetkisi veriyor. Bu karar ayrıca bu cinayet dosyası ile ilgilenen uluslararası ceza mahkemesinin çalışanlarının Amerika’ya ziyaretlerinin engellenmesini de kapsıyor.

 

Beyaz saray yaptığı açıklamada, Trump’ın kararı gereği uluslararası ceza mahkemesinin yetkililerinin Amerika’daki mal varlığı bloke edileceğini ve hepsine ve yakınlarına Amerika’ya giriş kısıtlaması uygulanacağını belirtti.

Trump’ın imzaladığı yaptırım kararında, ABD kendi vatandaşlarını ve müttefiklerini bu mahkemenin eziyet ve tacizlerine karşı korumak üzere gerekli tüm tedbirleri uygulayacağı belirtiliyor.

Beyaz saray Sözcüsü da yaptığı açıklamada, uluslararası ceza mahkemesinin uygulamaları Amerika halkının haklarına saldırı ve ülkesinin milli egemenliğinin ihlali olduğunu ileri sürdü.

 

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo de bir basın toplantısında şöyle dedi:

Uluslararası ceza mahkemesi bizim Afganistan’daki askerlerimiz hakkında soruşturma yürütmeye hakkı yoktur; biz Roma tüzüğünün üyesi değiliz.

ABD Savunma Bakanı Mark Esper de şu açıklamayı yaptı:

Uluslararası ceza mahkemesinin Amerikalı askerlerin hakkında soruşturma yapma çabası uluslararası yasalara aykırıdır.

Aslında Amerika bu kararla uluslararası ceza mahkemesinin yargıçlarını, savcılarını ve hatta çalışanlarını Amerikalı terörist askerlerin Afganistan’da ve siyonist rejim askerlerinin Filistin’de işledikleri cinayetleri soruşturmaya cesaret edememelerini sağlamaya çalışıyor.

 

Amerika yönetimi uluslararası ceza mahkemesi Amerikalı terörist askerlerin Afganistan’da işledikleri korkunç cinayetleri araştırmaya başlamadan önce yaptırım kararını açıkladı. Amerikalı yetkililer bu kez yine her zaman ileri sürdükleri bahaneleri ileri sürüyor ve mahkemenin salahiyetini sorgulamanın yanında bir de Rusya’nın bu mahkemenin çalışma sürecine müdahale ettiğini iddia ediyor.

Bu doğrultuda ABD Adalet Bakanı William Bar, Washington yönetimi uluslararası ceza mahkemesinde geniş çaplı fesat söz konusu olduğunu ve Rusya’nın da bu mahkemenin içişlerine karıştığını ortaya koyan kesin kanıtları olduğunu iddia etti.

 

Amerika terör devleti 2001 yılında 11 Eylül saldırılarını bahane ederek Afganistan topraklarına saldırdı. Amerikalı terörist askerler Afganistan’ın 19 yıllık işgali sırasında bu ülkenin insanlarına karşı en korkunç cinayetleri işlediler ve binlerce masum sivili katlettiler ve bu cinayetleri için hiç bir ceza almadılar. 11 Mart 2012’de Kandihar eyaletinin Pencvai ilçesinde 17 sivilin katledilmesi ve cenazelerinin yakılması, 2015’te Kunduz kentinde sınır tanımayan doktorlar örgütünün hastanesine hava akını düzenlenmesi, başta Begram olmak üzere Amerika’nın Afganistan’daki gizli hapishanelerinde CIA ajanlarının tutuklulara en korkunç işkenceleri uygulaması, Amerika’nın sürekli insan hakları örgütleri tarafından eleştirilen cinayetlerine bazı örneklerdir.

 

Ancak tüm bu cinayetlere rağmen Amerika terör devleti kendini her şeyin üstünde görüyor ve askerlerinin de uluslararası hukuk ve yasalara karşı dokunulmazlığı bulunduğunu iddia ediyor. şimdi de uluslararası ceza mahkemesi Afganistan’da Amerikalı terörist askerlerin işlediği cinayetleri ele almak istediği bir sırada ABD Başkanı Trump mahkemeye baskı uygulamak amacıyla uluslararası bu mahkemenin yetkililerine ve hatta ailelerine yaptırım uyguluyor. Amerika yönetimi şimdiye kadar birçok kez uluslararası ceza mahkemesinin Amerikalı terörist askerlerin Afganistan’da işledikleri cinayetleri araştırmasına karşı çıktı ve mahkemenin yargıçlarını tehdit etti. Bu durum başlı başına Trump yönetiminin Amerikalı terörist askerlerin Afganistan’da işledikleri cinayetlerin bilincinde olduğunu ortaya koyuyor.

 

Ancak Amerika’nın tüm baskılarına rağmen uluslararası ceza mahkemesi ve savcıları bu dosyayı ele almaya karar verdi. Uluslararası ceza mahkemesi 5 Mart 2020’de Afganistan’da işlenen savaş suçları ve beşeriyete karşı cinayetleri ve özellikle CIA ajanlarının uygulamalarını soruşturmayı onayladı. Mahkeme yargıçlarının kararına göre bu dosyada Afganistan’da 1 Mayıs 2003’ten sonra işlenen ve Amerikalı terörist askerlerin muhtemelen eli bulunduğu cinayetler araştırılacak. Böylece Amerikalı terörist askerlerin Afganistan’da Taliban’a karşı savaş açtıkları günden itibaren şimdiye kadar geçen sürede işledikleri cinayetler uluslararası ceza mahkemesi tarafından mercek altına alınıyor.

 

Uluslararası ceza mahkemesi bu kararı Amerika ile Taliban arasında sözde barış anlaşması imzalandıktan sonra aldı. Uluslararası ceza mahkemesi savcısı Fato Bensuda Kasım 2017’de Afganistan’da yaklaşık on yıl süren bir ön araştırmanın ardından mahkeme yargıçlarından Afganistan’da geniş çaplı soruşturma yapılmasını istedi.

Bensuda şöyle dedi:

Amerikalı askeri ve istihbarat güçlerinin Afganistan savaşıyla ilgili tutuklulara karşı özellikle 2003 ve 2004 yıllarında işkence uyguladığı, acımasızca davrandığı, saygısızlık ettiği, tecavüz ve cinsel şiddet uyguladığı yönünde bazı bilgiler bulunuyor.

 

Uluslararası ceza mahkemesi 2018 yılında Afganistan’da işlenen savaş suçu kurbanlarından binlerce davayı kayda aldı ve sonuçta mahkeme savcısının bu konuyu araştırması kararlaştırıldı. Bu karar ise Amerika’nın sert tepkisiyle karşılaştı. Amerika yönetimi uluslararası ceza mahkemesinin üst düzey yetkililerini tehdit etti ve savcı Bensuda’nın Amerika vizesini iptal etti.

 

Uluslararası ceza mahkemesi tüzüğünün 5.maddesine göre bu mahkemenin soykırım, beşeriyete karşı cinayet, savaş suçu ve tecavüz suçu gibi suçlara bakma yetkisine sahiptir ve bu başlıklar tüzükte açıkça ifade edilmiştir.

Uluslararası hukuk uzmanı Mehdi Zakerian Uluslararası ceza mahkemesinin yetki alanlarına işaretle şöyle diyor:

Mahkemenin Afganistan durumuna el atması illegal bir durum veya Amerika’nın iddia ettiği gibi kesinlikle siyasi bir hareket değildir ve sadece bu mahkemenin yetki alanlarına göre adaleti yerine getirmek üzere gündeme alınmıştır.

Buna göre Uluslararası ceza mahkemesi savcısı Bensuda Amerikalı terörist askerlerin ve CIA ajanlarının Afganistan’da savaş suç işlediklerini gösteren kanıtlara ulaştı ve buna göre bu konu hakkında soruşturma süreci 2017 yılında başladı. Amerika terör devleti ise o tarihten itibaren açıkça Uluslararası ceza mahkemesini tehdit etmeye ve bu kuruma yaptırım uygulayacağını dile getirmeye başladı

Aslında birçok gözlemci, ABD Başkanı Donald Trump Uluslararası ceza mahkemesinin konumunu ve şanını göz önünde bulundurarak böyle bir şeyi yapmayacağını ve savurduğu tehditler de sadece mahkeme savcısını Amerika’nın Afganistan’da işlediği cinayetleri araştırmaktan vazgeçirmeyi amaçladığını söylüyordu. Ancak Trump her zaman hareketleri öngörülmez olduğunu ispat eden bir Başkan olarak Uluslararası ceza mahkemesi çalışanlarına yaptırım ve seyahat yasağı uygulanması yönünde talimat verdi

Aslında beyaz sarayın Uluslararası ceza mahkemesinin çalışanlarına seyahat yasağı getirmesinin esas amacı, mahkeme üyeleri ve Afganistan dosyası üzerinde çalışanlarının dosya ile ilgili seyahatlerini engellemekti; gerçi bu karar mahkemenin konumu ve nüfuzu itibarıyla uygulanamayacağı kesindir.

Öte yandan Uluslararası ceza mahkemesi yargıçları ve savcılarının Amerika’ya girişine yasak getirilmesi ve mal varlıklarına el konma kararı da Trump yönetiminin mahkeme çalışanlarına yönelik uyguladığı diğer yaptırımlardı. Amerika terör devleti Uluslararası ceza mahkemesini Afganistan dosyasını siyasi saiklerle ele almakla suçluyor

Gerçeket Donald Trump yönetimi Amerika’nın dış politika alanında başka ülkelere ve uluslararası kurum ve kuruluşlara karşı zora başvurma, tehdit etme ve yaptırım dayatma yollarına ağırlık veriyor ve Uluslararası ceza mahkemesi hakkında da aynı yöntemi izlemeye başladığı anlaşılıyor.

Uluslararası ceza mahkemesi 2002 yılında ve 1998 yılında onaylanan Roma tüzüğü temelinde soykırım, savaş suçları ve beşeriyete karşı cinayet dosyalarını ele almak üzere kuruldu; ancak Amerika ve katil rejim İsrail bu mahkemeye üye olmayı reddetti.

Amerika yönetimi Bill Clinton’un başkanlık döneminde Uluslararası ceza mahkemesinin kurucu belgesi olan Roma tüzüğünü imzaladı, ancak oğul Bush yönetimi imzayı geri aldı ve mahkemenin yetkinliğini kabul etmediklerini açıkladı.

Oğul Bush döneminde bu imzanın geri alınması, Amerikalı yetkililerin ta o günden Uluslararası ceza mahkemesinin muhtemel soruşturmalarından korktuklarını ortaya koyuyor; zira Afganistan ve Irak saldırıları ve işgali oğul Bush döneminde gerçekleşti ve ABD terör ordusu ve CIA ajanları bu iki saldırıda korkunç cinayetlere imza attı

Ancak Amerika terör devletinin yaptırım kararı dünya genelinde tepkilere neden oldu. En başka Uluslararası ceza mahkemesi Amerika’nın yaptırım kararını talihsizlik niteleyerek, buna rağmen faaliyetlerini sürdüreceğini açıkladı. Uluslararası ceza mahkemesi açıklamasında şöyle dedi:

ABD Başkanı Trump’ın bu mahkemenin Afganistan’da işlenen savaş suçlarını araştıran çalışanlarına yaptırım uygulaması sadece Uluslararası ceza mahkemesine değil, aynı zamanda bu savaş suçlarının kurbanı olanların çıkarlarına da saldırıdır

Aslında bu saldırı, Amerika’nın Uluslararası ceza mahkemesine yönelik görülmemiş saldırılarının en yeni olanıdır. Uluslararası ceza mahkemesi açıklamasında Amerika’nın kararını uluslararası bir kurum olan bu mahkemenin yargı sürecine ve yasalara müdahale olarak değerlendirdi. Mahkeme aynı zamanda Amerika’nın dayattığı yaptırımlar kabul edilemez olduğunu ve mahkemenin vereceği kararları etkilemeyeceğini, mahkeme faaliyetlerini eskisi gibi sürdüreceğini vurguladı

BM de ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptırım kararına tepki gösterdi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres Amerika Başkanı Trump’ın Uluslararası ceza mahkemesine yaptırım kararından kaygı duyduğunu açıkladı.

Amerika’nın Avrupalı müttefikleri de Trump’ın mantıksız zorbalığına sert tepki gösterdi. AB troykası Almanya, Britanya ve Fransa yönetimleri de Washington’un kararını eleştirerek kabul edilemez niteledi. AB ve bazı insan hakları örgütleri de kararı eleştiren kurumların arasında yer aldı

Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Josep Borrell de bir bildiri yayımlayarak ABD Başkanı Trump’ın Uluslararası ceza mahkemesine yaptırım uygulamasını kınadı. Borrell bildiride, bu hareketin ciddi kaygılara yol açacağını, AB Uluslararası ceza mahkemesinin sıkı hamilerinden bir olduğunu kaydetti.

Uluslararası insan hakları örgütleri de Trump’ın kararını sert bir dille eleştirdi. İnsan hakları gözetleme örgütü Başkanı Richard Diker, banka hesaplarının bloke edilmesi ve seyahat yasağı, suçluları mahkeme önüne çıkaranlara değil, insan haklarını ihlal edenlere uygulanması gerektiğini vurguladı

İran İslam Cumhuriyeti de Amerika Başkanı Donald Trump’ın bu kararına tepki gösteren ülkelerden biriydi. Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif beyaz sarayın Uluslararası ceza mahkemesine dayattığı yeni yaptırımlara işaret ederek, mahkeme diplomat görüntüsü veren bir avuç eşkıya ve yasalara karşı çıkanların haraç kesmelerinin hedefi haline geldiğini kaydetti.

Bundan önce Donald Trump yönetiminin üst düzey bazı yetkilileri beyaz saray Uluslararası ceza mahkemesinin Washington ve müttefiki korsan İsrail’in cinayetlerini muhtemel araştırma girişimini engellemek için bu mahkemeye yaptırım dayatabileceği uyarısında bulunmuştu.

Amerika’nın milli güvenlik eski danışmanı John Bolton Eylül 2018’de Uluslararası ceza mahkemesi ve bu mahkemeye destek veren ülkeleri Amerika ve siyonist rejim hakkında muhtemel soruşturma başlatmaları durumunda yaptırımla tehdit etmişti. Bolton şöyle dedi:

Biz onların Amerika’nın mali sistemindeki mal varlığına el koyar ve ABD yargı kurumunda yargılarız. Biz aynı uygulamaları Uluslararası ceza mahkemesinin Amerikalıların hakkındaki soruşturmalarına yardım edenler için de yaparız

Donald Trump yönetiminin üst düzey yetkililerine göre Amerikalılar dünyanın diğer insanlarından üstündür ve hatta Afganistan savaşı başta olmak üzere çeşitli savaşlarda işledikleri cinayetleri hiç kimse sorgulayamaz. Trump yönetimi aynı tutumu siyonist rejim için de sergiliyor.

Her halükarda Donald Trump yönetiminin son kararı, Amerika terör devletinin şom hedefleri ve çıkarlarına ulaşmak için uluslararası yasaları hiçe saydığını ve adalet için çalışan ve savaş suçu ve beşeriyete karşı cinayet işleyenleri cezalandırmak isteyen Uluslararası ceza mahkemesi gibi kurumları da umursamadığını gösteriyor.

 

 

Etiketler

Görüşler