Ekim 29, 2020 06:23 Europe/Istanbul
  • Fransa'nın Dünya Müslümanlarının Protestolarına Çifte Standartlı Tepkisi

Fransa'da Allah Resulü Hz. Muhammed saa'e yönelik hakaret içerikli karikatürlerin yayımlanması ve ardından da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un bu girişimleri ifade özgürlüğü adı altında ısrarlı savunması ve devamına vurgu yapması ile islamofobik çalışmaların şiddetlenmesi ile dünya Müslümanlarının da öfkelenmesi sonucu İslami ülkelerde Fransız malların yaptırımlara tabi tutulması süreci başladı.

 Bu durum ise Fransa hükümetinin  kaygılanmasına ve telaşlanmasına sonuçta da alelacele tepki göstermesine yol açtı.  Fransız makamlar bir yandan  Fransa ile İslam dünyası arasında bir sürtüşmeyi reddedip  bir diğer yandan da  Macron  aleyhinde sert tepkide bulunan Türkiye gibi İslami ülkelere tehdit savurmaya başlamıştır. 

Bu doğrultuda Fransa'nın İsveç'teki  büyükelçisi Etienne De Gonneville   Macron'un açıklamalarından dolayı ülkesi ve İslam alemi arasında her türlü karşı karşıya gelmenin  muhtemel olmadığına işaretle  ülkesinde bulunan yaklaşık 4 ila 8 milyon Müslüman vatandaşın da  Fransa'nın Müslüman bir ülke sayıldığını ve zaten İslam'ın bu ülkede ikinci büyük din olduğunu belirtti. 

 Bu açıklamalara rağmen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron  temelsiz iddialarda bulunarak  İslam'ı  krizde bulunan bir din olarak adlandırıp   bu ülkenin hükümetinin daha sert seküler siyasetler izleyeceğini söylemiştir. 

Macron  son dönemde  yaptığı konuşmada   Allah Resulüne yönelik hakaret ve saygısızlık içeren karikatürlerin yayımlanmaya devam edeceğine de  vurgu yaptı.  Ancak  bu açıklamaların ardından  " Fransız Ürünlerin Boykotu" hashtag'i  Arap ülkelerde birinci sırada trende dönüşmüştür. Bu doğrultuda bir çok Fransız ürün Müslüman ülkelerde boykot edilmiştir. 

Macron'un  İslam'a yönelik tutumunun bu ülkenin İsveç büyükelçisi bakışı ile tamamen farklı olduğu ortadadır. 

Gerçekte Fransa hükümetinin İslam'a ve Müslümanlara karşı siyaseti  Macron'un açıklamaları temellidir. 

Paris,  kasten İslam karşıtı propagandif çalışmaları özellikle de Allah Resulüne yönelik saygısız tavırları yaymak amacı ile   İslam dini ile mücadele etmeye kalkışmıştır. 

 Lübnan'ın  baş müftüsü Şeyh Abdüllatif Duryan  Fransa'da Allah Resulüne yapılan saygısızlığın tüm dünya Müslümanları hakkında yapılan saygısızlık olduğuna değinerek  şöyle dedi:"   İfade özgürlüğü ve düşünce özgürlüğü diğerlerinin düşüncelerine saygısızlık anlamına gelmez.  Mutlak özgürlük kavramı tekrar gözden geçirilmelidir. "

İstatistikler göz önünde bulundurulduğunda ise  İslam'ın Avrupa'nın büyük ülkelerinde de günden güne  büyüdüğü, Macron gibi şahısların  İslam karşıtı çalışmalarının  İslam'a nefreti arttıramayıp  tam tersi insanların bu semavi dine ve ilahi peygamberine yönelik ilgisini ve merakını yoğunlaştığını gösteriyor. 

Bir diğer yandan ise Fransa hükümeti   İslam karşıtı girişimlerini eleştirenlere tehdit silahına yönelmiştir. Bu doğrultuda  Fransa içişleri bakanı Gerard Darmanin  Türkiye'yi Fransa içişlerine müdahale etmekle suçlayarak   bu tür müdahalelerin şok edici olduğunu öne sürmüş ve Türkiye'yi uyarmıştır. 

Fransa daha önce de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından dolayı büyükelçisini  Türkiye başkentinden geri çağırmıştı.  Erdoğan bir kaç gün önce Macron'un açıklamalarının ardından onun zihinsel sağlığının incelenmesini istemişti. 

Burada sorulması gereken soru Fransa'nın kendini başka ülkelerin içişlerine karışma hakkı tanımasıdır. Bu çerçevede Fransa  cumhurbaşkanı Lübnan'a ziyarette bulunmuş ve bu ülkenin iç meseleleri için  reçete sunmuş ve talimatlar vermişti. 

Halbuki Allah Resulüne saygısızlık bir iç mesele de değildir ve Fransa dışına kadar uzanan yan etkileri vardır. 

Bu yüzden  Fransa şimdi de Müslümanlar ve İslami ülkeler tarafından ağır bir kınama baskısı altında kalmış ve yaptırımlara da tabi tutulmuştur. 

Etiketler

Görüşler