Oct 08, 2019 21:54 Europe/Istanbul

2500 yıl önceye ait değerli Ahameniş yazıtlarının bir kısmı, on yılların ardından anavatanları olan İran'a geri getirildi

Bu yazıtlar Taht-ı Cemşid (Persepolis) tarihi sitinde bulunarak incelenmek üzere üç yıllığına emanet olarak Amerika Chicago üniversitesine gönderilmişti. Ancak İslam İnkılabının zaferinin ardından Amerika hükümetleri bu tarihi eserleri geri vermemişlerdi.

İşte biz de bu tarihi eserlerin mahkeme kararı ile  İran'a iade edilmesinden dolayı sizleri hazırladığımız özel bir programı dinlemeye davet ediyoruz.

Ahamenişler dönemine ait 1783 tarihi yazıt, özel koruma tedbirleri ile Uluslararası İmam Humeyni Havalimanından 2 Ekim Çarşamba günü 84 yılın ardından İran Milli Müzesi'ne götürüldü.

Arkeologlar balçıktan yapılmış bu yazıtları, 1934 yılında Taht-ı Cemşid arkeolojik sit alanında bulduktan sonra İran'ın dönem yönetiminin izni ile incelemek üzere Amerika'nın Chicago eyaletinde götürmüşlerdi. Yazıtlar parafin mumuna batırılmış 2 bin kağıt kutu içerisinde  50 ahşap kasa halinde İran'ın Güneyinde bulunan Buşehr limanından Amerika'ya gönderilmişti.

O dönemde bu konu hakkında yapılan anlaşma ve sözleşmelerde şöyle bir yazıya yer verilmişti: "İran bu yazıtları deşifre edilmek ve okunmak üzere Tahtı Cemşid'i araştıran Chicago Üniversitesinin arkeologlarına emanet ediliyor."

  İran'ın tarihi yazıtları Amerika'ya taşındıktan sonra 1936 ve 1937 yılında parafinleri eritildi ve incelenmek üzere arkeolojik laboratuvarlara taşındı. Ünlü Sümer tarihi uzmanı Arnold Poebel ve iki öğrencisi George Cameron ve Richard Helk yazıtların üzerindeki çivi yazılarını deşifre edip içeriğini yayımladılar. Bu yazıtların Elam dönemine ait olduğu bildirildi. Böylece çalışmalar daha titiz bir şekilde devam ettirilmeye çalışıldı. Ancak Elam-Ahameniş döneminden bilgilerin az olduğundan dolayı bu süreç çok yavaş yürütüldü.

Araştırmacılar ilk başta yazıtların hangi Ahameniş padişahına ait olduğunu kesin olarak belirleyemedi. Yapılan araştırmalara göre bu yazıtlar Haşayar Şah veya Birinci Erdeşir'e aitti

Bu alandaki incelemelerin devam ettiği sırada ise Ahameniş padişahlığının 22'inci yılına ait yazıtları buldular. Bu yazıtlarda 13'üncü ay ifadesine rastlayınca bu yazıtların " artık yıla" ait olduğunu anlayıp böylece yazıtların da Ahameniş Daryuş'a ait olduğunu tespit ettiler.

Yazıtların Chicago  Üniversitesindeki incelenme süreci İkinci Dünya Savaşı'nın başlatılması ile durdurulup daha sonra savaşın bitmesi ile 1945 yılında tekrar başlamış oldu. Gerçekleşen araştırmaların sonucu hususunda 1948 yılında bir kitap yayımlandı.

Binlerce yazıt ve kırılmış parçalardan oluşan bu tarihi eserler, milattan önce 509'dan 457 yıla kadar geçen sürede, yönetim faaliyetleri ile ilgili belgeler mahiyeti taşımaktadırlar. Bu yazıt belgeler, o dönemin coğrafi, yönetim, dini ve toplumsal özellikleri ile ilgili bilgi vermektedir. Bu belgeler sayesinde Perslerin çarpan kalbi sayılan Tahtı Cemşid ve etraf bölgesi ile ilgili geniş çaplı bilgiler elde edilmiştir.

Aslında Ahameniş dönemini tanımak için idari birimlerin bulunduğu bölgelerin araştırılması, arkeologların en çok işine yaradığı bölgelerdir. Araştırmacılar ve arkeologlar Tahtı Cemşid kompleksini araştırmalarına rağmen yine de kimi gerçeklerin hala gün yüzüne çıkarılamadığı söylenmektedir

 Arkeologlar ve tarihçiler Taht-ı Cemşid'in Makendonyalı İskender tarafından yakılması ve bölgedeki insanlardan boşalmasının ardından devlete ait belgeler ve kanıtların da büyük oranda yok olduğunu düşünüyor. Elde edilen kanıtlara göre ancak Tahtı Cemşid'deki yazıtlar büyük bir zarar görmemiştir. Araştırmacılara göre bu büyük yangın sonucunda kompleksin Kuzey duvarı çökmüş ve yazıtların bulunduğu bölümün üstünü kapatmıştır. Böylece bu duvar koruma görevi yapmıştır. Aslına çıkarılan yangın da bu balçıktan yapılan yazıtları pişirerek daha da sağlam hale getirmiştir.

Tahtı Cemşid'in arşiv bölümünden bulunan belgeler ve yazıtlar, teslimatlar, taşımalar, vergiler, tahıl ve meyve gibi tarımsal ürünlerin, evcil hayvanların, gıda ürünleri ve maddeleri ve de hayvancılık durumu ile ilgili bilgiler vermektedir. Bu yazıtlarda ayrıca tanrıların kurbanları, padişahlık hanedanı, saray çalışanları, din adamları, yöneticiler, işçiler, yolcular, zanaatkarlar ve çiftçiler hususunda bilgiler verilmek

Tabi bu bilgilerin yanı sıra söz konusu yazıtlarda daha çok koyun ve tahıl karşılığında ödenen gümüş paralar ve işçiler ve zanaatkarların ücretlerinin ödenmesi de konu edinilmiştir. Bu yazıtların bazıları da işçilere ücretlerinin ödenmesi talimatını içermektedir. Bazıları da işçilere ödenen paranın faturası mahiyeti taşıyan bilgiler de vermektedir.

Yazıtların asıl önemli olmasının nedeni Tahtı Cemşid'in Mısır Piramitleri gibi kölelerin zorla çalıştırılmaması üstelikle ücret karşılığında  inşa edildiğini göstermesidir. Evet değerli dinleyiciler bu dev tarihi mekan, özgür ve hür işçiler ve mimarlar tarafından ücret karşılığında inşa edilmiştir. Yine mevcut belgelere göre bu işgücü hem izin hem de ek maaş hakkına sahipmiş. Tahtı Cemşid'in inşasında çalışan diğer topraklardan gelen işçiler bile belli haklara sahipmişler. İşte bu yazıtlar bu açıdan çok büyük bir öneme sahiptir.

Bir kısmı İran'a iade edilen bu yazıtlar halihazırda Tahtı Cemşid Müzesinde görücüye çıkarılmıştır. Bu yazıtlar 2500 yıl önce bile Ahameniş döneminde muhasebelerin çok dakik yapıldığını ve tüm ödemelerin de mali belgelere dayandırılarak yapıldığını kefil ve rehine gibi konuların da geçerli olduğunu göstermektedir.

Bu yazıtlar, daha çok resmi konuşmalar ve tavsiyeleri içeren diğer Ahameniş yazıtları gibi değildir. Bu yazıtlar aslında Tahtı Cemşid'deki muhasebecilik ve iç belgelerinin bir arşivi sayılmaktadır.

 Ahameniş yazıtlar resmi ve siyasi olaylarla ilgili bilgiler vermiyor. Aslında bu yazıtlar idari ve saray işleri hususunda hatta Ahameniş dönemindeki güncel hayat ile ilgili bilgiler vermektedir. Örneğin bu yazıtlarda, kadınların da erkeklerle omuz omuza çalıştığı, uzmanlık alanlarında bile faaliyet gösterdikleri belirtilmektedir. Gençlerin staj yaptığı ve çocukların da çocuk evlerinde korundukları ve eğitildikleri gerçekleri de bu yazıtlardan anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra bu yazıtlar, Tahtı Cemşid'in görkemli taş işlemeleri ve oymalarının tasarlanması ve detaylarının işlenmesinin de kadınlar tarafından yapıldığını göstermektedir.

 Ahameniş yazıtları üzerinde 40 yıllık bir emeği olan Chicago Üniversitesi Doğu Bilimleri Enstitüsü uzmanı Matthew Wolfgang Stolper İran Milli Müzesinde Ahameniş yazıtlarının tanıtılması töreninde yaptığı konuşmada bu yazıtlar hakkında şöyle bir açıklamada bulundu:

" Ahameniş dönemine ait bu yazıtlar, İran'daki Ahameniş imparatorluğunun Birinci Daryuş dönemindeki doruk noktasındaki ekonomik ve toplumsal durumu anlatan en değerli kaynaklar sayılıyorlar. "

Stolper bu yazıtların dilsel ve lengüistik araştırmaları açısındaki değerine de değinerek şöyle dedi:

 "Ahameniş yazıtları, İranlıların o dönemdeki dili ile ilgili de eşsiz bilgiler verdi. Elam dilleri, antik Fars dili, Arami ve birçok dil Ahameniş döneminde İran'ın farklı yönlerinde konuşulduğu bu yazıtlardan anlaşılmaktadır. "

Stolper'in söylediğine göre Ahameniş İmparatorluğu, Mısır'dan Hindistan'a uzandığı için birçok dili de kendi coğrafyasında barındırıyordu. İşte bu değerli yazıtlar bu diller ile ilgili bilgiler vermektedir.

 

Chicago Şarkiyatçılık Enstütüsü'nde Ahameniş yazıtlarını inceleyen uzmanlar bu yazıtların o dönemdeki toplumsal hiyerarşiyi de gösterdiğine değinerek şöyle diyorlar: "Ahameniş dönemine ait bu yazıtlar, fakirlerden işçilere ve tarımcılara, tüccar ve saray kesimine kadar topumdaki hiyerarşiyi hatta antik İran'ın tanrıçaları ve tanınmış kadınlarının ismi ile ilgili bilgiler vermektedir. "

Stolper ise bu yazıtların antik İran'ın toplumsal olan araştırılmasında da önemli rol oynadığını bu yazıtların Ahameniş İmparatorluğunun idari, kamu ve yapısal çalışmaları ile ilgili bilgi verdiğini düşünüyor. Ona göre bu yazıtlar Ahameniş dönemindeki ekonomi ve üretimin durumu ile ilgili de bilgi verdiğini söylüyor.

Matthew Stolper şöyle diyor: "Bir Ahameniş vatandaşı olduğunu düşünün. Büyük Daryuş döneminde Tahtı Cemşid'e giden yolun üzerinde yer alan bir kervansarayda çalıştığınızı düşünün. O kervansaraya Hindistan, Babil, Mısır ve Anadolu'dan yolcular geliyor ve her biri farklı dillerde konuşup farklı kültürel özellikleri ile iletişim kurmaya çalışıyor. Örneğin onlar sizden yemek istiyorlar. Acaba onlara nasıl davranmalısınız. Ne söylediklerini nasıl anlayacaksınız. Sundukları belgelerin geçerli olup olmadığını nereden anlayacaksınız. Nereden gelip İran'ın neresine gitmek istediklerini nereden anlayacaksınız. İşte tüm bunlar bu yazıtlarda açıklanmıştı. İşte tüm bunlar Birinci Daryuş dönemindeki vatandaşlar tarafından belgelenmiştir. Düşünebiliyor musunuz! Buna ilaveten bu yazıtlarda Ahameniş devrindeki toplumsal piramidin en üst ve en alt kesimleri ile ilgili bilgiler göze çarpmaktadır. Bu belgelerden insanların ne kadar o dönemde yakın olduklarını anlıyoruz. Sınıfların farklarını iyice görüyoruz. Bu yazıtlarda bazı kişilerin bir birleri ile olan bağlarına bile değinilmiştir. "

Şimdiye kadar Ahameniş dönemine ait Elam dilinde yazılan 6500 yazıtın ve 850 Aram dilinde olduğu yazıtın da deşifre olduğu söylenmelidir. Ayrıca yine Ahameniş dönemine ait Aram dilinde yazılan 250 metnin de okunduğu ve 4 bin Ahameniş mührünün de deşifre olduğu söylenmelidir.

Antik diller uzmanı ve araştırmacısı Abdülmecid Erfe'î bu hususta şöyle diyor: "Ahameniş dönemine ait balçıktan yapılmış yazıtlar artık tekrarlanmayacak kadar değerli antik belgelerdirler. Bunların eşi benzeri yoktur. Ahameniş dönemi yazıtları dilsel çalışmalar bakımından, Fars Eyaletinin tarihi-coğrafi araştırmaları ve Ahameniş dönemindeki yönetim yapısı ile ilgili hazine mahiyeti taşımaktadır. "

 Abdülmecid Erfei sözlerine şunları da eklemektedir: "Ahameniş dönemine ait 30 bin balçıktan yapılmış yazıt arasından sadece bir kısmı İran'a iade edilmiştir. Geri kalanı da muhakkak iade edilmelidir. Bunun yanı sıra tüm çabalara rağmen bunların sadece 5 bin kadarı defişre olmuştur. 12 bin parça da okunaklıdır. Bu yazıtların da okunması Ahameniş dönemini daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır. "

Bu yazıtların bir parçasının üç aşamalı olarak İran'a iade edildiği ancak hala yüzlerce yazıtın Batılı enstitülerin elinde bulunduğu söylenmelidir. Tabii Chicago Üniversitesi gibi Batılı kurumlar ve enstitüler İran tarihinin tanınmasında büyük rol oynamışlardır. Ancak bu enstitüler ve kurumların tarihi eserlerin sonuçlarını paylaşmakta gösterdiği gecikme ve bu eserleri inceledikten sonra İran'a iade etme konusundaki ihmali belli kuşkulara neden oluyor.  Bu konuda İran'ın daha ciddi çalışmalar yapması gerektiği söylenmelidir.

Görüşler