Temmuz 28, 2020 16:28 Europe/Istanbul

Bu programda bu anlaşmanın ve belgenin farklı boyutlarını, hazırlanış zeminini ve doğurabileceği sonuçları ele alacağız.

Bugünkü bölümde   bu belgenin İran ve Çin için önemi ve Batılı çevrelerin  bu belgeye yönelik hasmane tutumlarını ele alacağız. 

İran İslam Cumhuriyeti ve Çin  son kırk yılda  ilişkilerini hep geliştirmiş ve mevcutta 40 milyar dolar kadar ticari ilişkilerine rağmen  ticaret alanında da önemli adımlar atmakta kararlıdırlar.  Çin İran'ın en büyük ticari ortaklarından biridir. Bu doğrultuda iki ülke de  25 yıllık kapsamlı işbirliği belgesini imzalayarak  gelişmekteki hızlarını arttırmak ve yeni vizyonlar belirlemek istemişlerdir.  

Bu amaç doğrultusunda son aylarda Tahran ve Pekin  bu kapsamlı belgenin ön hazırlıklarını başlatmış ve anlaşma taslağını hazılamışlardır.   Bu belge nihai bir şekilde imzalanıp iki ülke parlamentosunda da onaylanırsa   İran ve Çin'in siyasi, ekonomik ve kültürel alanlardaki işbirliklerinin yol haritasını belirlemiş olacaktır.  Bu yüzden  İran ve Çin akademik, ekonomik ve siyasi çevrelerinde bu önemli işbirliği anlaşması değerlendirilmektedir. 

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in 2016 Ocak ayında Tahran'a ziyareti ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ile görüşmesinin ardından  İran ve Çin kapsamlı işbilrliği belgesinin ön aşamaları ciddi şekilde başlamış oldu. Aynı yılda ise  kapsamlı stratejik ortak belgesi hazırlandı ve her iki tarafça da onaylandı.  Bu belgenin 6'ncı paragrafında ise  şu ifadelere yer verilmiştir:"    Tarafların   ilişkileri geliştirmeye yönelik sağlam azmi ve de  ekonomik kapasitelerin tamamlayıcı olduğundan dolayı ve de enerji, altyapı, endüstri, teknoloji ve diğer ortak alanların olmasından dolayı taraflar  25 yıllık kapsamlı işbirlikleri belgesi etrafında müzakereler yapmaya ve istişarelerde bulunmaya karar verdiler. "

Buna rağmen  bu belgenin hazırlanış aşaması dört yıl kadar sürdü.  Sonunda ise  İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif'in geçen yıl Pekin'e yaptığı ziyarette bu kapsamlı belge ve anlaşma tekrar incelendi ve  ön aşamaları için gereken anlaşmalar imzalandı.   23 Haziran  2020'de  ise İran İslam Cumhuriyeti hükümeti  anlaşmanın taslağını   " İran ve Çin stratejik kapsamlı işbirliği " belgesi adı altında onayladı. İslami İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ise bu yeni adımı  farklı alanlarda ilişkilerin geliştirilmesi için bir fırsat olarak değerlendirdi.   

Bu anlaşma " İran ve Çin 25 yıllık kapsamlı işbirliği  belgesi resmi adı ile  tanındı. İçeriği ise  siyasi alanlar, ikili güvenlik ve savunma işbirlikleri, tarım, ekonomi, kültür, bilim, turizm, petrol ve enerji, telekomünikasyon ve teknoloji altyapıları, ticaret, sağlık, taşımacılık, altyapı ve bölgesel ve küresel ikili  siyasi işbirlikleri alanları ile ilgili oldu. 

Bu çerçevede  yatırımcılık ve  finansmanlık, uluslararası çevrelerde karşılıklı siyasi destek vermeler, terörizm ile mücadele, ortak tatbikatların düzenlenmesi ve savunma teknolojilerinin   aktarılması da söz konusu oldu.  Bu belgenin önemli noktalarından biri de   Tahran ve Pekin'in  ikili ticari durumlarda milli para birimlerini kullanmaya karar vermeleridir. 

İran'dan geçen stratejik koridorların güçlendirilmesi ve bu koridorlara yatırım yapılması, fosil yakıt ve enerji altyapılarına yatırım yapılması, İran'ın Güney Doğusunda bulunan  Mekran sahillerinin geliştirilmesi için yatırım yapılması, İran'da 5'inci nesil internetin geliştirilmesine yardımcı olunması, mili istihbarat ağlarının  güçlendirilmesi ve  İran'ın barışçıl nükleer faaliyetlerine yardımcı olunması  bu belgede işaret edilen başka önemli noktalardır. 

Bankacılık, mali, sigorta alanındaki işbirliklerin arttırılması, İran bankalarının şubelerinin Çin'de işe başlaması ve ortak İran ve Çin bankasının kurulması özellikle de   SWİFT yerine iki ülkeye özel mali mesaj iletme sisteminin kurulması bu belgede değinilen başka hususlar oldu.  Buna paralel olarak   İran'ın çöllük alanları ve bölgelerinde temiz enerji üretilmesi için  yatırımcılık bilgilendirme sisteminin güçlendirilmesi  de bu işbirliği anlaşmasının taslağında yer alan başka maddelerdi.  

İranlı üniversite hocası Abdürrahman Kahramanpur ise   hem uluslararası düzenin hem de Çin'in dünyadaki konumunun son otuz yılda değiştiğini düşünüyor.  Ona göre Amerika da  Çin'in değişimlerine ayak uydurmak zorundadır. Nasıl ki Çin  kendi milli çıkarları doğrultusunda hareket ediyorsa  İran da  aynı model çerçevesinde Pekin ile ilişkilerini geliştirmiştir. 

Bu anlaşmanın taslağından da anlaşıldığı kadarı ile  25 yıllık İran ve Çin kapsamlı  işbirliği belgesi  genelde  ekonomik, endüstriyel ve mali işbirliklerin artmasına odaklıdır.  Bu durum ise hiçbir ülkeye yönelik tehdit sayılmıyor ve sırf Tahran ve Pekin'in kazan-kazan ilkesine dayalı olarak vardığı bir anlaşma sayılır. Bu doğrultuda iki ülke de tüm kapasitelerinden yararlanabilirler. 

İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanlığı eski bakan yardımcısı  İbrahim Rahimpur ise  bu hususta  Çin ve İran'ın her ikisinin de kendi milli çıkarlarını takip ettiklerini  ve İran İslam Cumhuriyeti'nin de diğer ülkeler ile ilişkilerini güçlendirerek   büyük ülkeler ile etkileşim içerisinde olmak ve kazan-kazan siyasetini izlemek istediğini düşünüyor. 

Buna rağmen  Batılı medya organları  bu belge ile İran kamuoyu fikirlerini karalamak için  yeni bir kampanya başlatmış ve Tahran'ı kamuoyu baskıları altında bırakarak bu anlaşmanın son versiyonunu imzalamaktan vaz geçirmek istiyor.    Bu doğrultudaki yazılardan biri de  Petroleum Economist dergisi tarafından yayımlanmıştır.  Bu yazı diğer hasım medyatik çevrelerce de kopyalanmış ve yayılmıştır.  

Bu çerçevede Washington D.C.'de George Town Üniversitesinde hocalık yapan Şirin Hunter ise   bu 25 yıllık belgenin  İran'ı Çin'e bağlı kıldığını İran'ın bağımsızlığını yok edeceğini öne sürdü.  İşte bu tip garazkar analizler  Batılı meyda çevrelerinin İran ve Çin arasındaki 25 yıllık belgeye yönelik  kampanyasının bir parçasıdır. 

Buna rağmen Ne Doğu Ne Batı sloganı ile dış siyasetini yürüten İran İslam Cumhuriyeti için en önemli faktör milli kimliğin, bağımsızlığın ve toprak bütünlüğünün korunmasıdır. Aslında Çin dış siyasetinin son 60 yıldaki  önemli ilkeleri de diğer ülkelerin  egemenlik haklarına ve toprak bütünlüklerine saygı duyulması olmuştur. 

Buna ilaveten İran İslam Cumhuriyeti   Ne Doğu Ne Batı temel ilkesine göre  uluslararası düzende rol ifa etmeye çalışıp  sulta düzeninin milli çıkarlarına zarar verecek bir çok  kuralı da kabul etmemiştir.  Ancak Çin ise aynı sulta düzeni kuralları çerçevesinde işini yapmış ve 2018 yılına kadar hiçbir alanda Amerika ile ciddi bir şekilde karşı karşıya gelmemiş ve hatta kimi zamanlar  Amerika'nın İran'a yönelik maksimum baskı siyasetlerinin uygulandığı sıralarda İran'a eşlik etmiştir. 

Böyle bir ortamda  Çin'in Amerika'nın  normlarına dayalı düzene uyduğu, İran İslam Cumhuriyeti'nin ise bu düzeni sorguladığı müddetçe  Batılı çevrelerin iddialarının tersine İran hiçbir zaman Çin'e uyan bir ülke konumuna gelmeyecektir.  Bu doğrultuda  analistler İran ile Şanghay İşbirliği Örgütü'ne odaklanırlar.  Bu çerçevede İran 15 yıldır bu örgütün gözlemci üyesidir. Ancak Pekin bile İran'ın resmi olarak bu örgüte üye olmasını istemiyor. 

İran İslam Cumhuriyeti  her daim Amerika ilkelerine dayalı ve sulta ekseni düzenini sorgulamıştır.  Halbuki Çin'in diplomatik dili  hiçbir zaman Amerika'ya sert saldırmamıştır. Belki de Çin'in  en sert tutumu da Amerika ile koronvirüs tartışmaları ve ticari savaş sırasında görülmüştür. Bu da  Çin ve İran'ın farklı düzeylerde uluslararası düzeni eleştirdiklerini gösteriyor.  Bu eleştiriler hem benzerlikler hem farklılıklar taşıyor. 

Çin mevcut küresel düzeyi eleştirse de İran mevcut düzenin tam karşısında duruyor.  Bu yüzden   Batılı medya çevreleri ve sosyal medyada  İran aleyhindeki kimi çalışmalar  İran İslam Cumhuriyeti'nin özü ve ilkeleri ile örtüşmemektedir.  İran sadece bölgesel ve küresel konumunu güçlendirmek istiyor.   Bunu da diğer süper güçler ile ilişkilerini geliştirerek yapmak istiyor.  

İran, doğal kaynaklar, madenler, enerji, eğitim görmüş insani güç, genç güç açısından zengin bir ülke olup  stratejik ve jeopolitik güce sahip olan bir ülke olarak, Asya, Avrupa ve Afrika  kavşağında yer almaktadır. Bu yüzden  Çin başta olmak üzere dünyanın farklı ülkeleri ile enerji, ticaret ve hizmetler alanında işbirliği yaparak belirgin bir konuma gelebilir. 

Etiketler

Görüşler