Mayıs 15, 2021 16:29 Europe/Istanbul

Programımızın ilk bölümünde, İran'daki seçim düzeni ile tanıştıracağız sizleri.

İran İslam Cumhuriyeti'nde  13'üncü cumhurbaşkanlığı seçimleri  18 Haziran 2021'de düzenlenecek.  Bu seçimlerde  İran İslam Cumhuriyeti'nin 8'inci cumhurbaşkanı  halkın doğrudan oyları ile seçilecektir.  Bu bağlamda  hazırladığımız seri sohbetimizde   İran'daki seçim sistemini  ve anayasadaki önemli konumunu ele almamızın yanı sıra  bu hususun farklı yanlarını ele alıp  gelecek seçimleri hakkındaki farklı görüşleri ve bu seçimlerin özelliklerini  incelemeye çalışacağız.  

  İran'daki seçimler  dine dayalı demokrasinin en önemli erkanlarından biri sayılır.  Bu durumun önemi,  halkın oylarının  seçimlerin kaderini belirlemekteki  belirleyici rolüdür.   Bu durum,  bölünmeler ve farklılaşmalar olmadan  ciddi bir rekabet ortamı hazırlamaktadır. 

Bu sene ise  İran'da bir başka seçim düzenlenecektir.  Yaklaşık 3 ay sonra  İran'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 13'üncü dönemi düzenlenecektir.  Bu çerçevede  topluluklar, partiler ve halk kitleleri  kendilerini önemli siyasi bir olay ve etkinlik için hazırlamaktadırlar. 

 Bir önceki cumhurbaşkanlığı seçimleri ise  dört yıl önce  düzenlenmişti.  Şimdi de  13'üncü dönem cumhurbaşkanlığı seçimleri ile eş zamanlı olarak  şehir konseyleri  seçimlerinin 6'ncı dönemi de düzenlenecektir.  

Aslında seçimler, özellikle de  cumhurbaşkanlığı seçimleri,  İranlıların  oy sandıkları başında bulunduğu en cazip ve en  hararetli  fırsatlardan biridir.  Cumhurbaşkanlığı seçimleri   cumhurbaşkanının  İran'daki siyasi düzen çerçevesindeki  önemli konumundan ve de  görevleri ve  yetkileri açısından özel bir öneme sahiptir.  

Başkanlık sistemlerine sahip ülkelerde, cumhurbaşkanları hükümet kabinesinin başında bulunup yürütme yetkisine sahiptir.  Bu tür sistemlerde  kuvvetler ayrılığı söz konusudur. Böylece yürütme erki yasama erkinden ayrı çalışmaktadır. 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei  farklı seçim dönemlerinde  yaptıkları konuşmalarda  cumhurbaşkanlığı seçimlerinin önemine vurgu yapmışlardır.

Bu bağlamda  İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei,  16 Ordibeheşt 1392'de seçimlerin düzenlenmesinin İslam Cumhuriyeti için onur kaynağı olduğunu belirterek şöyle bir hatırlatmada bulundular: "...  Bu ülkede  seçimlerden bahsedildiği zaman,  yani meşrutadan İslam Cumhuriyeti'ne kadar,  hiç böyle şeylerden bahsedilmemişti, ancak yine de  kelimenin tam anlamı ile  hararetli ve kapsamlı bir genel seçim düzenlenmemişti.   Milli Hareket döneminde bile  seçimler gerçekleşmesine rağmen bu seçimler İran milletinin  seviyesinde değildi. Yani insanların köylerden ve ücra noktalardan kalkıp  oy sandıklarının başına geldikleri, kendileri bile bile oy kullandıkları  söz konusu değildi.   Bu olay sadece İslam Cumhuriyeti döneminde gerçekleşti. Büyük İnkılap Liderimiz  bu olayın mühendisliğini yaptı, tasarladı ve inisiyatifli davrandı.  İmam Humeyni,  en başından itibaren    İslam Cumhuriyeti çerçevesinde  yönetim sisteminin belirlenmesi için  referandumun hemen  uygulanmasını istedi.   Dünya genelindeki devrimlerde bu etkinliler   3,4 veya 5 yıl sonra belki de daha uzun yıllar sonra gerçekleşir ancak İslam Cumhuriyeti'nde  devrimin zafere kavuşmasından 50 gün sonra  referandum düzenlendi. Büyük bir kalabalık yüksek oranla  oy sandıklarının başına geldiler ve oylarını kullandılar.   Hangisinden yana oy kullandıkları ikincil bir meseledir.  Öncelikli mesele  insanların tam olarak sahada olduklarını göstermeleri idi.  Onlar  her türlü girişim, geleceklerinin stratejileri ve kararlarının belirlenmesi için hazır olduklarını gösterdiler.  İşte temel orada atıldı.  Ardından da süreç devam etti. "

İslam İnkılabı Lideri  ayrıca   25'inci İmam Humeyni rıhleti yıldönümünde seçimlerin  İran İslam Cumhuriyeti düzenindeki  değersel konumu ve önemi hakkında da şöyle buyurmuşlardır: " İslam Cumhuriyeti modelinde, demokrasi ve  din iki ayrı öğe olmamasına ilaveten aslında  demokrasi  dinden kaynaklanmaktadır.  Kimileri zannetmesin ki  büyük İmam'ımız  seçimleri Batı kültüründen almış ve onu  İslami düşünce ve İslami Şeriat'e dahil etmiştir. Hayır, eğer seçimler, demokrasi ve halkın oylarına dayanma,  dinin bir parçası olmasaydı ve İslami şeriattan yararlanmasaydı İmam hiç tereddüt etmezdi, zaten İmam  kesin ve net olarak her şeyi dile getirirdi.  İşte bu durum dinin bir parçasıdır...  İslami Şeriat'a riayet edilmesi gerek. Bu düzende, işler demokrasi vesilesi ile yürütülmektedir...  işler halkın elindedir. Büyük İmamımızın hareket etme  prensibi de budur. "

 İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei  Mart 2013'te yaptıkları konuşmada da   seçimlerin  İran milletinin  kendi kaderlerini belirlemekteki  özgürlüğü ve  varlığının tezahürü olduğuna vurgu yaparak sözlerine şu şekilde açıklık getirdiler:  "...  Cumhurbaşkanını seçtiğiniz zaman, ülkenin yürütme iplerini seçtiğiniz, sizin iradeniz ve oylarınız sonucu seçilen birine bırakmanız anlamına gelir.   Meclis temsilcilerini seçtiğiniz zaman,  işleri, yasama ve yürütme işlerine denetim sürecini  bildiğiniz ve seçtiğiniz kişilere bıraktığınız anlamına gelir.  Bu yüzden  insanları seçenler de sizlersiniz.  Bu da  halkın ülkelerinin yönetilmesindeki gücünü ve  milletin kendi kaderini belirlemesinde payının olduğunu gösteriyor.  Bu az buz bir şey değildir. Bu bizim için her şeydir. "

Demokratik bir toplumda, seçenler ve oy verenler  oyları ile  salahiyetli ve  liyakatli saydıkları birilerini   bir makam için seçerler ve onları yönetim düzeyindeki konumlara yönlendirirler. 

İran İslam Cumhuriyeti anayasasının 56'ncı ilkesi de  self determinasyon hakkını  siyasi güç ve hakimiyetin kaynağı olarak tanımaktadır.  Bu hususta  anayasanın diğer ilkeleri de  bu hak çerçevesinde ve  oyların hayata geçirilmesi araçlarına baş vurarak   özgür seçimlerin düzenlenmesini de garanti altına alır. 

İran İslam Cumhuriyeti anayasasının 6'ncı ilkesinde de  İran İslam Cumhuriyeti'nin  halkın oylarına dayanarak ülkeyi yöneteceğine vurgu yapılmıştır. 

Siyasi meseleler uzmanı Salih Eskenderi ise Cumhurbaşkanının  İran anayasasındaki  yetkilerine değinerek şöyle diyor: "  Doğrudan kamu oyları ile seçilen cumhurbaşkanı,  ülkenin ikinci şahsı olarak  idari ve yürütme işlerini eline alır ve olağanüstü bir güçten yararlanır.    Bu güç ise anayasadan kaynaklanmaktadır.  Anayasa  bu konuma uygun olarak  tüm imkanları, kaynakları, yetkileri ve görevleri ve hakları cumhurbaşkanına ayırmıştır. "

Siyasi bilimler ve siyasi hukuk teorisyenleri de  en iyi yönetim şeklini cumhuriyeti olarak  tanımlıyorlar.  İran İslam İnkılabının da en büyük siyasi getirisi  İslam Cumhuriyeti düzeninin  inşa edilmesi idi.  İslam Cumhuriyetinde  halkın hakimiyeti veya cumhuriyet ilkesi  İslamiyet veya  siyasi yetkilendirmelerde ilahi hakimiyetin göz önünde bulundurulması  ilkesi ile uyumlu olarak hayata geçirilmiştir.  

Etiketler