Kasım 25, 2021 20:53 Europe/Istanbul

Gönüllü seferberler gücü BESİC İran İslam inkılabının en önemli ve halk kitleleri ve toplumun çeşitli kesimlerinin içinden çıkan kurumlarından biridir. Bu kurumun uygulamaları sadece savaş cephelerine katılmakla sınırlı değildir. BESİC’in önemli özelliklerinden biri kendine has ve yeni bir eğilimi olmasıdır.

Yani halk hareketini sırf inkılap yapmak için zaruri gören ve yasal kurumlar kurulduktan sonra halk seferberliğini gerekli bulmayan görüşten farklı olarak İran İslam Cumhuriyeti’nin gönüllü seferberliğe yönelik eğilimi, inkılapçı güçlerin inkılaptan sonra pasif konuma düşmemeleri ve aynı seçkin insanlar ve aynı halk kitlelerinin İslam inkılabını savurmak üzere yoluna devam etmelerine vesile oldu.

İmam Humeyni’nin -ks- 26 Kasım 1979 tarihinde kuruluşuna emrettiği gönüllü seferberler gücü BESİC kurulduktan sonra ilk işlevi dayatılan sekiz yıllık savaşta gündeme geldi. Bu çerçevede gönüllü seferberlik gücü BESİC’e bağlı eğitimli güçler cephelere doğru yola çıktı ve asimetrik savaşlarda ve çeşitli harekatlarda Baas ordusu ile çarpıştı. O günlerde bu güçlerin hangi kurum veya silahlı kuvvetin gözetiminde seferber edildiği veya cephelere nasıl sevk edildiği, cephelerde nasıl ve hangi imkanlarla savaştığı pek önem arz etmiyordu. Burada önemli olan şey, gönüllü seferberlerin saikleri, iman ve inanç gücünün çok yüksek olmasıydı. Gönüllü seferberler düşman saldırısını ister silahlı ister silahsız, bertaraf etmekte kararlıydı ve böylece yaşamları savaşla iç içe oldu

Gönüllü seferberler gücüne bağlı BESİCİ’ler İslam dinine iman ve İslami vatana aşk duygusundan oluşan silahları ile tarihte unutulmaz hamasetleri yazdırdıkları muhteşem bir direniş sergilediler.

BESİC gücünün en parlak ve aynı zamanda en üzücü direnişlerinden biri, İran’ın güneyinde ve Irak sınırına yakın bölgede yer alan Hürremşehir liman kentinin gençlerinin şanlı direnişiydi. Hürremşehir kentinde gençler Irak’ın Baas ordusuna bağlı bir kaç alayı ve piyade ve zırhlı tugayı 34 gün kentin dışında durdurmayı başardı. Bu gençler son nefese kadar düşmanla çarpıştı ve direnişleri ve fedakarlıkları ile büyük ve aynı zamanda üzücü ve mazlumane bir hamaset yarattı

Associated Press muhabiri Hürremşehir’de yaşanan o hamaset dolu günlerin hakkında şöyle yazdı:

Hürremşehir’de duvarları üzerinde kurşun ve şarapnel parçalarının izi olmayan bir ev bulmak neredeyse imkansız. Kentteki izler İranlı gençlerin nasıl ev ev bu kenti savunduklarını gösteriyor. Iraklı üst düzey bir komutan o günlerde Hürremşehir’i canı pahasına savunanların genellikle deneyimsiz İranlı gençler olduğunu itiraf etti.

Bu arada genç öğrencilerin İslami nizamı savunmak için sergiledikleri heyecan, unutulmaz anıları geride bıraktı. Savaşa katılanların arasında silah ve diğer askeri teçhizatı taşıma gücünden yoksun olan, fakat saikleri, neşeleri ve savaş cephelerinde bulunmaları yeni yeni hamasetlere zemin oluşturdu. Bu ergenlerden biri, İmam Humeyni -ks- onu herkesin lideri olarak adlandırdığı şehit Muhammed Hüseyin Fehmide idi.

Sekiz yıllık kutsal savunma yıllarından 550 bin gönüllü öğrenci nüfus cüzdanlarını elleyerek savaş cephelerine gitti. Bu öğrencilerden 36 bini şehit düştü, 2853’ü gazi oldu ve 2433’ü de esir düştü.

Daha sonraki yıllarda gönüllü seferberler gücü BESİC çeşitli alanların öğrencileri, uzmanları ve araştırmacılarının gönüllü katılımı ile daha da gelişmeye ve BESİC’in camilerle ve mahallelerde kurulan direniş üsleri zamanla toplumun diğer kesimleri ve sosyal sınıfları arasında yayılmaya başladı.

Bu arada BESİC gücü görevini sadece savaş ve askeri konularla sınırlı tutmadığı belirtilmelidir. Ülkenin iç güvenliği en zorlu şartlarda, yani münafıklar ve diğer inkılap karşıtları ecnebi odakların himayesi ile ülkede isyan çıkardıkları ve bazı bölgeleri İran’dan koparmak istedikleri o günlerde tüm bu komplolar BESİC gücü ve direniş üsleri sayesinde bertaraf edildi.

İran ve Irak’ın Baas rejimi arasında sekiz yıllık savaşı noktalayan BM güvenlik konseyinin 598 sayılı kararnamesi kabul edildikten sonra gönüllü seferberler gücü BESİC’in hayatında yeni bir dönem başladı ve savaşta sergilediği emsalsiz icraatın ardından bu kez de imar ve bayındırlık sürecine ayak bastı.

İmar sürecinde de herkes BESİC gücünün yeni bir hamaset yaratabileceğine ve yıkılan kentlerin ve köylerin yeniden inşa aşamasında devletin güçlü kolu olabileceğini şahit oldu.

Bu doğrultuda gönüllü seferberler gücü BESİC ülkenin en mahrum ve en az imkanlardan yararlanan bölgelerine giderek diğer kurumların projelerini tamamlamaya yardımcı olmaya başladı. Okul, köprü, baraj, su, konut, sağlık, spor ve diğer birçok alanda gönüllü seferberler imar cihadı çerçevesinde faaliyet yürüttükleri alanlardan bazılarıydı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei iş ve emek elçileri olarak adlandırdığı bu insanlar en uzak yörelerde en mahrum köylere ulaşarak bir yandan Ehl-i Beyt -s- maarifini yaygınlaştırmaya ve öbür yandan gittikleri yörelerin kültürel kalkınmasına yardımcı olmaya ve hükümetlerin giderlerini hafifletmek üzere bazı projeleri hayata geçirmeye ve sonuçta bu bölgelerde mahrumiyetleri gidermeye başladı.

Düşman İran İslam Cumhuriyeti’ni tehdit ederek askeri saldırı gibi hareketlerde bulunmasına paralel olarak bir de kültürel saldırı başlattı. Üçüncü dünya ülkelerinin önemli bir bölümünü hedef alan bu savaş özellikle İslami İran’ı içten çökertmek üzere İranlı gençleri saptırmayı hedef aldı. İşte bu noktada da ülkenin kültür kurumları kutsal savunma döneminde olduğu gibi, düşmanın kültürel saldırısına karşı koymak için gönüllü seferberler gücü BESİC’i harekete geçirdi.

Gerçi b alanda askeri savunma alanı gibi tam başarı sağlanamadı, ana yine de bu gücün kültürel araştırma projelerini hayata geçirmek, gençleri bilinçlendirmek, kültürel saldırıya ilişkin fuarlar düzenlemek ve bu saldırının mısdaklarını ortaya çıkarmak gibi olumlu kazanımları oldu.

İslam inkılabının ikin on yılında BESİC’in kültürel işlevi yerine sosyal işleve bıraktı ve hükümet ve devlet erkanları ile işbirliği çerçevesinde etkili faaliyetler yürütüldü. Çocuk felcinin kökünü kurutmak, genç kadınlara sağlık eğitimi sunmak, dini mekanların verilerini toplamak, kırsal yörelerde yaşayan insanları sağlık sigortası kapsamına almak, gönüllü seferberler gücü BESİC’in bu alanda bazı icraatı oldu.

Gönüllü seferberler gücü BESİC ayrıca deprem ve sel felaketi gibi doğal afetlerde de meydanları doldurarak vatandaşların ve yetkililerin umut kaynağı ve sorunlarının çaresi oldu. Nitekim 1990 Rudbar depreminde bu gücün hızlı hareket etmesi ve arama kurtarma faaliyetlerinde canı pahasına yer alması, bölgeye gelen yabancıları hayrete düşürdü, öyle ki hepsi gönüllü seferberler gücü BESİC varken onların varlığına ihtiyaç olmadığını itiraf etti.

Son yıllarda da gönüllü seferberler gücü BESİC’in sürekli halkın yanında yer alması ve direnişi göz kamaştırıcı olmuştur. En son Kirmanşah’ta meydana gelen yıkıcı depremin hemen ardından gönüllü seferberler gücü BESİC harekete geçerek Kızılay ve diğer yardım kurumlarının yanında arama kurtarma ve yardım ulaştırma çalışmasına katıldı. Kadın gönüllü seferberler de kentlerde kan bağışı ve mali ve maddi yardımda bulunmak üzere oluşturduğu uzun kuyruklarla uluslararası toplumdan büyük takdir topladı.

Bugün yine İslami İran nizamı küresel istikbarın iktisadi saldırısına uğradığı şu sıralarda gönüllü seferberler gücü BESİC bu kültürü takviye etmek ve kurumsal hale getirmekle nizamı korumaya ve BESİC kültürünü geliştirmeye devam ediyor.

İran’da koronavirüs salgının belirtileri ortaya çıktığı ilk günlerde de gönüllü seferberler gücü BESİC sağlık personeli ile omuz omuza vatandaşları bu virüse karşı koymak üzere harekete geçti. Kamu alanlarını gece gündüz aralıksız dezenfekte etmek, hastalıktan etkilenenlere yardım toplamak ve onlara ulaştırmak, sağlık merkezlerinde gönüllü olarak çalışmak, maske üretmek ve mahrum bölgelerde halka dağıtmak, gönüllü seferberler gücü BESİC’in kovid-19 hastalığı ile mücadelede sarf ettikleri emeklerin sadece küçük bir bölümüdür. gönüllü seferberler gücü BESİC bu konuda da son kırk küsur yılda karşılaşılan diğer meselelerde olduğu gibi vahdet ve gönül birlikteliğini en iyi şekilde gözler önüne serdi ve koronavirüs salgını ile mücadelede öncü rolü üstlenerek ellerinden gelen çabayı harcadı.

Ve işte bu yüzden İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei şöyle buyuruyor:

Savaştan sonra da tüm hadiselerde gönüllü seferberler gücü BESİC öncü olmuş, önderlik etmiş, düşman saflarını bozmuştur. Eğer ülkede siyasi iktidar ve siyasi direniş olmuşsa, bunu şu muazzam güç ülke genelinde pekiştirmiş ve dünyanın gözü önüne sermiştir. Eğer konu, kültürel veya imar olmuşsa, gönüllü seferberler gücü BESİC ülke genelinde muazzam projeleri sonuçlandırmıştır; hatta bilimsel alanlarda bile. Bu, mümin gençlerin özelliğidir. Onlar mümindir ve şan şöhret peşinde değildir. Onlar tüm kapasiteleri kullanır, hedefleri de İslami nizamın ülkülerini hayata geçirmektir. BESİC’in anlamı budur. Bu özellikleri taşıyan gençler meydana ayak basmıştır. Bugün ülkenin onurları bu alçak gönüllü ve değerli insanların eliyle gerçekleşmiştir.

Evet, bu günlerde BESİC haftası olarak kutlanmasına şahit oluyoruz; zira gönüllü seferberler gücü BESİC ülkenin muazzam sermayesi ve millet ve devletin büyük dayanağıdır. Bu güç geçmişe nazaran daha da donanımlı ve daha büyük bir öz güven duygusu ile İslami İran’ın güçlü dayanağı olmaya devam ediyor.